1 Mayıs 2014 Perşembe

Yapacak yeni şeyler bulmam gerekiyor ciddi manada.Ama içimde yine kritisizm dalgalanmaları geliyor bazen,ulan hep birşey yap hep birşey yap,birşey yapmak bu kadar önemliyse hayat aslında sanıldığı kadar önemli değildir diyorum.
//
21/12/2014'den edit:
VİRÜS ALERT!! 
Birşey yapmak zorunda olduğumu hissetmişim.Ve evet böyle hissettiğimi de hatırlıyorum.Nasıl ve nerden girmişti bu düşünce kafama hatırlamıyorum.Ama bir anda da olmamıştı zamanla yerleşivermişti,insan kendisi gibi hiç çabalamayan insanlar görünce çabalayası gelmiyor bence ondan.Ama bu da bence saçmalık.Ne istersen onu yap,başkasının çabası seni ne ilgilendiriyor ki?İsterse sevgilin olsun,sevdiğin olsun.
//

Buna boşvermişlik diyorum,ama aslında bu ciddi anlamda bir bilinçsizlik,belki bendeki garip iticiliğin merkezindeki şey.İçimdeki kontrol edilebilen,fakat kontrol edilebildiği farkedilemeyen şeylerin,başka bir mekanizmaya,sürekli,alışılmış bir mekanizmaya yapması için devredilişi gibi.Birşey yapmama eylemi diye tanımlı birşey var içimde,ama aslında bu da o kadar saf birşey değil,kendi içimde yer yer,ayırmışım eylemleri,iyi kötü diye.Genelde öfkelendiğim zaman yapıyorum bunları,öfkelenmemden önce,genelde bir hafife alma oluyor ister istemez birşeyleri.Bu hafife alma başarılı olamayınca öfkelenmeye girişiyorum.Fakat ilginç olan şu ki,hiç dikkat etmiyorum asıl önemli olan şeye,görmeye.Kendi mutluluğuma da dikkat etmiyorum,fakat o yaşlarda kim dikkat edebiliyor ki?

Her neyse,ettik birtakım hatalar,ama zamanla aşacağım bunları.Artık eskisi gibi rekabet yaratmıyorum kendimi boşlukta hissettiğim zaman,kendimi aşağılık görmüyorum kimseden.Fakat,önceden öyle gördüğüm kimselere nasıl davranacağımı bilemiyorum şu zamandan sonra.Unutmak?Onları hiç tanımamış gibi davranmak istiyorum ama,o zaman da onlarla konuşmanın ne anlamı kalır ki?En iyisi hiç konuşmamak aslında.Ama ister istemez onları gördüğümde ya da konuşmak zorunda kaldığımda,onları eskiden gördüğüm,tanıdığım fakat bir kere bile konuşmadığım hallerine göre davranıyorum.Mantıklı olmasına göre davranıyorum fakat,aslında ben onların mantıklı olması ya da mantıksız olmasından etkilenmemişim ki pek,kültürel bir takım şeylerinden etkilenmişim.Anadolu ya gelen Türklerin ilk olarak Arapların dilinden ve edebiyatından etkilenmesi gibi bir durum söz konusu.Ama benim onlara kendimi gösterecek yüzüm yok,çünkü öyle birşey yok,ya da fazla bilinçsizce yapıldığı için,göremiyorum ben bile,göremiyordum.Şimdi bile göremiyorum,ihtiyaç hissetmiyorum.Bunları görmek,sadeleştirmek,insanlarla konuşulabilir hale getirmek,oldukça zor bir iş aslında.Bunun için,komik birşey düşünmüştüm aslında.Tüm insanları sadeleştirecek,sadece ne hissettiğine dayalı olan bir otobiyografi ideası.Ama olmadı o da,bazı eksiklikler oluyor onda da.Belki de onlar da benden etkilenmişlerdir,belki de ondan dolayı saygı gibi birşey hissetmişlerdir.Fakat onların ki biraz daha nefrete,iğretiye dayalı bir saygı sanırım.Bundan dolayı da yaptığım ve yapacağım şeylerden ötürü birşeyler iddia edebilirler,ya da nefret etmeye meyilli olabilirler,kritisizm yapmaya meyilli olabilirler.Ama ben böyle bir insan değilim,barışcıl olmak istiyorum bu konuda.Onların da bilinçsiz olduğu bazı konular var,öğretmek istemedikleri kendilerine sakladıkları şeyler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder