Bazen düşünüyorum da mesela yazarken,sürekli düşündüğüm,yani olaylar gerçekleşirken sürekli düşündüğüm adeta düşünmek zorunda hissettiğim şeyleri hissetmemek için yazıyorum ve hatta o hissettiğim şeyleri yazmaya,ve olayın sonuna getirmeye çalışıyorum ki hemen hemen ne olabileceğiyle ilgili bir yargıya varabileyim.Ama sahiden bu o kadar da işe yarıyor mu?
İkinci bir husus da var.Ama şu anda hatırlayamıyorum onu,eve gelirken düşünmüştüm.Hep eve gelirken düşünüyorum zaten,ne var bu ev yolunda?Kaldırımları filan ezberliyorum herhalde.Biraz da gökyüzüne baksam aslında fena olmaz.Hep ev yolu,ev yolu.Ama aslında o kadar da aynı değil hep,farklı farklı yollardan gidiyorum mesela.Wowdaki wind riderlar gibi hep aynı istikameti izlemiyorum,daha doğrusu onlar hep aynı istikameti izliyorlar,fakat gidilebilecek en basit yolu izlemiyorlar,belki de basıncın en az olduğu yere doğru gidiyorlar basınçtan fazla etkilenmemek için falan filan ama umrumda değil.Ben aynı konuma çok daha değişik konumlardan ulaşıyorum ve değişik,neredeyse egzotik birşeyler hissediyorum.
Ve bu ikinci husus konusunda,eğer bu tarzımı değiştirmezsem,er ya da geç beni yok edeceklerini hissediyorum.Ve belki de tüm yakınlaşma çabalarım da,katilim,direkt olmasa da dolaylı yoldan katilim olabilecek bu kişilere biraz daha yakınlaşmak,ve böylece katilimle aramda sanki böyle stockholm sendromu gibi kendimi tedavi edebilecek birşeyler hissetmek istiyordum belki de.Ah bu aşağılık isteklerim.Tam anlatamadım,hatta belki bunu bir daha okuduğumda da anlamam,ama belki de anlarım.
Demek istediğim,mesela birşey var,onların benden beklediği,onlara ulaşmak için çok fazla şey yapmama gerek yoktur belki de evet fakat,onlara bir şekilde kendimi kontrol edip ulaşsam bile,ulaşsaydım bile,hatta onların arasında iyi bir yer edinebilseydim bile,ne kadar sevdiğim halde bile bir süre sonra yine yalnızlık hissedebilirdim.Bu beni zamanla öldürebilirdi,farklıydık biz sonuçta.Onların tabuları vardı,benim tabularım vardı,tabularımızın kesiştiği noktalar vardı,bunlar beni öldürürdü,bende kendimi öldürtürdüm,daha doğrusu zaten öldürtmüş olurdum bir şekilde başka birine,bu mentaliteyi değiştirmediğim sürece herkes beni öldürtürdü.Bu öldürmekten kastım da öyle acılı bir ölüm değil,bu kafa yapısı.Ama sorun şu ki,onlar bu değişimi fark edip de beni belki,tebrik edemeyebilirlerdi,düşebilirdim fena halde.Aşağılık günlerime dönerdim belki de kimse farketmezdi.Ama en azından,tanıdık,tanıdık olduğu sanılan birilerinin sayesinde ölmek daha mantıklı olurdu,zarar vermezdim en azından böylece kimseye,değişim gerçekleştiğinde.Çünkü az çok tanıdığım insanlardı,ama yükümlü değillerdi,zaten yükümlü değillerdi ki,ben bunu kendi içimde kimseye farkettirmeden yapacaktım,sadece son zamanlarda aşırı paniğe düşüp,bunu memleket meselesi haline getirmiştim,ve cezamı da çok kötü bulmuştum.Ama biraz kendime de getirdi bu ceza beni,fakat yine de o kadar etkili olmadı,görüldüğü üzere hala o mentalite üzerimde.Kurtulamadım tam olarak.Hala insanları mutlakiyetlerine göre tanımlıyorum,aşağılık bir yaratığım hala ben.İsmi lazım değil birtakım insanları hatıramdan silebildiğim kadar mutluyum,bence.Aslında mutluluk değil tanımladığım,bilemiyorum.
Eskiden de iyi yazma kabiliyetim vardı,yani bu hafızamın iyi olmasından,ya da aslında iyi olmasından değil de,fazla pragmatik olmasından.Mesela bir olay,eğlenceli ya da komik bir olay olunca onu totemik bir hale getiriyorum,adeta yaşam kaynağım haline geliyor,fakat bunu oluşturan etkenlerin,kişilerin iç yüzlerini,olaydan önceki hallerini ve olaydan sonraki hallerini pek takip edemiyorum.Bu,totemik hale getirme eyleminden gurur duyuyordum kısa zaman önce,ve bu yüzden de bu kişilerin olaydan sonraki hallerinde,onlara hala aynı davranıyordum,fakat bu insanlar çoğu zaman farklı şeyler bekliyorlar,yani sonuçta onlar da tam içlerinden geldiği gibi davranmıyorlar,birazcık da olsa insanları eğlendirmek için yapıyorlar,benim yaptığım her neyse,onları sinirlendiriyor ve bu amaçlarına ters davranıyor olmalıyım ki,aramız bozuluyor.Onlarla aramızdaki ilişki de böyle bir ilişki olabilirdi mesela,ama ne kadar kendileri olduğunu bilemeyiz tabi.Ben bundan korktum hep ama,bir yerde bir dayanak noktası olmalıydı artık,iyi ya da kötü.Fakat,fazla güveniyordum.Aslında,fazla güvenmiyordum,aslında güven de tam açıklamıyor olan şeyleri.
Mesela,onların bu benim yaptığım,o ismi lazım değil,yeri lazım değil davranışta,ki aslında bunu yaptığım bile kesin değil,kendi içimde olan birşey.Onlar için kendi anılarımı da unutup yepyeni bir dünyaya başlayabileceğimi düşünüp,geçmişimi geride bırakmıştım,ama sadece kendi içimde.Belki suratım büzüldü,ağlayacak kadar oldum,ki ağlamam aslında çok daha zordur,tipim öyle gösterebilir ama gerçekte daha zordur.Ben o anda birinin anlayıp bana yardım etmesini dilerdim,ama nasıl bir yardım bilemiyorum.Sadece,geçmişimin geride kaldığını bana hissettirmelerini isterdim,birinin bile hissettirmesi yetebilirdi.O biri de oldu,ama bilmiyorum,yetmedi yine de.O yardım ettikçe,ona daha da ağlayacak gibi baktım,inanılmaz aptalca görünmüştür herhalde suratım.Onun da suratı biraz daha gerilmişti,herhalde o halimi o da biraz anlamış olacaktı,ama sonunda tam anlaşılmadı,öyle kaldı.Zaman da yetersizdi zaten,olamadı bir türlü,aşağılık bir insanım zaten dediğim gibi.O kişinin de fena halde kalbini kırdım belki,ama ne yapayım artık.O halimden bu yana çok şey değişti,gerçekten de değişti.Artık rahatsız etmeyeceğim kimseyi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder