Ah bu duvarlar,duvarlar. Bu duvarlar yüzünden birçok seyi gereksizce ciddiye aldim,ve sonrasinda farkettim ki bunlar o kadar kucuk seylerdi ki,ayni zamanda bunlari yikabilecek kuvvetteydim her zaman,fakat bunu yikinca biliyordum ki,canim sikilacakti yine. Ve birçok zaman,bu canimin sikilacagi olgusundan da kurtulmaya calisip da,duvarin arkasina bir soru sormak istediysem de,sordugum soru gerçekten o kadar sorulmamis bir soruydu ki,zaman zaman kendimle gurur da duydum,bu da benim kurtulusumun suresini daha da uzatti. Fakat yine de,yine bu duvarlarin yüzünden,soruyu onemsememem yüzünden,bu soruyu uzunca bir sure boyunca soramadim,soramazdim ki. Sanki birileri biliyormus gibi,bana bu tür sorularin garip olacagini,herseyi yasayarak gormenin daha iyi olacagini soylemisti,o anki hislerime gore,belki de tamamen rastgele bir şekilde,gormeden,kor bir şekilde inanmak zorunda kaldim. Daha doğrusu,inanmadim hiçbir zaman fakat,her zaman içimde kötü bir ani olarak kaldi bana yapilan bu şey. Gormeme izin vermemislerdi,artik ben de kendi kendimin gormesine izin vermeyecektim bu aniyi kullanarak. Ne kafayla,hangi inatla yapiyordum bilmiyorum fakat,bunu bana soyleyen birtakim insanlar kadar,tam bir şeyle tanimlanabilme ihtiyaci hissetmiştim içimde,mesela,bir adam. Nedir ki bir adam? Muhtemelen ici bombos bir tabir. Benim böyle bir izlenimde bulunmam da suphesiz ki o andaki mesguliyetim,ve gormezligimin de etkisi vardi ve bu kisiden çoğu zaman nefret etmis olsam da ayni zamanda guvenim de vardi bu kisiye,bu guven de çoğu zaman bu kisi tarafindan kendince yorumlanilip,kendi adina kullanilmisti çoğu zaman,bu da herseyi daha normal gosteriyordu.
Ama bir gün,neredeyse delirme asamasinda bir halde,neredeyse isteri krizine girmek uzere bir haldeyken,nerdeyse aglayacak hale gelmistim. Ben,nasil bu hale dusebilmistim? Anilarim geri gelmiyordu,tam olarak nasil olmus olduğu gelmiyordu geri,çok aci cekiyordum,kahroluyordum. Sonunda,sürekli bu aniyi aklima getirerek,olayi çok daha zorlastirdigimi,sadece kendime yikmak için putlar koydugumu,belki de o gordugum, o suratta gordugum seylerin mutlak olmayan şeyler olabilecegini dusunmeye basladim,öyle olsaydi bile,gerçekten neden ciddiye alinmaliydi ki? Yeni bir içe kapanis,fakat ciddiye almayan bir içe kapanis yaratmak için mi? Bu gerçekten o anda oek mumkun degildi,bu yüzden,bunlara bu kadar takilmamak gerekliydi. Beynin arkasinda bir yerlerde,sürekli bir şekilde o aniyi canlandirmayi da kesmek gerekliydi,belki,mutlu olmak icin gerekliydi bu tür şeyler ama,bazi zamanlarda. Belki insanlar varken,kendi insanlarim varken bile olabilir. Fakat bu şekilde değil,bu şekilde olamazdi her zaman. Bir insan,nasil herhangi bir şeyin mutlakiyetine sahip olabilirdi ki? Olsaydi bile olmamaliydi,izin verilmemeliydi. Her ne kadar,obur tarafta da pek birşey olmasa da,böyle olmaliydi.
Ah bu duvarlar,duvarlar.Bu duvarlar yüzünden birçok şeyi gereksizce ciddiye aldım,ve sonrasında farkettim ki bunlar o kadar küçük şeylerdi ki,aynı zamanda bunları yıkabilecek kuvvetteydim her zaman,fakat bunu yıkınca biliyordum ki,canım sıkılacaktı yine.Ve birçok zaman,canımın sıkılacağı olgusundan da kurtulmaya çalışıp da,duvarın arkasına bir soru sormak istediysem de,sorduğum soru gerçekten o kadar sorulmamış bir soruydu ki,zaman zaman kendimle gurur da duydum,bu da benim kurtuluşumun süresini daha da uzattı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder