Günlük
04.12.2015
Bugün
sabah geniş geniş kalktım. Dün akşam grup sözcüsü mesaj atmıştı
tiyatroyla ilgili. Ben gelmiyordum tiyatroya, hala niye mesaj
atıyordu ki? Hiç. Neyse, kahvaltıya indim. Param da yoktu pek.
Hesaplı bir biçimde aldım alacaklarımı. Tam 2.50 liraya denk
getirdim galiba, ya da 10-20 kuruş eksik çıktı, önemli değil o
kadarı da. Sonra yedim onları. Kızartma güzeldi. Seviyorum bu
kızartmayı. Kilo aldırtacak bana ama, hadi bakalım. Süt ve ekmek
getirmiştim. Kakaolu fındık kreması da vardı. Ekmeğe sürdüm.
Kakao nun öksürüğe iyi geldiği yazıyordu bir yerde. Boğazım
da ağrıyordu. Ona da iyi gelirdi herhalde. İyi geldi herhalde ama
emin değilim. Akşamdan dişlerimi fırçalamadığımdan sanıyorum,
o bölgedeki mikroorganizmalardan dolayı oluyor bu ağrı.
Bilmiyorum.
Neyse,
yemeği yedim. Kalktım sonra. Bu arada, fişi de akşam yemeği fişi
getirmişim. Onu geri götürecektim. Ablayı zar zor ikna etmiştim
hemen götürüp getirmemek için. Zaten kahvaltıya inerken o dünkü
tartıştığım güvenlikçi var mı diye bakmıştım, yoktu. Akşam
vardı işi ama bugün yoktu herhalde. Vardiya sistemi işte klasik.
Aman olmasın. Bundan sonra kimseyle merhaba bile demem. Kimseyle!
Bir şey diyorsun bin dolar borçlu çıkıyorsun. Benim artık gücüm
kalmadı bu tür durumlara karşı. Kimseyle sıkı fıkı olmam,
kimseden de zarar görmem. Eskisi gibi. Bir şey diyen olursa da
umursamam. Kitap okurum, kendimi geliştiririm.
Neyse,
çok sinirlenmeyeyim. Yukarı çıktım, maden suyu açtım bir tane
ve bu arada akşam yemeği fişini bırakıp kahvaltı fişini aldım.
Maden suyunu içerek aşağıya, yemekhaneye gidiyordum. Gittim
verdim fişi ve geri döndüm. Biraz yürüyüş yapmak için
giyindim ve çıktım dışarı. Ohh, mis gibi hava var. Tam
teçhizatla çıktım dışarı, kulak tıkacımı bile takmıştım.
Ne güzel! Yürüdüm öyle fütursuzca. Okb gibimsi o hastalıktan,
takıntıdan da kurtulmuştum birazcık. Durmadan sağa sola, yere
bakmıyordum tekrar tekrar. Kurtulacağım ama bu durumdan. Aslında
bunun sebebi biraz da yürüyüşten sıkılmamdan dolayı. Burası
çok sıkıcı bir yer. Sıkılıyorum burada yürürken. Ama Kadıköy
öyle mi? Ahh Kadıköy. Ben çok özledim Kadıköy'ü.
Yürüdüm
geldim, taa Merkez'e kadar gitmiştim. Merkez'e yaklaşık 8 dakikada
gidiyordum hızlı tempoda. Fakat kahvaltıyı yeni yaptığım için
o kadar hızlı yürümedim. Sanıyorum bi 12 dakika sürmüştür
Merkez'e gidişim. Gelişim de aynı ise, yaklaşık 25 dakika
yürümüş oluyorum. Güzel bence. Sakız da çiğnedim bu arada.
Ama galiba dişlerimi fırçalamadım kahvaltıdan sonra.
Hatırlamıyorum.
Yurda
geldikten sonra age of mythology oynadım. 2 ye karşı 4 oynadım
hem de. Çok hardcore! Yenildim maalesef. Bir süre sonra altın
bitiyor haritada. Marketleri iyi koruyup kollamak gerekiyor. Ya da
sadece farma ya da sadece odun kesmeye yönlendirip, marketten
yiyeceğe karşılık altın almak gerekiyor. Zor iş, çok zor. O
CANADA yazıp yendim ama, gerçekte yenildim. Yenilmiyor. Bir de çok
fazla mouse click yapmak gerekiyor. Bunaltıcı. Bu arada epey de
zaman geçmişti. Saat 18:00 olmuştu. Tiyatroya gitse miydim?
Bilmiyorum.
Açıkçası, oradaki bir kızı görmek istemiyordum. Hiç sevmiyordum. Ukala kızın
tekiydi. Ama tiyatroya da gitmek istiyordum. Severdim tiyatroyu. Ama
ya bilet alırken kötü bir şey derse diye korkuyordum. Biletleri o
satıyormuş. Ben de bir annemle konuşayım bari dedim, cebimde
param yoktu çünkü. 10 liraydı biletler. Para çekse miydim onu
soracaktım anneme. Konuştum annemle. Biraz itiraz etse de nihayet
ikna ettim ve çektim para okula gidince sonradan. Hem de
cesaretlenmiştim biraz annemle konuşunca. Annemle konuştuktan
sonra, hazırlandım. Saat 20:30 daydı oyun. Ben hazırlanırken de
sanıyorum saat 19:40 civarlarıydı. Çıktım dışarı tam
teçhizatlı, yine. Kulak tıkaçlarım da hazırdı. Kulak
tıkaçlarımı bilet alana kadar çıkarmayacaktım. O kızın çirkin sesini de pek duymazdım en azından alırken.
Sinirlendiriyor beni, umarım sinirlendirecek bir şey de yapmazdı.
O
değil de, bambaşka bir kıyafetle gidiyordum oraya. Belki
tanımazlardı bile beni. Beremi de iyice çektiydim. Asla tanınmam
herhalde bu şekilde. Montum bile farklı her zamankinden. Yalnız
yalnız izlerim, çok fantastik ya. Ehehe. Böyle düşünüyordum
otobüste giderken, pardon, minibüs.
Sonra
okula vardım. Bankamatiklere yöneldim. Ziraat atm si çalışmıyordu.
Tam ziraat atm sinde dururken bir kız gördüm. O kızdı yine.
IYY. Umarım tanımamıştır. Ben de ona karşı döndüm, durdum.
Herhangi bir teması engellemek istiyordum. Öyle bekledim biraz. O
ve birisi, sanıyorum yakın arkadaşı veya sevgilisi de olabilir,
iş bankası atm sine yönelmişlerdi, sonradan yandaki bank asya
atmsine geçtiler. Etraf karanlıktı. Ben de iş bankası atmsine
geçtim. Oradan çektim 30 lira para, 6 lira da farklı bankamatik
olduğundan işlem ücreti çekmişti.
Uzatmayayım.
Sonra tiyatronun oynandığı yere gittim. Sinsi sinsi bakarak
tanınmamayı amaçlıyordum. Yani, ne bileyim, tanınmamayı
istiyordum. Yalnız olmayı istiyordum.
Merdivenden
inerken grup sözcüsü ve yine tiyatrodan başka bir arkadaşı gördüm, yanımdan indiler. Sanıyorum
tanımadılar beni. Heheheh. I am stealth bitcheeezz. IMA STALKER;
ŞTALKER BİTCHEEEEEEEZ.
Merdivenden inince biraz etrafta dolaştım. Konuşan 2 kıza biletlerin nereden
alındığını sordum kibar bir şekilde, ama sanıyorum kulağımda
tıkaç da olduğundan, duymadılar beni. Kulağımda tıkaç varken
konuşunca, kendi sesimin az ya da çok çıktığını
anlayamıyorum. Çok çıktığını sanıyorum ama meğerse çok az
çıkıyor. 2 kişiye daha sordum, yine aynı durum oldu mesela.
Neyse dedim. Bu arada, insanlar yerleşmeye başlamışlardı. Kapı
açılmıştı, dünkü gibi olmamıştı.
Fakat
benim biletim bile yoktu. Köşede bir yerde masa vardı, masanın
başında bir kız duruyordu. Oraya gittim bilet olayını sormak
için. Diğer kişilere de bilet nereden alıyoruz diye sormuştum
ama duymamışlardı beni muhtemelen. Ama bu kız duydu beni. Bilet
yoktu fakat şöyleydi, bir kağıt vardı koltuk numaraları yazılı.
Turuncu kalemle de dolan koltukları silmişlerdi. Bir yer seçince
turuncu kalemle işaretleyecekti sanıyorum. Tamam, ben de 10 liraydı
değil mi diye sordum. Tiyatro grubundan mısınız dedi, ben de
yakın zamanda tiyatro grubundan çıktığım için birazcık
gururla, hayır değilim dedim. O da, tiyatro grubundakilere 10 lira
dedi, normalde 20 liraymış. Hmm. Ben daha önce tiyatro
grubundaydım ama çıktım sonradan gibi bir şey dedim, ama çok da
önemsemedim bu dediğimi. Çıkmıştım sonuçta, artık tiyatro
grubundan sayılmazdım. Neyse, dedim ve döndüm arkamı. Sonra
tuvalete gittim ve geldim. Tekrar geldiğimde, tamam alıyorum 20
liraya dedim. O sırada yine o kız geldi, ıyk. Tamam o bizden gibi bir
şey dedi. Bana bakıyordu. Nereden tanınmıştım ki? Hay anasını
ya. Bir şey diyecek mi acaba gıcık edici diye sert sert bakıyordum
gözünün içine. Bir şey demedi. Fazla da kurcalamak istemedim. 20
lira vermiştim, bozmaya uğraşıyordu. Bu sırada ben de cebimden
10 lira çıkarttım, bunu alın, 20 liği verin dedim. Elinde
paraları saymaya uğraşırken hemen bırakıp 10 luğu aldı ve 20
liği geri verdi. Ben de bir şey söylemek istemedim. Sevmediğim kız, M
numaraları koltuklara geçeceksin, dedi. Ben de kağıda baktım, M
numaraları koltuklara baktım. Geçtim oraya hemen. Gerçi M mi
demişti yoksa N mi demişti bilmiyordum. Öncesinde d-29 nolu
koltuğu alacaktım. Ama neyse, çok zaruri değil.
Sonra
oyunu izlemek üzere koltuklara geçtim. Salona girdikten hemen sonra
beremi, eldivenlerimi ve kulak tıkacımı çıkarttım, ufak
poşedine koydum. Sonra bir yere geçtim, ama sonra su da almak
gerektiğini farkettim. Gittim su aldım geldim, eşyalarımı da
bıraktım oraya. Tekrar yerime geldiğimde, yerim kapılmıştı ama
montum düzgün bir biçimde başka bir koltuğa sevk edilmişti,
eşyalarım da. Ben de oturdum. Önümde grup sözcümüz vardı. Bir süre
sonra döndü ve "Tiyatroya neden gelmiyorsun hiç Emre?"
dedi. Ben de bir şeyler geveledim. Birtakım sorunlar oldu, dedim. O
da anlat bakalım nelerdi onlar dedi. Uzun hikaye deyip geçiştirdim,
bu sefer whatsapp grubundaki olaylardan dolayı mı dedi. Ben de
biraz geveleyerek, evet biraz onların da etkisi var dedim. O da
boşver sen alınma gel tiyatroya dedi. Ben alınırım dedim kararlı
bir şekilde. O da sen gel diye bir şey söyledi yine. Mutlu
olmuştum. Ama o kıza da de sinirlenmiştim tekrar. Dalga geçiyordu
benimle sanıyorum. O farklı konuşuyordu şimdi grup sözcüsü farklı
konuşuyordu.
Neyse,
oyunu izledim ondan sonra da. Sonra çıktım direk, tuvalete gittim
ve minibüse binip yurda geldim. Bu arada, yemeğimi yemiştim zaten
yurttan çıkmadan evvel. Patates yemeği ile köfte, ve sütlaç
almıştım fırında kızartılmış, üstünün bazı yerleri siyah
siyah kızarmış olanından bir tane. Sabahleyin kahvaltı fişi
sanarak kopardığım akşam yemeği fişini almıştım direk,
kağıttan koparmaya zahmet etmeden. 5 saniye kazanmıştım. Ama
aslında toplamda yine 2 kere kağıt kopardığım için vakit
kazandığım yoktu. Sadece anlık bir mesele, ama toplamda o gün
içinde bakarsak her gün 2 kez kağıt koparmak durumundayım
sonuçta. Ama yine de o an daha erken ayrıldım odadan, iyi oldu.
Öyle
işte, yemek yemiştim. Yemeklerin çeşitlerine baktığımız o
tahtayı incelerken, ve sonrasında yemeklerin dizildiği masaya
gelirken, teyze beni izliyordu. Ne istiyorsun yavrum demişti masaya
geldiğimde de sevecen bir şekilde. Çorba almamı beklemişti ama
ben çorba almamıştım. Ters köşe yaptım teyzeyi xdxdxdxd. Teyze
bozuldu, bozuldu gibi oldu yani. Ay çok canım teyzem. Neyse işte,
köfteyi aldım, sütlacı da aldım. Sonra kasaya geldim. 25 kuruşum
kalmıştı. Ekmek alabilirsin bir tane dedi kasiyer. Ben ekmek
yemiyorum dedim akşamları. Sen bilirsin dedi galiba. Bari ayran
alayım dedim, 70 kuruştu galiba. Ya da 75 olacak. İşte cebimden
biraz ekstra da para çıkardım. 2 lira falan vardı. Verdim ve
gittim.
Öyleydi
yani bu tiyatroya gitmeden önceki zamanım. Tiyatrodan sonraki
zamanda ise minibüse bindim eve geliyorum. Mutluyum. Ama buruk bir
haldeyim. Tiyatrodan sonra konuşacak biri olsa yanımda, fena mı
olurdu? Kimse benimle arkadaşlık kurmuyor, o açıdan kötü
hissediyordum tiyatrodan sonra. Tiyatroda onca gülüp eğleniyoruz,
ama tiyatro bitince hüzün çöküyor insanın içine. Neyse işte,
sonra da yurda geldim. İkide bir bir yurt diyorum bir ev diyorum.
Aynı şey ikisi de, amaan. Yurda geldim. Kimlik gösterdim ve imza
için yaklaştım. Dün tartıştığım güvenlikçi bakıyordu. Ben
de sert bakıyordum. Ölçüyordu galiba, ezeyim diye. Ama
ezdirmeyecektim ki kendimi. Kavga istiyorsa kavgaydı, laf istiyorsa
laftı. Öyle kolay mıydı suçsuz bir insanı azarlamak? Bir şey
olmadı ama. Galiba biraz pişman olmuştu öyle bağırdığı için.
Aklı başına sonra geliyor bazı insanların. Bende de var mesela
bu. Tiyatrodan ayrılma olayı da bunun gibi olmuştu. Aman neyse.
Sonra geldim yurda. Odama çıktım. Sonra tekrar indim su almak
için. Elimde de 50 kuruşluk su vardı gelirken hep. Tiyatroya
girerken 2 su almıştım. Tiyatrodan koltuktan tam kalkarken sorun
olmuştu sular. 2 tane su, diğer eşyalar... Taşımak zordu
bunları. Burada 1 tane su vardı ama yine de zordu. Kasiyer, 20
liramı aldı. 16,25 lira geri verdi. Önce 25 kuruşu verdi. Yani 5
kuruş fazla vermiş oluyordu. Tİyatroya gitmeden önce, dolaptaki
toplamda 1 lira 95 kuruş eden parayı bozarken de bana 2 lira geri
vermişti. Şimdi de 5 kuruş fazla vermişti. Fazla verdiniz, dedim.
Evet, 5 kuruş yok dedi gülerek. Ben de, anladım, ama az önce de 2
lira bozarken de öyle yaptınız dedim. 1.95 verdim, 2 lira
verdiniz, dedim. 5 kuruş fazla vermiştiniz dedim. Önemli değil
dedi, peki o zaman dedim ve döndüm geri. Suyu unutma dedi almayı
dedi, afiyet olsun dedi bir de ne alakaysa. Bir gün soracağım
bunu, ne alaka yahu afiyet olsun? Ben de ona kolay gelsin dedim.
Hıh,şimdi o düşünsün kolay gelsin ne alaka diye. Kasiyerle
atışıyoruz, aşık atışıyoruz ama. O bana afiyet olsun diyor,
ben ona kolay gelsin. Bir gün ben ona afiyet olsun diyeceğim, o
bana kolay gelsin. Mind blowing yapacağım ona. Fakat şimdilik bu
bir kenarda dursun, 6 lı suyu yukarıya çıkarayım. Ayy! Koptu
plastik ambalaj, ama olsun. Öbür tarafından tutarım bu sefer.
Öyle de yaptım. Odama çıktım. Bi age of mythology attım 2vs3.
Başta iyi gidiyordu ama sonradan yenildim. Ben de normal 2v2 yapmaya
karar verdim. Öyle yaptım. O zamandan beri pinekliyorum böyle
işte.
Bugün
iyi ki tiyatro gösterisine gitmişim diyorum. Gitmesem ne olurdu?
Kitap okurdum, age of mythology oynardım yine. Çok da bir şey
olmazdı yine de. Ama içimden geçen bazı saçma düşünceler var,
onları da yazmak istiyorum. O kıza aşık mıyım acaba?
İnanmıyorum buna, çünkü ben seks istiyorum her şeyden önce.
Aşktan önce de seks. Zevkten bile önce seks. Takıntı oldu bende
çünkü. Ama yine de beni kurtarması filan çok hoşuma gitti, ne
bileyim değişik oldum, aptal oldum. Lütfen aşık olmayayım
lütfen. Daha yeni bir ilişkimsi bir şeyden çıktım. Yaşayacağımı
hiç düşünmediğim şeyler yaşadım. Bir de aşık olmak
istemiyorum. Acı verici. Ben kitaplarıma gömülmek istiyorum aşık
olup başkasına bağımlı kalacağıma. Sevmez ki insanlar beni.
Ben de onları sevmem. Ama esir hissediyorum kendimi yine de. Aman
ya, bir şey olmaz. Aşık filan değilim ben. Banane! Ben
istemiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder