9 Mayıs 2014 Cuma

Zaman

Bu tür şeylerin artık bence çok fazla zaman aldığını farkettim,kendime zaman kalmıyor artık.Kafamı toparlayıp biraz da geleceğimi düşünmem lazım,tabi sürekli anılar gözümün önüne gelmese.Aslında hiçbirşey gelmese,ama bilmiyorum o zaman ne yapardım ki.Yazdıkça yazmayasım geliyor bazen,yani bu hislerim benimle oyun mu oynuyor ki?Ben sadece biraz tavern görmek istemiştim.Çünkü en son tavern gördüğümde,brillde vardı bir tane,ufacık,kekremiş birtakım kokular(????) olan,

olmasa bile olabilmesini çağrıştıran ve üst katta serin,karanlık ve loş yatakları olan ve yanıbaşında tam da bu imajı bozan bir hıyar undead bulunan ranza,ve alt katta yolun ortasına konmuş bir ateş,
ve sağında solunda gerizekalı undeadler.Çok kibar bir ortam değil mi?I m not amuused,I dont care.What is it now?Are you inseeeynnnnhhh?Hele o girişindeki u borusu,ya da her ne boksa?Alt katta da bir tane dwarf amca vardı,onu da unutmayalım.Sonra bir de,oraya gelmeden taa geride terzi amca vardı,yazık,yapayalnız kalmış orada.Hatta ona çırak olmuştum bir süre,orospu çocuğu hiç bir bok öğretemedi de,elime verdi dikiş ipliğini kovdu,it herif.Gebersin pezevenk!Sonra daha aşağıda,undercity nin içlerinde garip garip yerler,asansörler filan.Abominationlar var,sinirliler.Sonra öğretmenler var,gidiyorsun sana ders veriyor,güzel güzel anlatıyorlar.Ama ağzı yüzü yamuk,undead sonuçta ne olacak.Eh,köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyecez.Sonra voidwalkerın olduğu yerler filan var,warlock summonerlar var.Warlock summoner değil,minion summoner.Her ne boksa.Az mı çürüttük o yolları,gide gele.Shadow bolt training,rank 3.Yess! Öğret bana,undead bey,undead abi.Sonra bir de yarasalar vardı,uçmak için kullandığımız.Garip garip şeyler,o nasıl birşey ya öyle.Bu ortam bile bana biraz sanki o egzotizmi hatırlatıyor,ama burası benim yerim,uzak dursun buradan herşey.Sonra,cockroach vendor var oralarda bir yerde,yazık,merdiven altına ilişmiş.Bir tane alalım da sevinsin,böyle deyince bu adamı da mendil satan teyzelere benzettim.İlginç.Sonra ortada auction house var,pardon bankaydı dimi orası.Mushroom vendor var ileride.Sonra onun taa ilerisinde,sepulcher var.Oralarda çok egzotik yerler,yerlerdi.Şimdi bok ettiler orayı da biraz,yenilemek uğruna çürüttüler.Worgler filan var,gnoller var.Çok sinir olurum gnollere,çok içli yaratıklar,içten geliyor sanki haykırışları.Sonra biraz daha ileride,sepulcher de garip garip insanlar,undeadcikler var.Not so bad!Evet hatırladım onu da.Sonra wind rider da ne güzel uçuyordu öyle,küfür ediyordum düzgün bir istikamet izlemiyor diye ama,olsun o da öyle bir hayat tutmuş kendine.Hem biz de gezmiş oluyorduk öyle.Kaç dakika kaldı,2 dakika.OFF!Koduğumun hantal yarasası.Sonra eye of killrog vardı.Garip yeşil şey.Sonra,sepulcher in tam doğusunda,gnollerin kalesi vardı,orada az mı oyalandım saçma sapan.20 levela kadar orda kalmışım herhalde.Sonra,biraz daha ilerde,Tarren mill vardı.Yetiler vardı,humanlar vardı,ateşler,yağmurlar.Ama eski tarren milli hatırlamıyorum,şimdi herşey değişmiş.Daha güzel olmuş nitekim.Aslında sepulcher de güzel olmuş,açılmış biraz ortalık ama gnollerin olduğu yerin kaldırılması hoşuma gitmedi pek,gnolleri sevmezdim pek ama,olsun yani orada az mı öldüm ben?Sonra tarren millde,pek ilgi çekici yer yoktu aslında ama müziğini seviyordum oranın.Sonra arathi highlands vardı oralar güzeldi,ama en güzel yerler,stranglethorn vale ve dustwallow marshtı.Stranglethorn da çok fazla alliance öldürmüştüm.Sürekli saldırıyorlardı,yeşillerimi görüp üzerime atlıyorlardı.O druidi hatırlıyorum mesela,it herif.Sanki kesebilecekmiş gibi geldi saldırdı.Başka neyi hatırlıyorum?Felwood zamanlarını hatırlıyorum.Orada da bayağı bir zaman geçirmiştim.Ha,dustwallow marshı atlamışım.Oralar da güzeldi,timsahlar filan.Ama oranın asıl güzelliği biraz daha demonic bir ortam olmasıydı,karanlık.Ondan sonra outlandse kaydık zaten yavaşca.Haa,bir keresinde karazhan ın bulunduğu haritanın üzerinden geçmek zorunda kalmıştım 36 levelken,bir kartal tarafından öldürülmüştüm.2-3 vuruşta bir dazed oluyordum,kesmemesi ilginç olurdu.Sonra bir de,badlands var hatırladığım,ama orada o kadar kalmamıştım.Hellfire ve nagrandı hatırlıyorum.Northrend de,en iyi borean tundra da kasmıştım,sonra dragonblighta geçtim,dragonblight çok hoştu,cidden.Ama orası da erkenden sıktı.Gundrak mıydı,zuldrak mıydı ney,oralar güzeldi.Ama fury warrior la iken güzeldi,elimdeki 2 tane two handedla her vurduğum parry!dodge! olsa bile güzeldi.Çünkü karşımdakiler de trolldü,warriordular,iyi anlaşıyorduk.Sholazar basinde de aklımda pek birşey kalmamış.Howling fjord da da warriorumla kasmıştım oralar da güzeldi.Çok eğlenceli zamanlardı hakikatten.Warriorlara karşı tek warrior.Arms çok saçmaydı zaten,başından beri hiç sevmemiştim.Bi tek pvp de işe yarar.Bir de searing gorge da güzeldi,oralarda prot kasıyordum ve arms.Overpower filan vuruyordum sağa sola.He nerdeydim,howling fjord.Müzüğü de güzeldi oraların.Flütlü bir şeydi.Sonra geldik,sıra en şatafatlı yere,Icecrown!Oralar da çok çekici yerlerdi aslında başta,ama hatırlamıyorum ne yazık ki.Bir tek dalarandayken yanlışlıkla argent tournamenta gitmiştim uçarak.Savaşlar hoş ve eğlenceli görünüyordu.Sanki oradaki npc ler,gerçek playermış gibi gelmişti bir an bana,çok sevinmiştim.Hızlı hızlı koşuyorlar,birbirlerine çarpıp tekrar geri geliyorlar,cenk ediyorlardı.Ama uzun sürmedi,geri döndüm.Sonra level kasarak oraya geri döndüm,fakat ilk önce cold weather flying filan öğrendim,amma saçma şeyler.Soğuk havada uçmayı bilmem gerekiyormuş da falan.Crusaderlar için falan savaşıyorduk ama ben bunların hiçbirini hatırlamıyorum,çok daha alakasız bir yerleri hatırlıyorum mesela the new hearthgalen.Oralar daha hoştu,bir ada bölgesiydi.Kuş uçurma deyimi buradan gelmişti ailedeki.Yine mi kuş uçuruyorsun ulan?He.İyi.Daha birşey hatırlamıyorum.

Cataclysm e geçersek,vashjire ilk geldiğim zamanları anımsıyorum.O mahşeri kalabalığı filan.Ama şimdi o kadar da çekici gelmiyor sanki,hem de o kadar yaşanan şeye rağmen.Uldum biraz daha çekici geliyor hatıra olarak.Çünkü o zaman,10.sınıf vardı ve romantik elektrik sobası vardı,o kadar romantikti ki ve alevliydi ki,sevgimi belli edip sarılamıyordum,sıcaktı.Ama ışığı yetiyordu sanki,o da bunu birazcık olsun da anlamış olacak ki,birazcık aşağı eğilmişti,oysa sadece kırılmak üzereydi.Ondan sonra da onu yolladık zaten,kırdık hatta.Hurdaya gitti,ama hangi hurdacıya verildiğini bilmiyorum,babam kim bilir hangisine vermiştir.Oysa o gün ne güzel bir gündü.Sıcak çikolatamı içiyordum galiba,ondan sonra da sıcacık yatağıma yollanıyordum ki,sabah olmuştu neredeyse,okul vardı.Okula yollanıyordum ve yağmur yağıyordu.Çok uykulu değildim muhtemelen,fakat yine de gittiğim için buruktu biraz içim.Sonra okula gidince,okulun bomboş olduğunu gördüm.Sahiden,neden bomboştu ki okul o gün?Görünürde hiçbir sebep yoktu böyle olması için,ama bomboştu işte.Sonra eve yollandık,sevindim eve yollandığım için.Uldumdan devam edebilirdim kaldığım yerden.Piramitler!yey!Grim Batolu hatırlıyorum bir de,sağdan soldan alev fışkırması,bana denizin dalgalanması gibi geliyor,o derece rahatlatıyordu beni sanki.Beni en çok etkileyen,ateşin kenarlardan püskürmesi.üüü(burada modern tv kültürüne bir gönderme yapılmıştır-GIVE THIS MAN 1 MONTH SUBSCRİPTİON!).Hmm,geriye pek birşey kalmadı herhalde?Birtek,arkadaşlarımla geçen anılarım kaldı.Mesela icc maceraları,bastion of twillight maceraları.ICC çok zevkliydi bir kere onu inkar edemem.Tabi,demonology speci daha zevkliydi benim için.Her çarşamba günü,raidlock resetlendiği anda hemen raide koyulurdum,giremezsem bir inatla kendim yola koyulurdum ama kendim o kadar başarılı olamazdım herhalde.Ama sanki,bir aptallık vardı bu durumda bile.Gerizekalılık.Bazen bu durumları yaşadığım için kendimi gerizekalı hissediyorum.Oysa ne kadar değişik geliyordu,insanların dalaranın archmage antonidas heykelinin altında görüşmeye çağırılması.Oldukça garip ve komikti aslında.Gidiyorsun,adam şöyle bir bakıyor,üstüne başına.Atından da hiç inmiyor.Bu tür adamların endamından hep hoşlanmışımdır.Zaten bu tür adamların genelde hepsinde birer tane heroic itemi oluyordu.Sonra bende bunları kıskanıp bir tane argent kısrağı almıştım,bundan sonra ben de ata binip orada öylece durup endamlı endamlı bekleyecektim.Sanki bok varmış gibi.Ama utgarde keep çok güzeldi,ateşli bir ortam.Orada çok zamanım geçti diğer karakterlerimle.Argent demişken,argent crusade dailyleri çok güzeldi,ya da bana öyle geliyordu.Taa ebesinin nikahına gönderirdi bazen ama,iyi olurdu,northrendi şöyle bir turlamış olurduk.Bir tanesinde,kurbağayı öperdik,prenses olurdu.Prenses mi?Hahahah.Acayip şeyler.Ama komik değil aslında.Hatta sıkılıyorum şimdi bunları anlatırken.Ama bunların komik olduğunu kabul etmek zorundaydım,kaçmak için.İşe yaradı mı?Evet çoğu zaman yaradı.Kurtuldum.Yaşamaktan kurtuldum.Bir de yaşayacak mıydım?Pehh.Zaman kaybı olarak da değerlendirmiyorum hayır.Zaman kaybından kasıt da nedir ki hem aslında?Ne kasdediliyor burada?



Bunun dışında sosyal hayatım da fena değildi,benim sevdiğim insanlar beni sevmediler,belki alay ettiler benimle,bunu bilemem.Ya da sevseler bile bu sevişlerini ben sevmedim,ya da o kadar sevmediler.Üzüldüm,o kadar üzüldüm ki kendimi öldürüyordum istemeden.Ne olduğunu anladığımda ise çok geç olmuştu,galiba ölecektim.Şoka girdim,gerçekten yok olmaya başladığımı hissediyordum artık,nefesim kesiliyordu ve ben nefes almayı istemedikçe ve denemedikçe nefes almıyordum,yaşamak istiyorsam kendimi nefes almaya zorlamalıydım,omurilikteki bir refleks sonucu olmamalıydı(nefes almak bir reflekstir).Sanırım omurilik felç olmuştu bir an,zaten yatakta yatıyordum,kaslarım garipti.Acayip birşekilde kasılıyorlardı,yataktan kalkamıyordum,bu çok zordu,sanırım yine omurilikle ilgili birşeydi,istemiyordum da sanırım kalkıp ne yapacaktım?Genel olarak hiçbirşey istemiyordum;müzik dinlemek,kitap okumak,yürümek.Şu ilginç histen kurtulmak istiyordum.Böyle hissetmek istemiyordum.Fakat nefes almadığım için de ölmek istemiyordum.Bu yüzden epey çaba sarfettim,hızlı hızlı nefes aldım bir süre kurtulmak için bu histen.Fakat nefes almayı bıraktıktan sonra yine sessizlik.Tekrar hava girmiyordu ciğerlerime ben istemediğim sürece.Böyle ölmek kötü olurdu.Ben de tekrar tekrar yaptım ta ki bundan kurtulana kadar.Fakat böyle kötü hissettiğim için mi istemsiz nefes alamıyordum bilmiyorum.Fakat birşeye çok üzülmüştüm.Bu beni kötü hissettirmişti.Pek birşey düşünemedim zaten,hızlı hızlı nefes alıp bırakıyordum,sonra bayılır gibi oluyordum.Fakat bu süre zarfında hiç nefes almıyordum.Sonra tekrar kendime geliyordum,korkuyla tekrar nefes almaya başlıyordum.Çünkü belli süre nefes almadığım için nefes nefese kalıyordum.Böyle epey bir devam etti sonra gerisini hatırlamıyorum sabah olmuş.Demek ki omurilik düzene girmişti,ya da belki en başından beri ben mi öyle sanmıştım bilmiyorum.Fakat o anda bütün bilgiler güvenilmezdi,omurilik bozulabilirdi,biyoloji saçmaydı,bütün bilgiler saçmaydı belki de.Belki akciğerlerim nefesi alıyordu ama ben akciğerlerimi hissetmiyordum,ben akciğerlerim değildim.Benim bildiğim şey nefes almazsam ölebileceğimdi.Neden nefes almadığım sorusu orada önemli değildi,ya da durduk yere nefes almadığı için ölen insan olmadığı bilgisi önemli değildi.Ben durduk yere nefes alamıyordum istemsiz nefes alma devre dışı olmuştu.Var mıydı böyle birşey?Belki nefes almamama o kadar takmayıp kendimi rahat bıraksaydım bir süre sonra oksijen yetersizliğinden bayılıp beyin ölümünden önceki 3 dakikalık evreye girebilirdim,fakat en basiti nefes almaktı.Garantiydi.Nefes alarak ölen bir insan olmadığına göre nefes almak for windi.Ben de nefes aldım.Zaten düşünemiyordum doğru düzgün en çok sevdiğim şeyleri bile sevmemeye başlamıştım.Kompleks düşünür isem yanlış karar verebilirdim panik yapabilirdim.Ben de sadece nefes aldım.Öyle bir fenalık gibi birşey geçiriyordum işte,panik atak türünden birşey olabileceğini düşünüyorum bunun.Ama artık geçti önemli değil.

Sevilmediğimi ya da yeterince sevilmediğimi anladıktan sonraki yaşadıklarımı pek önemli görmüyorum,o yüzden yazmıyorum.Hem saçmaydı tüm bunlar,sevmiyorlarsa onların sorunuydu benim değil.Buna üzülmek saçmaydı.Sadece onları sevmemiştim,ortam da sevmiştim ben.Sanatsal bir yerdi bence orası,yani büyük bir zamanımı geçirdiğim yerden bahsediyorum.

[(Buraları önceki bir ben yazmıştı,fakat çok güzel birşeyler olduğu için silmek istemedim :))sonra öyle kaldım onlar gidince bir süre daha sonra vazgeçtim.Ecevit moduna geçtim.Uçaksavar oldum,yeri geldi tanksavar oldum.Penceredeki ayaklara savaş açtım,geçmesinlerdi buradan.Max payne cilik oynadım,oradaki kolonun arkasına geçip saçma sapan hareketler yaptım,oha ne salak bir insanım ben.Ama yine de bazen seviyorum bu salaklığımı.Ama oranın karanlığında bile,sadece kendimin bildiği,kendi kendime sakladığım bir güzellik vardı,bunu onlara niye mal edeyim mi?Onlarla niye paylaşayım?O zamandaki hissettiklerimi,çok eskideki hissetiklerimle kıyaslayabiliyordum.Ama pek hatırlamıyorum bu 10.sınıf anılarını.Yeterince derinleşemiyorum,oysa en çok kayıp zamanım orada oldu.Hatırlayamıyorum oradakileri,ve en amatör hallerimdi o zamanlar.Mesela hiçbir şey düzenli değildi o zaman,herşey saçılmıştı ve bir kaos vardı.Ben de yoktum galiba,o kayıptan sonra yok olmuştum galiba,zaten gülümsemeler de yok olmuştu,geriye ben kalmıştı,onu da kapatmıştım ben herhalde,ya da devretmiştim.Beni daha içteki bene devretmiştim.İçimsiz bir ben,ya da çok içimli bir ben.Bunları da nereden öğrendim ben,bilmiyorum.Fakat,biraz arabesk bir hava vardı sanki.Bunun aşağı yukarı arkadaş çevremden kaynaklandığını hissediyorum.Ama olsun,başka çarem yok gibiydi.Aslında vardı,ama o zamanlar ben olmadığı için.Var mıydı yoksa?Vardı da göremedik mi?Vardı da kullanmadık mı?Sadece boşboş dolandık arka sıralarda,top filan oynadık,ama beyzbol topuyla.Off,utanç verici.Ama o kadar da utanç verici değil.Bu utanç vericilik genel olarak hayattan bezginliğimi kanıtlıyor aslında.Kendimi komple karantinaya almam gerekirdi aslında.Ama insan düşünemiyor ki,daha doğrusu,hep en iyisini istiyor.Karantinaya almak da bir çözüm mü ki ayrıca?Genç insanlarız sonuçta,bu duruma o zamandan düşebilirdim eğer böyle yapsaydım,ve yabancı bir ortamda boğulabilirdim de.Ama birşey olmadı işte,şimdiye kadar geldik.Ve o kalorifer peteği de hala duruyor orada bir yerlerde yerinde.Garip.Onca şey gördü yaşadı,onca kıç dayandı üstüne.Garip duygular gördü üzerinde,cesaretler gördü.Minimalizm.Ama o zamanki hislerimi hiç unutamam sanıyorum,bunun onların beni sapa sağlam çevirmiş olmasında payı var.Sadece kendim olsaydım belki bu kadar etkilemezdi,fakat işte ego.Her neyse,o kadar da önemli değildi o sene.Çoğu zaman hareketsiz geçmişti.Fakat bazen D. ve diğer D. çok eğlendirebilecek şeyler yapıyorlardı,deniyorlardı.Genel olarak birşey yapmasalar da bu arkadaşlarımdan çok hoşnuttum,her ne kadar bazen değiştirmeye çalışsalar da beni genel olarak sınıfımdaki herkesten çok hoşnuttum ve epey seviyordum çevremdeki bu insanları o zamanlar.Hepsinin ayrı ayrı eğlenceli yanları vardı yani,her birinin.Keşke her zaman bu şekilde olabilseydik.Arkadaşlarımın en çok bu zamanlardaki hallerini sevmiştim,çok doğallardı o zamanlar ne bileyim.Daha sonraları eskiye dayanarak birşeyler hissetmeye çalıştım fakat yapamadım,artık eskide yaşamıyorduk,2 sene öncesinde yaşamıyorduk,belki de çocuk değildik eskisi gibi.Eskiden olsa ağlayabilirdim garip kaçmazdı belki,karakterime çok zıt birşey olmazdı gibi geliyordu bana,zaten ağlamasam da dışarı vuruşum ağlıyordu,yine birşekilde tatmin oluyordum.Herneyse,iki sene sonrasındaki durumlarda ise,konuşacak takatim de yoktu eskisi gibi.Hiç kimse beni hatırlamıyor muydu,ya da sevmemiş miydi beni?Bilmiyorum.Şu anda bu 2 sene sonrasındaki durumu da hatırlamıyorum.Fakat epey değişmişti birşeyler.Suçlayamazdım ki.Ben kendimi dışarı vurmadığımı,vuramadığımı düşünüyordum,ve hatta gerçekten öyleydi de bu yüzden suçlayamazdım ve mızmızlanamazdım ilgi isteyemezdim.Kendimi aptal hissediyorum.Ama bu arkadaşlar da o zamana göre değişmişlerdi yani,nasıl bir anda yapabilirdim ki bunu?Eski zamanları hatırlamayı kimse sevmezdi bence,bu yüzden denemedim bunu.Bundan başka da birşey gelmiyordu aklıma.Bu yüzden olmadı öyle buzlar kaldı aramızda.En azından benim tarafımda öyle.Çünkü bu arkadaşlarımın benim hakkımda ne düşündüğünü ne hissettiğini pek bilmiyorum,yeterince bilmiyorum.Tek tek,bireysel olarak da bunu onlarla bireysel yakınlaşarak da yapamadım,önceden olsa yapardım.Ben de farklıydım artık,aslında değildim de kendimi öyle olduğuma inandırmıştım.Neyden farklı?Öncekinden?Önceleri ne istiyordum da şimdi istemiyordum?Her ne kadar sevmiş olduysam da bazı arkadaşlarımı öncelikle bunu sormalıydım kendi kendimi düzeltmeliydim.Mutlu değildim öncelikle.Önceden nasıl mutluydum ki?Önceden hiç korkmuyordum cinsiyet falan filan hiç umrumda değildi bana ilgi duyulduğu zaman aynı şekilde karşılık gösterebilirdim.Çünkü o zamanlar seviliyordum da,ailem her ne kadar abim hakkında sürekli kötüleme yapsa da onu bile seviyordu sevdiğini hissettiriyordu ona.Kötülemeyle seviyorlardı.Bu ona benim böyle anlattığım gibi iyi hissettirmemiştir muhtemelen,ama bana masumca geliyor tabi.Çünkü ben abim değilim,abim kötüleniyordu.Ama abim yine de bana iyi davranıyordu,hep iyi davranmıştı gerçi ama mutlu olduğu belliydi hayatında.Kız arkadaşı da vardı ve son derece zararsız bir ilişkiydi aralarındaki,yani benim gördüğüm kadarıyla.Fazlalıklar olduğu zaman herhalde aralarında anlaşırlardı.Gerçi benim bu mutluluktan mutlu olmam garip şey ama,kız arkadaşını ben de tanıyordum,ben de çok sevmiştim bu arkadaşını.Kardeşi de vardı ve kedisi de vardı,zaman zaman gelirlerdi,hayatımıza bir renk gelmişti sanki.İlgi duyula duyula,ilgiye duyarlanmıştım,ilgi duymayı da öğrenmiştim bir şekilde ya da ilgiye karşılık vermeyi.

Üstelik sanat da vardı,3.kat oldukça sanatsal bir biçimde döşenmişti,abimin bu zevki çok hoştu ve spot ışıklandırmaları ve bunların sarı olması da ayrı hoştu.Canım sıkıldığında iniyordum,konuşabiliyordum kız arkadaşıyla veya kediyle oynuyordum.

Uzun lafın kısası,böyle bir geçmişin eşliğinde,böyle bir geçmişten fazla bir zaman geçmeden bu arkadaşlarımı tanımıştım.Çok sevmiştim onları o zamanlar.Fakat kendimi sevmeyi bir türlü öğrenemedim,kendimin tam ne istediğini öğrenmeyi bir türlü öğrenemedim.Hep gizledim erteledim kendimi.Fakat bunca sevdiğim arkadaşlarımdan ayrılmayı istememiştim ben.Hepsini birden seviyordum,fakat artık sanırım daha bireysel bir çeşit sevgi istiyorlardı,bunu da ifade etmedim onlara hiç ama orta yerde ifade etmem de aşırı geliyordu bana,utanırdım ben.Belki de bunu ifade etmeye utandığım için böyle bir bahaneye sığındım.Ama sorarlardı birşeyler,niye,neden,nasıl?Bu zamana kadar neden birşey anlamadık?Anlatmadın?Yani sorabilirlerdi.Ben böyle istiyordum,böyle seviyordum ben.Onları sevdiğime inanmayabilirlerdi.Kısaca çok üstüme gelebilirlerdi.Üzebilirlerdi.Belki sevilmek istemiyorlardı,ehh ne yapılabilirdi ki savuşturmak gerekirdi belki de en azından böyle birşey yapabilirlerdi.Onların tercihi böyle birşey olabilirdi bu beni ilgilendirmezdi.Ben sadece,bunca yaşanılan şeyin ardından biraz hatırlanmak ve hatırlamak,hatırlatmak isterdim,tabi onlar böyle yapmak istemiyorlarsa kendi seçimleri olurdu.Yine en başta dediğim gibi,herşeye rağmen,eğer bunlar yaşanılsaydı bile ayrılmak istemezdim onlarla,ama görünüşe göre ayrılmak vardı sürekli,sürekli birşeyler birtakım insanlar ayrılıyorlardı.Üzücüydü ama birşey yapılamazdı herhalde.Ağlanılabilirdi,susmadan ağlanılabilirdi.Fakat en azından hatırlanarak ve hatırlayarak bu ayrılığın acısını biraz daha azaltacak birşeyler yaşamak isterdim bu arkadaşlarımla.Aslında söylediğimden daha farklı şeyler bu bahsettiğim,yani ne bileyim,10.sınıfta bir kere buluşmuştuk,aptal aptal gülümsemiştim sağa sola ama yine de çok eğlenmiştim bu arkadaşlarımla,zaten ben böyle eğleniyordum yani genel olarak sevdiğim arkadaşlarımla bir yerden bir yere yürümek bile zevkli olabiliyordu yeri gelince.Öyle maceralar yaşayabilirdik belki ama onlar zevk almayabilirdi bu maceralardan.Onlar zevk almayacaksa tutamazdım ya onları,nasıl yaşıyorlarsa yaşamak istiyorlarsa öyle yaşarlar.Keşke böyle ayrılıklar olmasa hayatta.Ayrılıkların sadece tarafların biri istediği zaman olması şeklinde düzenlense hayat.Bu gerçekten cennet gibi birşey olurdu benim için en azından.Yani o zamanki hayatımdan epey hoşnuttum.Kalabalık bu yaşam stilini seviyordum.Bu kalabalıktan mutlu oluyordum,önceden beri tanıdığım,sevdiğim bu insanlarla beraberdim işte daha ne olsun.O zamanlar,onlar tarafından bazı sevgi gösterileri olarak değerlendirdiğim bazı davranışları birbirlerine yapmaları benim zoruma gidiyordu.Ne bileyim,ben buraya komple yabancıydım,yani onlar birbirlerini muhtemelen daha uzun süredir tanıyorlardı,birbirlerini daha çok seviyorlardı fakat ben öyle değildim,ben çok yeniydim burada.Bilmiyorum belki alakası yoktur,fakat kompleks yaptım kimse beni sevmiyor diye düşünerekten.Burada belki çizgilerin ayrıldığını görmem gerekirdi ve kendi hayatıma şekil vermem gerekirdi.Ama yapamadım sürekli üzüldüm,üzdüm kendimi.Ne için?Bilmiyorum.Yani ben bana ilgi veya sevgi duyulmasından hoşlanırdım önceden,ama bu anlattığım zamanda geçen zamandan daha öncesinde.Eskiden ne kadar sevdiğimi hatırladım ve şimdi ne kadar bu tür şeylerden uzak olduğumu hatırladım.Üzücü bir durum oldu bu benim için genel olarak.Kimse beni sevmiyordu,en azından üzülebileceğimi düşünmüyordu kimse,genel olarak kimse düşünmüyordu zaten beni,o zaman böyle düşünüyordum.Ama bu da kendi sorunlarıydı,bununla ilgili tekrar düşünmemin manası yoktu ki,beni sevip sevmemeleri yani,zira bu sevgi gösterisi genelde çok içten oluyordu bence ve bu durum içinden gelmeden yapılamazdı başka birine,sevilmeyen birine.Her neyse,bu durum olduğunda uzaklaşmalıydım.Fakat o anda aklıma gelmiyordu ki bunca şey.Seviyordum onları,ama ne bileyim bana da birazcık ilgi fena olmazdı,hiç mi birşey hissedilmiyordum acaba?Bu belki benim hatam olabilirdi.Yani birşey hissetmek,ve hissettirmek.Zaten çoğu zaman birşeyler hissederdim fakat kötü şeyler hissettiğimden bunları yansıtmazdım.Bunları nasıl yokedeceğimi de bilemezdim.Şu anki halimle bu konuda daha iyiyim.Cinsiyetçi bir insan değildim ki hiç yani niye böyle oluyordu?Birşeyler oluyordu.Üzülüyordum bunlara fakat elimden ne gelir?Öyle böyle kendimi pek ifade edemediğimden mi olsa gerek bu duruma bir sonuç getiremedim.Yani beni sevip sevmemeleri vesaire.Tek tek sormak lazım.Beni seviyorsunuz mu?Ayıp mı?Hee ayıp mı ulan?ULAN??????!?!?Kendimi sarı sülo videosundaki Hamza gibi hissediyorum."Destekleyin beni,destek istiyorum sizden!".Sonuç olarak,bazen insanın sevgiye ihtiyacı oluyor ne bileyim,ama benimki çoğu zaman şımarıklıktı.Ama bazen de gerçekten sevilmek istedim,yalan mı?Ama çok az oldu bu,kendi hayatımı kendi düşüncelerimi kendi hislerimi yaşasaydım belki hangisi gerçek hangisi değil anlardım.Ehh ama kim uğraşacak değil mi başkaları gibi yaşarken?Mesela online oyunlardaki Dead Space deki Isaac gibi yaşamak onun gibi hissetmek düşünmek varken kendim gibi yaşamak düşünmek?Ya da mesela Doom 3 deki Imp ler gibi hissetmek vesaire?Epey korkuyorum ben bu implerden şimdi bile korkarım yani.Doom 2 deki impler filan karınca kalır bunların yanında.Çok korkutucu yapmışlar ailesini çok sevdiklerim,gerçekten çok seviyorum id software ekibi çok iyi işler başarıyor,hatta cyberdemon odasına girmeden evvelki yandaki odada kendilerine ait bir mesaj bırakmaları filan çok hoş.Impler çok korkunç,çooook.Altıma sıçıyordum ama yine de oynuyordum.Spawning efektleri inanılmaz korkkunçtu.Çok kaslı görünüyorlardı ve heybetli,ve üstelik çok geometrik.Kollarını iki yana açmış şekilde birden bir spawn oluyorlardı.Spawn olduklarında sanki herşeyi biliyorlarmış gibi bir halleri oluyordu.Hemen başlıyorlardı var güçleriyle fireball atmaya.Çok çirkin ve korkunç fireball atışları vardı,korkutuyordu bu bile beni.Fireball atarken ileri gelebiliyorlardı ve daha da korkuncu fireball attıktan sonra bana doğru sıçrayabiliyorlardı yine çok korkunç bir biçimde.Tam önümde bitiyorlardı daha ben ne olduğunu anlayamadan ve benden de uzunlardı zaten,dövüyorlardı beni.Tek vuruşta da ölmüyorlardı,geri tepmiyorlardı sadece canları azalıyordu fakat vurmaya devam ediyorlardı vurulduklarında.Tam bir belaydı kısacası.Fakat oyun genel olarak bende devam etme isteği uyandırıyordu.Hele hellknightlar?Aboov.Ama daha sonraları,pompalı tüfeği düzgün ve isabetli birşekilde kullanmayı öğrenince bunların o kadar büyük sorunlar olmadığını gördüm,ben de pompalı tüfekle implere tek atmaya başladım,arada tek atamayınca bir iki çizik aldım ama olsun :D.Genel olarak birşekilde mutlu olmaya çalıştım hep.Korkarak mutlu olmak kötü oluyor bunu bir daha denemek istemiyorum.Artık korkmak istemiyorum.Sanıyorum anlatmak istediklerim bu kadar şimdilik.





Not:Yazının büyük kısmı sonradan editlendi.Edit yapıldığı zaman 08.03.2015,02:51 Gece
(Buraları önceki bir ben yazmıştı,fakat çok güzel birşeyler olduğu için silmek istemedim :))]

Fakat işte buradaki yazdıklarımı silemedim.Benim için çok güzel şeyler ifade ediyorlar.Benim hayatımda güzel bulduğum pek fazla yazar yok ki tutayım onların romanlarındaki belli kısımları güzel bulduğumdan buraya böyle yazayım.Birisi tutup sevdiği bir yazarın bir yazısını içinde geçen kişilerin özel hayatlarına saldırıp saldırmadığına aldırmadan o yazıyı paylaşabilir.Tutup da o içinde geçen kişiler bu yazıyı paylaşan kişiyi suçlayabilirler mi?Hayır.Sevilen bu yazarı suçlayabilirler böyle kendi özel hayatlarını teşhir eden birşeyi paylaştıkları için.Ama benim böyle sevdiğim bir yazarım yok.Bu yazdığım şeyler benim için çok güzel şeyler ifade ediyorlar,fakat bunları kendimin yazdığını da kabul etmiyorum,başkasının da o şekilde kabul etmesini kabul etmiyorum.Benim eski bir halim diyelim.Kendimin eski halini seviyorum.Bu bakımdan,benim eski halim benim en sevdiğim yazar.Yine kendi içimden,kendimden başka sevdiğim kimsem yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder