2 Mayıs 2014 Cuma

Dans ediyorum ve savuşturuyorum herşeyi,kötülüğü...

Tolstoy un çocukluk kitabını sevemedim bir türlü.Aslında iyi güzel,gayet ayrıntılı bir kitap ama,bazı yerlerinde insanın içi acıyor nedense,o zamanları yaşamış olmak,daha doğrusu yazarın yaşadığı o zamanda değil de,hissettiği şeyleri hissedebilmek istiyor.Çok değişik hissettiriyor insana,uzun süredir hissettirmediği birşeyi hissettiriyor ismi lazım değil bazı yerlerinde.Sanırım hiç öyle hissetmeyebilirim hayatımın sonuna kadar,fakat bu diğerleri gibi değil.Kendime işkence edesim geliyor bu yüzden,zaten yeterince işkence etmiş bulundum uzundur bu gibi şeyler yüzünden,bi 2-3 yıl daha işkence etmek istiyorum kendime bu şey yüzünden.Sanki tüm hissetiklerimin aksine olan birşey,bir an için olsa bile insanların birbirini anladığı bir zaman gibi,fakat çok kısa gibi.Bu yüzden,bu anı yaşamak,yaşamış gibi olmak,başkalarının yaşadığını görür gibi olmak,başkalarının yaşadığını görmek,insanın içini eziyor.Fakat,normal hayatın,gündelik hayatın neresinde bu duygu hiç bilemiyorum.Sadece birden oluveriyor.Hiç hissetmedim desem yalan olur,az çok hissettim bunu ve panikledim biraz,tam zevkini alamadım sanıyorum bu yüzden.Kafamda bu hisle ilgili çok değişik şeyler kurguluyorum artık,belki de benim kızlarla iletişimi engelleyen bunlardı.Belki de hiç hissetmemem gerekir böyle birşeyi,çünkü biraz da karşıya beğendirme hevesi taşıyan bir duygu bu.

En son ismi lazım olmayan bir yerde hissetmiştim böyle birşeyler,ya da hissedilebildiğini anımsamıştım,fakat uyuşturulmuş,evet o zaman beynim son derece uyuşmuştu çünkü nöbet tutuyordum o gün gelmeden 3 gün önce filan.Farklı bir nöbet bu ama,neyse.İşte herkes dans filan ediyordu.Ben de çok uzun süredir hoşlandığım,ve karşısında pek özgüvenli olduğum ya da olduğumu sandığım kızla dans etmeye başlamıştım,sanki o da bunu anlamış gibiydi ama belki de ışıkların fazlalığından doğan,etkilenen bir duyguydu o yüzündeki hafif gülümseme,belki de beni küçümsüyordu.Nöbet tutmamdan dolayı gelen uyuşma,dışarıdan bile hissediliyordu,o da hissetmişti herhalde onu.Şimdi sinirlenip ekranı kıracağım,lanet şey.Bu da nerden geldi ki?Bu kadar yumuşak olduğumu hiç hissetmemiştim o zamanlar,ama belki uyuşturulma yüzünden de olabilir.Son derece sessiz sakin,stressiz,kayar gibi gidiyordu herşey,eğleniyorduk,eğlendiğimizi sanıyorduk.Tam da hatırlamıyorum zaten nasıl olduğunu,elini filan tutabiliyordum sanırım.Piç seni,şimdi düşman olacağım eski bana,nedir ulan bunlar?Her neyse frekansı bozmayalım da.Ondan sonra o da benden hoşlanıyor gibiydi galiba,ama yok yok öyle miydi ki.Öyle midir acaba?Ne oluyor böyle hoşlanınca?Bakıyorsun gözlerine böyle filan,o gülüyor,sen gülüyorsun.Ama gözlerin kızarmış,gözleri çok parlak,bakmak zor geliyor.Yere bile bakamıyorsun,yer bile parlak.Sonra elini tutuyormuşsun,bir anda elini hissediyorsun başka birinin elinde,onun elinin benim omzunda olması gerekmez miydi?Hangisi?Sağ sol?Her neyse,bu nasıl bir tutuş şekli,değiştir şunu bakalım,heh.Ama hala yüzüme bakmaya çalışıyor gibi,eskiden de tutuyordum ben onun elinden,tutuyor muydum?Tutmuyor muydum?Bir keresinde hiç bir sebep göstermeden direk tutmuştum,niye yapmıştım bunu?Ama ondan sonra uzun süre aramızda birşey olmamıştı,ne olabilirdi ki?Ondan çok uzun süre sonra,işte şimdi hatırladığım bu anıdaki gün,o gün birşeyler hisseder gibi olmuştum,sanki birşeyleri kaçırmış gibi.Ney gibin?En sonunda ben keçileri kaçıracağım.Keşke dövdürseydim kendimi birilerine o zamanlar aklım başıma gelirmiş o zaman,şu tipe bak ya.Sallanıyoruz,aman yavaş.Sen sağa o sola sallanıyorsun ne iş?İş bölümü yapıyoruz,sosyal bilgiler kitabında söylemişlerdi,baba salata yapar,anne makarna yapar,çocuk da tabakları götürür.Hep aynı yere mi sallanalım yani?Biraz da böyle sallanalım ne farkeder,herkes öyle sallanıyor zaten.Sus da dikkat et,ayağına basma kızın.Yok be,o kadar da uyuşmamışım henüz,ama şöyle bir bakayım ben yine de ayarlayayım ayaklarımı.Çıplak kolu ve omuzları,şimdilerde oldukça beğenmeye başladığım hafif melankolik renkli ışıklar altında parlıyordu;zaten esmerimsi olan teni,daha da güzel bir ton alıyordu ve üstünde,o güzel kaşları ve gülen gözleriyle soğuk,hatta onu haketmiyormuş gibi bir izlenim alıyordu,bir kraliçeydi adeta o.Ama benden 10 cm uzundu.Hahahahahahahaha.Olsun ama olsun ne farkeder,biz yakışıyorduk,yani yakışırdık herhalde o sırada,yakışmaz mıydık ki?Bence gayet uyumluyduk yani dışarıdan bakılınca.Ama biraz zorlanmışlık vardı herşeyde sanki.Bizi izleyen gözlerden olsa gerek.Uyuşmuş kafayla pek düşünemedim ki bunları.Benden 10 cm uzun olması gerçekten dert değil aslında,ve neredeyse hoş bile benim için.Evet nedense böyle,yani belli bir oran var 10 cm uzun olmanın,bazı insanlara yakışıyor bence.Ama mutlaka görmem,değerlendirmem lazım.Bana yakışıyordu sanki gibi,ya da ben öyle sanıyorum.

Gerçekten çok güzeldi o gün,başka hiçbirşey önemli değildi pek.İçimden biraz burukluk hissettim ister istemez,eve gidince.Ya da belki,o gün çok daha güzel olmuştu,keşke daha önceden ona biraz daha yakın olabilseydim de şimdi o günde de zirvesini çıkabilseydim,ama yok aslında böyle de düşünmüyordum.O günün uyuşmuşluğu içinde,ona karşı olan sevgimin tekrar canlandığını hissettim sanki,o eski zamandaki elini tutuşumdaki o romantizm canlandı içimde sanki.Sahi,neden tutmuştum ki zaten?Hayatımda yapabileceğim en son şeylerden biriydi,ben bile şaşırmıştım.Ama o tepkisiz kalmıştı pek sanırım,ee erkek egemen toplumda ne yapabilirdi ki?Devamını benim getirmemi beklemiştir.Ama,nasıl bir devam bekliyordu ki?Ben onun gözlerine bakmaktan elini tutmaktan mutluluk duyardım herhalde sadece.

Eve gidince,eve gidiş yolunda..Eve neyle gittim lan ben o gün?Kim götürdü beni eve?AHA hatırladım.Eve yürüyerek gitmiştim,sokaklar bomboştu,direkler bana birşeyleri anımsatıyordu..Şeyleri,bar ışıklarını.Şu anda yeni yeni alışıyorum bunlara.Arkadaşımla beraber yürüyorduk galiba eve,öyleydi sanırım.O da pek eğlenmişti,ama onu pek hatırlamıyorum dans ederken.Aha işte,geldik.Ama en azından,evin dış kapısının demir kapısının açılışını daha farklı duyacağımı sanıyordum,yaşadığım bunca şeyden sonra.Ama yok,aynı hissiz aynı gıcırtı,aynı demir.Yürüyüşüm değişmiş galiba biraz,özgüven gelmiş.Acı çekmişim,umutsuzluk ve burukluk hissetmişim.Tııırt,kapan kapı.Bu kadar gıcırdayıp insanı ağlatma,ya da ağlattıracak kıvama getirme,paslatırım seni,akıllı ol,bi daha hiç açılamazsın.

Eve giriyorum,bir kadın var kapıyı açtı bana.Sarı sarı ışıklar yanıyor,orada da hep sarı ışıklar vardı zaten,yerin dibine batsın tüm sarı ışıklar.Tamam iyi güzel de sarı ışıklar,her yerde olmayın yani,romantizmin olduğu yerde olun sadece.Ney anlıyon lan sanki romantizmden de konuşuyorsun?Anlarım ben,sus sen az,hala aynı hataları yapıyorsun bir de konuşuyorsun,laf atıyorsun geçmişine.Hayır bi kere zamanlar farklıydı,benim hiç ilişiğim yoktu insanlarla,benim zamanımda,senin zamanında dalga bile geçilmiş olsan,en azından insanlar senden biraz korkuyordu,çünkü zekiydin de biraz.O birtakım insanlara takılma,onlar elit gibi görünebilirler fakat içleri o kadar sağlam mıdır ki?Bir insanın 4 farklı spor türünü yapıp da hayatını da aynı oranda başarılı götürmesi midir başarılı sayılması?Onlar sadece yaşıyorlar,hop yani şey manasında.Onlar da yaşıyorlar,sen de yaşıyorsun,onların pek düşünmeye zamanı olmuyor,fakat senin her zaman zamanın vardı.Sen biraz daha farklısın.Ya bırak bu işleri ya,rekabeti bırak artık,içten ol.Yani,nasıl ifade etsem ki sana,sana söyleyeceğim her ne olursa olsun pessimizme kapılmaman gerekir,nihayetinde seni ben bile anlayamayabilirim.Niye?Sen bir zamanlar ben değil miydin?Şüpheliyim,her şeyden şüpheliyim.Ya şöyle ifade edeyim,onlar senin kadar yaşadıklarına bağlı değiller,bir romantizm türü birşey yok hayatlarında.Bende olması ne işe yarıyor ki?Bir kere elini tuttum,5 sene hiçbirşey söylemedim,ondan sonra bu olay olunca da içim burkuldu.Ama öyle deme.Belki üstelik daha üstün birşeyler vardır hayatlarında romantizm yerine.Ha,rekabet yapma diyen kimdi?Ya tamam bir saniye.

Şöyle düşünelim bir.Niye hep onlara bakıyoruz ki,bakmayalım.Şurası su götürmez bir gerçek ki,o zamanlar bile gerçek beni yaşayamamıştım,birtakım poliçeler uydurmuştum yaşamak için.Doğru mu duyduklarım?Evet,doğru tabi.Mesela umut.Sen de memnundun zaten bundan,değil miydin?Evet işte,aşağı yukarı.Sınava girdiğim lisede birkaç arkadaşı görünce dünyanın düzenini aşağı yukarı görür gibi olmuştum,yani o mor renkli korkunç lisede.İnsan orada çıldırır be,diyordum.Ama bana noldu?Ha,sana diyorum yeni ben.Birşeyler oldu sana,neyin var,garipsin?Yoksa sen de mi çıldırdın?Yavaş,biraz saygılı ol bence,büyüğüm ben senden.Gerçek şu ki,uyuşturdum ben seni,unutmak istedim her şeyi.Umudu da unutmak istedim,çünkü o kadar beklediğim kadar hissettirmedi,evet evet,kesinlikle eminim ki öyle beklediğim kadar hissettirmedi.Belki,o güzel liseye girebilseydim daha başka hissettirebilirdi gibi,komple işe yarardı belki umut o zaman.Ama olmadı işte,eski dost,olmadı.Ondan sonra kendimi iyice uyuşturmaya verdim,öyle ki o günden kalan şeyleri de kaybettim.Nasıl kaybedersin,nasıl insansın sen?O güzel yüzün anısını da kaybettim,hatırlamıyorum yüz hatlarını...Ondan sonra ne olursa olsun bi önemi yoktu zaten,uyuşturucu biraz fazla geldi ama,neyse.Geç olsun da güç olmasın.O da ney ya?Bilmiyorum şimdi hatırlamıyorum da böyle birşey vardı atasözü,tam kullanamadım ama olsun,sen anladın!Aha,bak bu da ara form dönemi beni.Uyuşmaya çalışıyor insanlarla,ama hep başarısız oluyor.Gülüyor insanlara karşı,ama hep gülüyor başka birşey yok.Sonra başka biri geliyor bir laf ediyor foss.Hey,bana bakacaksınız ulan.Hişşt!Profiterol!Hö?Dur sen emektar,seni de sokacam arada bir yere.Olmuyor işte lan olmuyor,beni neden aldatıyorsunuz?Aldatıyor musunuz?Burası çok karanlık,ölüyoruz burada hepimiz.Gençliğimiz ölüyor,biz de birazcık olsun canlandırmaya çalışıyoruz.Neden kınıyorsunuz?Biraz yardım edin bana,he?Ama yok,ara formdaki ben dinler mi?Tam bir determinist,yardım bile istemez.Ha ha ha çok komik,hadi gidin bakalım çocuklar,soyunma odasına gidin.Niye ne var orda?Bok var,bok yiyeceksiniz!Herkes bi agresif ya,buranın da duvarları o okul gibi bazen,bir labirenti eksik.Belki de ondan dolayı herkes sinirli burada,ya da garip.Aman sen çok normaldin ya.Sus lan,verse parçalarsın beni.Tabi parçalarım,tipe bak lan,ağzını burnunu dağıtırdım senin.Ama ben o anlamda kullanmadım o lafı.Böyle anlamlarda kullanırsan bir daha o anlamda kullanabileceğin kimse bulamazsın zaten.Bulamadım da zaten,yani birkaç istisna haricinde,onlar da tam öyle sayılmaz,yani benim beklediğim gibi değildi,onlar değil,bahsettiğim olayların oluş şekli benim düşündüğümden farklıydı ondan bahsediyorum.Niye onlara göre baz alıyorsun?Bu kadar şanssız değildin bence hiç,biraz kendine bak.Aramızda yaş farkının az olmasına fazla aldanma,çok tecrübe farkımız var.Başlarım tecrübene senin.Bok ettin herşeyi.O anıların bile sıçtın içine.Ben o anıları ne emeklerle almıştım,sen geldin,oturdun üstüne.Oysa ne güzel gülüyordu insanlar,sen neden onları mahkum etmeye kalkıştın birden?Neden yaptın bunu?Ben o anılarla 1000 yıl bile yaşayabilirdim,1000 yıl o karanlık,o beğenmediğin odada ,ya da o anılarda kalabilirdim,karşımda şu seni görmektense!Utanıyorum senden.Hiç mi birşey güzel değildi senin için?Neden yıktın herşeyi?Hiç ağlamaz mısın sen?Utanmaz mısın?Nasıl bir gaddarlık bu?Hep kaç,hep kaç.Bu nasıl bir memleket?Ölmeyecek misin sen hiç?Ama dur sen şimdi,artık ben varım.Senin canını okuyacağım.O anılarla yaşayacağım artık,1000 yıl,100 yıl,ne kadar yaşarsam.Yapacağım bunu,göreceksin.Ama senin gibi yenmek için yapmayacağım bunu,görmek için,görebilmek için.Belki sen o zamana kadar olmazsın ama,olmanı da istemem zaten oralarda,bir an önce yok olmanı dilerim.Bir daha da rahatsız edeyim deme,eğer gelirsen,pek yapacağım birşey yok bilirsin,çaresiz kalırım ama anılarım var,onlara daha da gömülürüm,o zaman kimse çıkaramaz beni buralardan.Uzak dur,iyisi mi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder