1 Mayıs 2014 Perşembe

Tam ne istiyorum bilmiyorum fakat,zaman zaman çöken,o farkındalık mı neyse artık,ondan kurtulmak istiyorum.Ne işe yarıyor ki hem bu?Nerden geldi bulaştı bu bana?

Buraya yazana kadar,aklımdaki şeyler uçup gidiyor.Ben buna alternatif birşey geliştirdim,daha doğrusu bu sorunun neden kaynaklandığını aşağı yukarı gördüm gibi.Şöyle ki:o müthiş gençlik heveslerimle,gençlik enerjimle,sonuna kadar zorladım ve sonunda birşeylerde o kadar iyi oldum ki,kıskandığım ne varsa,yapamadığım ne vardıysa,hepsini bir anda yapıverdim bu enerjinin etkisiyle.Belki de o kadar ileri gittim ki,bu gururla kendimi bile kaybettim.Artık nerede durmam gerektiğini bilemiyorum sanki.Yazarak da gelecek mi birşeyler geri,bilmiyorum.Ama en azından,yazarken aklıma birşeyler gelir,hatırlarım,onları yazdıkça kendimi bulurum biraz,eski benle yeni beni karşılaştırırım.Belki de taa çocukluktan beri gelen birşeydir.

Ama bu suit bana çok dar geliyor,nefes alamıyorum.Kendimi görmek istiyorum,kendime acımasızlık ettim maalesef.İnsanlarla gerçekten konuşamıyorum,bu yüzden,onların bir kopyasını tutuyorum kendimde.Herkesin yok,herkesin olmasına gerek de yok.Onları kendimce oluşturdum bu süre içerisinde,herhangi bir suret halinde değil.Sadece,iç sesin değişik varyasyonları şeklinde.Eğer yüz şeklinde olsalardı katlanamazdım onlara.Onlar,sanki farklılar.Yani,o içimdeki asıl ses kadar rahatsız edici değiller.Durmadan pohpohlama,ya da gerilettirme yapmıyorlar.Zaman zaman çağırıyorum onları,bazen uzun kalıyorlar.Onlar misafirimken,bir yerlerden,içimden bir yerden bir ses,bu hareketimi takdir ediyor ve tüm bunların sonunda kurtulacağımı söylüyor.Bu da şöyle hiçbirşey hissetmediğim,fakat dünyada olduğum bir kurtuluş.Belki dışarıya doğallık,mutluluk diye yansıyan davranışların olduğu,fakat bunların kesinlikle içerideki oluşumlarının incelenmediği bir dünya.Ben de varım bu dünyada,fakat bende hissetmiyorum ne hissettiğimi.Sadece mutlu gibiyim bayağı.Ama bunun bana bildirilmesi,yeni krizleri doğuracak gibime geliyor bazen.Çünkü yeniden,bir ağırlık gibi,gurur duymaya başlıyorum.Sarhoş oluyorum.Göremiyorum artık.Göremediğimi de göremiyorum sonra.

Bir arkadaşın dediğine göre,bana saygı duydukları,kırmak istemedikleri için böyle yapmış olabilirlermiş.Yani,bu şekil davranmış olabilirler dedi bana.Aklıma onların benle neden konuştuğu gelmiyormuş.Bende buna güveniyordum bazen,herkes benle konuşabilirim,istesem herkesle konuşabilirim.Peki saygı da nerden çıktı?Neden saygı duyuyorlarmış ki bana belki?Bu belli bir örnek uzayda belli bir zaman diliminde bir insanın başka bir insana katlanması zorunda olduğu durumundaki saygı mı?

Fakat bunu yazarken bile,sanki içimde birşeyler kıpırdıyor,yine onlar geliyor,saygı duydukları için ve buna karşılık veremediğim için özür diliyorum ve sempati duyuyorum,ama sonrası bir hiçlik.Böyle bir olayın normalde olma ihtimali yok.Normalde olma ihtimali de önemli nedense,benim için.Sanki normalde olmuş kadar bir gerçeklikte gerçekleşiyor sanki,gerçekliğin yerine geçmek istiyorlar bunlar.Acaba normalde olabileceği zamana kadar beklemeli miyim ki?Oha.O zaman çok uzun süre beklemem gerekecek,çünkü kimse bu şekil duygularından da emin olmamıştır zaten diye düşünüyorum,emin olsalar bile,cesaret,saygı,saçma sapan bir sürü şey,zaman mekan engel olacaktır diye düşünüyorum.Fakat,en başta zaten o kadar istenmiyordum sanki.Hatta tam olarak,düşman bile olmuş olabilirler bana.Bunun da beni bu kadar etkilememesi gerek aslında.Sonuçta düşmanım var bolca,fakat her nasılsa,sanki onları insan olarak kabul edemiyorum.

Önceden de bazı kişileri pek tabii olarak insani nitelikleriyle kabul edemezdim,bu saygısızlık anlamında değil.Garip bir manada ama açıklamak zahmetine girmek saçma.Ama daha yeni yeni,onlarla aramdaki bağların,daha doğrusu onların da birer insan olabileceğini aklıma getirdim yakın zaman önce.Fakat yine de,uzaktalar.Uzakta olmalarından dolayı da olabilir bu durum.Çünkü yüz yüze kesinlikle konuşamam bu tür şeyleri.Hele de umumi yerlerde kesinlikle olamazdı,zaten umumi yerler dışında başka türlü de karşılaşılamazdı.Benim için mümkün değildi.

Şu an içimden insan olduğumu hissediyorum,fakat yaşadığım bazı tecrübeler,sürekli o zor gelen hissi üzerime dayatmaya çalışıyor,birtakım şeyleri artık tecrübe ettiğimi,bu yüzden artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını söylüyor bana.Artık bunları,hafızamın bir kenarında bulundurmamı istiyor benden.Oysa ben hep böyle hissetmek istiyorum,bu şekilde istediğim kadar 2000 eloluk adamlar gelsin satranç oynarken,yenileyim onlara.Zevk alabilirim,birşeyler öğrenebilirim.Onlar da bir zamanlar 1200 dü falan filan,beni ilgilendirmiyor maalesef.Kimse benden birşey beklemiyor fakat,eğer gerçekten birşeylerin artık farkında olmak istemiyorlarsa,yaşadığımız olaylar ve uzmanlık alanlarımız belki çok farklı olabilse de,benim gibi değişik şeyler denemeyi deneyebilirler mesela.Konsantre olabilirler birşeylere.

Ama yine de,onu üzdüğüm için çok üzgünüm.Aralarında onu daha zayıf gördüm sanki,mecburen ona sardım.Bunu ona söyleyemedim bile,o kadar utanmazlığın arasında bunu ona söyleyemedim.Şimdi ise benimle kesinlikle konuşmuyor,yoksa o da mı birşey saklıyor?Zaman zaman,susup da birden konuşuyor,parlıyor ve çok şaşırtıcı şeyler söylüyordu bana,söyledikleri hoşuma mı giderdi bilmiyorum,ama sanki beklediğim ilgiyi göremedim onda da.Hep kendimi düşünüyorum sanırım,ama ben ona da kendini düşünme fırsatını vermiştim sanıyorum.Ama sonuçta onu tanımıyordum da pek,sadece uzaktan birkaç remarkable pozisyonla,ne kadar tanıyabilirsin ki insanları?Ses tonu çok hoştu,bir voiceover artisti olabilirdi aslında,ama yok,onun sesi öyle çok daha iyi sanki,bulunduğu yerde daha iyi.Garip bir şekilde hipnoz edici,çöl ortasında gelen bir yağmur gibi.Ohh,dilim kurumuştu,konuşmak zorunda kaldığım iyi oldu."İyiyim ben ya".Öyle bakışlar atma yalnız,zavallı görünüyorum.Kim?Ben?Hö.Senin yardımın yetmez ki be dostum,ama yine de teşekkürler,minnettarım sana.Pozisyonum da kötü zaten,açılamıyorum ileri.Piyadeleri geri çekin,atlılara yol verin!!Garson,masa getir ekstra,ya da yok sandalye,masa kadar uzun olsun,ayakları sığmasın.Haha.

Amma da bilemiyorum ne istediğimi.Kime karşı ki bu durum,neye karşı geliyoruz böyle?Ne mal mal bakıyorum böyle,çok sisli burası zaten.Gözlerim kızardı,gözlerim hep kızardı zaten bana,çok bilgisayara bakıyormuşum.

Off,yine başa dönmek istemiyorum ben.Yine aynı suiti takmak istemiyorum.O aşırı farkındalığı reddetmek istiyorum tamam mı?O saçma sesi de reddedeceğim,sadece bana yaşama gücü verenleri kabul edeceğim.Pragmatizm,bana yeter.Zaten aslında herşey pragmatizmdir ki.Beyinde başlar herşey,dersin bu insanla çok iyi anlaşıyorum,o zaman hadi go go.

Eskiden nasıl hissederdim ki acaba?OFF,sadece nerede durmam gerektiğini düşündürecek bir mentalite içinde,bir çaresizlik içinde değilim şu anda,en azından.Bu da birşey.Durmam gerektiğini hissetmiyorum yani,sadece memnunum,omuzlarımdan memnunum özellikle.Eskisine oranla daha az kaslı ama benim hissettiriyor en azından.Ama bomboşluk var böyle.Biraz yaşama sevinci var,eski günlerdeki gibi.Çok eski günleri hatırlayabilirim mesela eğer biraz zorlarsam.Ama gerek yok,zaten sevgi doluyum şu an etrafa.Şu an karşısında durduğum ekrana,sağdaki bardağa,üstteki pet şişeye.Kimsenin de olmasına gerek yok,onların kopyalarının bile.Kimsenin kopyasına ihtiyacım yok böyle zamanlarda.

Aslında onun bana kendisiyle ilgili birşeyler anlatmasını isterdim,çünkü çok fazla iyi gibiydi yani.Bu beni zorluyordu bi açıdan,kötüleyemiyordum.En ufak hareketlerde,en çılgın hareketlerinde bile bir masumiyet vardı sanki,herşeyi konuşabilir gibi,ama bir o kadar da herşeyi konuşamaz gibi.Ama hiperoktif bağlantılar üzerinde yaşanan birçok şey gibi,onunla ilişkilerimiz de garip oldu gerçekten.Benim ne yapmak istediğimi,ne istediğimi anlayamadı.Bende kafamdaki şadowlardan dolayı anlatamadım.Ne olurdu vazgeçseydim şu şadowlardan?Ne hissettiyse hissetti,o artık iyi olmayabilirdi eskisi kadar.Neden böylesine zorladım ki..Ama içimdeki ses,sanki birkaç yerde onun da hakettiğini söylüyordu gibi.Çünkü o da saklanıyormuş şadowların arkasına.Öyle diyor,ben demiyorum.Sen nerden bilirsin ki diyorum,bilirim ben diyor.Ben de en son onun gerçekliğinden vazgeçtim işte,bir anda vazgeçtim gitti.Ama intikamını çok kötü aldı,hakettim bunu zaten.Sanki beni anlamış gibi hissettim bir an.Ama son lafı öylesine dokundu ki..Çok zalimceydi sanki.Bu laf yüzünden hasta oldum,uyuyamadım.Bir anda oluverdi,hiç anlayamadım.Ama sonra,kullandığım kelimeyi farkedince haklı olduğunu hissettim.Ne yapmalıyım,ne hissetmeliyim hiç bilmiyorum.Ama artık ona kesinlikle zarar vermeyeceğim,hiçbir açıdan.Olur da yolda görürsem yolu değiştireceğim.Bir yerde karşılaşırsak artık bilemem.Ama yine de,bu anlamsızlığı kavrayamadım yani.Nasıl anlamsızca davranmışım böyle..Onda da suç yok muydu acaba biraz?Pek anlamıyordu beni,açık uçlu şeyler veriyordum kendimce,ama hiç oralı olmuyordu,asıl kapalı kutu olan,bağnaz olan ve yeniliklere kapalı olan belki de oydu.Ama bundan sonra o ve onun ilişkilerine karışmıyorum,ondan öğrenir gibi olduğum yarım bıraktığım şeyleri de reddediyorum.Sadece salt aklıma ve gözlemime güveneceğim artık.Fakat böyle de,iyi motive olmak gerekiyor,yoksa yok olabiliyorsun yine.Her neyse,yatacam artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder