Nerde o kaldı o birtakım yanlış anlaşılmalar,nerede kaldılar şimdi ve ayrıca gerçekten ne işe yaradılar ki? Sadece geldiler ve gittiler,bense şimdi kendimce doğru olani bulmak için tekrar tekrar silip silip duruyorum,sanki çok farkedermis gibi,farketmez mi ki? Belki de aslinda gizliden gizliye sürekli ayni şekilde hissetmekten sikiliyorum fakat,bu niye benden böyle gizleniyor ki? Zaten yeterince dislandim,kendi içimde bile dislaniyorum. Hatta direk olarak dislanmasa bile,aslinda onlarin disladigi şekilde dislaniyorum,bu kapi acikti senin için ama sen giremedin diyorlar bana. O zaman ne kaybettim ki ben? Bastan kaybetmeye odakliymisim demek ki,o yüzden sorun yok. Ya da kaybetme ideasini sürekli akilda tutturan şey,aslinda beynimizin idle halde calisirkenki hissi mi? Yani biliyor muyuz aslinda kaybetmeye odakli oldugumuzu? Yani beynimizin bosken ki hali,aslinda kaybetmeye odakli oldugumuz ideasini mi yansitir? O zamanda böyle idle calisirken bile dislanmistim,ya da bilmiyorum belki de hiçbir zaman idle calismamisti beynim. Ama zaten hep dislanmistim,daha üst bir idle haliyle mi bekliyorlardi ki insanlar beni? Her halukarda,bir manada benim birtakim hayallerimi gerceklestirip gelecekte bir checkpoint yaratabilmek kadar ihtiyacim vardi onlara,ama ben gerçekten böyle dusunmemistim,ben çok daha ictendim kendime gore. Mesela,daha onceki kayiplarda baya bir sizlanmistim fakat,ne kadar da sizlanirsam da,zaten zevkimi de almistim asagi yukari,vicdanimi rahatlatmak gibi olmasin da,yukari seviyelerde zaten bayagi bir zorlanabilirdim ve kafamdaki rahatligi bozabilirdi biraz. Benim asil istedigim daha çok komuniteydi,komunitenin ilgisini cekebilmekti,hem o kucucuk komunite,hem de içinde bulundugum koca dunyanin komunitesi. Hem de kendi İçimdeki komunitenin komunitesi. Öyle garip şeyler işte.
Ama içimden cikamiyorum artik o firtinalarin. Her tarafimi sardilar,fakat yine de baskalarinin cikip cikamadigi umrumda degil,hem de hiç. Ne bagimiz vardi ki gercekten? Belki olabilirdi ama olmadi işte,ya da olmasa bile olduğunu farzedebilirdim fakat bunun için hiç ugrasamam. Zaten,eskiden çok ugrasmistim bunun için,o yüzden yakin zamandaki için ugrasamadim cunku enerjim yoktu artik bunun için.
Firtinalarin arasindan bazen oynadigim oyunlari bozan öyle dalgalar esiyor ki,çok dusunduruyor beni. Ama hep ev yolunda dusunduruyor,başka yerde değil,hep böyle kaliyor bir yerlerde. Hala içimde idle olan bir yer kalmis midir ki? Neden oraya siginmaliyim ki zaten? Şu anda kötü bir şekilde miyim? Şu anda baya bir ofkeliyim ve sürekli negatif dusunceler geciyor aklimdan herkes ve herseyle ilgili. Ne istedigimi tabii ki bilemiyorum,ama buranin,bu yerlerin lanetlenmisligi ve insanlarin gereksizce sanki orayi gorunce dünya daha iyi bir yer haline gelecekmis gibi birşeyleri gormek istemesi,ve gordurmek istemesi herkesi de oldukça sinirlendiriyor beni. Ben de reddedecegim bu durumu,gerçekten hiç ugrasabilecek durumda değilim,ugrasabilecek hicbirseyde değilim. Kelime oyunlarina da gelmiyorum artik,bunun zekilikle alakasi yok,bu resmen modern kolelik. Hmm. Galiba bu yeni taktigim sari isik ofkelendiriyor beni,ya da bilmiyorum artik. Roman okumalisin diyorlar hep insanlar,gecermis boylece. Ben bu insandan ne istedim ki aslinda bu bana böyle bir cevap verdi bir anda? Ondan çok canimin sikildigini ve intihar egilimlerimin olduğunu,ve oldurulmek istedigimi fakat bunun için de insanlarin gercekten aci cekip cekmediginin,daha doğrusu bunlarin hepsinin bir oyun olup olmadiginin kanitini sunan birşey Önüme sunarlarsa,kendimi vicdanim rahat olarak Öldürtebilecegimi soyledim. O da bana roman okumami tavsiye etti. Garip,ben niye böyle bir şey soyledim ki ona? Kimseye soylememek gerekirdi bu tür seyleri,siddeti kendi icime gommem gerekirdi ya da asiri bir halde ortaya cikarmam gerekirdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder