28 Aralık 2014 Pazar

Bugünlerde aklımda müziğe yönelmek var,ama edebiyatsal müzik.Ben böyle diyorum huleyn.Büyük ihtimalle fail olacak,çünkü ucu başı belli olmayan bireysel,bir ego tatmini seviyesinde birşey,kimseye bir zararı olmayan bir aktivite.Mesela bilmem ne filmlerde psikologlar potansiyel deli ya da deli hastalarına bazı resimler gösterirler ya,bunlardan ne anlıyorsun diye filan diye.Ben de onu müzik için yapmayı planlıyorum.Bazen içimde böyle yapmak için cesaret buluyorum,ama bunun beni nereye götüreceğini bilmiyorum.

27 Aralık 2014 Cumartesi

Baba

Zaten yaşıyorum ben baba, zaten yaşıyorum ben o dediğin durumu, o dediğin hissi, yaşıyordum, ve belki hala şu anda yaşıyorum, o zaman da yaşıyordum ve yaşamaya devam edeceğim. O kadar etkiledi ki bu beni şu anda öyle hissedip hissetmediğimi dahi bilmiyorum. Ve sen bunca zamandır ben böyle hissederken hiç yardımcı olmadın, gerçekten hiç o söylediklerin kadar yardımcı olmadın, olamadın. Varsa yoksa kafandaki ezberlenmiş birtakım şeylerle karşıma çıktın hep. Öyle olsun. Zaten neydin ki hayatımda? Aslında bakarsan hiç sevmemiştim seni, çok kötü bakıyordun ve hiç yardımcı olmuyordun hiç bir zaman, çocukken bile. Terör yaratmak ve faşişt eylemler planlamak, bunu da aile içinde yapmak ve aynı zamanda aynı aileyi sevdiğini söylemek içinde vardı. Yapacak birşey yok herhalde sanıyorum senin hakkında. Benim hakkımda ne olacağı ise? Bilmiyorum,ama sonsuza kadar da haklıyım. Bana birşeyler vermek isteyip de kendilerinden ve de benden ne istediklerini anlatamayan insanları dinleyecek değilim, böyle insanları dinleyeceğime, dinlemem daha iyi. Birşeylere zorluyorsun, ya da belki canın birşeyler istiyor fakat olmayacak o iş, olmaz. Herkesin kendi standartları var. Sen benim çok büyük bir zamanımı çalıyorsun, ve sadece bu yüzden bile kötü niyetlisin benim gözümde. Hiç de iyilik düşünür bir halin yok, hiçbir zaman da göremedim sende öyle bir potansiyel, sadece kendine güvenin yok. Ne istediğini bilmediğini ne diye bu kadar açığa vurursun ki? Hiç anlamam. Bunları senin yüzüne söylemeyi düşünsem, yok hayır, gerçekten bunlar yüzüne söylenilsin istemiyorsun ki. Uzatıyorsun işi iğrenç şakalarla geçiştirerek, unutturmaya çalışıyorsun. Sonucunda yine eskisi kadar bu davranışlarının o eski aptalca davranışlarına benzerlik gösterdiğini görüyorum, hiç değişmeyeceksin anlaşılan. Ben evsiz olarak yaşamayı dahi düşünebilirim, birşey yapmak istemeyebilirim, fakat senin birşey demeye hakkın yok. Benim de ölmeye hakkım var, birşey yapmazsam ölürüm. Yaşamaya da hakkım var tabi, ve ben bunu daha çok tercih ediyorum. Senin içinde olmadığın ve olmadığın varsayılmış bir yaşam. Fakat birkaç Norsemen ile verdiğimiz savaşı ayrı tutuyorum, o günün anısı ayrı. 2 tane kaba saba element. Biri norsemenler, diğeri sen; baba. Bunu ne bu kadar özel yapıyor bilmiyorum, fakat öyle işte. Bu bende kalıyor. İtiraz istemiyorum. Bu kadar.
Çok sıkıştığımda kalkıp gidip yürüyordum, hızlı tempoda ve öfkeli görünen bir halde, yani zaten bu hareketimin en çok hoşuma giden tarafı da buydu. Böylelikle vücut gevşiyordu, olur olmaz yerde de durduk yerde kasılmaya başlamıyordu, çok acayip hissediyordum böyle olduğunda çünkü. İntihar edesim geliyordu, ama birtakım ufak çözümler buldum düzgün nefes almaya çalışmak, ya da isteyerek nefes alma gibi. Çünkü anladığım kadarıyla başka türlü çözemezdim bu durduğum yerde kaslarımın kasılması olayını. Çok özgürlük karşıtı bir olay değil mi? Vücudum bana karşı koyuyor, hiçbirşey yapmadığım halde kaslarım kasılıyor, istemiyorum kaslarımın kasılmasını ona rağmen kasılıyorlar, o nasıl birşey ki öyle. Başlarım öyle düzene ve vücut endorfin sistemine ben.

21 Aralık 2014 Pazar

Bugünlerde bloguma yeni birşeyler yazmayı düşünüyorum,fakat içimden hiçbirşey yazmak gelmiyor.Olsa olsa,girip eski yazılarımı kontrol ediyorum,bandrol uyguluyorum,yasadışı birşey yazmışsam siliyorum.Yani benim manamda yasadışı,benim kendi yasalarım var,iyi hissedersem,o davranış doğrudur demektir.Eğer yanlış yapmışsam,geri çekilirim ve arkamdan küfür edilmek yerine sadece "insan" denilebilir,bence.İnsandır,hata yapar,denilebilir.Ama her zaman olduğu gibi nerden geldiği belli olmayan birşekilde çeşitli manalarda şiddete de mağruz kalabilirim,buna karşı yapacak pek birşeyim yok maalesef,yani direkt olarak kişilik haklarına karşı bir suç işlememişsem birşey yapılamaz bence.

Yani her neyse,benim bu yazıyı yazma sebebim bloga yeni bir yazı atmak içimden gelen bir heves,fakat tam da buna karşılık içimden yazacak hiçbirşey gelmemesi gibi tamamen maddesel sebepler...İçimi dökmek istedim kısaca,yani blogların amacı da bu değil midir zaten?İçini dökmektir bence.Her ne kadar bu yazıda bloga yazı yazamamakla ilgili birşeyden bahsedip aslında bunları bahsederken bloga yazmak gibi,içimdeki monologun dışarı,bu bloga taşması gibi bir durum olmuşsa da,içimi dökmek istedim ben aslında;ve evet yazmamakla ilgili düşündüğümü yazıp aslında yazdığımın da farkındayım.Buraya yazmak istiyordum ve böyle ikinci seviye çelişkiler beni durduramazdı bu konuda.Bunu ifade etmek istedim.Yazınca daha iyi anlıyorum hislerimi sanki gibi ya da bana öyle geliyor,tamamen kendimle kaldığım için en azından birşeyler kompleks olmalı ki korkayım ya da bir otoriter birşeyler hissedeyim diye düşünüyordum ve hislerimi bu köşeye koydum,bundan dolayı yazmayı ve hissettiklerimi yazarak azaltmak ya da her ne ise o eylemden yapmayı çok sever hale geldim.Yapacak birşey yok,zaman geçiyor mu?geçiyor.Sorun yok.

13 Aralık 2014 Cumartesi

Dedeli bir hikaye(part 1)

Mumun sönmemesi için aceleyle çardağa doğru koşturmaya başladı.Eliyle hem mumun üstüne ve koştuğu yönde oluşan rüzgara siper etmesi gerekiyordu.Sonunda bunları düşünemeden bile,mum ortadan ikiye yarıldı ve yere düştü.

(Devam edecem sonra.)

11 Aralık 2014 Perşembe

Ben bu blogda karşı kaldırıma çıkıp,efendime söyleyeyim özlü sözler yazabilirdim,okuyanları galeyana getirecek,düşündürecek,eğlendirecek şeyler yapabilirdim.Ama yapmadım,herşey darmadağınık halde.Ben dağınık seviyorum herhalde.Ölene kadar da böyle seveceğim gibi birşey.
Hata,aslında benim kötü hissetmemdi.Ben kötü hissedebilir miydim?Çok ilginç bir deneyimdi.Nasıl kötü hissederdim ben?Kendine bir yerlerden bir şekilde meşgale bulabilen ben,nasıl kötü hissederdim?Ama olmuştu işte.Hem de birkaç insan buldum bu yüzden kurban edecek,canını sıkacak,öyle olmadıysa bile bunu amaçladığım,evet,canlarını sıkmayı amaçladığım.Başarılı oldum mu hiç bilmiyorum,ama ilk defa böyle birşey istemiştim.Ama başarılı olup olmamam çok önemli değil aslında,bunu istemiş olmam yeterli geliyor sanırım.

E şimdi bunları yazdım da elime ne geçti onu merak ediyorum,hiçbirşey.Hobilerimde veya fobilerimde bir gelişme,bir değişme olmadı.Çok mutsuzum.Jag är så olycklig. I m so unhappy.

1 Aralık 2014 Pazartesi

Ne yapmak istediğimi pek bilemiyorum,fakat yapmak istediğim şeyleri kızlar, yani en azından kızların bir kısmı keşfetmiş olabilir. Yani bir insanla oynamanın limit noktasına gelmeyi bulmuş olabilirler. Ben öyle düşünüyorum.

Ama bitirmeden evvel bir flashback yapmak istiyorum,ama yapınca da pek birşey elde edemiyorum,o yüzden bırakayım burada.

28 Kasım 2014 Cuma

Mafia driver adlı ufak,küçük oyunu hatırlıyorum. Nasıl indirdiğimi hatırlamıyorum bunları fakat. Yani,daha nasıl geçebilirdi ki birtakım şeyler? Tıpkı şu anın renksizliği gibi. Manası yok bunların pek.

27 Kasım 2014 Perşembe

Potansiyel olarak onun bana zarar vermeye kalkıştığı bir durum düşünüyorum. Muhtemelen korkudan şoka girerdim. Cesaretle pek ilgisi yoktu bu durumun çünkü bir anda kurban durumuna düşeceğimi düşünüyorum,pek mukavemet gösteremezdim diye düşünüyorum.Gerçi böyle bir durumu hiç beklemediğim de söylenemez.Hayat çok sıkıcı zaten,fakat canım da yatmak istiyor.
Simdi eski bir arkadasimin,fakat o kadar da eski olmayan bir arkadasimin fiziksel bir hali uzerinde birkac gorus belirtmek istiyorum. Sadece ve sadece fiziksel,disari yansiyan,ici ile ilgili bilemeyecegimiz kisimlari olabilecek birsekilde yazacagim dusuncelerimi. Yani soyle ki mesela benim baskalarinin birtakim secimli baskalarinin yaninda hissettigim seylerin yansimasi benim gercek karakterimden ne kadar uzaksa,yani ben bunu gercek karakterim diye tanimladigim seyden ne kadar uzak goruyorsam,yani dusuncelerimden ne kadar uzak goruyorsam,yani belki de dusunmemek icin kactigim bu eylemler,kendimden bu denli uzaksa,iste onun bu dis gorunus hali fiziksel hali de kendisinden o kadar uzaktir diye dusunuyorum.

Cok endiseli ve cok hareketli bir hali vardi,yerinde duramiyordu. Bir ara ayaga kalkti,etegini cekistiriyordu. Hala cok endiseliydi,ve sanirim benle olan ufak bir konusmasindan aslinda gorundugu kadar endiseli olmadigini farketmistim. Ama endiseli gorunurken cok daha guzellestigi soylenebilirdi,ama bu haldeyken de cok tehlikeli oldugu soylenebilirdi cunku muthis derecede sinirli olabilecegini de dusunuyorum bu haldeyken. Kesinlikle kendisiyle konusulacak bir vakit degildi diye dusunuyorum,bu haldeyken yani. Eger konusmak zorunda kaldigimi dusunuyorum da,yanlis birsey soylemis olsam,o anki muhtemel ofkesi cok acimasizca sonuclara gidebilirdi. Ben cok korkardim boyle bir ihtimalden mesela. Etkilenmeye ve cokertmeye cok acik bir halde gibiydi,ve genelde ezik bir tip olan ben icinse kesinlikle cokertme tarafi daha agirlikli gorunuyordu benim icin. Ya da belki de ikisi de olabilirdi ama benim gorecegim taraf beni nasil cokertecegiydi ve uzecegiydi. Ama belki de objektivist olarak bakilirsa,o kadar da onemli degildi. Daha da onemli olan sey ise benim de o anda belki de onun gibi,birtakim dis etkilere,fiziksel etkilere bagli olarak davrandigimdi,yani ben oyle dusunuyorum. O sirada ben de kendi arkadaslarim tarafindan cevrilmistim,bu durumdan pek hosnut oldugum soylenemezdi. Sonuc olarak,muthis bir bilinmezlikle kapli bir kizdi,uzaklastiriyordu bu tur davranislariyla kendini insanlardan bilerek ya da bilmeyerek.


Well,every one for itself,anyway. What can you do sometimes..

Yarin,yani aslinda bugun,son 3 saat daha uyuyup okula gidecegim. Bazen cok uzuluyorum,bir insan nasil bu kadar yalniz olmus olabilir? Yalniz hissetmis olabilir ya da? Kimseye zararim yok,neden boyle hep? Hic iyi bir sey hissetmiyorum eskiye dair. Eh,demek ki iyi seyler hissetmiyordumsa icimde biriktirip iyi niyetlerine de kotu karsilik vermem gerekirdi,belki boyle birseyler olusturabilirdim herhalde. Ama simdi,hicbirsey yok ve kendimi cok cok kotu hissediyorum.
Canim su anda en cok silithusa,ya da un goro cratere gitmek istiyor,orada bulunmak istiyor. Oralarla ilgili pek cok seyi,cografi ozelliklerini vs unutmus olsam da,kalbimde cok buyuk yer tutuyorlar. Evet,belki cok sacma ama oyle maalesef.

Silithusu hatirlamiyorum. Felwood,eversong woods,bugun de gundrak mi ne oralari hatirliyorum area olarak. 74 level warlock iken,demonology specini merak edip actirmistim,herhalde ondan once 50 levelda da olmustum bir kere demonology. Jaedenarli bilmem ne turlu,tipli yaratiklarla cebellesirken,ya da cebellesemezken. Cunku cok yavasti,afflictionla 4 mob birden oldurebiliyordum. Ama 74 leveldaki cok ilgincti gercekten. 10 saat filan suruyordu resmen oldurmek. Ama bu anidan hoslanmadim ben,birsey daha vardi bu anida benim canimi sikan.

Sonra fury warriorla,tamamen bu onceki anidan cok daha uzak,cok daha ozgur birsekilde 74 ya da 75 levelken levelimg yaptigimi hatirliyorm bu zuldrak mi gundrak mi denilen areada. Bunu cok seviyordum acikcasi. Ordan oraya ucarak saldiriyordun elinde iki tane two handed weapon ile. Warrior ile oynamanin belki de en zevkli zamanlariydi. Birtakim tarlalar,sulamali tarlalar arasindan gectigimi hatirliyorum boyle. Fakat ki priestimle ilgili hemen hemen hicbirsey hatirlamiyorum ben. Shadow olarak pek oynamamistim saniyorum,genelde healer olarak girmistim bir yerlere surekli. Simdi quest yapmanin cok daha eglenceli oldugunu dusunuyorum. Yeni yeni talentlari cok daha emek sarfederek acma vs. Fakat artik her 15 levelda bir boyle bir olay oldugu icin ne derece saglikli olur bilmiyorum.

Su anki hedefim ise,rogueyle guzel bir leveling yapmak. Belki severim rogue oynamayi. Belki de sevmem. O zaman da mage oynarim.

26 Kasım 2014 Çarşamba

Lütfen bana zarar verme olur mu? Yaptığım her neyse bir daha tekrarlanmayacağına emin olabilirsin,sana direkt olarak bir zarar vermeyi hiç düşünmedim,lütfen beni affet. Sadece yaşama hakkımı kullanmak istiyorum,lütfen beni öldürme,bir daha üstüme vazife olmayacak şekilde davranmayacağım. Sadece kimsenin birşey düşünmediğini düşünmediğim için böyle bir atılganlık yaptım,bir daha olmayacak. Zarar vermek isteseydin çok kötü zarar verebilirdin,bunu biliyorum ve farkındayım,şimdi çekiliyorum müsaade edersen.
Norveççe klavyesinde ø harfi ve diğer 2 harf ekli de neden android türkçe klavyesinde böyle birşey yok neden kimse türkleri ve özellikle grammar naziliği yapan türkleri düşünmüyor?

24 Kasım 2014 Pazartesi

Ama belki de yi ki lomamış diyebilirim yani bazen.Niye ki çünkü mesela benim birtakım düşünclerim kalrıbilecek gibi değil yan.Soakyımb yöel kılavyeye de ben 200 kez ynlışlık yapıyourm yeterte arıtk.
Bu aklımdan ve geçmişimde de yaşadığım bu kaybı nasıl onarabilirim ki?Hiçbirşekilde onaramam,hiçbirşekilde geri dönüşü yok ki.Nasıl olsun?Her an kendince özeldi ve ben yeterince hızlı değildim.Şu anda olsa ne olurdu ki?

Ama aslıdna ub o kadar da önemli değil,artık ne yazdıoğım ne yazamadağım de önemli değil,sokmayım öle ş be.

23 Kasım 2014 Pazar

Aslında bana onu hatırlatan herşeyi unutmalıyım.Dayanamıyorum artık.Hatta bana eskiyi hatırlatan herşeyi,birşekilde silmeliyim yok etmeliyim.Çok mutlu olamam belki ama en azından sürekli kalp krizi geçirecek bir kondisyonda bulunmam.Bunları da bu kadar yazıyorum fakat hiç uygulama fırsatım olamıyor maalesef.

Bu durumdan tamamen farklı olarak birşey daha keşfettim ki,şu anda bunları yazarken ki izlenme ihtimalimden duyduğum rahatsızlık,benim birşeye konsantre olmamı ve hatta düşünmemi bile etkiliyor önüne geçiyor.Daha önce de hep böyle oldu,hep etkilendim dış etkilerden sonra bunu birçeşit sanki hoşuma gidiyormuş,belki de gerçekten hoşuma gidiyormuş izleniminde olduğunu düşündüm son anda aceleyle birden.Fakat ki tam olarak böyle olmayabilirdi,ama yine de bazı şeyler çok farkında olmadan oluyordu her nasılsa.

O yüzden şimdi bambaşka birşeyler yapmalıyım ve şu sürekli başıma gelen tekerrürden kurtulmalıyım.
Şu anda bayağı bir intihara meyilli hissediyorum.Kendimi bir yerlerden atasım var,daha doğrusu,bileğimdeki damarın akış yönünde bir bıçak saklayıp tansiyonumun düşmesini hissetme isteği var içimde.Tam da bunu istiyorum işte,o bayılmaya yaklaşan hisse karşı durmak,mukavemet göstermek istiyorum yıkmak istiyorum o durumu.Başkaca,bu matematiği anlamak istiyorum.Ama en başta,sevmiyorum ben matematiği.Ama bakacağım işte.

19 Kasım 2014 Çarşamba

Bugünlerde aynı bilgisayar dilinin konustugu gibi konusuyorum. Mesela,kesinlik uzerine kuruldu genel olarak hersey. Bu son zamanlarda kendimi isime cok fazla vermemden dolayi oldu buyuk ihtimalle. Adeta,ortada bir kesinlik yoksa,herkesin bildigi kabul ettigi seyleri bile yapmayacagim. Kendimi bombos hissettim o acidan bugun. Kitap okumaya zamanim da olmuyor,dolayisiyla kendimi de pek iyi ifade edemiyorum,gerci bolum kitaplarini okuyorum,severek okuyorum hem de genelde,kafamda birtakim bolgeleri vs calistiriyor,ki ne zamandir iq dusuklugu yasiyorum,su anda onu geri kazaniyorum yavas yavas. Ama ne istedigimi de bilmem lazim tabii ki.

17 Kasım 2014 Pazartesi

Scania marka tırların ön tarafı çok çirkin,tıpkı çocukluğumda korktuğum ford tırları gibi

Bazı isimler de çok çirkin geliyor mesela o ismin verildiği kişi ile ismin söyleniş şekli arasında hiçbir ahenk göremiyorum ve bunu garipsiyorum.Belki zamanla yaşadıkça alışılan birşeydir bilmiyorum ama bu şey beni dışarıda bırakan etkenlerden birisiydi.
Yalnız kalmamak için kendi bulduğum hayalin geri gelmesi,daha doğrusu sanki yeniden canlanması beni çok sevindirdi. Fakat böyle bir hayal nasıl kabul ettirilebilir ki ya da nasıl yaşatılabilir? Ben bu türlüsünü gerçekten çok seviyorum,belki de aslında başından beridir böylesini daha çok seviyordum. Fakat bu,bunun öznesi olan kişilere nasıl açıklanabilir ki? Gerçekten normalde olandan çok çok daha iyi hissediyorum eğer böyle birşey olursa,daha nasıl ifade edebilirim ki? Daha az,çok daha az yalnız hissediyorum böyle. Bu benim sadece nasıl düşündüğüm. Evet,sonuçta bunu başka insanlara zarar vermek,ya da onları küçümsemek amacında kullanmıyorum ki.

Sorun şu ki,kendime uygun yapıda, benim kadar bireysel yapıda bir dişi bulabilseydim belki,sürekli bazı şeyleri sadece ve sadece erkek olduğum için benden beklemezdi,kendisi karşılayabiliyorsa kendisi karsilardi ve boylece sorun kalmazdi.

Simdi bu paragraf su dusunceye dogru gidecek: kizlarin da bazi sebepleri oldugu ve yeterince iyi aciklanirsa gerektigi kadar iyi olabilecekleri gercegi ve benim sonucta normal yollardan da mutlu olabilecegim gercegi.

Ama gerci ustteki paragraftan da bakarsak,insan yalniz kalmamak icin neler yapabiliyor. Gercekten,cok garip ve uzgun hissediyorum. Neden yalniz kaliyorum ki zaten ben? Neden yani? Gereken herseyi yapmiyorum mu? Yalniz kalmamak icin ne yapmak gerekiyor ayrica? Kendimi yeterince disa vurmuyor muyum? Ama olmuyor iste,olmayacak da. Olacagini hissetmiyorum,olabilecek bir gelecek de hissetmiyorum kendimde. Cok gucsuz hissediyorum bunun icin kendimi. Rahat birakin beni. Sadece ve sadece aynada kendimi gorerek de yasayabilirim ben,ne istiyorsunuz benden oyleyse? Canimi almak istiyorsaniz gelin 300 kisi oldurun beni,daha ne? Bu kadar basit. 

Simdi dusunelim,eger boyle herhangi bir durum olacaksa bile,nasil olabilir ki? Nasil bir ben boyle bir durumun icinde bulunabilir? Boyle bir durumu yadsiyorum kendimce. Cok asagilik hissediyorum bazen kizlarin karsisinda. Neden boyle hissettigimi bilmiyorum. İlgi duyduğum bir kızın bir gun ilk kez etek giyip de,daha dogrusu mini etek giyip altina da baska birsey giymediginde onu o sekil gorup onun bacaklarina baktigimda cok utandigimi hatirliyorum. Cok canli seylerdi,hareketliydi,kasliydi,bembeyaz ve cok guzellerdi,damarlari gozukuyordu ustelik. Ama galiba varisti onlar,mavi renkli damarlardi. Hahah Ha ha. Yok be ya,toplardamardi onlar galiba,o zamanki hareketsizligin getirdigi bir toplardamar fazlalasmasiyla alakali diye dusunuyorum. Zaten biraz kilolu oldugundan bahsediyordu,ama hic de kilolu degildi tam sevdigim araliktaydi ki benim icin onemli degildi ki aralik,olurdum onun icin. Nefis bacaklari vardi,bunu o zaman farketmistim. 

Ama artik,is isten gecmisti yani. Ne bileyim,gitti yani artik geri bir donus olamayacagini dusunuyorum. Ne yapacagimi bilmiyorum. 

16 Kasım 2014 Pazar

Daha fazla kapanmak gerekli sanırım benim için.Ben öyle düşünüyorum.Bu kadar karşıtlıkla başarabileceğimi sanmıyorum onca farklı diferansiyeller arasında.Vazgeçiyorum tüm bu isteklerden.Belki de ne yapmak istediğime konsantre olmalıyım artık,komple.Cevap verme zorunluluğum kimseye karşı yok.Yoktu da hiç.
Onun problemi olduğunu düşünüyorum.Ne yapacağımı pek bilen bir insan olmayabilirim,bu yüzden sağa sola değişik biçimlerde sevgi gösterme eğilimlerinde olabiliyorum,bu da bilmeden insanları kırabiliyor,ama ne yapabilirim?Onlar da bunu onaylayan davranışlarda bulunmamışlar mıydı?Belki de bulunmamışlardı.Tam olarak sorun ne göremiyorum,aslında onun bir anda böylesine bir yerden birşey çıkarmasıyla alakası var.Ben nasıl suçlu bulunabilirim ki bunda?Ortada bir suç bulunup bulunmadığı da belirsiz.Bir hız,bant genişliği sorunu var sanırım.O yüzden hızı düşürmeye karar vermeliyim diye düşünüyorum.Karar vermek değil,yapmak.Evet,aynen böyle olmalı.Baştan beri,neden böyle davranıyordum ki herhangi birine karşı bile?Hiçbir sebep yoktu böyle davranmak için.Belki hayatı daha çekilebilir kılmak amacı güdüyordum başlarda ama bu da mantıksızdı.Başkaları tarafından doğru görülmeyebilirdi.Fakat,tamamen izole bir hayat nasıl mümkün olabilirdi ki?

Lets get onto something very new.Something brand new.
İçimde bir sevinçtir gidiyor,yerdeki siyah halıflexleri inceliyorum,ama aslında amacım halıflex leri incelemek değil,onlardan nefret etmek istiyorum.İncelemek için enerjimi başka şeylere saklamak istiyorum,incelerken daha mutlu hissediyorum sanki.Sonra içimdeki heyecan iyice beni sıkıştırıyor,sarı ışıklı güzel odamdan kıyafetlerimi giyip çıkıyorum.Kapıya çıkıyorum,sorun yok;her zamanki kapı işte,ama sanki sarı ışıklarla daha güzel görünüyor artık bu kapı ve kapının dış tarafındaki cephe.Daha iç açıcı sanki.

Her neyse,sokağa çıkıyorum.Çok ilginç,daha önce hiç gidilmemiş yerlere gitmek istiyor canım,ama her nasılsa sürekli aynı yerlere çıkıyorum eninde sonunda.Çeşitli şeyler görüyorum mesela;masa üstünde havlayan köpek,ya da güzel görünümlü apartman içi mermer iç cephe ve merdivenleri,içeri girilince yanan fotoselle içinde yaşayan insanı bir anda çok iyi hissettirip bir anda çok kötü hisettirebilir,diye düşünüyorum.Ama o kişi ben olsaydım eğer,bu bambaşka olurdu diye sanıyorum.Bazı şeyler dışarıdan bakılınca güzel sanırım.

İlerliyorum,ama sanki her zamanki şeylerin dışına çıkıyorum biraz.Artık yol git git bitmiyor,nasıl oluyor anlamıyorum.Bir ara verip geri dönmeyi düşünüyorum.Hep ileri gidip bir şekilde ev yolunu bulmak yerine,geldiğim yoldan geri gitmek stratejisine değiştiriyorum stratejimi.Etraftaki insanlar hiç şaşırmıyorlar bu geniş çaplı strateji değişikliğime.Gerçi değiştirdiğimi nasıl anlayacaklar?Anlasalar bile nasıl şaşırma efekti verecekler bu duruma?Bilemiyorum.En iyisi hiç kurcalamayalım bunu üstüme saldırmasınlar,saldırırlar yoksa,en azından korkuturlar.

Bir telefon çıkıyor cebimden.Cevap veriyorum.Birtakım aşağılamalar var.Cevap mı veriyorum yoksa birşey mi okuyorum belli değil,fakat aşağılanmış hissediyorum kendimi bu olay bittiğinde.Bir geri çekiliş hissi hissediyorum içimde,bu kanın çekilmesi durumu mu yoksa aşağılandığı için aşağılandığı yerden geri çekilme durumu mu?Aşağılandığım yer muhtemelen benim değildi zaten,gasp etmiş gibi birşey yapmıştım ben oraları,o yüzden pek histerik hissetmiyorum bu konu hakkında.Zaten öylesine durup dururken kim beni aşağılayabilir?Ama yine de üzücü ve yalnız bırakıcı bir durum.

Sonra eve doğru ilerlemeye devam ediyorum.Kendime yeterince vakit ayırdığımı düşünüyorum eve dönerken.O yüzden jübilesini yapmış bir insan edasıyla sağdaki soldaki dükkan sahiplerini,insanları izliyorum tam açık gözlerle.Fakat yine de kendime özen gösteren bir insan değilim.Ne yapayım?Ben kendime nasıl özen gösterebilirim ki?Neden kendime göstereyim?Başka birşeye göster deseler,tamam,niye kendime?Neden?Neden özen göstereyim ki kendime?Ne münasebet,siz göstermeyi deneyebilirsiniz biraz daha.

12 Kasım 2014 Çarşamba

Aşksal birşeyler 2

Sevgili,kafamdaki umut eksikliğini,Orhan Gencebay'ın sözü gibi "umutsuz yaşanmaz" diyerekten,içime serpiştiren,ama bir o kadar da imkansız,öyle ki bu imkansızlık,mıknatıstan sınırsız enerji üretme projelerinin aslında imkansız olamayacağını kanıtlamak istermişcesine,ne kadar imkansız olsa da,mıknatıs gbi demiri sonsuza çekip elektrik üretilebileceği gibi,bu umut bana bir sonsuzluğu tutmama,ona inanmamı sağlıyor.Bir gün de olur da tüm bu iç fırtınalarımı farkedip de boynuma atlayacağınız hissini taşıyorum,bir gün belki olur da aramızda telepatik birşeyler olur da durumumu anlarsınız diye inancımı yitirmedim.İşin acı kısmı ise bunların hepsinin ,kendi içimde olup bitmesi.Ben size sizin bana şans verme şansınızı bile vermedim.Ama bazen de iyi ki bu şansı vermemişim diyorum.Çünkü bazen bu platonikliğin beni uzun süredir geliştirdiğini düşünüyorum.Olur da,o kadar gelişirim ki,sizinle benim ilişki yaşadığı bir paralel evrende can kazanırım,ya da o kadar platonikleşeceğim ki,sizi tanımadan size doymuş olacağım,kim ne derse desin,yapacağım bunu.

Bilirsiniz genel geçer şeyler benim için çok önemli değil.Sizinle pek konuşmam bilirsiniz,bu yüzden bana zaman zaman nefretle bakardınız,bu da beni daha da platonikleştirdi.Eğer olur da bir gün benimle konuşmak mecburiyetinde kalırsanız,bu gerçeği gözlerimden(ya da gözlemimden) ya da ağzımdan kaçıracağımdan çok korkuyorum.Takdir edersiniz ki dünyanın yükünü sırtımda taşıyorum,bir bakışınız beni yıkabilir.Bu kadar platonikliği sanki tek bir ana sıkıştırmak istiyor gibiyim,ama böyle birşey ne derece mümkün bilmiyorum.

Aşksal birşeyler

Öncelikle,sizi nasıl anlamlandıracağımı,hitabet edeceğimi hiçbir zaman bilemedim,belki onca zamandır,hiç isminizi kullanmamışımdır,herhangi bir seslenme bile olmamıştır belki.Belki de bunu düşünen sadece benimdir.Belki de böylesi iyidir,nitekim,şu ana kadar kendime yakın hissettiğim karşı cinslere herhangi bir açılımım olmadı,belki bir çılgınlık yapıp ilk kez size isminizle seslenip,itirafımı yapabilirdim.Tabii bunun için zilzurna sarhoş olmam gerektiği kadar,doğru mekanda olmam da gerekiyor,ki bu da neredeyse imkansız.Bu imkansızlıklar bununla da kısıtlı değil.Gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki;aslında çok farklı bir kişiliksiniz,belki benim ilk defa ciddi anlamda hoşlandığım,fakat yine de bana uzak bir kişilik gibi.Benden o kadar farklısınız ki,ve bende,o kadar size uzak.Yaklaşmak istesem bile,sizin beni sevme ihtimalinizi,ve sağlam bir ilişki kurma ihtimalimizi göze alarak söylüyorum ki,zaten çok düşük bir ihtimal-ben kendimden çok fazla feragat etmek zorunda kalırdım.Kendimi de biraz fazla severim bilirsiniz,belki bu yüzden fazla insanlara açılmadığımı farketmişsinizdir-ki zaten tek sebep de bu değil-Yine her ne kadar kendimi sevsem ve sizin için feragat etmek zor gelse de,eğer bir ihtimalim olsaydı,sizin için seve seve fedakarlık ederdim kendimden.Ama işte onu bile yapamıyorum.Neden biliyor musunuz?Benim kendi hayatımdaki feda etme kuralları ile hayatın kendi feda etme kuralları çok farklı.Şüphesiz,ben kurban olsam bile aradığım şeyi hiçbir şeyde duyumsayamayacağımı ayrımsıyorum.Belki,sizin başka paralel evrendeki benimle uyuşan versiyonunuz olsaydı da oradaki ben olmayı ne çok isterdim.

Affection (2013 4-20 mart arası bir tarih)

Another big affection together.Sometimes I suffer for the times which I could be more of a social.Being unsocial.Such a great burden for a weak guy.You gotta repay for the others who is social.It needs a great strongness to get over.I m strong yet,I was,until today.I was thinking I was strong.I could get this life half alone,I would think.But today,I ve been shown some specialities to being a social.But being a social guy... How further to that I am.I suffer for this.What happened to me today?I was really affected by all those.They ve attacked too strong on me.They wasnt weak as I was thinking.Actually I never thought they are weak.They are just not at my level-corresponding to my state in people.I should be on a high level to stay alive.But they arent weak.They werent weak.Or I wasnt using my defenses,or I wasnt strong as I was thinking.I think I should use the technique of "divide of the powers" which I could be good at.I cant really fight those half alone.GOd should help me.I will never suicide,I could do everything for live.But everything goes too hard on me.Even as I write these,I have a problem in my engine nörons.Which blocks me to refled my emotions to the paper.

*Yazının üst tarafından bir ok işaretiyle şöyle birşey yazılmış.After time of collapse,social collapse.Bu tahminen foto çekim günü tarihine ait bir zaman.Hatta eminim öyle olduğuna.

The humanism?

The humanism?Cant I beat my emotions?But that wasnt my problem.I was driven to be beyond people with high emotion or no emotion system.My brain and logic was allowing to that.But why is that happend?I am still human,and emotions give me pain?Why I cant totally beat my emotions?And if I try to regenerate my emotions on several thing it just sucks.Now,I have high feelings and emotions.But I cant still be motivated.I cant use my %100 performance like %90,then %10 is left.And the important %10.In that %10,there are things which included by emotions and feelings which are low.As I m doing I m in %90 performance,I cant tell my problems properly,and this is going to kill me.I have so big pains by that.

Somewhere near 2011-2012,anxiety

I am asking myself these questions again,again and again.Am I deserving the God's love and promotion,to make other people x?Is the x making people be free minded,and making them losing their religion and increasing communism idea on themselves?Is this minimalisation decision,too void and useless?The otherscan feel spirituality in x as I did?I just dont know anything how guess God helps me,cuz I am also slightly losing my mind,logic and literal abilities.Guess it will be compensated later by the God.Also one last thing.Do x improve how I believe in God?

Sometime near 2011-2012,agressive stance

Yine bir ikilem durumu.Ya siktir çekip bu diyardan gideceğiz,veyahut affedeceğiz.Her ne kadar beşeri faktörlerden dolayı affetmek içimden geçsede,feto diyarlarına gidip kaliteli yaşam sürmek,ama birtakım ihtiyaçlardan eksik kalmak(kızların bacaklarına bakıp teneffüste mastürbasyon yapmak vb) durumu beni ikircikte bırakıyor.Beni bu seçime zorlayan faktörleri bile özleyeceğim belki gidince.Ve onun dışında sevmediğim,hoşlanmadığım,her ders iddia sohbeti yapılan sınıfı bile özleyeceğim belki.Belki saçma sapan baltalayıcı laf edip de sınıfım tarafından baltalandığım bile anlaşılmadığı gibi,yine de o gülmelerini özleyeceğim.Her ne kadar duvarlarda lanetli,beddualı izler bulunsa da,yine de insan alıştığı yerden ayrılamıyor.Üstelik birden çok farklı bir atmosfere girip şoka uğrayabilirim de.Kim bilebilir?Belki de yeni hayat dostları edinirim.Her ne yaparsam ileriyi düşünmeyi ve disasterin yaklaşma zamanının orta yerini bularak bu konuya açıklık getirmeliyim.Disasterin gerçekliği ihtimaline,spirituel bazı durumlar eklenmesi,gerçekliğini iyice pekiştiriyor.Bu spirituelik durumlar,benim için + veya - yönde olabilir.Nitekim mahiyetini henüz çözemediğim,ama aslında uzun süredir bende olan durumlar.Her nasılsa,bu durumlar,eninde sonunda kendi bütünlüğünü ortadan kaldıracak durumlar olduğu kesindir.Amma velakin beşerin çıkarları daha önemlidir.Sonuçta entropi compensate olacaktır muhakkak.
İnsanın büyüdüğünün tek anlaşılışı,zekasının artması,daha olgun,yetişkin olması değil;akciğer kapasitesinin azalmasıdır.Kişi böylece büyüdüğünü hisseder ya da sanar hep,çünkü artık nefes alış verişi bile değişmiştir,büyümek bu olsa gerektir,fakat sadece bir sağlık sorunudur,ve 1 yerine 1,5 nefes alarak bu düşünceleri komple kafadan silebiliriz,en azından ben silebilirim,çünkü o zaman eskiden aldığımız nefes kadar nefes almış oluyoruz yine.Bu bir teori ama aslında ileride kanıtlanabilirliği olabilirç

9 Kasım 2014 Pazar

Merhaba. Bugünlerde düşünüyorum da,bayağı bir motivasyon kaybettim kendi bolumumle ilgili. Mesela,universiteden cikinca ne yapilacagi ile ilgili hicbir bilgim olmayacak,bu nedenle kendimi ifade edecek kuvvetim de olmayacak,sonucta geri siralara dusurulecegim zaten,ya da potansiyel is verenlerim tarafindan bayagi bir garipsenecegim bu durum yuzunden,oysaki onun bana soylemesi lazim ne istedigini,nasil birsey istedigini. Sorun yok zaten onlar da bir iyi isveren,iyi kriz yonetimi olan insanlar degil,oyle olsalardi universiteden yeni mezun olmus bir gencin boylesine kendini ifade etmesini beklerler miydi? Bu sadece "pure" bir kendini ifade etme duygusu,sosyal beceri. Ben istemiyorum ki sosyal filan olmak,ben hakettigimi almak istiyorum sadece,universiteye oyle yuksek bir seyle gelmedim,oylesine geldim. Cok iyi bir universiteye gitseydim de oyle bir icguduyle giderdim zaten,ki gidemezdim oraya da cok idealistleri gidiyormus ya da beynini 4 sene boyunca oylesine boktan seylerle doldurup sinava girip 1 sene sonra hepsini unutacak kadar beyin kapasitesine,beynin gecici bellegine deger vermeyen insanlar gidiyormus oraya. Kusura bakmayin ben bu beyni yasamak icin,yeni izlenimler edinmek icin surekli kullaniyorum zaten,hep de kullanacagim,yine verselerdi bi sans yine ayni sekilde kullanirdim. Benim gecici bellegim bile degerli,istemedim oylesine boktan seylerle beynimin dolmasini,ben de yapmadim. Yapsaydim ne olurdu? Cok yorgun ve bitkin,birtakim beni buyuten insanlar tarafindan teselli ediliyor olurdum bu da gelir bu da gecer diye. İstemiyorum oyle birisinin gelip bu da gelir bu da gecer demesini nitekim bu kisiler beni bakip buyuten kisiler,ya da onlarin yaninda bulunan baska kisilerin:-) bana boyle demesini. Siz de gecicisiniz ulan o zaman!

Bu tur baskilar altinda,ailemi reddedip,ailemden gelen her turlu bagi da reddedip,kendi basima gecinmek istiyorum. Bu baski nedir yani? Cok istiyorlarsa reddedebilirler yani bunda bir sorun yok,simdi arayip soyleyecegim artik biraksinlar bu ataleti ne istiyorlarsa soylesinler. Siz de sacma sapan yorum yapmayin,yok o senin ailen de yok soyle de yok boyle de. Anamin karnindan ciktim diye yapisayim mi yani? İstediklerimi vermezlerse,ezer gecerim bu kadar basit,oMerhaba. Bugünlerde düşünüyorum da,bayağı bir motivasyon kaybettim kendi bolumumle ilgili. Mesela,universiteden cikinca ne yapilacagi ile ilgili hicbir bilgim olmayacak,bu nedenle kendimi ifade edecek kuvvetim de olmayacak,sonucta geri siralara dusurulecegim zaten,ya da potansiyel is verenlerim tarafindan bayagi bir garipsenecegim bu durum yuzunden,oysaki onun bana soylemesi lazim ne istedigini,nasil birsey istedigini. Sorun yok zaten onlar da bir iyi isveren,iyi kriz yonetimi olan insanlar degil,oyle olsalardi universiteden yeni mezun olmus bir gencin boylesine kendini ifade etmesini beklerler miydi? Bu sadece "pure" bir kendini ifade etme duygusu,sosyal beceri. Ben istemiyorum ki sosyal filan olmak,ben hakettigimi almak istiyorum sadece,universiteye oyle yuksek bir seyle gelmedim,oylesine geldim. Cok iyi bir universiteye gitseydim de oyle bir icguduyle giderdim zaten,ki gidemezdim oraya da cok idealistleri gidiyormus ya da beynini 4 sene boyunca oylesine boktan seylerle doldurup sinava girip 1 sene sonra hepsini unutacak kadar beyin kapasitesine,beynin gecici bellegine deger vermeyen insanlar gidiyormus oraya. Kusura bakmayin ben bu beyni yasamak icin,yeni izlenimler edinmek icin surekli kullaniyorum zaten,hep de kullanacagim,yine verselerdi bi sans yine ayni sekilde kullanirdim. Benim gecici bellegim bile degerli,istemedim oylesine boktan seylerle beynimin dolmasini,ben de yapmadim. Yapsaydim ne olurdu? Cok yorgun ve bitkin,birtakim beni buyuten insanlar tarafindan teselli ediliyor olurdum bu da gelir bu da gecer diye. İstemiyorum oyle birisinin gelip bu da gelir bu da gecer demesini nitekim bu kisiler beni bakip buyuten kisiler,ya da onlarin yaninda bulunan baska kisilerin:-) bana boyle demesini. Siz de gecicisiniz ulan o zaman! Var mi oyle hem bu geciciliklerini bilip de hem de kndince iyiligini dusunmeye calismak? Ya onlari bu yuzden oldurmek istersem? Bana fazla gelirse bu kalici olmak istekleri?

Haa,ama onlar da hala insan,olduremem ki onlari,hala yasamaya haklari var. Bu yuzden ailemi reddedip,ailemden gelen her turlu bagi da reddedip,kendi basima gecinmek istiyorum. Bu baski nedir yani? Cok istiyorlarsa reddedebilirler yani bunda bir sorun yok,simdi arayip soyleyecegim artik biraksinlar bu ataleti ne istiyorlarsa soylesinler. Siz de sacma sapan yorum yapmayin,yok o senin ailen de yok soyle de yok boyle de. Anamin karnindan ciktim diye yapisayim mi yani? İstediklerimi vermezlerse,ezer gecerim bu kadar basit. Dusunce hurriyeti farkindaligi yok sizde tabi o yuzden boyle sacma sapan konusuyorsunuz,biktim zaten hepinizden.

4 Kasım 2014 Salı

Tanri bence kendi yazdigi soylenen kitabinda bile çok kompleksli. Mesela,bir cennet var diyor,eger bana inanirsaniz cennete gireceksiniz diyor. Ama mesela hic dusunmuyor ki ya da hic dusunmemis ki belki sonunu bilmeyi istemeyen insanlar olabilir,spoiler gormek istemeyen oyuncular olabilir,sonundaki odulu gormek istemeyenler olabilir,oylesine calisip birseyleri elde edip artik  ne geliyorsa karsiligini almak isteyenler olabilir,sen neden spoiler veriyorsun da milletin isine karisiyorsun? Guya kendini sevdireceksin mesela,niye sevdiriyorsun ki kendini? Kendini sevdireceksen de kendi istedigin sekilde mi sevmesini istiyorsun o zaman insanlari yani derdin nedir? Eger oyleyse neden yaratiyorsun mesela,kendin soyluyorsun yarattigini,yarattin degil mi? Eger dedigin gibi yarattiysan neden yarattin? Madem yarattigin seyin kendi istedigi sekilde seni sevmesini istiyorsan,yaratmanin ne anlami vardi ki bastan? Kendi kendine ne konusabilirdin,kendi kendini de sevebilirdin. Sanki biz istedik sana yarat diye senin soyledigin seyler dogruysa eger,ki hic de oyle gozukmuyor.

Belki adamin senin dinine inanmadan once de bir tanri portresi vardi kafasinda,uzundur tasarladigi birseyler vardi senin dinindeki emirleri vs gorunce uygun gordu girdi,sadece ve sadece bu hayatini duzene sokmak icin. Sen bu adamin bir de oteki hayat paradoksuna neden karisiyorsun ki? Sen bu adamin neden gozunu korkutuyorsun ki cennete girmek oyle kolay degil benden soylemesi tarzda bir o kadar da goz onune alinasi seylerle? Adam biliyor belki bunlari,tanri inanci vardi onceden de,neden bir de bu tur seyleri opsiyonel kilmayip da bu adamin bu tur cok da onemli olmayan seyleri dinlemesini zorunlu kilip adamin ozguvenini kiriyorsun?

Yok cennete gireceksiniz da ama ayni zamanda kendinizi bana sevdirmeniz de onemli diyorsun. Ben sana istedigim bicimde kendimi sevdirebilirim,sen neden kendimi sana nasil sevdirecegimle ilgili direktif veriyorsun,ne hakla? Git robotlar yarat ya da uret,onlara konus. Kaldi ki boyle yaparak bana,yani su anlik icin seni muhattap almis birisine bir robot kadar deger vermiyorsun,ve ustune ustluk de kitabinda caps lock acan ergenler gibi bagirip cagirir gibi konusuyorsun goz korkutmaya calisiyorsun? Tanri bey,samimi degilsiniz efendim,baska maruzatiniz yoksa beni daha fazla rahatsiz etmeyin lutfen.

3 Kasım 2014 Pazartesi

Kelimesel bir manada açıklama getirmek gerekirse,eğer hayatın sıkıcılık değeri, gerçekten bağıl bir değerse,yani sıkıcı olup olmaması bireyin kendi bakış açısına göre değişiyorsa,hay sokayım ben öyle işe.

2 Kasım 2014 Pazar

Bilinçsizce davrandığım söylenebilir,özellikle de çalışma hayatına yönelik çalışmada. Taa işin en başından beri farklı şeylere güvendim belki de,bu yüzden bazı kişilerin de güvenini kaybettim bunu yaparken de. Dolayısıyla en yanımda olmaları gereken zamanda onları bulamadım, baştan güvenlerini kaybetmiştim ve bunu da her nasılsa önemsiyordum,çünkü belirli bir stratejim yoktu,ilerlemeye yönelik,beni sıkan asıl etmenlerden kurtulmak için herhangi bir çabam yoktu.

Ve gariptir ki yaşanan onca anlamsız gelen şeyden sonra yine birşeyler benim irademe döndü. Şimdi ne yapacağımı nasıl yapacağımı eskisinden daha iyi biliyorum,bu yolda ilerlemelerimi yazarım belki buralara artık.

Eskiden hiçbirşey yapmiyordum,fakat yine de soru sorma kabiliyetim oldukça yuksekti ,severdim soru sormayi fakat tam olarak ne diyeyim,bir atalet vardi uzerimde,ya da yapilacak şeyleri apacik gormezdim,verilen tepkileri etkileri algilamazdim,korku panik içinde yasardim. Birşeyler için sadece calismak gerektiriyordu,bir on bilgi,bir ne istedigini cozmek için zaman verilmiyordu sana,birtakim afyonlarla boyuna uyusturuluyordun,kendine cok zor geliyordun. Bir de bütün bunlarin ardindan,yanlis bir secim yapmak,işi normalde basardigina veya basaramadiginda orantili bir cokus ya da yukselis olacagi yerde,geregini tam olarak yerine getirmedigin için,basardigin ornege oranla geometrik fazlalikta bir cokus yasiyordun,yasayabilirdin yani. Cunku,sorucak kimse,danisilacak kimse aslinda yoktu,herkes ayni şekilde buralardan gecmisti,herkes sorgulamis miydi bilinmez ama,o herkesten bir çoğu yasamayi istemisti,bir şekilde ne olursa olsun. Ortak noktamiz ve hareket noktamiz bu olabilirdi bastan. Fakat onlar ertelemis miydi,erteledilerse nasi ertelediler,bunun hakkinda net bir bilgi yoktu,belki de böyle bir blgi verilmemeliydi bilinse bile simulakre edilecegi için.

Işin ozu ve kisasi,bir guvenlik acigi olusabilirdi,gurur sorunu olusabilirdi insanda ki benim için bu çok üst uste gelirdi mevcut olan gurur sorunlariyla birlikte,ve ben kendime bu konuda kesinlikle guvenemedim. Geri adim attim. Böylesine devasa bir duzen,nasil herhangi birinin isteklerini göz önünde bulundurmazdi? Devasa bir duzen de değil aslinda,ne istediğini bilmeyen insanlarin,ne istedigini bilen insanlara ihtiyac duymasiyla gelen birtakim zincirleme tepkime olduğunu dusunuyorum ve bu arada bunlari dusunurken bir yandan da su avrupalilarin dayandigi helenist kültürü reddediyorum,copluk resmen orasi bence. Bayagi bir obvious olan şeyleri boyuna tekrar ediyor birtakim adamlar. Ben tek basima yeterim kultur olarak onlara karsi. Ben kimsenin dusmani degilim,yalniz böyle aceleye getirenlerin dusmaniyim.

1 Kasım 2014 Cumartesi

Üstelik başka bir açıdan da bakarsak,sevdiğim kişiye, kişiyle de hiç iletişime geçemedim, bu beni çok zorladı. Ne yapabilirdim ki? Hiçbirşey.. başka birisi de olmayacak,olamayacak kesinlikle. İstemiyorum artık,kendimi cezalandırıyorum, iletişimsizliğimi cezalandırıyorum. Fakat başka ne yapılabilirdi ki? Ben öyle bir insan mıydım ki? Şimdi herşey milyon kilometre uzaklıkta sanki bana. Kendi sorunum,kendi sorunum,kendi sorunum. Hangi kendi sorunum ki? Hangi birinden biri? Hangisi kendi sorunum,hangisi kendimim? Bilmiyorum. Karıştı artık hepsi birbirine. Oysa ne kadar sevmiştim aslında ben onu. Söyleseydim zamanında ne olurdu ki? Bilemiyorum,hiç hakkım yoktu bazı şeylere maalesef.
Aklımdaki yaşam tarzını gerçekleştiremiyorum,bu maddi ya da manevi sebeplerden ötürü değil,daha farklı. Bu yaşam tarzında kendimi iyi hissedemiyorum bir türlü, dolayısıyla...

Nereden başlanmalı bilmiyorum,sadece kimseyle alakası olmadığının bilinmesini kavranmasını isterim,bu benim çok uzun zamandan beri düşündüğüm birşeydi. Ve herhangi bir kitleye bağlı,ya da onlara karşıt olmak için yaptığım bir davranış değil. Sadece kendimi çok kötü hissediyorum,ve artık yapacak birşeyler bulmak gibi basit eylemler,basit çözümler beni kesmiyor,zaten şu saatten sonra çözüm isteyen kim?

Böyle düşünerek kendimi rahatlatmış oluyorum ve çoğu zaman hemen hemen herşeyi ifade etmek zorunda olmamın o bunaltıcı ağırlığından kurtulmuş oluyorum. Karşı taraf,yani muhattap alınan taraf da zaten yardım etmiyor,ifade edemediğimin ikinci saniyesi çok aşırı ve ani bir tepkiyle karşılaşıyorum, ve söylediğime söylemek istediğime pişman oluyorum.

Ama şu anda,böyle bu tür suicidal düşünceleri içimden geçirerek, hem akciğer etrafındaki kas grubunu ferahlatıyorum ki bu sorun suicidal hissetmemin ana sebeplerinden birisidir,normalde alabileceğim havanın %40 kadarını alabiliyorum bu kaslarda bir sorun olduğu için. İkinci sebep olarak da,bu suicide eylemine daha yakınlaşmış oluyorum böylelikle. 
The greatest reasons of all for me to go in suicidal are,the physical conditions.Something is wrong with my lungs,I cant use them very well,so I get really really deppresive,that brought me even think of suicide here.When I think of suicide,somehow my lungs get relief,the muscular structure around my lungs and the bones,gets relieved.Its really good for me to feel like that.

İngilizce yazmamın sebebi de bunun ayrıca beni ekstradan rahatlatması.İngilizce konuşurken beynimin farklı bir bölgesini,günlük hayatta pek kullanmadığım bir bölgesini kullanmış oluyorum ve böylece rahatlamış oluyorum.Nitekim,bu pek hoş karşılanmıyor,sırf bu yüzden ben farklı diller öğrenmek istiyorum,istiyordum daha önceden,yani o zaman artık ingilizce bile beni yeterince dinlendirmiyordu,bundan dolayı daha farklı dillere merak salmıştım.Ama bakarsınız ki beyin aynı beyin,kaç tane çalışma-dinlenme fonksiyonu ya da bölgesi var ki?Yine aynı yöne çıkıyor yani kelimelerin çeşitli dillerdeki yapılışı edilişi.Artık bu da beni kesmiyor,belki artık intiharı düşünebilirim böylelikle ve bu son derece doğal karşılanmış olur.

Buraya hiç karıştırmak istemezdim ama tolstoy mesela ailesinde,ailesi arasında zaman zaman rusça,zaman zaman fransızca konuşulmasından çok rahatsız olurmuş,sadece bunun yapaylığıyla ilgili yazdığı bir makalesi vardı diye hatırlıyorum.Yapay olduğunu düşünüyormuş.Nasıl yapay olabilir ki?Bence çok çocukça bir düşünce.Ben bunu şöyle değerlendiriyorum,Tolstoy un içinde bulunduğu tabaka,yüksek bürokratif ya da her ne boksa,lafı uzun uzun,nasıl hissettiğini açıklamasını iyi bilenlerden oluşan tabaka,yani bunlar,kendi iş hayatlarında yeterince herşeyi açıkladıkları için,bir de farklı açılardan açıklama hevesine düşüp farklı dilleri öğrenme ihtiyacı hissetmişlerdir ve ortaya böyle birşey çıkmıştır.Ki tarihsel olarak da bakarsak,rusya o dönemde en önemli şeylerden biri olan tarımda mesela,avrupa dan geri kalmıştır.Bundan dolayı öncelikle tarımda çalışan köylüsünden köy ağasından lorduna kadar bir yeniden yapılandırmaya gidilmiştir,bu ilk önce tabii ki bir yerlerden başlanılması gerekiyor yani öyle değil mi?Bir yerde insan merak eder,avrupalıların o kadar tarım toprağı yok,örgütleri yok ama nasıl tarımda bizden daha iyiler?Böyle böyle daha üst tabakalara yansımıştır diye düşünüyorum.

Bu kadar açıklamadan sonra Tolstoy un acaba hangi duruma itiraz etmiş olduğunu unutuverdim.Yapaylıksa,nasıl bir yapaylık?Ne bileyim ben canım,Tolstoyun tüm kitaplarını okumadım ki.Sadece,Rusların arasıra Fransızca konuşmalarını bir olay kabul edip olayın daha derinine inmeye kabul ettim.Ama daha derine inmeyi reddediyorum,akciğerlerimin etrafındaki kaslar sıkışmaya başlıyor ve bu akşamdan beri uğraştığım şeyi berbat etmeye doğru yavaş yavaş yol alıyor,o yüzden burada durayım diyorum ben.

29 Ekim 2014 Çarşamba

Şu anda tam anlamıyla intiharı düşünmekteyim,fakat bir yandan da bu metni düzgünce yazabilmek için gereken nazistçe düşüncelerim için materyal toplamaktayım(benim dilimde nazistçe aslında bu arada,bakmayın siz,bana göre tuzu şekerle karıştırmak bile anti-naziliktir). Yani aslında düşünsem de düşünmesem de eninde sonunda yapacağım birşey artık bu,eskiden birşeyler tutuyordu beni fakat şimdi tutan hiçbirşey yok beni bu şeyden. Tüm çocukluk saçmalıkları da kayboldu neredeyse,geride hiçbirşey kalmadı en kötüsünden gurur duymak için bile. Ellerim nasırlı, yazarken son derece zorlanıyorum,zaten kendimi bildim bileli nasırlıydı, gören de norveç te boyuna gemilerde çalışmış sanacak. Oysaki bunları da önemsememeliyim, bunların benim için bir önemi olmamalı.

Gelelim şöyle biraz ileriye. Evet burası konuşmak için son derece rahat biryer. Hmm. Hemen hemen tüm sosyal ilişkilerimde ,evet hepsinde beceriksiz olduğumu düşünüyorum, kimseye gram birşey katamadım,birşey yapamadım onlara,onlar da bana pek birşey yapamadılar. Kurduğum yakın,fakat sonrası için hiçbir işe yaramayacak ilişkilerimden dolayı çok mutsuzum,ama ne yapalım, geçti işte artık bir kere. Pişman mıyım peki? Bilmem. Rahat bırakın beni artık diyorum sadece,umrumda değil pişmanlık filan da artık. Birşeyler olmadı,hiç olmamıştı ve belki de hiç olmayacaktı,önemli olan da bu benim için ve bunlar olmadığı için artık hayatımda önemli hiçbirşey kalmadı.

Nasıl olacak bilmiyorum ama bir an önce olsun bitsin istiyorum artık.

16 Ekim 2014 Perşembe

Bugün benim için bol beyi aktiviteli bir gündü,şöyle ki neredeyse hep durmadan kafamdaki düşüncelere şekil vermeye uğraştım durdum,baya uzun süre hem de ve sonuçta bayağı bir faydası oldu. Cevizin de bunu yapmakta ekstra faydası oldu,boyuna unutup durmadım,kendime geldim biraz ve arada olan kekeleme durumu olmadı bu sefer.

Bugün,evet şimdi bugün karar verdim,şimdi yurttaki odamın yatağında uzanmışım,yıldızları seyrediyorum (:D),ve düşünüyorum. Sefiller i okurken ki mevcut durumda bulunan,süper endişesiz duruma dönmek istiyorum,kendimi çok iyi hissediyordum o zamanlar ve hayattan zevk aldığım zamanlardı. Hep böyle davranabilirim,kimseye ihtiyacım yok bu konuda,ben kendime ve kedime yeterim,ama kedim yok işte.

Bugün,tamamen kendi içime dönük birşeyler de düşünmüştüm fakat şimdi aklımda değil ne hissettiğim, hangi hissin beni böyle düşünmeye ittiği.

11 Ekim 2014 Cumartesi

Mesela bir yılı komple hiç hatırlamıyorum.Belki diyorum,eğer hatırlasaydım,başka türlü geçirmek üzere,sadece kendim için yaşamak üzere birşeyler yaparak değerlendirebilirdim,ki o zamanlar insanın sadece kendisi için yaşaması gerektiğini,bunalımları bile kendi içinde yaşaması gerektiğini,bazı hislerin başkaları tarafından hissedilemeyeceğini kestiremiyordum,inat ediyordum daha doğrusu,belki de zulmediyordum,ya da belki zulmetmiyordum,fakat her şekilde,bir tepki de almıyordum.En ufak bir tepki bile,fakat bu belki benim isteklerimle alakalı,göremiyordum belki de.Sonuç olarak etki yaptığımı da,tepki alıp almadığımdan da emin olamadım hiç.Öyle acayip bir durumda kaldı,gitti.Şimdi ise,satranç filan oynuyorum,fair play yapıyorum adamın biri fair play yapmıyorsun dediğinden beri,çok üzülüyorum yahu.Nasıl fair play yapmıyor muşum anlamadım ki?Makine gibi mi oynayayım yani?Öyle yapacağıma kadar ansiklopedi okurum profesör olup çıkarım daha iyi.Mis.Sıkılıyorum zaten bazen çok sıkıyor beni bu oyun.

Bazen de işte,tornavidayla sağı solu karıştırıyorum,mühendislik yapıyorum kendi çapımda.Harddiskimi kasaya takıyorum,sonra bir problem oluyor çıkartıp başka birşey yapıyorum,çok ısınıyor işlemci.Bazen de işte gelip böyle yazıyorum,daha doğrusu yazmaya çalışıyorum,kafamda bir dangalak var sürekli bana müdahele ediyor,onu geberteceğum.Hele ki şu sıralarda,yaşlı bir adamın lafını hiç kesmeden sonuna kadar dinlediğim sıralardan beri,sürekli bana bağırıyor çağırıyor niye dinliyorsun ulan diye.Sanane ulan.Kepazelik çıkartma bana.

Her neyse işte,öyle böyle vakit geçiriyorum.Mesela gidip marketlerin raflarına boş boş bakıyorum,marketin tepesine,tavanına bakıyorum,deli sanmasınlar diye ışıklar ne güzel filan diye mırıldanıyorum böyle.Işıklara mı bakıyordum ki ben aslında zaten?Yoo,bilmem ki.Işıkları bahane etmiyor muydum ben aslında?Ben nereye bakıyordum ulan?Tavana.Deli miyim ben?ÇSSSST Çelişki.

Bir ara bir oyun çıkmıştı,onu oynarken,oynamadan evvel benim lcd bozulmuştu,yerine 30 inç çok güçlü,gamma ayarı çok yüksek bir lcd kullanmak zorunda kalmıştım.Ki kırmızı renkleri müthiş gösteriyordu görsel şölen yaşıyordum,bir yandan da gözlerimin anasını belliyordu,kıpkırmızı geziyordum dışarıda.Zombi salgını olsa polis döner ilk beni vururdu yani o derece.Her neyse,yine bu kırmızı renkleri müthiş gösteren makineyle oyun oynamaya çalışıyorum,dışarıdan çağırdılar beni.Parti mi ne varmış dediler,gel dediler baştacımız ol dediler.Tamam dedim.Ama bi gittim,az kalsın evlendiriyorlardı beni.Çekirdek filan filan derken çekirdek işin sübliminal mesajıymış,güya diyorlarmış ki çekirdek yiyin de çekirdek gibi bir aileniz olsun.Sosyal bilgiler kitabında yazıyordu,çekirdek aile,büyük aile,geniş aile.BANA BİR KEZ GÜLMEZ MİSİN GOMŞU GIZI????HİÇ GARŞILIK VERMEZ MİSEN GOMŞU GIZİ?GÖNLÜM SENİN KALBİM SENİN KOMŞU KIZIIII.DIIRNDINDNIRDNRIDNRIDN.Çekirdek aile,ana-baba evlattan oluşan aileydi galiba,ya da ana ve babadan.But NEIN,I DONT WANT A CHILD.

9 Ekim 2014 Perşembe

Şimdi ben buraya,geçmişin muhasebesini yapmak üzere çok ciddi birtakım amaçlarla geldim.Geçmişin muhasebesi demişken,mesela nasıl mutlu olduğum,neden mutlu olduğum gibi şeyler.Zaten birileri ailevi gibi birtakım durumları oluşturuvermişti,ben ise dışarıda kalmıştım.Bu halimle oraya girmenin,aralarına girmemin mümkün olmadığını düşünüyordum.Ve bunları düşünürken de onların,onlar demenin,aralarına demenin garip olduğunu biliyordum,çünkü utanıyordum bu düşüncelerimden.Onlara onlar demek,yani benim gibimsi birtakım insanlar,kendi kararlarını alabilecek türde insanlar.Sonuç olarak,onlar onlar,ben bendim,herhalde yapılacak pek birşey yok diye düşündüm o anda.

Şurayı bir daha tekrar yazmak istiyorum.Onlar aile gibi birşey oluşturmuşlardı,fakat ben oluşturamamıştım.Rekabet gibi birşey değil,ben onları daha başka görüyordum.Sanki biraz daha yakın gibi.Katılamıyordum.Neye?Neye katılamıyordum?Bilmem.Belki de iyi hissedemiyordum onlar gibi.

Aralarına katılamıyordum.Bilmem niye.Çok katılırsam,çok katı olabilirdim.

Her neyse,daha fazla bu konudan bahsetmek istemiyorum.Oldukça mert bir biçimde bahsettim zaten,içimden daha fazla şey geçmiyor.
Şimdi ben buraya,geçmişin muhasebesini yapmak üzere çok ciddi birtakım amaçlarla geldim.Geçmişin muhasebesi demişken,mesela nasıl mutlu olduğum,neden mutlu olduğum g

6 Ekim 2014 Pazartesi

Bir yerde oturuyorum,çevremde belli ki insanlar var,ve onları sayıyorum,hoşuma gidiyor onların burada olmaları,şımartıyorlar beni neredeyse.Belki de çok uzun zamandır olmayı istediğim birtakım yerlerdeyim,bilmiyorum.Ama bunun araştırmasına girişirsem sanki herşey kaybolacak gibi.

Neyse,aradan bir süre geçiyor,bir kız yanıma geliyor,annemin çocukken bana aldığı helikopter gibi birşey getiriyor,sanki legolardan yapılma bir yonca çiçeği gibi,3 yapraklı ama.Bakıyorum biraz,ve neredeyse komiğime gidiyor,o da anlamış bunu ki kırılıyor ve gidiyor.Ben yine insanlarla ne yapıyorsam başından beri ona devam ediyorum.Fakat ayrılık saati yaklaşıyor olacak,içimi bir boşluk dolduruyor,keşke hep böyle olabilsek diyorum,olamaz tabii ki.Ve gidiyorlar,beni yanlız bırakıyorlar.

Tek başıma oturuyorum,neredeyse dokunsalar ağlayacak haldeyim.Sonra bir kız geliyor yine,tavırlarından sanki benim önceki bir tavrıma tavır aldığını hissediyorum ve buna dayanarak bu o giden kız diyorum,evet sanırım o.Sonra seni affettim manasında birşeyler diyor,ya da öyle bir ifade alıyor suratı,ama yine de bana söylemiyor bunu sanki,kendi içinde beni oluşturmuş,ona söylüyor.Sonra birden,bana sarılıyor,göğüs kafesimle boşluğum arasında bir yerden ellerini sokuyor ve öbür taraftan birleştiriyor.Bunu hakedecek ne yaptığımı düşünmeye başlıyorum,hiçbirşey yapmazken,hiçbirşey hissetmezken biri gelip neden böyle yapıyor bana diyorum.Cevap yok.Kız da sanki bu düşüncelerimi sezmiş gibi tansiyon aletlerinde olduğu gibi sıkıyor beni kollarında,nefesim kesiliyor,çok güçlü sıkıyor gerçekten.İlk başta direniyorum,nefes almaya çalışıyorum kollarıyla bunu engellerken.Ama sürekli yapmaya başlıyor,elinden kurtulmak da istemiyorum,çünkü hoşuma gitmeye başlıyor da sanki.Ondan sonra kendi haline bırakıyorum.Beni hakimiyeti altına almasına izin veriyorum.Biliyorum,uzun sürmeyecek çünkü.

5 Ekim 2014 Pazar

Tıpkı o çok eski zamanlarımda olduğu kadar yalnızım,evet benim çok eski zamanlarım.Çok eski zamanları ben bilmem,benim çok eski zamanlarım var,ama dünyanın çok eski zamanlarının var olduğu söyleniyor,1500 yıl önce diyorlar,3000 yıl önce diyorlar,ben bilmiyorum çünkü yaşamadım.Ama çok eski zamanlarımı hatırlıyorum,gerisini bilmem.Ve evet,bu bahsettiğim çok eski zamanlardaki gibi çok fazla yanlızım,ki aslında olması gereken de bu zaten,kendi için yaşamak zorunda kalabiliyor bir insan zaman zaman,öyle değil mi?Paylaşmazsam bunları eninde sonunda hiç kimsenin haberi olmayabilir de,sonuçta bunlar bile bunları dışarı vurduğumdan dolayı oluşan gariplikler değil mi?Fakat yine de işin şaka gibi olan kısmı,en çok istediğim zamanlarda bunun bilerek olmaması,olamaması.Kötü hissediyorum çünkü,fiziksel bedenim böyle birşeyi tamolarak kaldırabilecek güçte değil,onu hissediyorum ilk önce,kalbim çok güçlü değil,fazla heyecanlanıyorum.Ve geceleri birşekilde öylesine uyandırılıvermelerin de verdiği panik eklenince,bu kadar panikle ve heyecanla büyük ihtimalle yaşayamazdım,verirdim birşeyleri.

Mesela az önce starcraft:brood war da biraz alıştırma yapıyordum kendimce yapay zeka ile.Bir harita modu vardı,1v1. Şöyle ki haritanın taa ortasında,iki düşmanın ortasında bir kristal deposu var,oraya ulaşıncaya ve hatta liberalize edip üs kurmaya başlayana kadar,yapay zeka çoktan oraya saldırmaya geliyor olurdu ve sırf bu yüzden oyunu yenilmiş olurdum.Her nasılsa,şöyle olsaydı;Benim orada liberalize olmama ve güçlü bir üs kurmama müsaade edilecek şekilde zaman yetseydi,o zamana kadar saldırılmasaydı bana belki çok güçlü olabilirdim.Karşı tarafın saldırılarını bir süreliğine def etsem o bile yeter,zaten karşımda koskoca terran vardı,sunken colony ve hidralisklerle iyice destekleyip,gayet iyi bir savunma mekanizması oluşturabilirdim.Fakat ki zaman yetmiyor,hatta şimdi bir daha denemek geçiyor içimden ama,cüret edemiyorum ne yazık ki,çok fazla kişiyle gelmiş oluyorlar elimde pek yapacak bir şeyim kalmıyor.

3 Ekim 2014 Cuma

Screw it.Banane ki bütün bunlardan.Hangi hakla bu gelip yine bana söyleniyor?Ben niye bunu bu kadar önemsiyorum ki?Önemsiyor muyum?Yoo,artık hiç değil.Neyi önemsiyor muyum ayrıca?Let that be,just let that be,it will be okay,atleast very close to be okay.Dont try to change to past,neither make yourself get manipulated by yourself.

29 Eylül 2014 Pazartesi

İ m not going to suicide if none loves me or even cares for me,i didnt born for it. I cant expect for it either,nein! I just have to look for my life,but i cannot really understand the inner ways of those people who thinks instead of me. There is no guarantee for anything,even for that in system built by the people,i can also have these fates even i do make their decisions. They are just relieving themselves,then?
Yine bir başkası benim yerime düşünmeye çalışıp türlü türlü canimi sikan davranista bulunuyor. Ben burada bulunmak zorunda değilim,oncelikle birşey söylemek gerekirse. Universite benim daha iyi bir hayata hazirlamak amaciyla soylendigi soylenen bir kurum. Ben normal şekilde de belki yasayabilirdim,kendi yerimde,üstelik bu benim yerime düşünmeye calisanlardan da bagimsiz olarak yapabilirdim bunu gayet de. Belki bir meslek edindirme kursuna giderdim ve iyi kötü bir şekilde yasayabilirdim,kendi paramla. Herhangi bir adaletsizlikte polise haber verirdim,cozulmezse de cozulmezdi. Herhangi bir anin bile garantisi yoktu ki zaten.


27 Eylül 2014 Cumartesi

Mesela,çok güzel bir zaman dilimi olduğunu dusundugum mayis,mart,nisan aylarina donmek istiyorum,ne yaptigimi ne yedigimi ne ictigimi hiç hatirlayamiyorum bu günlerde. Sadece onumde bir masa var,bir silgi var ve bolca da sabir. Sanirim bana da sabrediliyor ayrica,pek sevilmiyorum öyle gibi. Ama hiç de birşey hatirlamiyorum,muhafazakar birtakim sacmaliklardan başka. Nasil daha güzel olabilirdi ki? Ondan onceki senedeki mart,nisan,mayis aylarini dahil hatirlamiyorum. Su cumleyi de unutmadan yazayim şimdi: yapildiktan sonra hicbir manasi yok,uzerine laf etmeye dahil gerek yok. Herhangi bir işi becerdikten sonra üzerinde tekrar dusunmeye gerek yok,cunku zaten becermissindir,istersen komple iletisimi reddedip olaya konsantre olabilirsin. Fakat benim istedigim şeylerde böyle birşey yoktu,issel bir mesele degildi ki cunku,hiçbir zaman. Hep ifade vardi,sürekli kendini ifade vardi,yorganlara siginma vardi,yorganlardan yardim talep etme vardi,neler vardi neler. Fakat yasama zevki yoktu,zaten ne zaman vardi ki. Nasil,nereden basladigini hatirlamiyorum bile. Ondan bir sene onceki zaman dilimindeki yine depresyonlu olan zamani da hatirlamiyorum,hatirlayamiyorum. Zor bir donem olsaydi gerek. Ama durduk yere de olan birsey değil,kendi kendime etmiştim bunlari sonuçta. Ben de böyle ifade ediyordum ya da belki,birşeyler bekliyordum karsi taraftan,karsi tarafi kirmayarak. Kim takar ki? Kim kimi nasil taktigini nasil anlar ki?

Su anda kendimi nadasa birakmis gibi hissediyorum,çok güçlü,çok daha güçlü birşey olarak geri mi donecegim nedir. Ama bu dura dura nasil olacak bimiyorum,fakat anlayis cesitlerim gelişiyor,bu sanki pre2006 donemi taklidi gibi birşey olsa gerek,bir duraksama,ama daha çok bir zekilesme manasinda,yenilesme.

24 Eylül 2014 Çarşamba

Hayatımı daha ne kadar böyle geçirebileceğimi düşünüyorum, da galiba geçirebilirim bunu düşünmezsem. Ama neden bunu isteyeyim ki? Bunu düşünmemeyi nasıl düşünebilirim? Bu benim için adeta bir execution sentence. Hem üstelik bu kadar ileri gitmeye başlayınca nasıl yaşadığımı da unutuyorum,yaşadıklarımın anısını unutuveriyorum bir anda,nasıl yaşıyormuşsun ki ne kadar böyle yaşayabileceğini hesaplamaya başlamışsın? Yok yani,en basit obsessionlarda bile hala insanları bana hiçbir işe yaramayan boktan çözümler sunuyorsa belki... Hiç düşünmeden oluveren birşey olmalı bu. Ama neden böyle hiçbirşey olmuyor ki.. Yeterince çalışmıyor muyum acaba?

12 Eylül 2014 Cuma

2

Bugün aşağıda birtakım tamirat işlemlerini gerçekleştiren ustayla sohbet ettim biraz,daha doğrusu kendisi,kendisiyle hiç konuşmadığım selam vermediğim gerekçesiyle tuttu kolumdan çekti, zira kendisine para karşılığında yardım etmiştim birkaç gün, fakat işi beğenmediğim için çıkmıştım, zor bir işti ve değmezdi.

Sonrasında satranç oynadım fics serverlarında. Bu serverlarda oynamaya çok istekli ve her ratingde çok zorlayan ve fairplay(!) yapan rakipler çıkıyor,çıkabiliyor. Fakat bazen çok inatçı rakipler çıkıyordu, canı sıkıldığı için sizi bekletebiliyordu. Ben de bu serverdan cikip chess.com serverlarinda oynamaya basladim.2 kez kendi hesabimda,1 kez de başka bir hesapla yendim oynadiklarimi. Çok aleni hatalar yaptilar da yenildiler. Yoksa yenilebilirdim gerçekten.

Şimdi ise evimde oturuyorum büyük bir husu içinde ve dusunuyorum.
Düşlerimde gerçekten garip şeyler oluyor bazen. Bir hellknightimsi bir surat beliriyor ilk önce, ardından bu değişip gelişiyor, bir thor,bir zeus ya da bir osirise benzeşiyor,bir loki oluyor ve hatta ve hatta o uzun burnuyla,karadenizdeki amcalara bile benziyor. Adeta bir rpg karakteri olup çıkıveriyorlar, çok garip.

Sonrasında garip garip çizgilerden hiç beklenmedik şeyler ortaya çıkıyor,beni şaşırtıyor, bir o kadar da korkutuyor açıkçası,hangi tarafa dönüp de uyusam bilemiyorum. Bir hayko cepkin klibi içinde turuncu bir joker oluyor bazen,ağzının içini görebiliyorum, hatta bir Till Lindemann ın albümünde kullandığı kendi portresini bile görüyorum, bazen de düşünüyorum, keşke bunları çizebilseydim. Ama çizme amacı öncelikle bu öcümsü şeylerden kurtulmak için olacaktı,işte o zaman ben görecektim.

1,5

Bugün oldukça gergin geçmişti,fakat aynı zamanda da iyi geçmisti çünkü bir yerden okuduğum ne yaptığımı düşünmek ve düşündüğümü yapma felsefesiyle birazcık da olsa hayata dönmüş oldum.

Öncelikle az önce bulduğum espriyi yazayım kenara da unutmayayım: hani bu devlet kapısında sürekli bekleyenler filan var ya işte maaş kuyruğu olsun emekli kuyruğu olsun,artık e devlet bunlar için açılmış ki adamlar kapılarda beklemesin bunun yerine bilgisayarı başında beklesin bunun yerine.

Evet,şimdi bugün ne düşündüm ki gerçekten,ne düşünmedim gerçekten pek bilemiyorum,ama birkaç gündür gittikçe artan bir süper vücut gibi birşeyler hissediyorum kendimde. Ellerim kollarım, ben emir vermeden sallanmaya başlıyor filan,nasıl rahatım böyle, ama sanki daha çok önceden benim kontrolüme girmiş birşey yüzünden oluyordu bu,yani benim kontrolüme giren şey aslında otonom sinir sistemi tarafından kontrol ediliyor olsa gerek ki ben daha sonra bunu özümsemiş ve istemli hale getirmiş olmalıyım, ki böylelikle sistemim yavaşlamış olmalı, ve şimdi de böyle olunca rahatlamış olmalıyım, diye düşünüyorum. Birtakım ara düşünce formlarıydı bunlar sanırım.

Kendime iyi geceler diliyorum ve yatıyorum, bu krizi nasıl atlattığıma hala şaşırıyorum, gerçi hangi kriz onu bile hatırlayamıyorum.

11 Eylül 2014 Perşembe

1

Deminden beri,hatta bir süreden beri internetten satranç oynamaya çalışıyorum, oldukça anlamsız bir uğraşmış gibi geliyor bana,tabi bir açıdan bakarsak benim değer verdiğim kadar önemli bu oyun da yine her zamanki şeyler gibi,öyle değil mi? Ama yine de kızıyorum ve öfkeleniyorum, kötü(!) hiçbirşey yapmıyorum ve yine de yeniliyorum,ve yine de ortaya üstelik fairplay diye bir mesele çıkıyor, fairplay oynamıyormuşum, e hiç zevk almıyorum ki,ne yapayım. Hiç gram zevk almıyorum. Şimdi ise ne yapacağımı bilmiyorum,nasıl yaşanılır diye kitap yazılsa keşke diyesim geliyor bazen,hep ona uygun yaşasam filan,öyle daha zevkli olurdu sanki..

8 Eylül 2014 Pazartesi

Artık feci sıkılıyorum böyle oyunlara gelmekten. Verdiğim çabanın karşılığını hiç bir zaman alamıyorum, alamamıştım da zaten hiç. Belki bir kız tarafından beğenilirsem artık, onun dışında bunun için bir savaşım vermek istemiyorum,hem de hiç. Oldukça yorgunum artık. Telekinezi filan mı yapmam gerek illa? Yo yo,kalsın, böyle kalsın, hiçbirşey yapmayayım, oturayım öyle.

1 Eylül 2014 Pazartesi

Bir zamanlar dusundugum çok eski hayalleri raflardan cikarmanin zamani geldi herhalde. Az olsun,ama benim olsun hesabi. İ didnt own the things which they laterly had me disposed and disclosed me by having those,so when they blame me for any reason directly,indirectly that includes that they are the bosses,and i am the only individual which have been left in that situation,and made to believe into that. Maybe in somewhere like in a big,stone castle,i would be happy and aswell as that,alone and something occured me this year which called,egzotik. I could limit the life for myself there,without being cut from my resources,my researches,and concsiousness. Maybe i could have time to make a lot of repeats,of my life,so i can see my life through,which i had doing lately. Because i was sometimes,being tornd apart from all these,which while happening those felt me very unfamiliar,after i am whole back again,it felt like being regret,but that was just a feeling i ve always ordinarily felt.

24 Ağustos 2014 Pazar

İlgi istiyorum ULEYN!

There s none,and there will be none,soon.They say "you dont want me to help you" or "you dont want me" directly but seriously,do I really need to want them?Cant they stay just occasionally?Why is that like a wish request?Why would such things like that should ve taken that seriously?

Sikeyim tecrübenizi sizin.Alın tecrübenizi başınıza çalın,bir de sanki uzaya götürecekmiş gibi birşeyleri böyle şöyle yapacağınızı,şurda şu işi yapmakta kullanacağınız düşüncesi yok mu..Deli ediyorsunuz beni.Gerçi,size bunları söyletende,yani bende aslında kabahat.Neden açıyorum ki sizin gibi demir çağından kalma insanlara bunları?Ben söylemesem,kimsenin haberi olmayacaktı böyle şeylerden ve hatta ve hatta kimse bilemeyecekti bunları ve böylelikle sizin bu konudaki pislik düşüncelerinizi duymamış olacaktım.Sanki ben sizden optimizmin parolasını istedim,ama gerçi göründüğü kadar gelişmiş bir beyniniz yok anlaşılan,sadece iyilik ve kötülük üzerinden algılıyorsunuz herşeyi.Evet,o zaman niye mi konuşuyorum size?Bilmiyorum,yanlız hissettirmiyorsunuz bana.Ama başka şeyler yapsanız daha da az yanlız hissedeceğim,ki hissediyorum,sanırım yapabilirsiniz de.Böylece daha iyi hissetmiş olacağım.Sizi ne kadar tanıyorum ki yapabileceğimi biliyorum mu?Bunu yapabileceğinizi bildiğim kadar tanıyorum,yapabiliyorsunuz ama yapmıyorsunuz.Madem ne yapabileceğinizi biliyorum o zaman kendin dene bunları diyorsunuz,kendi içimde mi deneyeceğim bunları?O zaman çok yanlız hissetmez miyim?Ben böyle yanlız hissedeceksem ne anlamı kaldı ki bunu denemenin?Hem niye deniyorum ki başından beri bunları?Ben de tam olarak bilmiyorum.Sadece biraz daha ilgilenilmeyi hak ettiğimi düşünüyordum,hala da düşünüyorum.Ama bunu ifade etmedim,belki de ettim,bilinmez.Ne gibi bir ilgi ben de bilmiyorum.Ayrıca hem nasıl ifade edilebilir ki bu?Böyle şeyler öylece ifade edilmez ki.Üstelik yapmacık bir ilgi de istemiyorum ki ben,başka türlü bir ilgi istemiştim ben.Ne bileyim ulan işte.İlgi taze bitmiş anladığım kadarıyla,ya da bitmişti.Yetişememiştim,ya da yetişmişmiydim,bilmiyorum.

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Bugün kendi geçmişimi birtakım ögeler üzerinden giderek kendi geçmişime göz atmaya çalışacağım.Günlerden,daha doğrusu aylardan temmuz ayları,pek sosyal bir insan değilim,evdeyim hergün.Wow oynuyorum genelde,9.sınıf yeni bitmiş,bundan dolayı da o sıralarda content de bitmek üzereydi,muhtemelen ruby sanctum gelmişti,öylesine eğleniyorduk.Ben ise,starcraft 2 nin çıkmasını bekliyordum ve nihayet 27 temmuzda çıkmış bulundu.Bende aldım oynamaya başladım,her ne kadar starcraft 1 i sadece başkaları oynarken izlemiş bulunsam da.O sıralarda hatırlıyorum,benim bilgisayarımın lcd sini değiştirmek zorunda kalmıştık.Yerine,hp marka,kırmızı renkleri süper canlı gösteren bir lcd takmıştık.Gözlerim kıpkırmızı olmuştu çünkü karşımda 30 inç bir ekran vardı ve süper canlıydı,dayanılmazdı.Fakat ben yine de devam ettim.Güzeldi,sonradan soundtracklarını telefonuma indirmiştim,yani hatırladığım kadarıyla 10.sınıf yeni başladığı zamanlar.Öyle birkaç minimalist bir gün geçirmiştim işte,güzeldi.Uzaklaştırıcıydı herşeyden.

21 Ağustos 2014 Perşembe

Yeniden gözden geçirmek

Hayattan zevk almak için,ya da daha doğrusu birşeyleri düzene oturtmak için,herşeyi yeniden gözden geçirmeye karar verdim,herşeyden öncesi kendim için.Başkaları için yaptığım,daha doğrusu başkalarını yüz ifadelerinden tanıdığım kadarıyla yaptığım herhangi bir eylem çok başarılı sonuçlanmıyor,üstelik başkalarının yerine düşünüp,eylem yaptığım hatta ve hatta utandığım için,suçlanabiliyorum da.Onların da edebiyat yapmaya hakkı yok mu?Ehh,o zaman söyledikleri birçok şey edebiyat olabilir aslında,belki belli edilmeyecektir ama öyledir.Sonuç olarak,herhangi biri adına değil kendi adıma hareket edebilirsem birşeyler için daha gerçekçi olacak,ekmeğimi kaybetmek pahasına bile olsa.Belki çok mainstream,göze batan şeyler yapmam ama,en azından tarafımı belli etmiş olurum.Bunun için ekstradan destek görmeme gerek yok ki.

Şimdi eskide olsa kendimin mutlu olduğu zamanları bile tam olarak kabul etmediğim için,ya da mutlu olduğum zamanların bilincinde olmadığım için,kendim için yapamıyordum birşeyler.Olup duruyordu birşeyler ama sanki geçip gidiyordu bunlar beni.Aslında geçip gitmesi daha doğru olur çünkü,bunları seçmek insanın aynı zamanda kendini kısıtlaması anlamına geliyor.Ama o zaman bu kadar derine ineceksem eğer,ben yaşamayı mı istemiş oluyorum ki?Ayrı bir boyutta da yaşamayı istiyorum ama karşıma hep aynı sorunlar çıkıyor,anlaşılamıyorum yeterince,iyi davranılmıyorum,iyi davranılmadığımı hissettiğimi paylaşamıyorum.Bizzat bu mutlu anları saymadığım,kabul etmediğim için,kendimi de görmemiş oluyorum ignor etmiş oluyorum.Evet ignor,türkçeye ben katıyorum bunu.Türkçedeki öbür kelime aklıma gelmiyor.Sonuçta mutlu olmak,ya da mutlu olmak için gereken şey herhangi bir yerde serbest olarak asılı durmuyor,bunu ben değerlendiriyorum yine.Bu bakımdan düşününce aslında mutluluğu çok farklı,personel bir şekilde tatmış olabileceğimi,ve belki de bu yüzden kendimi ötekileşmiş hissettiğimden bunca şeyi abartmış olabileceğimi düşünüyorum.Belki buraya yazmadığım farklı düşüncelerin ardından aslında mutlu gibi hissedebilmenin sahip olduğun şeylerin o anda farkında olmaktan geçtiğini anlıyorum.

14 Ağustos 2014 Perşembe

It s fucking,devastatingly,overwhelmingly,ended..Howsoever,its ended.By the power of wrath,and other stuff,its fucking ended unfortunately.None to make you imagine left,anymore.And one thing more,which is even worse,there wasnt really anyone,actually.Something only you ve imagined,and only you can imagine.You didnt really need any of these anyway.You just got afraid of the things,afraid of yourself,cause you might not be normal,by not wanting anything.These are only,but only your thoughts.They want something and you dont want?HOW can you be so sure?And why even so getting that closely?Why are them so important?Why is anyone important?Do you really want to mimic some people that badly?What do you actually want anyway?

You dont even know what was that.It is just fucking random,random sometimes.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Şiddet

Hatırladığımın hatırladığım kadarıyla,hatırladığım şeyler o anki hislerimin paketlenmiş hali gibi birşey.Daha doğrusu,o anda ne hissettiğimle alakalı,birazcık da tecrübeyle,aşağı yukarı neler olduğu hakkında net bir bilgi elde edebiliyordum.Ama böylesi çok değişken şeylerde pek tabii birşey elde edemiyorum,insan kendini bir yerden bilerek dışlayıp da,dışlandığı yerin bilmemesi durumunda,nasıl birşey yapılabilir ki?Nasıl birşey hissedilir?Oldukça karmaşık hissedilir ve bunun geri hatırlanması da oldukça karmaşıktır,belki bambaşka şekilde hatırlanabilir.İyi hissetmişsem kötü hissetmiş gibi hatırlayabilirim.Ya da belki hiç hatırlayamayabilirim bir süre sonra.

Üstelik bu hatırlama sürecinde çoğu zaman hissedilen his karmaşıklıkları da olabilir.Kime nasıl hissedildiğiyle,kime nasıl davranıldığı karıştırılabilir,kişiyi tanıyamayabilir,tanıyamayabilirim.Belki bambaşka bir kişiymiş gibi davranabilirim.Ki zaten böyle bir hatırlamaya çalışma evresinde,kişilerin pek bir önemi de kalmıyor ki..Bu kadar güçlü ve istekli şekilde hatırlanmaya çalışması,hepsini perdeliyor,arka plana atıyor.Sonunda çok şiddetli birtakım şeyler gerçekleşebiliyor.

10 Ağustos 2014 Pazar

Öfke 2

Az önceki yazdığım yazı kadar öfkeli birşey yazmamıştım uzun zamandır,o kadar öfkeli yazmışım ki,kafam güzel oldu,ya da beynim öylesine yoruldu ki,yine o yalnızlık gibisinden birşeyler hissettim.Ama bu daha çok,uyuşturucu kullanımından sonra hissedilen bir yalnızlık gibisinden.Beyin işlem hızı azalıyor,dolayısıyla olaylar daha hızlı gerçekleşiyormuş gibi görünüyormuş,yabancı bir forum sitesinden okuduğuma göre öyleymiş ama bilemeyiz ki,nereden bilelim.Belki kimsesiz biri olsaydım çok daha iyi hissettirirdi,bana kimsemin olmadığını hissettirirdi tekrardan.Az önceki kafa yapısına tekrar nasıl girebilirim ki?Tekrar öfkelenebilecek birşeyler bulabilir miyim ki?

Bulamam herhalde.Ama gerçi,buraya yazdığım birçok şey bu amaca hizmet ediyor,kafayı aynı şekilde güzel yapmak.Ama artık tek başıma yapacağım bunu,yalnızca ben.Başka kimse olmamalı,kim bana yalnızlığımı hissettirebilir ki zaten?Ya da hissettiremez?Bilmiyorum.Bu cümlenin ne anlama geldiğini de çözemedim ama öylesine yazdım işte.Eskiden kedilerim vardı mesela,onlarla vakit geçirebilirdim böyle zamanlarda,herhalde öyle de yapardım hep,sanıyorum.Ama şimdi yoklar.

Merhaba..

Az önce yazdığım ingilizce metinlere bakıyordum,çok önceden yazmış olduğum,anlatım dilinin daha kolay olması yüzünden ingilizceye başvurduğum metinler.Bazı şeyleri aşırı derecede vicdan meselesi haline getirmişim belli ki,anlatmak çok önemli bir hal almış,kimse benden böyle bir tavır beklemediği halde.Sadece ve sadece olmamasını isteyince böyle yapıyor herhalde insan,ya da olmasını,koşulsuz.

Ama yine de,ingilizcemi çok beğeniyorum,ciddi manada iyi.Gerçi,şimdi aynısını yazmaya kalkışsam yazamam,o anki şevk duygusuna ulaşamam,o anki öfkeye ulaşamam.Hatırlamıyorum da zaten bunları.Hani o zamanlar düşünüyordum ya bunları gelecekte böyle hatırlayacağım diye,ama yok,hatırlamıyorum.Nasıl hatırlamak istediğimi hatırlamıyorum.Gururla mı hatırlamak istiyordum bunları?Hayır sanırım öyle değil.Mesela bir yargı vardı burada,aşırı öfkelenilmesi gereken bir yargı,bunun tam olarak doğru olduğunu öğrendiğimde çok öfkelenecektim.Neydi ki o yargı?Hiç hatırlamıyorum,o anki duygularımı zaten hatırlamadığım için,hatırlamıyorum.Ama yine de,hiçbirşey söylenmeyebilirdi,en iyisi olurdu bu.Ben birilerinin söylemesine ihtiyaç duymuyordum ki.Acaba çok daha önceden var olan bir sorunla mı çözmüştüm bu hatırlama sorununu?Fakat eğer öyle olsaydı,zihnimde hatrı sayılır bir boşluk oluşturması gerekmez miydi?Aha,bir saniye şimdi hatırladım.Tam şu anda hatırladım.Nasıl hatırladığımı da yazayım.Tam bu zihnimde hatrı sayılır bir boşluk cümlesini yazarken,bunu arkadaşlarıma söylediğimde,beni ne kadar dışlayacaklarını düşünmüştüm,daha doğrusu ne kadar ilgisizce,uzaktan böyle garipçe beni dışlayacaklardı,ya da birşey demeyeceklerdi,sessiz kalacaklardı,bunu düşündüm.Oysa benim amacım sadece derdimi anlatmaktı.Onların bu dışlaması beni bu kadar üzmemeliydi.Zorunda değillerdi ki.Üstelik,dışlama fiili de burada ne oluyordu?Ben ne oluyordum yani?Bu davranışlar nereden gelmeydi böyle?Bu kadar istekli bi haldeyken,dışlama fiilinin bir manası kalıyor muydu ki?Benden başka birşey kalıyor muydu geriye?Kalmıyordu.Dışlamak da ne oluyordu?Kim,kimi niye dışlıyordu bu kadar yoğun bir yerde?Dışlasa bile ne önemi vardı?Dışlanan şahıs,yani ben galiba yok oluyordum,boğuluyordum bu dumanlar arasında.Hal böyleyken ne farkederdi ki?Aynı şekilde,beni bu kadar seven,ya da tam tersi ,benim bu kadar sevdiğim,sevmek zorunda olduğum taa bana başından beri sahip çıkan kişiler beni böyle dışlasalardı,nasıl hissederdim ki?INSANE?Belki.NEDEN TANIMIYORSUNUZ LAN BENİ?SİZ BENİ NASIL ŞİZOFREN YERİNE KOYARSINIZ AMINA KODUKLARIM?GEÇMİŞİNİZİ SİKERİM LAN SİZİN!!!!SİZ SAHİP ÇIKTINIZ DİYE BU ZAMANA KADAR;HAYALLERİME DE Mİ SAHİP OLDUNUZ DA ŞİMDİ ARTİSLİK YAPIYORSUNUZ BENİM KARŞIMDA BENİ DIŞLIYORSUNUZ?AMA HAYIR,SAHİP OLMADINIZ İŞTE.ÖYLE SANIYORSUNUZ,AMA KAZIN AYAĞI ÖYLE DEĞİL.

Bunlar da nereden çıkıvermişti ki zaten?Ben birilerine mi danışıyordum ki birşeyleri yaparken ki şimdi de destek istiyordum?Ama neyse,onlar beni hiç sevememişlerdi.Gerçi sevselerdi bile ne farkederdi ki?Ben,burada bambaşka birşeydim artık.Öfkeden çılgına dönmüştüm,görmüyorlar mıydı bunu?NASIL GÖRMEZLERDİ ULAN HE NASIL GÖRMEZLERDİ?LAFTA BÖYLE ŞEY EDİP DE BÖYLE KAÇMAK VAR MIYDI?BAŞTAN BERİ DEMEK Kİ HERŞEY YALANDI?

Nasıl birşey yapılmazdı?Kuduz olan bir köpeği öldürürdünüz.Neden beni kimse öldürmedi?Neden beni sürekli aşağılayıp yerdiniz de buralara kadar getirdiniz?Eğer yerdiyseniz bile,şimdi burada beni aşağılamaya hakkınız yok.Yerdiğinizde zaten beni kaybetmiştiniz,ortada pekbir sebep yokken beni yermiştiniz,ve kaybetmiştiniz beni.Ama ne yazık ki kimsem yoktu yine,hiçkimse.Yerdikten sonra bile size hala davranıyor olmam,sizi sevdiğim anlamına gelmez,ya da hala size ait olduğum anlamına gelmez,ki hiçbir zaman ait değildim de,ASLA!Beni o zaman kaybetmiştiniz işte,ve sonrasında beni aşağılamaya hakkınız yoktu,sizin parçanız olmayan birşeyi nasıl aşağılardınız ki?Artık hala aşağılama yapmanız,beni size düşman hale getirdi.Ama düşman olmayacağım,hayatım var artık önümde.Siz de bekleyin artık,ne bekleyecekseniz,ne isteyecekseniz,ne istediyseniz onu bekleyin artık.Hiçbir yargılama da yapmıyorum size karşı,dinlemiyorum da.Bundan sonrasında nasıl yaşayacağınız beni bağlamaz artık.Kim bilir ne tehlikelere sokabilecektiniz beni aslında.Bunu bile göz önünde bulundurmadınız.Artık yok.Merhaba,merhaba..

8 Ağustos 2014 Cuma

Özleyiş

Bazen,10.sınıftaki zamanlarımı özlüyorum.O kadar çok şey geçti ki o küçücük yerde,küçücük yerde..Çok karanlıktı filan ama ne bileyim,matematikçinin bıraktığı,fakat genelde yarısı çözülen yarısı çözülmeyen karekök dergileri,yine aynı matematikçinin öğütleri..Sonra biyolojinin anlattığı (sitokrom c li filan birşeyler içeren) şematikli birtakım dersle ilgili şeyler,bunlarla nedense duygusal bağ kurmuşum ben,sitokrom c ile nasıl bir duygusal bağım olabilir ki?Bilmiyorum.Bunu anlatırken ki andan kaynaklanan birşey herhalde.Sonra,masalcı dil anlatımcı,her anlatışında uyurdum ve bazen de uyandırırdı o güzel,etkili sesiyle.Sonra,dil anlatımcı,ezberlettirdiği şiirler,okutturduğu kitaplar..Matematikçinin,o üst sınıftaki trigonometri anlatışı,belki de anlatamayışı,ve bana öğüt verişi vs.Sonra yağmur yağdığı için okulu kırışlarım,okulu kıramayıp okula gönderilişlerim..Sonra garip garip gülüşmeler,nerden geldiği,nereden estiği belli olmayan,o anki ana tersmiş gibi gelen gülüşmeler,aha penguen dergisi,gülüşmelerin kaynağı buymuş!haha!Bi tane de ben patlatayım.HaHA!Işıkları açın,okunmuyor ulan.Sonra değişik türde danslar,değişik türde sanatsal etkinlikler,operaya gidişler,pastaneyi görüp gidemeyişler.İnternet kafeye,bilmem ne kafeye gidişler,parklara gidişler,parklara gidip hiçbirşey yapamadan,ya da pek birşey yapamadan geri dönüşler,bir kız arkadaşı sağdan soldan her tarafından çarpraza alıp fotoğraf çekilişler,hep beraber biryerlere gitmeye karar verip gitmeyişler,gidemeyişler.Ama bunların bana kalan kısmı nedir peki?Hepsi kaçmış anlar mı bunlar?Yoksa özlüyor muyum ben?Özlüyorsam neyi özlüyorum?

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Bir zamanlar bir kızdan hoşlanmıştım,ama söyleyemedim.Nasıl birşey olacağı çok belirsizdi,ne yapılabilirdi ki?Sadece gözlerine bakmasından,ve benimle konuşmasından

3 Ağustos 2014 Pazar

Bazen öğlenleyin yatıp da geceye yakın bir zamanda uyandığımda sesler duyabiliyorum,o andaki yalnızlık ihtiyacını karşılayan.Hani bazen,yıldırım çakar da kaçacak delik ararsınız,ben de sanki delikler arıyorum sanki bir yerlerden.Yeni sesler duyuyormuş gibi oluyor.Bu ses her nasılsa pek emredici değil,fakat gerçekliği sorgulayan bir ses.Işıkları açıp yatmak zorunda kaldım bu ses yüzünden.Başka hiçbir zaman,hiçbir yerde böyle bir ses oluşmuyordu,sadece bu şekilde bir yatış disiplinini benimseyince ortaya çıkan birşeydi.Bu ses daha önce kendi vicdanımın sesine benziyordu sanki,ama çok uzun süredir o sesin aslında benden bir parça olduğunu reddedince artık ona kulak asmamaya başlamıştım,çünkü bendense bu ses,ne verirsem onu seslendirirdi.Ben de o yüzden eskiden verdiğim önemi vermemeye başladım.Biraz tanrısal bir niteliği de vardı bu sesin aslında,ama boşvermişliği kendi üzerime alınca,artık onun da pek bir önemi kalmadı.

Sesin özelliklerine gelirsek,oldukça yumuşak ses tonunda,fakat benden birşeyler içeriyor,sanki benm bu.Ama sorgulayamıyorum,sen misin ben diye,sorgularsam çok saçma bi durum içerisine girebilirim.Ya da saçma bir durum içerisine girmeyi istiyorumdur belki.Ama şöyle bakarsak,geceye yakın bir saatte uyanıp da karanlıktan korkmayı neden isteyeyim ki?Gecenin bir saatinde uyanıyorum,uyumaya devam etmek istiyorum,ama bu saatte uyandıktan sonra tekrar uyumaya çalışmak,çok rahatsız ediyor beni.Lise zamanlarında wow oynarken edindiğim bir alışkanlık,kalkıp sabah sabah wow oynama vs vs.O zamanda da bu boşluğu doldurmak için wow oynardım sanıyorum,yani direkt olarak olmasa da öyle birşeyler var işte.Ve sadece ve sadece o ana has hissettiğim birşey.Çok ilginç.

1 Ağustos 2014 Cuma

Ellerimle bardakları parçalayıp derimin içine geçmesini sağlamak geçiyor içimden,ama bunu yapmak için cesaret bulamıyorum.Felç olabilir ellerim,bir daha kullanamayabilirim eğer ellerimin içinde kırılırsa bardak.Peki başka nasıl olsa hoşuma giderdi?Mesela bardağı parçalamak ve parçalardan en keskin olanını alıp bir taraflarını kesmek,ta derinden.Bardağı kırmaya çalışmamın çalışması,ve bardağın bir anda kırılmaması,bana bir zamanlar hissettiğim şiddetli birşeyleri hatırlatıyor böyle.

Yepyeni bir kariyer

Herşeyin bambaşka,çok daha bambaşka olmuş olabileceğini farzederek,kimseye bağlı olmadan ve önceden o yaptığım kabul ettiğim birtakım şeylere de birazcık kritisizm olsun diyerekten,yeni birşeyler yapmak için hevesleniyorum.Neydi bu yaptığım şeyler?Bazı şeylerin tek bir metodunun olduğuna inanmak olabilir belki ama tam da emin değilim,bu bir öfke halinde gelen birşeydi,sadece içimi rahatlatmak için böyle yapıyordum,birazcık kendimden başka birşeyler hissedebilmek için,ve bunun için başka hiçbir ekstra yol düşünmüyordum,eğer düşünseydim ne manası kalacaktı ki?Herşeyi en iyi haliyle yapmayı deniyordum,bir de iyi davranılmayı haketmiyor muydum?Belki bunu ifade etseydim daha başka olurdu ama,burada da kendimde bir eksiklik görüyorum muhtemelen:basing into something,somewhere,someone.

Peki,bu saçmalığı yıkageldim madem,şimdi ne yapacağım?Zamana bırakacağım,herhalde.Çok güzel şeyler yaşayabilir miyim bilmiyorum,ama bunları sürekli hafızamda tutmayacağım zoraki,üzerimdeki depresifliği %80 oranında atabildim,ama yeni halimle bir pointlessness durumu oluşmayacağını bilemem,en azından dışarı vurmamaya çalışırım.

Bu yeni şeyler gelmeden önce,kendime şiirsel birşeyler hazırlayıp,yemek istiyorum;daha doğrusu vakit geçirmek için kafamı meşgul etmek istiyorum birşeylerle,fakat ne mümkün.Birazcık yeni şeyler görmeden böyle birşey nasıl olabilir ki?Elimden tek gelen şey beklemek.Belki,programcılığa kaldığım yerden devam edebilirim,son derece eğlenceliydi bir yerde.


31 Temmuz 2014 Perşembe

Bugünlerde, bir geri dönüşün ne kadar güzel olabileceğini düşünüyorum,hatta ve hatta o anlardan bir yerden başlayıp yaşamanın ne kadar güzel olabileceğini düşünüp duruyorum. Onca karanlık atmosferde avantajlı olmuş olabileceğimi düşünüyorum,belki de birşeyler kaçırmış olabileceğimi, ne bileyim işte. Gerçekten böyle midir ki acaba? Acaba o yapamadıklarım hayatın başka bir formu mu? Ya değilse? Zamanın akışını nasıl engelleyebilirim ki?

29 Temmuz 2014 Salı

İçimden kendimi dövmek geliyor bazen,daha doğrusu içimden bir yerden değil de,dışarıdan bir yerden.O kadar rahatsızım ki bu durumdan,kendimi mutlu edecekken,tam o anda işte birden geri çekiyorum kendimi,daha sonra da bunun için çok daha fazla üzülüyorum,böyle olduğu için.Ama ne yapabilirim ki?Ya mutlu olmayı deneyip de başaramayıp kendime zarar vermeye kalkışırsam?Hadi diyelim oldum,ondan sonraki hayatım nasıl olacak ki?

27 Temmuz 2014 Pazar

Ehh,tabii ki sessizliği kabul etmişken sesi de böyle karşı tarafa koyarsan,illaki zor olur yapacağın iş.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Daha dün yaptığımı,daha doğrusu daha dün değil de,yaklaşık 20 gün önce yaptığım çok önemli birşeyi nasıl yaptığımı,yaparken nasıl hissettiğimi unuttum.Unuttum da denemez,nasıl hissettiğimi yanlış hatırlıyorum,öyle ki,şu anda aynı şeyi tekrar yapacak gücüm yok,öyle ki bu işi o zaman yaparken böyle hissetmediğimi hatırlamıyorum,o zamanki hislerim daha ölümsüzdü.Şimdiki hislerim ise zayıf bir sinyal halinde.

Kahretsin,ben başta niye başlamıştım ki buna?Çeşitli ihtimal hesaplarına,kafamda dönen resillience hesaplarına kulak asmamak için değil mi?Daha doğrusu,bu sorunları ortaya çıkaran mekanizmayı ölesiye yorup da elinden birşey getiremeyecek hale getirmek için değil mi?Ama o zaman öyle hissetmemiştim işte,o zaman daha farklı birşeyler hissetmiştim,herşey karıştı şimdi.


Biliyor musun?Salla gitsin ya.Silinmiş olan silinmiştir,geri döndürülemez artık.Hem belli ki o zaman bir şekilde içime batmış,o zamanki benle şimdiki ben arasında fark gözetmeliyim.Yetim çocuğu olana bir tekme de ben vurmalıyım.Belki,belli bir paragraftan daha az duygu sezilebilirdi ama yine de sezilebilirdi.Ben sadece,pardon,yani o sadece bu aşırı abartıyı beğenmemişti,o yüzden böyle yaptı.Dolayısıyla,şu anda ben varım sadece,o geride kaldı,isterse öldü deyin.Şu anda burada değil her halükarda.Peki nerede?Bilinmiyor.Şu andaki benden daha güçlü bir gerçeklik nasıl olabilir ki?

Şimdiye dönüş..

Eskiden kalan birçok şeyi yerle bir ettim,hemen hemen herşeyi,o küçük anlara sığdırılmış,birazcık zorlamayla anlamlandırılabilecek fakat nedense başarılamamış,daha doğrusu,hep zaman kavgası ve rahatsız etmeme kaygısı nedeniyle her zaman,her zaman geciktirilmiş birşeyler.Onları da sildim sayılır,bir manası da yok artık onların artık.Sadece bazı kişilerle yaşanmış bazı şeylerin başka kişilerle de yaşanabilir,yaşanılabilir olduğunu göstermek amacıyla duruyor öylece kafamın bir yerlerinde.Bunlarla ilgili yazdığım,bunların ne olduğuyla ilgili olarak yazdığım çoğu şeyi de silmiştim,sürekli tekrar ediyordu birşeyler sanki,ama kendi içimde o kadar da tekrar etmiyordu sanki.Dışarıdan bakılınca,fazlaca dolaylı tümleç,zarf ve sıfat kullanımı olan çokca depresif biri gibi görünüyor,ama bunun dışında,benim bunları ne olarak gördüğüm konusu,belirsiz.Yani,yine de bir derdimi anlatıyordu sonuçta,şimdi ne kaldı onlardan geriye?Hemen hemen hiçbirşey.Oldukça fazla sayıda kayıt vardı,olmayan birçok şeyi de katmıştım oraya,gerçekten kendimi de katmıştım oraya,sürekli tekrar etmesi,çok fazla dolaylı tümleç ve sıfat bulundurması,pek birşey ifade etmemeliydi.Bu benim doğal halim değil miydi yoksa?Doğal halim de neydi ki aslında?Yine de,ben geri istemek isterdim onları,böylesine olmamalıydı.Sanki,egzotik birşeyler vardı onlarda,ama şimdi yoklar.Ne yapılmalı ki?Ne yapılabilir?Kim ne yapabilirdi zaten bunlar için bana?Yine kendime düşman olmalı mıyım ki?Kaçıncı kez ama artık bu?Neden?

Yoksa hepsini yeniden mi yazmalıyım?Evet,belki de yapabilirim bunu.

25 Temmuz 2014 Cuma

Esnerken ciğerlerim gıdıklanıyor,daha doğrusu,birşeyler oluyor böyle.Sanki yeterince hava alamıyormuşum gibi geliyor,bu da ben de aşırı rahatsızlık yaratıyor,hep o limiti aşmak istiyorum daha ilerisinde bir miktarda hava çekmek istiyorum içime.Ama alamıyorum,almaya çalışınca da böyle gıdıklanıyorum,bu beni neredeyse bayıltacak kadar ediyor.Neredeyse bayılıyordum geçen seferkinde,ama şimdi tecrübeliyim,düzgün bir yerde bayılacağım.Fakat,müthiş bir rahatlama veriyor insana.Son derece uçurucu.


10-08-2014 ten not:Kulunç varmış ulan kulunç!Git tedavi ettir.
Hatamın sebebi aşağı yukarı belli zaten,aslında görünürde bir hata yok,çünkü etrafımda kimse yok,kimse yoksa hata diye birşeyin varlığı da söz konusu değildir.Sadece vicdan rahatsızlığı var,isterlerse kimse bulunmasın etrafımda,ama zoraki tutuyordum bazı insanları kafamın içerisinde ve bu rahatsız ediyordu vicdanımı rahatsız ediyordu benim.Bir kişi içerisinde iki kişi,ve bunu insanların arasına farketmeden sokmak?Böyle konuştuğum için bile utanıyorum bazen.Ama bu kadar ağır olmamalı bunun cezası,bu kadar ağır olamaz,kesinlikle olmamalı.Bu çok çok çok çok fazla.Birazcık iyi hissetmek istedim sadece,geçmişimin ne önemi var ki?Yani kendi içimden bahsediyorum.Neden kendi adıma karar vermek bu kadar zordu ki?Kendi adıma deneme adımları yapmak?Sonuçta kesin bir yargı yoktu ortada,kesin bir düşman,kesin bir dost.Görülerek,yaşanarak bilinecekti bazı şeyler,neydi yani bu kadar kasmanın manası?Ben sadece iyi hissetmek istiyordum birazcık,her neyse.Bu çok fazla bunun bedeli ve ben bunu adaletsizlik olarak görüyorum.İyi hissetmek benim de hakkımdı.
Peki,şimdi biraz da self destruction yapalım o zaman.Mesela zaman zaman,belki yaptığım,ama belki de çok daha derinlerden yaptığım kötü birşey olan asıl eylemin,asıl ifade edilişini tartışmak istiyorum kendi içimde.Yani aslında bu yapılan eylem çok daha bağımsız bir eylem olabilir gerçekten,benim elimde olmayan birşey olabilir,ben birşeylerle sürekli bunu ifade etmeye çalışsam böyle olduğuna kanaat getirmeye çalışsam da belki de aslında hiç uzaktan yakından birşey yapamadığım ve sadece açıklamalar bularak birşekilde kendime,kendim yaptığım imajını vermek istediğim bu davranışlarımı,düşüncelerimi açıklamak çözmek istiyorum kendi içime.Böylece artık kendimce bir mutluluk boyutu elde edebilirim.

Başka insanlar da yaptığı için de mutlu olmak da ne demek oluyor ki gerçekten?Başka insanların kabul edilişi yoktu hani içimde?Bu nerden geliyor yani işime geleni sayıp işime gelmeyeni saymıyor muyum?Asıl mutluluk,içimde hissettiğim ve duyumsadığım,sade ve her zaman hissettiğim birşey değil mi?O zaman neden bunu sürekli ifade etmeye çalışayım ki?Durduk yere de muhtemelen bu mutluluğu kendi kendime duyumsayabilirim,fakat o zaman hayata adapte olamayabilirim zira hayat bu kadar durduk yere gelişmiyor,hayatın durduk yereliği ile benim durduk yerelik boyutum uyuşmuyor ve sonuçta eylemlerle berbat edilebilen bir mutluluk oluşuyor kendi içimde.Belki,insanların arasına karışarak birşekilde halledebilirim,ama insanların arasına karışmak da az önceki yazdığım şeyden dolayı pek mümkün değil,sürekli huzursuzluk hissediyorum,bunu da yine açıklama ihtiyacından,sürekli herşeyi açıklama ihtiyacından gelen birşey olsa gerek diye düşünüyorum.Eğer hiçbirşeyi bu kadar böyle delicesine açıklama ihtiyacı duymasam,belki birşeyler yapabilirim.Böylesine düşününce herşey karmakarışık olabiliyor,insanların arasına karışmak diyince,nasıl bir karışmadan bahsedildiği sorunu ortaya çıkıyor,onların istediği gibi bir karışmak akla geliyor ilk olarak zoraki,çünkü eğer onların istediği gibi bir karışma değildiyse,dışlanmak pek tabii ki de mümkün,ve kötü davranılmak,yüz çevirilmek ve burun kıvırılmak.Önceki geçmiş herşeyi unutmalıyım,ama pek tabii ki herşeyi,tüm hayal kırıklıklarını,makinanın çalışışını.

Her neyse,mutlu bitmek zorunda değil ki bazı şeyler,yani iyi hissetmek zorunda değilim sonuç olarak.Hatta,default halim iyi olmak zorunda da değil.Çok garip ve oldukça saçma şeyler var,aradaki up quarklar,down quarklar filan.Ama hepsi ben varsam var.Ben yoksam zaten hisseden birşey olmayacağı için varlığı da yokluğu da ilgilendirmez beni.İyi hissetmenin de ne işe yarayacağını bilmiyorum,ama mesela şu anda aşağı indim ve yukarı geldim,bambaşka şeyler düşündüm.Tıpkı eskiden olduğu gibi.


24 Temmuz 2014 Perşembe

Onlar içinse isteklerini sadece ve sadece dışarıya yansıtmak.Her zaman kendi mantık kurallarını kullanmak ve bunun herkesin kullandığı bir ölçüt olduğunu söyleyip böylece kendini her zaman üstün çıkarmak ve üstüne üstlük karşıdakini rezil etmeye kadar götürmek.

Kesinlikle ve kesinlikle sürekli bir kesinliği kabul etmek ve onun dışındaki herhangi bir kesinliği kabul etmemek,birini dinlerken bile onun söylediklerini o kadar dinlememek ve kendini iyi hissederken bile yine bu herkesin yaptığı saçmalığını kendi iç sesine kabul ettirip mevcut durumu karşısı için daha anlatılamaz kılmak.

Üstelik başkalarına,belki özel hayatlarında insanların kendi arasındaki iletişimlerini bahane edip,kendilerince çıkar ilişkilerinde kendi gördükleri seviyeden davranılmasını beklemek,ki kişinin kendisi tam olarak nasıl yaptığını bilmezken,kendi gördükleri açısından bu kişinin kendi gördüklerini bizzat kendilerini uygulamalarını beklemek.

Herkesin aynı şekilde komünike olduğunu düşünüp herkese aynı ölçütü uygulayıp,üstüne üstlük başkaları kendince bu kişilerle komünike olduğunda,kendi istediği gibi bir komünikasyon olmadığında kendini rahat hissetmemek,rahatsız hissetmek.Kendi ölçütlerine uymadığı için kişinin kendini rahatsız hissetmesi.

Peki benim isteklerime ne oluyor ulan burada?Fazla kaybolmuş değil mi birtakım şeyler?Benim için artık hiçbir önemi olmayacak bundan sonra.

Tabii ki benim istediğim düşündüğüm insani iletişim şekli de:

Herkesin kendi içlerinden geldiği gibi davrandığı,belki de içinden geldiği gibi davranmak zorunda hissettiği,ve benim de her zaman için kötü hisettiğim bir gerçeklik,elimden gelen birşey değil.Hep ,her zaman,her daim kötü hissederim böyle durumda.İnsanlar var çünkü etrafımda.Belki bir şeyler oluşacak,ama ben sürekli böyleyim,kabul edin böyle beni.Ne yapacaksınız?Cici cici mi yapacaksınız?Belki sarışın mavi gözlü olsaydım,ve çirkin olsaydım buna rağmen olabilirdi.Şu anda,tam şu anda belki çok yakışıklı değilim,daha doğrusu bu önemli bir değer değil,önemli olan değer benim itici olduğum gerçeği,öylesine bir iticilik ki,kimsenin gerçekten birşey söylemeye yanaşmadığı,yanaşmaya korktuğu,ya da aksine aslında hiç korkmadığı,belki de anlayamadığı bu yüzden kendi haline bıraktığı,ya da anladığı için,evet belki de beni benden daha iyi anladığını sandığı için kendi haline bıraktığı birşeyler.Sürekli sürekli birşeyler oluyor,ben ise garipsiyorum,bu kadar şey nereden geliyor neden oluyor ne oluyor ki aslında?Fakat yine de,içimde bir umut vardı onca kötü hissetmeme karşın.Sanki birşeyler gelip beni altüst edecekmiş,fakat sonunda sanki iyi hissettirecekmiş gibi.Ya da belki sonunda durumu kavrayıp,sanki kendilerinden kaynaklanan bir sorunmuş gibi bunu bir de başlarından atmaya çalışacaklarmış gibi.

Tamam,peki durumu kendi kontrolümden,daha doğrusu kendi kontrolümden ve onların kontrolünden de çıkarayım,kendimi sadece ve sadece insanların olduğu bir çevreye hapsedeyim.Bambaşka birtakım insanların olduğu yere.Şu anda ne yapıyorum ben burada?Niye hiç kimse yok etraflarda,görünürlerde?Sanki dış kapı mandalı gibiyim,sallanıyorum öyle kendi halince.Fakat yine de kendimi bu insanlara bırakamam,yani bırakmaktan kastım,o manada,değişik bir bırakma.Anlaşılabilir bir bırakma tarzı değil.Yaşamak gerekiyor,yaşamayı istemek gerekiyor,ölmek değil.Yaşadığımızı kabul etmek gerekiyor.Zamanın akışını kontrol etmek gerekiyor,zamanı hissetmek gerekiyor.
Hellfire penis ten bir yerler hatırlıyorum sürekli,bazen çukurlu,bazen çıkışlı,bazen domuzlu falan filan.Bir kamp geliyor aklıma,ama düşman kampı mı,dost kampı mı bilemiyorum.Sadece orklar var,bir yerlerde.Ama yok,galiba burası düşman kampı.Kırmızı orklar bunlar,çok öfkeliler.Sağa sola saldırmak için bahane arıyorlar,fakat kimse yok.Tabi biz gidiyoruz oraya.Ağız burun kırıp geliyoruz.Öyle işte...

Sonra yıldızlar var haritanın sağ tarafında bilmem ney,gerçi o hellfire zamanlarında o yıldızlar,ya da güneş işareti çıkmıyordu,o çok eskiye ait birşeydi,fakat kaldırılmasına da çok üzülmüştüm çünkü gerçek hayata bizi tek bağlayan şey o işaretlerdi.Orada güneş çıkınca,bunun bir oyun olduğunu,artık dışarı çıkıp sosyalleşmemiz gerektiğini kendimize mesaj olarak çıkartabilirdik.Hatta ve hatta bunun için yapımcılara tavır bile alabilirdik bize bunu hatırlattırmaya çalıştıklarını düşünüp.Ya da belki geceli gündüzlü terimini bizden evvel çözmüştü yapımcılar,ona göre ben gibiler için böyle şeyler yapmışlardı.Tabii ki de,bir alterac valley savaşında,uzun süren bu savaşta nerden anlayacaktık zamanın geçtiğini?Hatta,alarm bile koymuşlardı bi aralar.Ana baba gibi davranıyorlar bazen bu yapımcılar,sarılmak istiyorum onlara ama...

Bazen de sınıftaki sıralara sarılasım geliyordu,ama bunu hep uyuyarak gösteriyordum,daha doğrusu sarılmaya çalışırken bir de bakıyormuşum ki meğerse bu uyuma isteğiymiş.Daha doğrusu,sırayı aldatmışım biraz,ama aslında kendimi aldatmışım ben.Sonra dışarıdan,bambaşka,tüm bu içimden geçenlere yabancı bambaşka birisi gelir ve der ki "off ne çok uyuyorlar ya".Tabi,başka önerin var mıydı,prenses?Olmadı tabi.Önerecek birşey olabilir miydi ki?Kim kime neyi önerebilirdi?

Fare vardı bir yerlerde,bir zaman,fakat onu ben öldürdüm.Nasıl öldürdüğümü hatırlıyorum,çevirdim kağıdı,ve bastım üzerine ve geberiverdi.Anında gebermedi tabi,çok elastik bir vücudu var,2-3 kere vurmak gerekiyor onu öldürmek için.Ben de yaptım,sonra yine yakın bir zamanda,bir tane daha öldürüverdim.Bu sefer tek başıma öldürmedim,yanımda ortaklarım vardı,bu yüzden daha az experience point kazandım bu seferkinden.Ama olsun,gurur kazandım biraz,yukarı çıkarken göğsüm kabarık olarak çıktım,insanlar göğsümün neden bu kadar kabarık olduğunu hep merak etmiştir,ama tabii ki muhtemelen sormamışlardır,soramamışlardır.Acıyorum bazen işte,ya da kendime acıyorum.Neden göğsüm kabarmalı ki?

Sonra felwood var bir yerlerde,bıraktığım yerdeki gibi duruyor,hiç değişmemiş.O bana geçit vermemiş dağlarıyla,şerefsizce dikiliyor karşımızda,ve enslave edilemeyen felguardlarıyla.Daha doğrusu,enslave edilebiliyor ama onlar tam bir felguard değil,sahte bir felguard,ben sahici bir felguard istediğim için,enslave edilemediğini hatırladım şimdi.Ama belki de enslave edilebiliyordu.Kim bilebilir.En büyük enslave,insanın kendisini beğenmesidir.SUS LA VAİZ VERME!Tamam.

Ellerimde çiçekler vardı,onun o mavi giysisine karşı yaklaşırken,benimle dans etmek istiyordu.Düşünsene,benimle!Benimle!Ben de ona yaklaştım,elimdeki çiçekler elimi eline attığımda birden kayboldu,belki de yoktu bu çiçekler kim bilebilir ki,ben elimdeki çiçeklerin olmasını istiyorduysam,başka ne önemli olabililirdi ki o an benim için?Ve evet,işte orada karşıma duruyordu,dans ettik onunla,onunla!

Sonuca varmaya çalışıyoruz,blood elfler var sağda solda.Acaba bu salaklar kendilerini hiç beğeniyorlar mıdır?Böyle omuzlarını sallayışlarına göre,oldukça beğeniyorlar.Peki bu yaşadıkları coğrafya nedir böyle?Ne kadar dayanılmaz bir atmosferi var buranın böyle?İnsan böyle güneşin her zaman doğduğu bir yerde nasıl yaşayabilir?

Elimdekileri kapının eşiğine bırakıp,cebimden anahtarı çıkarıyorum,ne olurdu apartmanı çıkarırken elimde tutsaydım da şu anda eşiğe bırakıp elimdekileri kirletmek zorunda kalmasaydım?Kirlenmiş sayılmaz ki,eşik zaten tertemizdi hep.Ama şöyle bir arkana bakarsan,birazcık gerisindeki merdivenlerin ne kadar kirli olduğunu görebilirsin,bu sana oldukça rahatsızlık veriyor olmalı.Tam burada,evet tam burada durup eşiğin temizliğini içinden geçirirken,birazcık;azıcık birazcık geride durman,merdivenin pisliğini ve dolayısıyla da eşiğin ve belki de komple binanın pisliğini gösterebilir sana.Ama burası yine de senin evin.İyi tarafından bak.


23 Temmuz 2014 Çarşamba

Aslında düşününce,kendi kendine konuşmayla,başkalarına konuşmanın neredeyse hiç farkı yok gibi,peki ya hissettiklerini söylemek?...Bunun farkıyla kendi kendine konuşmuş olmanın farkı neredeyse hiç yok,gerçekten de.Bu insanı çok endişelendiriyor.

Belki de baştan beri bunu yapıyordum ve daha önceden yapageldiğim söylendiği sürekli kendimi bunu yaptığıma tatmin edemiyordum,şimdi de aynı şeyi yapıyordum ve bunca zamandır da.