Bugün buraya çok cesurca şeyler yazacağım. Kitap okumayla ilgili aslında temel olarak. Şu ana kadar okuduğum kitaplardan pek bir şey hatırlamıyorum, belki sadece hissel olarak bir şeyler kalmıştır geriye bunlardan. Dolayısıyla yazacaklarım bununla ilgili. Ben kitabı iyi hissetmek için okurum, zihnimden bir şeyler geçirmek, değerler döndürmek için, aktif tutmak için. Bunu yaparken, aslında anlayıp anlamamanın pek önemli olmadığını farkettim. Tabi akademik, dersle ilgili olan kitapları bir süreliğine bunun dışında tutuyorum, bunları anlamamak, anlamadan okumak iyi hissettirse de beni zor duruma düşürür. Bunları dışarıda tutuyorum şimdilik, kaldı ki şöyle de bir öngörüm var bunlarla, yani akademik kitaplarla ilgili. Eğer zor anlıyorsak da zaten bu bölümü okumak bizim için bir işkence olacaktır. Bunun da bir anlamı yoktur. Ama bu sadece bir öngörü. Burdaki birçok şey bir öngörü mahiyetinde, iyi hissetmek amacıyla yazılmış şeyler.
Şu anda okuduğum kitapları anlamakta zorluk çekiyorum, ama hissel olarak daha iyi hissetmek için kendimce birtakım çabalarım var. Şu ana kadar okuduğum kitapları, tümceleri çok iyi hatırlamadığıma göre, çok hızlı bir biçimde okuyup, anlayıp anlamamayı boşvermek benim için daha mantıklı oldu son zamanlarda. Kelimeleri sanki bir resimmiş gibi farzedip okuyorum, hani çocukken kitapların sadece resimlerine bakarız ya, bende bu resimler yerine, kelimeleri resimmiş gibi algılayıp, öyle hızlı bir biçimde bakıp geçiyorum. Bir şeyler anladığım söylenemez. Ama resim gibi, kelimeleri de görüyorum. Anlamaya zahmet etmiyorum. Anlamaya zahmet etsem, çok zorlanıyorum. Sürekli önceki paragraftan kaçırdığım şeyler olduğunu düşünüyorum. Önceki paragrafa gidince ondan da önceki paragrafa gidiyorum, gitmek zorunda hissediyorum. Kalbim sıkışıyor bunu yaparken, ama bu kendimce oluşturduğum yöntemi yaparken böyle sorunlar olmuyor. Kitap okumaktan anladığım bu son zamanlarda. Galiba obsesif kompulsif bozukluğa da sahibim, sürekli geri dönesim geliyor kitapta, her kelimeyi anlamak istiyorum, incelemek, hayalimde canlandırmak istiyorum. Hem de art arda, sürekli o kelime üzerinde durmak, bakmak istiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. İnternetten araştırıyorum bu durumu. İlginçtir ki sadece okuma yaparken de olmuyor bu, bir şeyi görüyorum mesela, ilginç buluyorum. Sonra geri dönüp tekrar tekrar bakmak istiyorum. 30 kere filan bakarım garip görünmese. Yolda yaprakları ezmek istiyorum, ezemezsem geri dönüp tekrar ezesim geliyor, işim bile olsa bunu yapamazsam kendimi kötü hissediyorum. Malum, mevsim sonbahar, kış dönemine giriyoruz, girdik gibi.
Neyse, okuma kısmına geri dönersem, bu şekilde okuma yapmak beni daha iyi hissettiriyor. Bir veya birkaç kelimeye takıntı yapmamı engelliyor, mutlu oluyorum böyle okurken. Kelimeleri yine görüyorum, çok iyi anlamıyorum. Kaldı ki çok gerekli şeyler yazdıklarını da düşünmüyorum. Hoş, gereksiz şeyler de yazsalar yine de okurdum. Kitap okuma aktivitem geçmiş yıllara göre çok değişti. İşte böyle okuyorum artık. Anlamadığım kitapları da okuyorum, kaldı ki, hep derler mesela, kitapları anlayarak okuyun diye. Öyle bir kanun mu var? Kim karışabilir benim nasıl kitap okuduğuma? Kitap okumanın da son zamanlarda, dünya aşırı globalleşme geçirince geliştiğini düşünüyorum. 1600 lü yıllarda, karısı olan, işi olan birisi kalkıp neden kitap okusun ki? İşini yapar, karısıyla eğlenir, hayatını o şekilde sonlandırır. Mutlu mesut yaşar gider, fakat kitapların böylesi bir mutluluk verdiğini söyleyemem, bitter bir mutluluk en azından. Okunanların da pek yararlı olduğunu söyleyemem, en azından akademik olmayanların. Akademik olanları incelemedim pek. Kitaplar sıkıcı aslında temelde bakarsak, ama şu zamanda yapacağım başka bir şey de yok ki. 1600 lü yıllarda yaşayan adam gibi basit işler yapmıyoruz, hep bir rekabet içindeyiz.
Aslında bakarsak, benim gibi düşünen biri bu yazdıklarımı da "anlayarak" okumaz, bu o kişiye ne kazandırır bilmiyorum. Ama kişi mutlu olduğu sürece aslında ne oluyorsa sorun yoktur. Anlayarak kitap okumasını söyleyenler olursa eğer, bunların sorunlu kişiler olduğu düşünülebilir. Ne kadar anlama? Aslında bu obsesif kompülsif bozukluğa sahip kişilerin davranışıdır. Tamamen anlamayı beklemek de saçma olabilir. Şu anda kendimi bambaşka bir yerde hissediyorum bu yazdıklarımla. Önceden nasıl kitap okuyordum, hatırlamıyorum. Ama ben bu şekilde kitap okuyuşumu wow oynar gibi, ya da herhangi bir rpg ya da mmorpg oyun oynar gibi kitap okumak olarak değerlendiriyorum. Wow gibi mmorpg ya da rpg oyunlarında da aslında çokça değerlendirme ve göz sıçraması yapıyoruz. Ben yapıyordum, bu acayip gözleri geliştiriyor. Hatta bu sayede kızların bazı bölgelerine onlar farketmeden baktığımı sonra aynı hızla gözlerimi çevirdiğimi söyleyebilirim. Göğüs çatalı gibi yerler. HAHAHAHA. Eğlenceli oluyor aslında, aksiyonlu oluyor, kız farkedecek mi yoksa farketmeyecek mi.
Şunu da ifade etmek istiyorum ki, böyle okumamın sebeplerinden biri de, yazan şeylerin çoğunu zaten biliyor olmam, veya bunları bilmemin bana bir faydası olmaması. Ben ne yapayım geçmişteki felsefecilerin varlık felsefesini nasıl algıladığını? Şimdi nasıl algıladığım önemli.
Şu yakın zamanlarda 24 saat boyunca kitap okunup okunamayacağı, bunun ne denli zevkli olacağı, insan ruhunda ve sağlığında ne gibi etkiler yapacağı konusu kafamı kurcalıyor. Bu yapılabilir ama neden ki? Manyak mıyız? Anamızın karnından kitapla çıkmadık herhalde. Biraz aptal buluyorum bunu yapanları açıkçası. Kim ne derse desin. Zaman geçirmek için olabilir de, zaman geçirmek için 24 saat wow oynamak, 24 saat kitap okumak, 24 saat aynı şeyi yapmak da nedir? Yahu, dışarıda ne güzel güneş var, gökyüzü var, bunları da kim neresinden çıkarıyor? Çok zevk almıyorsam neden yapayım ki bunu? Eleştiri yapıyorum bunu, çünkü çocuklar görüyor, genç beyinler, onlar etkilenmesin diye. Tamam kitap okumak yararlı bir şey, ama tüm gün kitap okumak da nedir ki? Ben denedim bunu, hiç güzel de bir şey değil. Anamızın karnından kitapla ya da konuşarak, ya da yazarak, okuyarak çıkmadık. Bunları çok çok, derin içimden söylüyorum. Kitap okumak bence insanlar yapmadığı için, alışkanlığı olmadığı için toplumun, söylene söylene bu sefer çok abartılageldi. Bilmiyorum, ben çok abartıldığını düşünüyorum, psikolojik olarak sağlıklı bir insan değilim kesinlikle. Bunun da etkisi var tabi. Tamam iyi güzel, ne güzel bir alışkanlık. Ama abartmayın, tüm gün de kitap okumak olmaz. İnsan sadece beyinden oluşmuyor, vücut da var, vücuda işkence olurdu bu. Kaldı ki insan beyni sadece kitap okumaktan da zevk almaz, sanmıyorum. Biraz gökyüzü görmek, ışık görmek gerekli.
Oh be rahatladım, birkaç gündür, kendimi o kadar kötü hissediyordum ki. Yazmaya bir türlü vakit ayıramıyordum. Psikolojik olarak ciddi çöküntü içerisindeyim, takıntılarım var ve bu takıntılarım benim derslerimi, sosyal hayatımı etkiliyor. Kitap okuyabilmek için yalnız kalmak istiyorum, hem de çok uzun süreler.
Ve burada belki karşı çıkanlar olacaktır belki 10 yıl, belki 25 ve belki 100 yıl sonra ama, lütfen, kitap okurken ne kadar zamandır kitap okuduğunun farkında olmayanlar lütfen kendilerince atıp tutmasınlar. Kitap okumak dünyanın en faydalı şeyi değildir, daha farklı şeyler de yapılmalıdır. Ben de çok uzun süre ve birçok kitap okudum, sürekli de okurum periyodik olarak. Ama bundan da önemli olan bir şey var ki düşünmektir. Ben bunu tekrar anladım. Önceden biliyordum ve unuttum, çok zorlu süreçlerden geçtim. Ağır eleştiriler yaparken kendi psikolojik durumumun da çok ağır olduğunu göz önünde bulundurun eğer yapacaksanız, her kimseniz. Çok ağır travmalar yaşadım, maalesef bir psikolog eşliğinde bunlar gözetlenemedi. Ama biliyorum ben bunları. Yalnız kaldım, hatta bilerek yalnız kalmak istedim, çoğu zaman.
Bir de bir şeyi daha yazmak istiyorum. Kitap okumak stresi de azalttığı için, içinde bulunulan hale göre insanlar kitap okuma eylemini çok yararlı veya az yararlı bulabilirler diye düşünüyorum.
Kitap okumaktan hem nefret ediyorum aslında, hem de çok seviyorum, çünkü hayal kurma yeteneğimi kaybettim geçen yıllar içerisinde, kitaplar sanki biraz hayal kurarmış gibi hissettiriyorlar bana, mutlu oluyorum. Ama bu bağımlılık yapma meselesinden dolayı da nefret ediyorum. Sosyal hayatım sekteye uğruyor öncelikle. İnsanlar kitaplardan önce birbirlerine muhtaçtırlar. Aslında böyle ifade ediyorum ama, çok daha dinamiktir her şey. Mesela kitap okurken edindiğimiz farkındalık bizi kafamıza düşecek bir saksıdan kurtarabilir mi, diye bir düşünce ortaya atılabilir. Göz kasları daha gelişmiş olduğundan ve algılama hızı arttığından böyle bir şeyin doğru olduğu varsayılabilir. Kitap okuyarak ölmekten kurtuldu, gibi başlıklar atılabilir gazetelere. Tabi çok milisaniyelik olaylar bunlar. Ama kitap okumasa belki kafasına saksı düşecekti bu kişinin, bayılacaktı. Hastaneye kaldırılıp ameliyat edilmesi gerekecekti, insanlara muhtaç olacaktı kesinlikle. Sonuçta buradan çıkarılması gereken bence ders, insanların karmaşık bir biçimde, duruma göre hem birbirlerine, hem de kitaplara ihtiyacı olabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder