Kafamda birçok şey var,evet hep bu cümleyle başlıyorum kelimelere,sonra da bu kelimeyle başladığım için taa eskilerden gelen bir ben,geliyor ve bir espri patlatıyor ya da espri patlattığını sanıyor,sonra bu sayede zaten ciddiyetimin birçoğu su gibi gidiyor,asıl amacımdan ta en başından sapmış oluyorum. Evet doğrudur, bazen de eve gelirkene ya da yazmadan önce,birçok şey düşünüyorum,ama eve gelince hiçbirini yazamıyorum. Yazmakla ilgili bir takıntım yok,fakat çok iyi biliyorum ki bu kendi kendimle konuştuğum zamanlardaki ya da hayal kurduğum zamanlarda içim acıyor, sonsuza kadar böyle konuşmak zorunda kalacakmış gibi hissediyorum,korkuyorum,yalnız hissediyorum fena halde sonra. Ama aslında bu benim o üst egomun yalnızlığıdır belki de bilemiyorum,yani sürekli herşeyden ders çıkarmak isteyen vaiz benin yalnızlığı. Bazen,onlara bile o kadar kötü davranıyorum ki onlar bile gitmek istiyorlar,gitmemeleri için dil döküyorum, yalvarıyorum ama gidiyorlar yine de. Gerçekte de giderlerdi biliyorum. Çünkü kandaş olduğum insanlar bile bana yardım edemiyorsa,onlar bana nasıl yardım edebilir? Tanımıyorlar bile beni. Daha doğrusu,onlara neden bu kadar dil döktüğümü de bilmiyorum,sadece gitmemelerini istiyorum,yalvarıyorm onlara,ama sanki bunda bile o kadar samimi değilim onlar için. Gitmedikleri zaman bile,anlatacaklarımı onlar için kısaltamıyorum,utanamıyorum bile bu davranışlarım için. Onlar da bunu hemen hemen sezdikleri için gidiyorlar çoğu zaman,gitmek zorundalar sanıyorum. Bunlar çok kişisel meseleler diyorlar,kendin çözmelisin diyorlar. İlla ölmem mi gerekiyor diyorum,bu sefer sen kendini ne sanıyorsun ki diyorlar. Utanıyorum burada sahiden,sorgulamama izin vermiyorlar,çok iyi beceriyorlar bunu. Sonra tekrardan dönüyorlar bana,bir kere utandım ya,hadi derinlere inelim diyorlar,ama çok nadiren diyorlar bunu,çoğu zaman terkediyorlar beni. Ben yine kendi duygularımın kavgasıyla kalıyorum,o zaman düşünüyorum ki,bu mentalitenin,yani onlarla konuşabilecek mentalitenin bende oluşabilmesi için bile ne kadar zaman geçmesi gerekiyormuş meğer,oysa ne kadar içten de utanıyordum, gerçi bu içtenliğimden de emin değildim çünkü terkediyorlardı. Her neyse,eğer bu konuşma için bile zaman geçmesi gerekiyorsa diyorum,aklımda mesela bununla ilgili de bir düşünce vardı ama unuttum gerçekten,sanırım yaşamla ilgili ve birtakım sorumluluklarla ilgili. Beni birşeye zorluyorlar gibi hissediyorum bazen,onlar yapıyor bunu bana,ama ben istemiyorum. Yaşamak gerekiyor o sorumluluğu almak için,daha doğrusu sadece o sorumlulukla senin olduğu bir hayal dünyası yaratmak gerekiyor. Fakat ben bunu istemiyorum ki,en başından beri istemiyordum,ben salt hayal gücünün olduğu ve bu hayal gücünden,herşeye çevrilebilen bir ana hayal dünyası istiyordum,bu dünyadan yönetirken, yaşamam gerekmeyecekti,birazcık iyi bir gözlemle,hiçbirşeyi doğru dürüst yaşamadan sadece başarıya ulaşabilirdim her alanda. Insanlar üzerinde de deneyebileceğimi düşündüm bunu ama çok kötü bir biçimde ters tepti,ya da ben öyle sanıyorum, ama bir daha kolay kolay onlara yaklaşabileceğimi düşünmüyorum. Topluma artık kazandırılabileceğime de inanmıyorum, çok fazla kötülük yaptım insanlara sırf kendi zevkim için,bu yüzden ben de kendimi affedemem.
Bu hayaldeki şeylerin beni engellediğini düşünüyorum, ama bazen cesaret de veriyor bana,gerçekten anlamak istiyorum,bunların gerçek konuşmalardan farkı nedir ki aslında? Garip hissediyorum yani böyle yapınca, hayal edince yani,bu pek yanlızlık hissi de değil gibi,hem zaten yalnızlık hissi diyorum da bundan kastım ne ki benim? Sadece,böyle biraz yorulmuş gibi,artık bitmesini bekleyen bir his gibi. Ama aynı gerçekte yaşadığımda hissettiğim hisleri hissettiriyor gariptir ki bana. Bu yüzden gerçeğiyle pek ayırt edemiyorum zaten. Gerçeğini yaşamak istemiyorum bazen,ama sadece öyle hissettiren kısmı. Gerçeğinde bir de çok farklı,sanki bir aile gibi,sıcacık böyle, orada artık birtakım bayağılıklar affediliyor,tabi bazı zayıf insanlar ,mesela benim gibi insanlar burada bile acı çekmeyi başarıyorlar bir şekilde,ya da acı çektirmeyi başarıyorlar, bunu yapamadıkları,hissedemedikleri için. Ben gerçekten,ne kadar kötü bir insanım meğer. Ama bazen o hissi de canlandırasım geliyor ama yapamıyorum, bana böyle davranabilir mi ki herhangi birisi? Bunu hayallerimdeki insanlar bile yapmaz bana. Onları ne hakla rahatsız ediyorum ki? Üstelik zararlı bile oluyorum belki onlara. Hiç orada bulunmamalıydım bile.
Keşke onunla da bir kere karşılaşsam mesela rastgele,kızsa bana,özür dilesem ama affetmese,en azından ne kadar zarar verdim ona onu göreyim istiyorum. Ama onu yine rahatsız etmek istemiyorum,zaten etmemin sebebi de belki de tamamen random olarak oluşmuş olan birşey.
Peki ben nasıl bu kadar değişebildim? Yani mesela,aslında o kadar değişimle bu kadar fazla kalpsice davranmışsam, aslında değişime ayak uydurmuş halimle de pek birşey yapamazmışım gibi geliyor. Konuşabilir miydi mesela eğer böyle bir ben olsaydı? Söyleyebilir miydi o S. e ondan hoşlandığını, üstelik de onla dalga geçmiş olduğu halde ondan hoşlandığını hatta belki de birazcık bu yüzden hoşlandığını? Yüzüne bakabilir miydi,o gülümseyen yüzüne yine aynı cömertlikle karşılık verebilir miydi,sevebilir miydi onu? Utanabilir miydi belki,o yine onu utandıracak diye?
İçim yanıyor bunları düşündükçe, ben bir daha böylesine bir hayatın yaşanabileceğine inanmıyorum, o yüzden artık... geçti artık herşey. Önüme de bakmıyorum, hem zaten bunu söyleyenler de ne demek istemiş ki? Ne önü ne arkası bundan sonra? Artık hiçbir şey yok benim için şu saatten sonra. Bunu söyleyerek de gizli bir pragmatizme varmaya çalışmıyorum, son derece gerçekçiyim, evet öylesine gerçekçiyim ki şu anda hayal bile kurmuyorum. Yaşamak diye birşey kalmadı artık benim için,açık ve net.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder