Burada biraz bildiklerimi aktarmak istiyorum, bildiğime emin olduğum yegane şeyler. World of warcraft üzerine, ve genel olarak oyunlar üzerine. Bu oyunlarda bölümlerin nasıl geçileceği üzerine. Sadece hafızamı güçlendirmek, tekrar hatırlamak için. Ne kadar zaman çalmış olsa da bu oyunlar, ben bu oyunlara kalbimi verdim, gönlümü verdim - ki böyle söylerken kendimi çok ezik hissediyorum - ve bu oyunlardan iyi kötü bir tecrübe edindim, İngilizce öğrendim özellikle dehşet bir biçimde. Kafamı çalıştırdı iyi kötü, sevdim bu oyunları ben. Şimdi kimse kalkıp da bu oyunlar "sana bir şey kazandırmadı." diyemez. Ben bu oyunlarla sevmeyi öğrendim. Etrafımda kimse yokken, kimse beni sevmezken, bu oyunlarla yalnızlığımı giderdim ben. Zaten kim takar o yararsız bu yararsız diyenleri? Neyse. Başlayayım.
World of warcraft'tan Icecrown citadel taktikleriyle ve genel özetiyle başlayacağım.
Lord marrowgar, yani birinci bossta çeşitli taktikler var. Öncelikle, bu boss zaman zaman yerden mızrak gibi şeyler çıkartıyordu, bu mızrak gibi (spike deniyor) şeyler oyunculara batıp, onları yetenek kullanamaz hale getiriyordu. Diğer raid üyelerinin bu spikeları yok etmesi gerekliydi, çok önemliydi bu. Ve yerdeki ateşlerden de kaçmak gerekliydi. Yine arada sırada bu boss, warriorlardaki bladestorm yeteneğine benzer bir biçimde, bonestorm yapardı. Ve bu bonestorm sırasında hareket edebilirdi, hem de bir warriorun yapabileceğinden çok daha uzun mesafelere. Sonuçta kocaman bir boss bu. Bu bonestormdan da kaçmak gerekliydi, yakındayken çok damage vururdu gereksiz yere, healerları yormak anlamsızdı. Onun dışında, bunları yaptıktan sonra dps ve healerlar istedikleri şekilde oynayabilirlerdi. Gelelim tanklara. Tanklar, iç içe durmalıydı bossun önünde ve o şekilde tanklık yapmalılardı. Çünkü boss cleave vuruyordu, ki bu özel bir cleave idi. Mesela önünde 2 kişi vardıysa, cleave ile tek kişiye 2x damage vururken, 2 kişi olunca x kadar damage vuruyordu. Öyle bir şeydi bu, warriorlardaki cleave den çok farklıydı. Ya da belki aynıydı bilmiyorum ama bu cleave böyleydi. Tanklar arasında aggro değişimi gerekli miydi tam hatırlamıyorum ama, tanklardan birisi olur da spikelara yakalanırsa öbür tankın tauntlamasında yarar vardı diye hatırlıyorum. Böyle böyle gayet kolay yapılırdı. Ve bu bossun heroic modunda da boss bonestorm yaparken aynı zamanda spikelar çıkartırdı yerden, ve sanırım normalden daha fazla spike çağırırdı ve bu spikelar daha fazla vururdu. Normal modda bonestormdayken spike çağırmazdı, ya da tam hatırlamıyorum. Kolay bir boss zaten.
Gelelim ikinci bossa. Lady Deathwhisper. Bu bosstan Nibelung diye bir item almıştım bir keresinde. Sonra bu itemi googlelarken, Alman Nibelung destanı olduğunu öğrenmiştim, hikayesini okumuştum. Bu bossun taktikleriin hatırlamıyorum, taktik demeyelim de strateji diyelim şuna. Bossun mana shieldı vardı. Mana shieldi kırdıktan sonra canını azaltabiliyorduk. Mana shield varken, sağdan soldan adamlar çağırıyordu diye hatırlıyorum. Bunları nasıl kesiyorduk hatırlamıyorum, ama bir taktiği vardı. Önce bu adamlardan birini kesiyorduk. Daha sonra mana shield düşünce hurra saldırılıyordu zaten.
Gelelim üçüncüye, Gunship. Burası da çok eğlenceliydi. Burada, tanklardan birisi karşı alliance ya da horde gemisine atlıyordu. Bir kısım dps de onunla beraber atlıyordu, karşıda bizim kendi gemimizdeki turretleri donduran bir büyücü vardı, dondurunca bu turretler kullanılamaz hale geliyordu. Bunu öldürüp geri çekiliyorduk, fakat bunu sadece dps ile yapamıyordunuz. Mesela ben horde um, karşı gemide Muradin Bronzebeard diye bir dwarf kaptan var, boss gibi bir şey bu. Yaklaşık 30 bin civarı vuruyor her vuruşta, o zamanlarda 60-70 bin hp olduğu düşünülürse, dodge parry block ratingleri de toplamda %30-%40 civarda olduğu düşünülürse, birkaç düz vuruşta ölmek çok çok kolay. Ama işte healerlar var, ve sürekli dodge parry yapıyorsun ki. Fakat yine de tedirgin edici işte, iki vuruşta ölebiliyorsun çok kolay bir biçimde.
Neyse, burada asıl amaç, turretleri kullanıp karşı hava gemisine olabildiğince zarar vermek. Sadece turretlerde değil, arada bir içeriye, bizim gemimize de düşmanlar ışınlanıyor, onları da öldürmemiz gerekiyor. Diğer tank da tam burada görev alıyor işte. Öbür tank da karşıya atlıyor, diğer gemiye atlayan diğer dps ler o bizim turretleri donduran mage i öldürürken bu tank da Muradin Bronzebeard'ı tanklıyor. Mage i öldürünce geri atlıyorlar, turret ateşine devam ediyorlar. Bu arada, rocket pack i orada, boss fight başlamadan önce orada bulunan bir goblinden alıyoruz, üstümüze giyiyoruz. Eğer combattan önce üstümüze giymezsek combat başlayınca hiç giyemiyoruz ve karşıya atlayamıyoruz. Eğer tank isek, wipe etmek gerekiyordu en iyisi. Ama karşıya atlamayacak olan tank isek sorun yok. Öbür tank almışsa hemen whisper dan yazıp "kanki üstüme giymeyi unuttum karşıya sen atla ben de bizim gemidekileri tanklayam." denilebilirdi tabi. Öbür türlü wipe olunca repairlerin faturaları size girebilir, eğer bir de guild arkadaşıysanız kötü olurdu durum, sizden alırlardı parasını :D
Neyse, bu fight kolay genel olarak. Heroic yaparlardı hep bunu, çok aşırı kolaydı.
Şimdi geldik sonraki fighta. Deathbringer fightı. Bu Deathbringer, bizim geminin kaptanı olan High Overlord Saurfang'ın oğlu meğerse, sonradan Scourge oluyor, ele geçiriliyor kötü adamlar tarafından, beyni yıkanıyor. Zaten death knight oluyor bu adamın oğlu, Saurfang da yaşlı mı yaşlı bir adam, ama şerefli ve babacan. Oğlunu ikna etmeye çalışıyor başlangıçta, "gel oğlim, etme eyleme gözünün yağını yiyem, yakışiyir mi sana horde hayinlik etmek? Evladım, gel bağrıma basacağam vellah billah he, bizim aşiret sana bir şey demeyecektir ha. Döverem velleh billeh derlerse ha." gibi kelimelerle oğlunu iyi tarafa çekmeye ikna etmeye çalışmasıyla başlıyor fight. Ama oğlu ne yapıyor? Dinlemiyor. "Senin zamanın doldu babalık, ben Lich King'in çocuğuyum artık, Lich King benim babamdır velleh billeh ha. Başlattırma aşiretinden ha. Lich King mafyadır velleh billeh döver hepinize he." diyerek, babasını bir büyüyle havaya kaldırıyor, babasının boğazı sıkılmış gibi hissediyor, öksürüyor filan. Bu sırada biz de bu oğlana saldırıyoruz. Bu fightta, tanklar arasında, bir tanka bir debuff geliyor, o debuff geldiğinde, diğer tank alıyor aggroyu. Yoksa tanklardan biri ölebilir, ama çok da damage vurmuyor galiba, istenirse tüm healerlar bu tanka konsantre olup kolayca başa çıkabilirler herhalde. Bilmiyorum. Neyse, onun dışında, bu shadow priestlerin shadow fiendlerine benzer, ama daha büyük yaratıklar çağırıyor bu eleman. Bunlar tauntlanamıyorlardı galiba. Ama normal modda slowlanabiliyorlar galiba, ya da normal modda bile slowlanamıyor olabilirler. Tauntlanamıyorlar ama galiba yüksek damage yapana yöneliyorlar diye hatırlıyorum sanki ama emin değilim. Uzaktan hasar veren karakterlerin bu addlere yoğunlaşmaları gerekiyor. Bilmiyorum neden, ve yakınlaşırsa eğer bu yaratık o uzaktan vuran kişiye, duruma göre tek vuruşta öldürebilir, ya da iki vuruşta. O yüzden gelmeden öldürmesi gerek. Hele heroic modda slowlanamıyor da bu yaratık, kitelamak gerekiyor biraz. Ama genel olarak kolay bir mod. Demonology warlock oynarken decimation diye bir buff vardı, %35 hp altındayken soul fire casting speed düşüyordu, ve soul shard harcamıyordu, o zamanlar oyun farklıydı. İşte ranged karakterlerin bu addlere saldırması beklendiğinden, sürekli target değiştirmek zor oluyordu demonology warlock için, çabucak da ölüyorlardı zaten. Kolay bir bosstu genel olarak.
Şimdilik bu kadar yeter, daha sonra dolduracağım burayı. Bilgi bilgidir. Ama ben kendi hafızama bazı şeyleri tekrar hatırlatmak için yazıyorum, çok anım geçti ve mutlu olduğum zamanlar oldu oyunda, kim ne derse desin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder