Çok garip,az öncesine kadar kendi düşüncelerimden sıyrılmak,daha doğrusu o zamanki düşüncelerimin tanımıyla intihar etmek istiyordum.Ama sonuçta,o zamanki düşüncelerim beni öylesine esir alıyordu ki,almıştı ki,o anki hissettiğim şeyin tam olarak ben olduğuna kesinlikle emin oluyorum ve en kötüsünü,intiharı düşünüyorum.Fakat bu düşüncelerim,gerçekten benim ne kadarımı oluşturuyor ki?Yani,o anki intihar dediğim şey,aslında sadece benim düşüncelerimin ölümü,başka birşey değil.Bunu sadece ben biliyorum.
Bir lafı düşünüyorum son günlerde.Kafkanın bir kitabında okumuştum.Açlık yasak değildir,istediğin kadar aç kalabilirsin,ve hatta ölebilirsin.Fakat öncelikle açlığı kendine yasaklamalısın.Bir nevi predatör olmalısın kendi içinde.Yani tam olarak böyle demiyordu,böyle bir yasa yoktu,sadece açlık olmayan şeye ulaşmak böyle gösteriliyordu,gerisi bunu söyleyenler tarafından da bilinmiyordu,belki de biliniyordu ama söylenmiyordu.Bilenler belki aramızda dolaşıyordu fakat artık sessizleşmişlerdi onlar.Bu saçma laf,tüm herşeyi çökertiyor.Biz açlığa karşı savaşmıyorduk ki,açlık nedir bilmiyorduk tam olarak.Bize öğretmeye çalışanlara da karşılık vermeye hakkımız vardı,sonuçta bunu öğrettiklerinde bile,bu soruna tam bir sorun getirilemeyecekti.Biz yine açlığın tam olarak ne olduğunu bilemeyecektik,kendimiz görmek isteyecektik bir yerde.Fakat şu anda bize yapılan şey zulüm sayılır.Ve bunun cezasını da ödetmeyeceğim,sadece savaşacağım buna karşı ve bırakıp gideceğim,öğreteceğim bunu onlara ve uzaklaşacağım mümkün olduğu kadar,herşeyi ezberleyen,sevişmeyi bile ezberleyenlerin diyarından çekip gideceğim.Kendimi de sürekli eğlendirmekten alıkoymalıyım,saçma sapan şeylere kendimi kaptırmış ve bir o kadar da bunlarla kendimi eğlendirmiş ve yeni dalgalara karşı koyamaz halde buluyorum bir anda kendimi.Daha doğrusu tam olarak bundan olmuyor,neyden olduğunu bilmiyorum ama bir anda kendimi pessimizme bağlıyorum.
Şimdi biraz ara vereyim.Açlığı kimse bize öğretmeye kalkışamaz,kim olursa olsun.Sonuçta elleri onların temiz değil o kadar da,gördük ve bildik,bizi düşünebilme ihtimallerini düşündük,onların düşünmedikleri kadar.Ve sonuç olumsuz çıktı,Yargıtaydan karar böyle çıktı maalesef.Biz kendimiz görüp,açlığa karşı birşeyler geliştirmeliyiz,ve böyle yaparak belki gerçekten predatör oluruz istemeden,yırtarız,parçalarız,yok ederiz birşeyleri.Ama olsun,onlar zaten böyle birşeyi deneyerek zaten hakettiler bunu.Fakat ya kendilerini kurban etmişlerse?Her neyse,artık onlarla ilgili endişeye,endişeme fırsat vermemek gerek.
Ama bazen yazarken de çok,çok çok kötü hissediyorum.Ne yani,herkes yazamaz mı?İnsanın canı sıkılır,yazar.Ama bunun için ayrı bir boyut oluşturmak nedir?Beynimde binlerce düşünce vardı,nasıl savuşturabilirdim bunları?Daha doğrusu,düşünce sayılmaz bunlar,binlerce endişe.Sonunda müthiş bir şekilde iç rahatlatma olmayacağını bildiğim,fakat yine de denemek için "acaba?" dediğim şeyler.Belki de aslında başından beri predatör olan benimdir,çünkü kullanıyor gibi hissediyorum sanki insanları böyle yapınca.
Hişş,özentilik yapma.Galiba,burada aşırı yalnızlığımı hissediyorum ondan böyle korkunç ve ürkünç.Binlerce şey yazılabilir,sonradan bana korkunç gelebilecek fakat yine de sonradan başka biri okuyunca müthiş komik gelebilecek şeyler.Çok espri yaparsam,ölür müyüm?Bu espriler,birilerini öldürür mü peki?Bilmem.İşe buradan mı başlamak gerekiyor acaba?Bilmem.Mesela bir espri uyduruyorum böyle yazarken,içimden geliyor,o sırada aslında o yazılan espri kadar komik olmayan,dandik olan içimden,karanlık bir yerden.Aslında o yazılan espri kadar aydınlık olmayan içimden.Palyaço muyum ben?Yoksa astronot muyum?
Neyse ney,fakat neden o bazen içimde taşıdığım doğrusuzluğu ve yanlışsızlığı bu arenaya da taşıyamıyorum?Burada sanki konuşulan herşey,yazılan herşey benim,benim içimde bir yerlerde ikinci bir şahıs tarafından doğrulanıyor gibi oluyor,ama bir an için oluyor bu.Sanki bunu hep hissedebilmek için yapıyorum bütün esprileri gibi,ama belki de bu espriler yüzünden zamanında göremedim birşeyleri ve gözlerimi dumanlattırdım.Neyi göremedim onu da bilmiyorum.Hatırlamıyorum hiçbirşeyi.Hatırlamadığım için bu düşünceleri,yani intihara değer mi?Düşünüyorum da,sürekli birşeyler ölüyor zaten,galiba benim kontrolümde de değil,o düşüncenin daha derinine inersek,o düşünceye sebep olan olaylar ve yargılar dizisinin içinde de o düşünce dile gelirken birtakım olaylar yanlışlanıyor,ya da yanlış hatırlanıyor belki ve düşüncenin içinde daha başlamadan bir yanlışlık,bir ölüm oluşuyor.Sonuçta ölüm fiili bunlar için çok dar bir fiil o zaman.Öyle değil mi?Fakat,düşünceler ortak değilse,paylaşılamıyorsa ki bence aynı anıları tek bir kişi paylaşabiliyorsa kendi evreninde,bambaşka bir düşünce dünyasına sahiptir,bu düşünceyi paylaşıp etrafına yeni insanlar aldığında bu düşünceyi savunmak için,sonunda,en sonunda bir yerlerde bunu yaptığı için buruk hissedecektir çünkü o düşünceyi üretirken,üretmesine konu olan asıl olaylar dizisini artık tam olarak hatırlayamayabilir bu kişi.Ve yine de burdan "ha,o zaman kimseyi körü körüne takip etmeyelim" önyargısı da çıkarılamayabilir çünkü takip eden insanlar da aynı zamanda insansa,illaki takip etme fiilini tamtakır uygulayamamışlardır ellerinden geldiğince,sonuç olarak bu beni çektikçe çekiyor.Ölmek istiyorum ben.Ben bunu istememiştim ki?Ben nerden nereye geldim?Birileri mi itti beni buraya?Belki bu ideaların tam kantır tezlerini üreten kişiler bunları bile kasdetmiyordu ki?O zaman,yanlışlık kimde ki?
Bazen böyle keşke yazmasaydım diye düşüncelerim oluyor,ki bunu böylece yazabildiysem de aslında o kadar yalnız değilimdir diyeceğim,çünkü sanki bir terapiste anlatır gibi bir anlatış tarzım var bu söyleyişte,ama tabi doğal olarak rahatlamak istiyorum ama işin sonunda büsbütün rahatlamamış ve gerilmiş olarak çıkıyorum,ana sebepten ayrılıyorum ve ana yoldan.Nobody grabs you,you re just grabbing yourself.Do you just dispose yourself from someone that s exactly thinking somebody is trying to choke him,while in reality he is choking himself with both hands?What s exact difference?You choose?You say?One is physically grabbing himself,and you..You are making shadows for yourself,to reduce the pain of your ego,you re making mental hands to grab yourself,and succumb to you so you have the right to be get mercied for.None else can know,none else can see that.Do you realize it?Want to me to write in Turkish aswell?Evet söylüyorum.Kendi götünden kendi hayal gücünle eller oluşturuyorsun kendi boğazını sıkmak için,kendini ezmek için,belki de tıpkı o beğenmediğin evde tam da bu zamanlarda birkaç sene önce balkonun evet o balkonun inanılmaz korkunç şekilde sana doğru bakan kırmızı gözlü kombisi olan balkonun önünde,daha doğrusu tam ona bakan salonda yatarken düşündüğün o garip eller gibi,kendini sıkmak için.4 boyutlu olarak sıkıyorsun kendini,çok yoruluyorsun.Farkında değil misin?Evet çok barbarca birşey bu hissettiğin eller,sanki senin içindeki görünmez ellermiş gibi.Ve şimdi daha güçlülerini de geliştirdin,artık sağdan soldan taş benzeri sert fakat arada birden yumuşayan cisimler değil,kendini sıkıyorsun,kendi boğazını sıkıyorsun,artık yeterince antrenman yaptın ne de olsa,neden olmasın?Ve bir de bahaneler buluyorsun kimbilir hangi soğuk ülkelerden.Hayır,onlarla aynı şeyi hissetmemiş olabilirsin,onlar kurtulmuş da sayılmazlar,ya da savaşılacak bir hedef de değildirler artık,hayır onların düşünceleriyle de alay edemezsin.Onlar var mıdırlar ki gerçekte?Belki de sadece sen uydurdun onları bir anda kalıba sokabildin.Kafandaki tam örneğe denk mi geliyor yani?Senin ölüm denklerimle onların ki bir mi?Ölümünüz aynı olsa bile,ölümü düşünüş şekliniz bir mi?Değil.Böyle sadece kendini yıpratıyorsun.Sen bile aynı değilsin belki bir an öncekiyle bile,hatırlaman yetmeyebilir belki?Tam olarak ne düşündüğünü hatırlayabilsen?Hatırlayabiliyor musun peki?Eskisi gibi gurur duyabiliyor musun bunla?Yoksa artık o canlar ölü canlar mı oldu?Canlandıramıyor musun artık hayaletleri?Soruyor musun peki şimdi "kendimle ne yapacağım?" diye?Sor,sor bakalım.Artık kendini sıkmıyorsan,ne iyi.O içindeki sadece ve sadece senin içindeki hissedilebilen şeye güven,başkalarında aynı şekilde çalışmıyor olabilir,kendine güven.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder