24 Temmuz 2014 Perşembe

Onlar içinse isteklerini sadece ve sadece dışarıya yansıtmak.Her zaman kendi mantık kurallarını kullanmak ve bunun herkesin kullandığı bir ölçüt olduğunu söyleyip böylece kendini her zaman üstün çıkarmak ve üstüne üstlük karşıdakini rezil etmeye kadar götürmek.

Kesinlikle ve kesinlikle sürekli bir kesinliği kabul etmek ve onun dışındaki herhangi bir kesinliği kabul etmemek,birini dinlerken bile onun söylediklerini o kadar dinlememek ve kendini iyi hissederken bile yine bu herkesin yaptığı saçmalığını kendi iç sesine kabul ettirip mevcut durumu karşısı için daha anlatılamaz kılmak.

Üstelik başkalarına,belki özel hayatlarında insanların kendi arasındaki iletişimlerini bahane edip,kendilerince çıkar ilişkilerinde kendi gördükleri seviyeden davranılmasını beklemek,ki kişinin kendisi tam olarak nasıl yaptığını bilmezken,kendi gördükleri açısından bu kişinin kendi gördüklerini bizzat kendilerini uygulamalarını beklemek.

Herkesin aynı şekilde komünike olduğunu düşünüp herkese aynı ölçütü uygulayıp,üstüne üstlük başkaları kendince bu kişilerle komünike olduğunda,kendi istediği gibi bir komünikasyon olmadığında kendini rahat hissetmemek,rahatsız hissetmek.Kendi ölçütlerine uymadığı için kişinin kendini rahatsız hissetmesi.

Peki benim isteklerime ne oluyor ulan burada?Fazla kaybolmuş değil mi birtakım şeyler?Benim için artık hiçbir önemi olmayacak bundan sonra.

Tabii ki benim istediğim düşündüğüm insani iletişim şekli de:

Herkesin kendi içlerinden geldiği gibi davrandığı,belki de içinden geldiği gibi davranmak zorunda hissettiği,ve benim de her zaman için kötü hisettiğim bir gerçeklik,elimden gelen birşey değil.Hep ,her zaman,her daim kötü hissederim böyle durumda.İnsanlar var çünkü etrafımda.Belki bir şeyler oluşacak,ama ben sürekli böyleyim,kabul edin böyle beni.Ne yapacaksınız?Cici cici mi yapacaksınız?Belki sarışın mavi gözlü olsaydım,ve çirkin olsaydım buna rağmen olabilirdi.Şu anda,tam şu anda belki çok yakışıklı değilim,daha doğrusu bu önemli bir değer değil,önemli olan değer benim itici olduğum gerçeği,öylesine bir iticilik ki,kimsenin gerçekten birşey söylemeye yanaşmadığı,yanaşmaya korktuğu,ya da aksine aslında hiç korkmadığı,belki de anlayamadığı bu yüzden kendi haline bıraktığı,ya da anladığı için,evet belki de beni benden daha iyi anladığını sandığı için kendi haline bıraktığı birşeyler.Sürekli sürekli birşeyler oluyor,ben ise garipsiyorum,bu kadar şey nereden geliyor neden oluyor ne oluyor ki aslında?Fakat yine de,içimde bir umut vardı onca kötü hissetmeme karşın.Sanki birşeyler gelip beni altüst edecekmiş,fakat sonunda sanki iyi hissettirecekmiş gibi.Ya da belki sonunda durumu kavrayıp,sanki kendilerinden kaynaklanan bir sorunmuş gibi bunu bir de başlarından atmaya çalışacaklarmış gibi.

Tamam,peki durumu kendi kontrolümden,daha doğrusu kendi kontrolümden ve onların kontrolünden de çıkarayım,kendimi sadece ve sadece insanların olduğu bir çevreye hapsedeyim.Bambaşka birtakım insanların olduğu yere.Şu anda ne yapıyorum ben burada?Niye hiç kimse yok etraflarda,görünürlerde?Sanki dış kapı mandalı gibiyim,sallanıyorum öyle kendi halince.Fakat yine de kendimi bu insanlara bırakamam,yani bırakmaktan kastım,o manada,değişik bir bırakma.Anlaşılabilir bir bırakma tarzı değil.Yaşamak gerekiyor,yaşamayı istemek gerekiyor,ölmek değil.Yaşadığımızı kabul etmek gerekiyor.Zamanın akışını kontrol etmek gerekiyor,zamanı hissetmek gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder