31 Temmuz 2014 Perşembe
Bugünlerde, bir geri dönüşün ne kadar güzel olabileceğini düşünüyorum,hatta ve hatta o anlardan bir yerden başlayıp yaşamanın ne kadar güzel olabileceğini düşünüp duruyorum. Onca karanlık atmosferde avantajlı olmuş olabileceğimi düşünüyorum,belki de birşeyler kaçırmış olabileceğimi, ne bileyim işte. Gerçekten böyle midir ki acaba? Acaba o yapamadıklarım hayatın başka bir formu mu? Ya değilse? Zamanın akışını nasıl engelleyebilirim ki?
29 Temmuz 2014 Salı
İçimden kendimi dövmek geliyor bazen,daha doğrusu içimden bir yerden değil de,dışarıdan bir yerden.O kadar rahatsızım ki bu durumdan,kendimi mutlu edecekken,tam o anda işte birden geri çekiyorum kendimi,daha sonra da bunun için çok daha fazla üzülüyorum,böyle olduğu için.Ama ne yapabilirim ki?Ya mutlu olmayı deneyip de başaramayıp kendime zarar vermeye kalkışırsam?Hadi diyelim oldum,ondan sonraki hayatım nasıl olacak ki?
27 Temmuz 2014 Pazar
26 Temmuz 2014 Cumartesi
Daha dün yaptığımı,daha doğrusu daha dün değil de,yaklaşık 20 gün önce yaptığım çok önemli birşeyi nasıl yaptığımı,yaparken nasıl hissettiğimi unuttum.Unuttum da denemez,nasıl hissettiğimi yanlış hatırlıyorum,öyle ki,şu anda aynı şeyi tekrar yapacak gücüm yok,öyle ki bu işi o zaman yaparken böyle hissetmediğimi hatırlamıyorum,o zamanki hislerim daha ölümsüzdü.Şimdiki hislerim ise zayıf bir sinyal halinde.
Kahretsin,ben başta niye başlamıştım ki buna?Çeşitli ihtimal hesaplarına,kafamda dönen resillience hesaplarına kulak asmamak için değil mi?Daha doğrusu,bu sorunları ortaya çıkaran mekanizmayı ölesiye yorup da elinden birşey getiremeyecek hale getirmek için değil mi?Ama o zaman öyle hissetmemiştim işte,o zaman daha farklı birşeyler hissetmiştim,herşey karıştı şimdi.
Biliyor musun?Salla gitsin ya.Silinmiş olan silinmiştir,geri döndürülemez artık.Hem belli ki o zaman bir şekilde içime batmış,o zamanki benle şimdiki ben arasında fark gözetmeliyim.Yetim çocuğu olana bir tekme de ben vurmalıyım.Belki,belli bir paragraftan daha az duygu sezilebilirdi ama yine de sezilebilirdi.Ben sadece,pardon,yani o sadece bu aşırı abartıyı beğenmemişti,o yüzden böyle yaptı.Dolayısıyla,şu anda ben varım sadece,o geride kaldı,isterse öldü deyin.Şu anda burada değil her halükarda.Peki nerede?Bilinmiyor.Şu andaki benden daha güçlü bir gerçeklik nasıl olabilir ki?
Şimdiye dönüş..
Eskiden kalan birçok şeyi yerle bir ettim,hemen hemen herşeyi,o küçük anlara sığdırılmış,birazcık zorlamayla anlamlandırılabilecek fakat nedense başarılamamış,daha doğrusu,hep zaman kavgası ve rahatsız etmeme kaygısı nedeniyle her zaman,her zaman geciktirilmiş birşeyler.Onları da sildim sayılır,bir manası da yok artık onların artık.Sadece bazı kişilerle yaşanmış bazı şeylerin başka kişilerle de yaşanabilir,yaşanılabilir olduğunu göstermek amacıyla duruyor öylece kafamın bir yerlerinde.Bunlarla ilgili yazdığım,bunların ne olduğuyla ilgili olarak yazdığım çoğu şeyi de silmiştim,sürekli tekrar ediyordu birşeyler sanki,ama kendi içimde o kadar da tekrar etmiyordu sanki.Dışarıdan bakılınca,fazlaca dolaylı tümleç,zarf ve sıfat kullanımı olan çokca depresif biri gibi görünüyor,ama bunun dışında,benim bunları ne olarak gördüğüm konusu,belirsiz.Yani,yine de bir derdimi anlatıyordu sonuçta,şimdi ne kaldı onlardan geriye?Hemen hemen hiçbirşey.Oldukça fazla sayıda kayıt vardı,olmayan birçok şeyi de katmıştım oraya,gerçekten kendimi de katmıştım oraya,sürekli tekrar etmesi,çok fazla dolaylı tümleç ve sıfat bulundurması,pek birşey ifade etmemeliydi.Bu benim doğal halim değil miydi yoksa?Doğal halim de neydi ki aslında?Yine de,ben geri istemek isterdim onları,böylesine olmamalıydı.Sanki,egzotik birşeyler vardı onlarda,ama şimdi yoklar.Ne yapılmalı ki?Ne yapılabilir?Kim ne yapabilirdi zaten bunlar için bana?Yine kendime düşman olmalı mıyım ki?Kaçıncı kez ama artık bu?Neden?
Yoksa hepsini yeniden mi yazmalıyım?Evet,belki de yapabilirim bunu.
Yoksa hepsini yeniden mi yazmalıyım?Evet,belki de yapabilirim bunu.
25 Temmuz 2014 Cuma
Esnerken ciğerlerim gıdıklanıyor,daha doğrusu,birşeyler oluyor böyle.Sanki yeterince hava alamıyormuşum gibi geliyor,bu da ben de aşırı rahatsızlık yaratıyor,hep o limiti aşmak istiyorum daha ilerisinde bir miktarda hava çekmek istiyorum içime.Ama alamıyorum,almaya çalışınca da böyle gıdıklanıyorum,bu beni neredeyse bayıltacak kadar ediyor.Neredeyse bayılıyordum geçen seferkinde,ama şimdi tecrübeliyim,düzgün bir yerde bayılacağım.Fakat,müthiş bir rahatlama veriyor insana.Son derece uçurucu.
10-08-2014 ten not:Kulunç varmış ulan kulunç!Git tedavi ettir.
10-08-2014 ten not:Kulunç varmış ulan kulunç!Git tedavi ettir.
Hatamın sebebi aşağı yukarı belli zaten,aslında görünürde bir hata yok,çünkü etrafımda kimse yok,kimse yoksa hata diye birşeyin varlığı da söz konusu değildir.Sadece vicdan rahatsızlığı var,isterlerse kimse bulunmasın etrafımda,ama zoraki tutuyordum bazı insanları kafamın içerisinde ve bu rahatsız ediyordu vicdanımı rahatsız ediyordu benim.Bir kişi içerisinde iki kişi,ve bunu insanların arasına farketmeden sokmak?Böyle konuştuğum için bile utanıyorum bazen.Ama bu kadar ağır olmamalı bunun cezası,bu kadar ağır olamaz,kesinlikle olmamalı.Bu çok çok çok çok fazla.Birazcık iyi hissetmek istedim sadece,geçmişimin ne önemi var ki?Yani kendi içimden bahsediyorum.Neden kendi adıma karar vermek bu kadar zordu ki?Kendi adıma deneme adımları yapmak?Sonuçta kesin bir yargı yoktu ortada,kesin bir düşman,kesin bir dost.Görülerek,yaşanarak bilinecekti bazı şeyler,neydi yani bu kadar kasmanın manası?Ben sadece iyi hissetmek istiyordum birazcık,her neyse.Bu çok fazla bunun bedeli ve ben bunu adaletsizlik olarak görüyorum.İyi hissetmek benim de hakkımdı.
Peki,şimdi biraz da self destruction yapalım o zaman.Mesela zaman zaman,belki yaptığım,ama belki de çok daha derinlerden yaptığım kötü birşey olan asıl eylemin,asıl ifade edilişini tartışmak istiyorum kendi içimde.Yani aslında bu yapılan eylem çok daha bağımsız bir eylem olabilir gerçekten,benim elimde olmayan birşey olabilir,ben birşeylerle sürekli bunu ifade etmeye çalışsam böyle olduğuna kanaat getirmeye çalışsam da belki de aslında hiç uzaktan yakından birşey yapamadığım ve sadece açıklamalar bularak birşekilde kendime,kendim yaptığım imajını vermek istediğim bu davranışlarımı,düşüncelerimi açıklamak çözmek istiyorum kendi içime.Böylece artık kendimce bir mutluluk boyutu elde edebilirim.
Başka insanlar da yaptığı için de mutlu olmak da ne demek oluyor ki gerçekten?Başka insanların kabul edilişi yoktu hani içimde?Bu nerden geliyor yani işime geleni sayıp işime gelmeyeni saymıyor muyum?Asıl mutluluk,içimde hissettiğim ve duyumsadığım,sade ve her zaman hissettiğim birşey değil mi?O zaman neden bunu sürekli ifade etmeye çalışayım ki?Durduk yere de muhtemelen bu mutluluğu kendi kendime duyumsayabilirim,fakat o zaman hayata adapte olamayabilirim zira hayat bu kadar durduk yere gelişmiyor,hayatın durduk yereliği ile benim durduk yerelik boyutum uyuşmuyor ve sonuçta eylemlerle berbat edilebilen bir mutluluk oluşuyor kendi içimde.Belki,insanların arasına karışarak birşekilde halledebilirim,ama insanların arasına karışmak da az önceki yazdığım şeyden dolayı pek mümkün değil,sürekli huzursuzluk hissediyorum,bunu da yine açıklama ihtiyacından,sürekli herşeyi açıklama ihtiyacından gelen birşey olsa gerek diye düşünüyorum.Eğer hiçbirşeyi bu kadar böyle delicesine açıklama ihtiyacı duymasam,belki birşeyler yapabilirim.Böylesine düşününce herşey karmakarışık olabiliyor,insanların arasına karışmak diyince,nasıl bir karışmadan bahsedildiği sorunu ortaya çıkıyor,onların istediği gibi bir karışmak akla geliyor ilk olarak zoraki,çünkü eğer onların istediği gibi bir karışma değildiyse,dışlanmak pek tabii ki de mümkün,ve kötü davranılmak,yüz çevirilmek ve burun kıvırılmak.Önceki geçmiş herşeyi unutmalıyım,ama pek tabii ki herşeyi,tüm hayal kırıklıklarını,makinanın çalışışını.
Her neyse,mutlu bitmek zorunda değil ki bazı şeyler,yani iyi hissetmek zorunda değilim sonuç olarak.Hatta,default halim iyi olmak zorunda da değil.Çok garip ve oldukça saçma şeyler var,aradaki up quarklar,down quarklar filan.Ama hepsi ben varsam var.Ben yoksam zaten hisseden birşey olmayacağı için varlığı da yokluğu da ilgilendirmez beni.İyi hissetmenin de ne işe yarayacağını bilmiyorum,ama mesela şu anda aşağı indim ve yukarı geldim,bambaşka şeyler düşündüm.Tıpkı eskiden olduğu gibi.
Başka insanlar da yaptığı için de mutlu olmak da ne demek oluyor ki gerçekten?Başka insanların kabul edilişi yoktu hani içimde?Bu nerden geliyor yani işime geleni sayıp işime gelmeyeni saymıyor muyum?Asıl mutluluk,içimde hissettiğim ve duyumsadığım,sade ve her zaman hissettiğim birşey değil mi?O zaman neden bunu sürekli ifade etmeye çalışayım ki?Durduk yere de muhtemelen bu mutluluğu kendi kendime duyumsayabilirim,fakat o zaman hayata adapte olamayabilirim zira hayat bu kadar durduk yere gelişmiyor,hayatın durduk yereliği ile benim durduk yerelik boyutum uyuşmuyor ve sonuçta eylemlerle berbat edilebilen bir mutluluk oluşuyor kendi içimde.Belki,insanların arasına karışarak birşekilde halledebilirim,ama insanların arasına karışmak da az önceki yazdığım şeyden dolayı pek mümkün değil,sürekli huzursuzluk hissediyorum,bunu da yine açıklama ihtiyacından,sürekli herşeyi açıklama ihtiyacından gelen birşey olsa gerek diye düşünüyorum.Eğer hiçbirşeyi bu kadar böyle delicesine açıklama ihtiyacı duymasam,belki birşeyler yapabilirim.Böylesine düşününce herşey karmakarışık olabiliyor,insanların arasına karışmak diyince,nasıl bir karışmadan bahsedildiği sorunu ortaya çıkıyor,onların istediği gibi bir karışmak akla geliyor ilk olarak zoraki,çünkü eğer onların istediği gibi bir karışma değildiyse,dışlanmak pek tabii ki de mümkün,ve kötü davranılmak,yüz çevirilmek ve burun kıvırılmak.Önceki geçmiş herşeyi unutmalıyım,ama pek tabii ki herşeyi,tüm hayal kırıklıklarını,makinanın çalışışını.
Her neyse,mutlu bitmek zorunda değil ki bazı şeyler,yani iyi hissetmek zorunda değilim sonuç olarak.Hatta,default halim iyi olmak zorunda da değil.Çok garip ve oldukça saçma şeyler var,aradaki up quarklar,down quarklar filan.Ama hepsi ben varsam var.Ben yoksam zaten hisseden birşey olmayacağı için varlığı da yokluğu da ilgilendirmez beni.İyi hissetmenin de ne işe yarayacağını bilmiyorum,ama mesela şu anda aşağı indim ve yukarı geldim,bambaşka şeyler düşündüm.Tıpkı eskiden olduğu gibi.
24 Temmuz 2014 Perşembe
Onlar içinse isteklerini sadece ve sadece dışarıya yansıtmak.Her zaman kendi mantık kurallarını kullanmak ve bunun herkesin kullandığı bir ölçüt olduğunu söyleyip böylece kendini her zaman üstün çıkarmak ve üstüne üstlük karşıdakini rezil etmeye kadar götürmek.
Kesinlikle ve kesinlikle sürekli bir kesinliği kabul etmek ve onun dışındaki herhangi bir kesinliği kabul etmemek,birini dinlerken bile onun söylediklerini o kadar dinlememek ve kendini iyi hissederken bile yine bu herkesin yaptığı saçmalığını kendi iç sesine kabul ettirip mevcut durumu karşısı için daha anlatılamaz kılmak.
Üstelik başkalarına,belki özel hayatlarında insanların kendi arasındaki iletişimlerini bahane edip,kendilerince çıkar ilişkilerinde kendi gördükleri seviyeden davranılmasını beklemek,ki kişinin kendisi tam olarak nasıl yaptığını bilmezken,kendi gördükleri açısından bu kişinin kendi gördüklerini bizzat kendilerini uygulamalarını beklemek.
Herkesin aynı şekilde komünike olduğunu düşünüp herkese aynı ölçütü uygulayıp,üstüne üstlük başkaları kendince bu kişilerle komünike olduğunda,kendi istediği gibi bir komünikasyon olmadığında kendini rahat hissetmemek,rahatsız hissetmek.Kendi ölçütlerine uymadığı için kişinin kendini rahatsız hissetmesi.
Peki benim isteklerime ne oluyor ulan burada?Fazla kaybolmuş değil mi birtakım şeyler?Benim için artık hiçbir önemi olmayacak bundan sonra.
Tabii ki benim istediğim düşündüğüm insani iletişim şekli de:
Herkesin kendi içlerinden geldiği gibi davrandığı,belki de içinden geldiği gibi davranmak zorunda hissettiği,ve benim de her zaman için kötü hisettiğim bir gerçeklik,elimden gelen birşey değil.Hep ,her zaman,her daim kötü hissederim böyle durumda.İnsanlar var çünkü etrafımda.Belki bir şeyler oluşacak,ama ben sürekli böyleyim,kabul edin böyle beni.Ne yapacaksınız?Cici cici mi yapacaksınız?Belki sarışın mavi gözlü olsaydım,ve çirkin olsaydım buna rağmen olabilirdi.Şu anda,tam şu anda belki çok yakışıklı değilim,daha doğrusu bu önemli bir değer değil,önemli olan değer benim itici olduğum gerçeği,öylesine bir iticilik ki,kimsenin gerçekten birşey söylemeye yanaşmadığı,yanaşmaya korktuğu,ya da aksine aslında hiç korkmadığı,belki de anlayamadığı bu yüzden kendi haline bıraktığı,ya da anladığı için,evet belki de beni benden daha iyi anladığını sandığı için kendi haline bıraktığı birşeyler.Sürekli sürekli birşeyler oluyor,ben ise garipsiyorum,bu kadar şey nereden geliyor neden oluyor ne oluyor ki aslında?Fakat yine de,içimde bir umut vardı onca kötü hissetmeme karşın.Sanki birşeyler gelip beni altüst edecekmiş,fakat sonunda sanki iyi hissettirecekmiş gibi.Ya da belki sonunda durumu kavrayıp,sanki kendilerinden kaynaklanan bir sorunmuş gibi bunu bir de başlarından atmaya çalışacaklarmış gibi.
Tamam,peki durumu kendi kontrolümden,daha doğrusu kendi kontrolümden ve onların kontrolünden de çıkarayım,kendimi sadece ve sadece insanların olduğu bir çevreye hapsedeyim.Bambaşka birtakım insanların olduğu yere.Şu anda ne yapıyorum ben burada?Niye hiç kimse yok etraflarda,görünürlerde?Sanki dış kapı mandalı gibiyim,sallanıyorum öyle kendi halince.Fakat yine de kendimi bu insanlara bırakamam,yani bırakmaktan kastım,o manada,değişik bir bırakma.Anlaşılabilir bir bırakma tarzı değil.Yaşamak gerekiyor,yaşamayı istemek gerekiyor,ölmek değil.Yaşadığımızı kabul etmek gerekiyor.Zamanın akışını kontrol etmek gerekiyor,zamanı hissetmek gerekiyor.
Kesinlikle ve kesinlikle sürekli bir kesinliği kabul etmek ve onun dışındaki herhangi bir kesinliği kabul etmemek,birini dinlerken bile onun söylediklerini o kadar dinlememek ve kendini iyi hissederken bile yine bu herkesin yaptığı saçmalığını kendi iç sesine kabul ettirip mevcut durumu karşısı için daha anlatılamaz kılmak.
Üstelik başkalarına,belki özel hayatlarında insanların kendi arasındaki iletişimlerini bahane edip,kendilerince çıkar ilişkilerinde kendi gördükleri seviyeden davranılmasını beklemek,ki kişinin kendisi tam olarak nasıl yaptığını bilmezken,kendi gördükleri açısından bu kişinin kendi gördüklerini bizzat kendilerini uygulamalarını beklemek.
Herkesin aynı şekilde komünike olduğunu düşünüp herkese aynı ölçütü uygulayıp,üstüne üstlük başkaları kendince bu kişilerle komünike olduğunda,kendi istediği gibi bir komünikasyon olmadığında kendini rahat hissetmemek,rahatsız hissetmek.Kendi ölçütlerine uymadığı için kişinin kendini rahatsız hissetmesi.
Peki benim isteklerime ne oluyor ulan burada?Fazla kaybolmuş değil mi birtakım şeyler?Benim için artık hiçbir önemi olmayacak bundan sonra.
Tabii ki benim istediğim düşündüğüm insani iletişim şekli de:
Herkesin kendi içlerinden geldiği gibi davrandığı,belki de içinden geldiği gibi davranmak zorunda hissettiği,ve benim de her zaman için kötü hisettiğim bir gerçeklik,elimden gelen birşey değil.Hep ,her zaman,her daim kötü hissederim böyle durumda.İnsanlar var çünkü etrafımda.Belki bir şeyler oluşacak,ama ben sürekli böyleyim,kabul edin böyle beni.Ne yapacaksınız?Cici cici mi yapacaksınız?Belki sarışın mavi gözlü olsaydım,ve çirkin olsaydım buna rağmen olabilirdi.Şu anda,tam şu anda belki çok yakışıklı değilim,daha doğrusu bu önemli bir değer değil,önemli olan değer benim itici olduğum gerçeği,öylesine bir iticilik ki,kimsenin gerçekten birşey söylemeye yanaşmadığı,yanaşmaya korktuğu,ya da aksine aslında hiç korkmadığı,belki de anlayamadığı bu yüzden kendi haline bıraktığı,ya da anladığı için,evet belki de beni benden daha iyi anladığını sandığı için kendi haline bıraktığı birşeyler.Sürekli sürekli birşeyler oluyor,ben ise garipsiyorum,bu kadar şey nereden geliyor neden oluyor ne oluyor ki aslında?Fakat yine de,içimde bir umut vardı onca kötü hissetmeme karşın.Sanki birşeyler gelip beni altüst edecekmiş,fakat sonunda sanki iyi hissettirecekmiş gibi.Ya da belki sonunda durumu kavrayıp,sanki kendilerinden kaynaklanan bir sorunmuş gibi bunu bir de başlarından atmaya çalışacaklarmış gibi.
Tamam,peki durumu kendi kontrolümden,daha doğrusu kendi kontrolümden ve onların kontrolünden de çıkarayım,kendimi sadece ve sadece insanların olduğu bir çevreye hapsedeyim.Bambaşka birtakım insanların olduğu yere.Şu anda ne yapıyorum ben burada?Niye hiç kimse yok etraflarda,görünürlerde?Sanki dış kapı mandalı gibiyim,sallanıyorum öyle kendi halince.Fakat yine de kendimi bu insanlara bırakamam,yani bırakmaktan kastım,o manada,değişik bir bırakma.Anlaşılabilir bir bırakma tarzı değil.Yaşamak gerekiyor,yaşamayı istemek gerekiyor,ölmek değil.Yaşadığımızı kabul etmek gerekiyor.Zamanın akışını kontrol etmek gerekiyor,zamanı hissetmek gerekiyor.
Hellfire penis ten bir yerler hatırlıyorum sürekli,bazen çukurlu,bazen çıkışlı,bazen domuzlu falan filan.Bir kamp geliyor aklıma,ama düşman kampı mı,dost kampı mı bilemiyorum.Sadece orklar var,bir yerlerde.Ama yok,galiba burası düşman kampı.Kırmızı orklar bunlar,çok öfkeliler.Sağa sola saldırmak için bahane arıyorlar,fakat kimse yok.Tabi biz gidiyoruz oraya.Ağız burun kırıp geliyoruz.Öyle işte...
Sonra yıldızlar var haritanın sağ tarafında bilmem ney,gerçi o hellfire zamanlarında o yıldızlar,ya da güneş işareti çıkmıyordu,o çok eskiye ait birşeydi,fakat kaldırılmasına da çok üzülmüştüm çünkü gerçek hayata bizi tek bağlayan şey o işaretlerdi.Orada güneş çıkınca,bunun bir oyun olduğunu,artık dışarı çıkıp sosyalleşmemiz gerektiğini kendimize mesaj olarak çıkartabilirdik.Hatta ve hatta bunun için yapımcılara tavır bile alabilirdik bize bunu hatırlattırmaya çalıştıklarını düşünüp.Ya da belki geceli gündüzlü terimini bizden evvel çözmüştü yapımcılar,ona göre ben gibiler için böyle şeyler yapmışlardı.Tabii ki de,bir alterac valley savaşında,uzun süren bu savaşta nerden anlayacaktık zamanın geçtiğini?Hatta,alarm bile koymuşlardı bi aralar.Ana baba gibi davranıyorlar bazen bu yapımcılar,sarılmak istiyorum onlara ama...
Bazen de sınıftaki sıralara sarılasım geliyordu,ama bunu hep uyuyarak gösteriyordum,daha doğrusu sarılmaya çalışırken bir de bakıyormuşum ki meğerse bu uyuma isteğiymiş.Daha doğrusu,sırayı aldatmışım biraz,ama aslında kendimi aldatmışım ben.Sonra dışarıdan,bambaşka,tüm bu içimden geçenlere yabancı bambaşka birisi gelir ve der ki "off ne çok uyuyorlar ya".Tabi,başka önerin var mıydı,prenses?Olmadı tabi.Önerecek birşey olabilir miydi ki?Kim kime neyi önerebilirdi?
Fare vardı bir yerlerde,bir zaman,fakat onu ben öldürdüm.Nasıl öldürdüğümü hatırlıyorum,çevirdim kağıdı,ve bastım üzerine ve geberiverdi.Anında gebermedi tabi,çok elastik bir vücudu var,2-3 kere vurmak gerekiyor onu öldürmek için.Ben de yaptım,sonra yine yakın bir zamanda,bir tane daha öldürüverdim.Bu sefer tek başıma öldürmedim,yanımda ortaklarım vardı,bu yüzden daha az experience point kazandım bu seferkinden.Ama olsun,gurur kazandım biraz,yukarı çıkarken göğsüm kabarık olarak çıktım,insanlar göğsümün neden bu kadar kabarık olduğunu hep merak etmiştir,ama tabii ki muhtemelen sormamışlardır,soramamışlardır.Acıyorum bazen işte,ya da kendime acıyorum.Neden göğsüm kabarmalı ki?
Sonra felwood var bir yerlerde,bıraktığım yerdeki gibi duruyor,hiç değişmemiş.O bana geçit vermemiş dağlarıyla,şerefsizce dikiliyor karşımızda,ve enslave edilemeyen felguardlarıyla.Daha doğrusu,enslave edilebiliyor ama onlar tam bir felguard değil,sahte bir felguard,ben sahici bir felguard istediğim için,enslave edilemediğini hatırladım şimdi.Ama belki de enslave edilebiliyordu.Kim bilebilir.En büyük enslave,insanın kendisini beğenmesidir.SUS LA VAİZ VERME!Tamam.
Ellerimde çiçekler vardı,onun o mavi giysisine karşı yaklaşırken,benimle dans etmek istiyordu.Düşünsene,benimle!Benimle!Ben de ona yaklaştım,elimdeki çiçekler elimi eline attığımda birden kayboldu,belki de yoktu bu çiçekler kim bilebilir ki,ben elimdeki çiçeklerin olmasını istiyorduysam,başka ne önemli olabililirdi ki o an benim için?Ve evet,işte orada karşıma duruyordu,dans ettik onunla,onunla!
Sonuca varmaya çalışıyoruz,blood elfler var sağda solda.Acaba bu salaklar kendilerini hiç beğeniyorlar mıdır?Böyle omuzlarını sallayışlarına göre,oldukça beğeniyorlar.Peki bu yaşadıkları coğrafya nedir böyle?Ne kadar dayanılmaz bir atmosferi var buranın böyle?İnsan böyle güneşin her zaman doğduğu bir yerde nasıl yaşayabilir?
Elimdekileri kapının eşiğine bırakıp,cebimden anahtarı çıkarıyorum,ne olurdu apartmanı çıkarırken elimde tutsaydım da şu anda eşiğe bırakıp elimdekileri kirletmek zorunda kalmasaydım?Kirlenmiş sayılmaz ki,eşik zaten tertemizdi hep.Ama şöyle bir arkana bakarsan,birazcık gerisindeki merdivenlerin ne kadar kirli olduğunu görebilirsin,bu sana oldukça rahatsızlık veriyor olmalı.Tam burada,evet tam burada durup eşiğin temizliğini içinden geçirirken,birazcık;azıcık birazcık geride durman,merdivenin pisliğini ve dolayısıyla da eşiğin ve belki de komple binanın pisliğini gösterebilir sana.Ama burası yine de senin evin.İyi tarafından bak.
Sonra yıldızlar var haritanın sağ tarafında bilmem ney,gerçi o hellfire zamanlarında o yıldızlar,ya da güneş işareti çıkmıyordu,o çok eskiye ait birşeydi,fakat kaldırılmasına da çok üzülmüştüm çünkü gerçek hayata bizi tek bağlayan şey o işaretlerdi.Orada güneş çıkınca,bunun bir oyun olduğunu,artık dışarı çıkıp sosyalleşmemiz gerektiğini kendimize mesaj olarak çıkartabilirdik.Hatta ve hatta bunun için yapımcılara tavır bile alabilirdik bize bunu hatırlattırmaya çalıştıklarını düşünüp.Ya da belki geceli gündüzlü terimini bizden evvel çözmüştü yapımcılar,ona göre ben gibiler için böyle şeyler yapmışlardı.Tabii ki de,bir alterac valley savaşında,uzun süren bu savaşta nerden anlayacaktık zamanın geçtiğini?Hatta,alarm bile koymuşlardı bi aralar.Ana baba gibi davranıyorlar bazen bu yapımcılar,sarılmak istiyorum onlara ama...
Bazen de sınıftaki sıralara sarılasım geliyordu,ama bunu hep uyuyarak gösteriyordum,daha doğrusu sarılmaya çalışırken bir de bakıyormuşum ki meğerse bu uyuma isteğiymiş.Daha doğrusu,sırayı aldatmışım biraz,ama aslında kendimi aldatmışım ben.Sonra dışarıdan,bambaşka,tüm bu içimden geçenlere yabancı bambaşka birisi gelir ve der ki "off ne çok uyuyorlar ya".Tabi,başka önerin var mıydı,prenses?Olmadı tabi.Önerecek birşey olabilir miydi ki?Kim kime neyi önerebilirdi?
Fare vardı bir yerlerde,bir zaman,fakat onu ben öldürdüm.Nasıl öldürdüğümü hatırlıyorum,çevirdim kağıdı,ve bastım üzerine ve geberiverdi.Anında gebermedi tabi,çok elastik bir vücudu var,2-3 kere vurmak gerekiyor onu öldürmek için.Ben de yaptım,sonra yine yakın bir zamanda,bir tane daha öldürüverdim.Bu sefer tek başıma öldürmedim,yanımda ortaklarım vardı,bu yüzden daha az experience point kazandım bu seferkinden.Ama olsun,gurur kazandım biraz,yukarı çıkarken göğsüm kabarık olarak çıktım,insanlar göğsümün neden bu kadar kabarık olduğunu hep merak etmiştir,ama tabii ki muhtemelen sormamışlardır,soramamışlardır.Acıyorum bazen işte,ya da kendime acıyorum.Neden göğsüm kabarmalı ki?
Sonra felwood var bir yerlerde,bıraktığım yerdeki gibi duruyor,hiç değişmemiş.O bana geçit vermemiş dağlarıyla,şerefsizce dikiliyor karşımızda,ve enslave edilemeyen felguardlarıyla.Daha doğrusu,enslave edilebiliyor ama onlar tam bir felguard değil,sahte bir felguard,ben sahici bir felguard istediğim için,enslave edilemediğini hatırladım şimdi.Ama belki de enslave edilebiliyordu.Kim bilebilir.En büyük enslave,insanın kendisini beğenmesidir.SUS LA VAİZ VERME!Tamam.
Ellerimde çiçekler vardı,onun o mavi giysisine karşı yaklaşırken,benimle dans etmek istiyordu.Düşünsene,benimle!Benimle!Ben de ona yaklaştım,elimdeki çiçekler elimi eline attığımda birden kayboldu,belki de yoktu bu çiçekler kim bilebilir ki,ben elimdeki çiçeklerin olmasını istiyorduysam,başka ne önemli olabililirdi ki o an benim için?Ve evet,işte orada karşıma duruyordu,dans ettik onunla,onunla!
Sonuca varmaya çalışıyoruz,blood elfler var sağda solda.Acaba bu salaklar kendilerini hiç beğeniyorlar mıdır?Böyle omuzlarını sallayışlarına göre,oldukça beğeniyorlar.Peki bu yaşadıkları coğrafya nedir böyle?Ne kadar dayanılmaz bir atmosferi var buranın böyle?İnsan böyle güneşin her zaman doğduğu bir yerde nasıl yaşayabilir?
Elimdekileri kapının eşiğine bırakıp,cebimden anahtarı çıkarıyorum,ne olurdu apartmanı çıkarırken elimde tutsaydım da şu anda eşiğe bırakıp elimdekileri kirletmek zorunda kalmasaydım?Kirlenmiş sayılmaz ki,eşik zaten tertemizdi hep.Ama şöyle bir arkana bakarsan,birazcık gerisindeki merdivenlerin ne kadar kirli olduğunu görebilirsin,bu sana oldukça rahatsızlık veriyor olmalı.Tam burada,evet tam burada durup eşiğin temizliğini içinden geçirirken,birazcık;azıcık birazcık geride durman,merdivenin pisliğini ve dolayısıyla da eşiğin ve belki de komple binanın pisliğini gösterebilir sana.Ama burası yine de senin evin.İyi tarafından bak.
23 Temmuz 2014 Çarşamba
Aslında düşününce,kendi kendine konuşmayla,başkalarına konuşmanın neredeyse hiç farkı yok gibi,peki ya hissettiklerini söylemek?...Bunun farkıyla kendi kendine konuşmuş olmanın farkı neredeyse hiç yok,gerçekten de.Bu insanı çok endişelendiriyor.
Belki de baştan beri bunu yapıyordum ve daha önceden yapageldiğim söylendiği sürekli kendimi bunu yaptığıma tatmin edemiyordum,şimdi de aynı şeyi yapıyordum ve bunca zamandır da.
Belki de baştan beri bunu yapıyordum ve daha önceden yapageldiğim söylendiği sürekli kendimi bunu yaptığıma tatmin edemiyordum,şimdi de aynı şeyi yapıyordum ve bunca zamandır da.
Onlar,kimler onlar bilmiyorum ama,böyle birşeyler vardı içimde bir yerlerde.Ne ara girdiğini hiç bilmediğim,belki de vicdanımın görevini vasiyeten teslim ettiği bir onlar.Onlarla ilgili birçok şeyi sildim,yani kendimle ilgili olan kısımları var mıydı bunların,bilmiyorum.Sanırım,vardı.Sonuçta bu benim depresyonumun bir kaydıydı.Bazen keşke silmeseydim diyorum ama,yani keşkeler içimde başka birilerini doğuruyor gibi,insan kendi başınayken,hatalarını neden yüzüne vursun ki?Anında düzeltiverir hatasını,farketmesine gerek bile olmaz,hatta,tek başınayken hata diye de birşey yoktur,geliştirilecek birşeyler vardır sadece genel olarak.Hata da neymiş ki?Belli bir şablon varsa,hata da vardır,ama insanın kendisi varsa,sadece zevk vardır alınacak,ve bu zevkin geliştirilmesi vardır zaman içerisinde ve bu tamamen kişiye kalmıştır.
Onlardan ne istiyordum ki zaten ben?Birazcık daha iyi davranılmak istediğim söylenebilir.Çok ağır geliyordu bazı şeyler,ama onlara göre iyi davranmak vardı,ya da benim öğrettiğim,daha doğrusu tavırlarımla ortaya koymaya çalıştığım,iyi davranmak vardı.İnsan,başkasının iyi hissettiğine,iyi hissedeceğine nasıl inanmaya kalkışabilir?Aslında,bazen herşeyin tam da olması gerektiği gibi olduğuna inanıyorum.Sadece özel hayatların böylece ortaya serilmesi,özgürlüğümün,özgürlüklerin genel olarak gevşemesine sebebiyet vermiş olabilir,bu çok büyük bir sorumluluk.Bir başkası,neden kendine eziyet etsin ki benim yüzümden?Ki eğer varsa böyle birşey?Ben kendimi yok saydım herhalde sadece.Evet,galiba tam olarak böyle oldu.Kendimi tam buralarda bir yerde,onlarla eşit düzeyde gördüm,fakat bu eşitlik böyle değildi ki.Yine insan kendi mutluluğuna bakmak zorundaydı,birkaç gülen yüzden ne anlayabilirdiniz ki?Gerçi hiçbirşey anlaşılamazdı.Baştan bu dünya benim için zorluydu ve buna göre ekstra bir dünya yaratmamalıydım.Kendi hayatımı böylesine oyuncak haline getiremezdim.Ve şimdi,düşünüyorum da onlardan böylesine yine utanıp da bu şeyleri de silmiş olmak da garip birşey.Daha yaşayıp yaşamayacağımı bile bilmezken,nasıl onların adına tepki üretebilirdim ya da kendi adıma tepki üretebilirdim geçmiş zaman adına?Bence utandığım asıl şey birçok şeyin aslında sürekli aynı şeyler etrafında tekrar edip durmasıydı.Aynı dolaylı tümleçler,aynı edatlar,aynı bağlaçlar.Ama sorun değil artık,nefes alış verişim de düzelmeye başladı yavaş yavaş.Artık çok daha iyi hissediyorum.
Onlardan ne istiyordum ki zaten ben?Birazcık daha iyi davranılmak istediğim söylenebilir.Çok ağır geliyordu bazı şeyler,ama onlara göre iyi davranmak vardı,ya da benim öğrettiğim,daha doğrusu tavırlarımla ortaya koymaya çalıştığım,iyi davranmak vardı.İnsan,başkasının iyi hissettiğine,iyi hissedeceğine nasıl inanmaya kalkışabilir?Aslında,bazen herşeyin tam da olması gerektiği gibi olduğuna inanıyorum.Sadece özel hayatların böylece ortaya serilmesi,özgürlüğümün,özgürlüklerin genel olarak gevşemesine sebebiyet vermiş olabilir,bu çok büyük bir sorumluluk.Bir başkası,neden kendine eziyet etsin ki benim yüzümden?Ki eğer varsa böyle birşey?Ben kendimi yok saydım herhalde sadece.Evet,galiba tam olarak böyle oldu.Kendimi tam buralarda bir yerde,onlarla eşit düzeyde gördüm,fakat bu eşitlik böyle değildi ki.Yine insan kendi mutluluğuna bakmak zorundaydı,birkaç gülen yüzden ne anlayabilirdiniz ki?Gerçi hiçbirşey anlaşılamazdı.Baştan bu dünya benim için zorluydu ve buna göre ekstra bir dünya yaratmamalıydım.Kendi hayatımı böylesine oyuncak haline getiremezdim.Ve şimdi,düşünüyorum da onlardan böylesine yine utanıp da bu şeyleri de silmiş olmak da garip birşey.Daha yaşayıp yaşamayacağımı bile bilmezken,nasıl onların adına tepki üretebilirdim ya da kendi adıma tepki üretebilirdim geçmiş zaman adına?Bence utandığım asıl şey birçok şeyin aslında sürekli aynı şeyler etrafında tekrar edip durmasıydı.Aynı dolaylı tümleçler,aynı edatlar,aynı bağlaçlar.Ama sorun değil artık,nefes alış verişim de düzelmeye başladı yavaş yavaş.Artık çok daha iyi hissediyorum.
Removed
I m just thinking about the old days very decisively,almost made my panic attacks came back which laterly led me to make new fixing ways of this stupid disease,such as heavily breathing,which could even make anyone pass off,and perhaps give peace to the soul,but aswell as that I might break my bones by doing that.
Anyway,not everytime I m that calmed,I look for ways to cure all time depressions or anxieties,or what is called whatsoever.Can I sink the unhappiness in me?Is the bowl,going to excess,if I sink it?How can I increase the bowls level?
Sokayım ya.İstemiyorum ben çanak filan,ben kanak istiyorum,ya da kanat istiyorum pardon.O her zaman bilmem nereden aldığımız yerden olsun oranın kanadı çok iyiydi,sağ kanadı da iyiydi sol kanadı da iyiydi zaten adamlar tavuğu evlerinde,daha doğrusu mandıralarında yetiştiriyorlar boru mu yani böyle bir yerde böyle doğal şeyler bulmak çok zor tabi.
But I sometimes feel regret of those have been removed just a few month ago,or maybe a few weeks.Could I learn anything from those?Should I forget those?Should I swear to those?
Anyway,not everytime I m that calmed,I look for ways to cure all time depressions or anxieties,or what is called whatsoever.Can I sink the unhappiness in me?Is the bowl,going to excess,if I sink it?How can I increase the bowls level?
Sokayım ya.İstemiyorum ben çanak filan,ben kanak istiyorum,ya da kanat istiyorum pardon.O her zaman bilmem nereden aldığımız yerden olsun oranın kanadı çok iyiydi,sağ kanadı da iyiydi sol kanadı da iyiydi zaten adamlar tavuğu evlerinde,daha doğrusu mandıralarında yetiştiriyorlar boru mu yani böyle bir yerde böyle doğal şeyler bulmak çok zor tabi.
But I sometimes feel regret of those have been removed just a few month ago,or maybe a few weeks.Could I learn anything from those?Should I forget those?Should I swear to those?
21 Temmuz 2014 Pazartesi
Eski zamanlar..
Eskiden wow oynadığım zamanlar geliyor aklıma bazen,o eski brillin,ya da deathknell in,adeta bir opera sahnesindeymiş gibi tonajlı konuşan ve bağıran çenesiz,çenesi çıkık undeadleri,ve sağdan solda görünen bir iki abominationları,ve sonunda direk geldiğimizde,olağanca üstün güzelliğiyle brill şehri,ya da kasabası diyelim.Şehrin sağ tarafında:atlar,binicilik öğretmenleri,demircilik hocası ve demirci,zırh satan eleman,ve içeri girdiğinizde o örsün başında duran o ateşli birşeyler sizi olağanca sıcaklığıyla karşılarlar.Aha,orada bir kapı daha vardır,OMG.2 kapısı vardır buranın!Çıldırırsınız,hop içeri,hop dışarı.Çok güzel bir duygudur.Ama dışarıda,sağda solda köpekler size havlayabilir de,dikkat etmek gerekir.Ve hemen bundan dolayı yine içeri kaçıyoruz,ve güzelim kasaba içini gezmeye devam ediyoruz.Atlara bakıyoruz,rengarenk atlar ve öğretmenleri.Sonra oranın tam karşısında,brill tavernası duruyor,içeriye L şeklinde bir koridoru geçerek giriyorsunuz.Hemen girdiğinizde,solda first aid trainer var,hemen öğrenip götümüze başımıza bandaj yapıyoruz,malum,undeadız,ölmemişiz,hani ölen insanların dişlerini bağlarlar ya,öyle birşey işte.Her neyse,ortada bir ateş var,undeadlar var yine sağda solda,fakat burayla ilgili pek birşey hatırlamıyorum,son derece sıcak bir ortamdı ama ben birşey hatırlamıyorum.Yukarı kata geçiyorum,yukarı katta ise,birkaç oda var,en dikkat çekeni,benim eski odama benzeyen,ranzası olan bir oda.Yanı başında yine bir undead,female undead ve mage olduğu belli,galiba mage trainerdı bu,ama emin değilim.Odanın ışıklandırması yok,ışık alan bir yeri yok,fakat oldukça loş ve güzel bir havası var.Seviyorum burayı sayılır.Ama burayı sevmiyorum aslında bu kadar,bu odanın bu tavernaya ait oluşunu seviyorum,çok güzel bir his.Sonra öyle böyle,başka anlatılacak birşey kalmadı gibi buralarda.Ama olsun,burayı anlatmayı seviyorum ben.
20 Temmuz 2014 Pazar
Takkeli Murat
İşyerine ziyaret edip yemek yemek üzere dışarı çıkmıştık.Daha doğrusu,iş yerine ziyaret etmek için geç kaldığım için direkt olarak yemek yedikleri yere gittim.Geldiğimde,yemeklerini bitirmişler,üzerine sigara-çay içiyorlardı,haliyle böyle bir durumda muhabetlerini bozmamak için yanlarına sadece selam verip oturdum.Kendi aralarında koyu bir sohbete dalmışlardı ki yine unutulmuştum,ama önemli değildi sadece normal bir insandım.Sonra o dönüp beni tanıştırdı diğer arkadaşlarına,şöyle bir gülümsedim,adıma yapılan esprileri hoşgörüyle karşıladım ve sohbetlerine az çok katılmış oldum.Kendimi iyi hissetmeye başlıyordum neredeyse.Sonra ufak bir sessizlik ardından,"yemek yer misin?" diye soruyorlar bana.Olur diyorum.Gidip yemek söylüyorum,onların adına.Sorduğu soruya ve sarfettiği çabaya değmiyor sanki,o kadar sempatiyle soruyor bana fakat yine yemeği gidip ben alıyorum.Çay da söylüyorum galiba üstüne,yok söylemiyorum.Sonra geliyorum yerime oturuyorum yine.
Ben yokken birazcık sohbet sanki ateşlenmiş gibi.O yine saçma sapan esprilerine eskiden olduğu gibi devam ediyor.Arkadaşları hiç de olgunlukla karşılamıyor,onunla beraber oluyorlar.Ben ise bir tarafta değilim,sadece izleyiciyim,zaten onlar da o kadar oyuncu değiller,ben sadece kenardan hayatı seyrediyorum onlar yarı-oynarken.Bir soru daha geliyor,hoş bir sempatiyle cevaplıyorum.Sonra yine izlemeye devam ediyorum,izlerkene bir yandan düşünüyorum;acaba buradaki gibi hep böyle zaten daha fazla ne yapılabilirmişlik gibi bir his mi hissedecektim acaba oradayken de yoksa daha başka mı diye düşünüyorum.Daha nasıl olabilirdi ki diye düşünüyorum içimden.Verip vermediklerimiz,veremediklerimiz kadar alıyoruz zaten işte.O zaman sıkıntı yok sayılırdı,sıkıntı bendeydi.Böyle bu tür ortamları,belki şu anda o kadar da çekici gelmeyen,çok uzak kaldığım ortamları bile kolay bulamıyordum ki.Bunlardan uzak kalınca,öylesine kötü hissediyordum ki.Kötü hissetmemem gerekirdi,eskiden böyle yapmıyordum demek isterdim gönül rahatlığıyla fakat,eskiye dair hislerimi bilerek körelttiğimi hatırlıyorum.Tamam,belki eskiden yapmadığımı hatırlıyorum,ama yapmamak değildi ki önemli olan,başka bir yaptığım davranışla,o davranışın hissettirdiği şeyleri hissetmekti önemli olan şu anda.Bunu yapıyor muydum?Bilemiyorum.Bunun da artık bir önemi olduğunu düşünmüyorum da.Bu kendimi eğlendirmek için,zaten çok uzun zamandır bende bulunan birşeydi çünkü,artık kendi kendimi eğlendirme yollarını bulabilecek kapasitedede olduğumu düşünüyordum,ya da bulmak gerektiğine inanıyordum.Fakat şu anda masaları,duvarları,ışıkları inceliyorum.Nasıl mutlu olduğum,daha önceden nasıl mutlu olduğumu,ya da daha garibi mutlu olurken nasıl hissettiğimi hatırlayamıyorum.Bu beni o kadar da üzmüyor.Hatta şu andaki mevcut hayata daha çok bağlıyor gibi.Bundan istifade,onları izlemeye koyuluyorum:O yine aptalca esprilerine devam ediyor,arkadaşları da karşılıklar veriyorlar.Sanki birazcık ilgisizlik hissediyorum kendi üzerimde.Ama o kadar çok değil.Ne yapılabilir ki daha,diyorum.Elimdeki son döner parçasını da yiyorum.Onlar birer çay daha söylüyorlar.Galiba ben de söylüyorum.Söyledim mi?Ne zaman söyledim?Ah.
Ben yokken birazcık sohbet sanki ateşlenmiş gibi.O yine saçma sapan esprilerine eskiden olduğu gibi devam ediyor.Arkadaşları hiç de olgunlukla karşılamıyor,onunla beraber oluyorlar.Ben ise bir tarafta değilim,sadece izleyiciyim,zaten onlar da o kadar oyuncu değiller,ben sadece kenardan hayatı seyrediyorum onlar yarı-oynarken.Bir soru daha geliyor,hoş bir sempatiyle cevaplıyorum.Sonra yine izlemeye devam ediyorum,izlerkene bir yandan düşünüyorum;acaba buradaki gibi hep böyle zaten daha fazla ne yapılabilirmişlik gibi bir his mi hissedecektim acaba oradayken de yoksa daha başka mı diye düşünüyorum.Daha nasıl olabilirdi ki diye düşünüyorum içimden.Verip vermediklerimiz,veremediklerimiz kadar alıyoruz zaten işte.O zaman sıkıntı yok sayılırdı,sıkıntı bendeydi.Böyle bu tür ortamları,belki şu anda o kadar da çekici gelmeyen,çok uzak kaldığım ortamları bile kolay bulamıyordum ki.Bunlardan uzak kalınca,öylesine kötü hissediyordum ki.Kötü hissetmemem gerekirdi,eskiden böyle yapmıyordum demek isterdim gönül rahatlığıyla fakat,eskiye dair hislerimi bilerek körelttiğimi hatırlıyorum.Tamam,belki eskiden yapmadığımı hatırlıyorum,ama yapmamak değildi ki önemli olan,başka bir yaptığım davranışla,o davranışın hissettirdiği şeyleri hissetmekti önemli olan şu anda.Bunu yapıyor muydum?Bilemiyorum.Bunun da artık bir önemi olduğunu düşünmüyorum da.Bu kendimi eğlendirmek için,zaten çok uzun zamandır bende bulunan birşeydi çünkü,artık kendi kendimi eğlendirme yollarını bulabilecek kapasitedede olduğumu düşünüyordum,ya da bulmak gerektiğine inanıyordum.Fakat şu anda masaları,duvarları,ışıkları inceliyorum.Nasıl mutlu olduğum,daha önceden nasıl mutlu olduğumu,ya da daha garibi mutlu olurken nasıl hissettiğimi hatırlayamıyorum.Bu beni o kadar da üzmüyor.Hatta şu andaki mevcut hayata daha çok bağlıyor gibi.Bundan istifade,onları izlemeye koyuluyorum:O yine aptalca esprilerine devam ediyor,arkadaşları da karşılıklar veriyorlar.Sanki birazcık ilgisizlik hissediyorum kendi üzerimde.Ama o kadar çok değil.Ne yapılabilir ki daha,diyorum.Elimdeki son döner parçasını da yiyorum.Onlar birer çay daha söylüyorlar.Galiba ben de söylüyorum.Söyledim mi?Ne zaman söyledim?Ah.
19 Temmuz 2014 Cumartesi
İyi hissetmek falan
Bu giysiler,bu düşünceler,bu endişeler zaten bana ait değildi ki?Benim amacım neydi herşeyin en başında?Yani daha doğrusu bu düşüncelerin,bu rahatsız edici düşüncelerin oluşmaya başladığı zamanlardaki amacım neydi tam olarak?Neden böyle olmaya başladı ki?Şu anda amacım pek tabii ki de bütün bunları dışarıya yansıtmamak,eşleştirme,senkronize yapmamak diğer insanlarla.Arkadaşa ihtiyacım olduğu söylenebilir mi?Hayır.Sadece,rahatlamaya ihtiyacım var.Yaşamak oldukça zor geliyor bana.Bu endişeleri neden benimsiyorum ki bu kadar?Eğer onları benimsemezsem ne olur ki?Ölür müyüm?Fakat,onun dışında ana amaca yönelmiş olurum biraz daha,ve daha farklı birşeyler olabilir.
Peki ya iyi hissetmek?Bana iyi hissetmek,hep karşılığında birşeyleri götürecekmiş gibi geliyor.Artık,yanında birazcık da olsa iyi hissedebileceğim insanlar da kalmadı.Olayın en başından beri bakarsak,aslında kendimden birşeyler kattığım ve gerisini düşünmediğim için onların yanında iyi hissediyordum.Kendi başıma iyi hissetmeye kalkışırsam,kendi içimde daha derinleşmem gerekmez mi ve bu da beni daha içe kapanık yapmaz mı?Eğer ki öyleyse,belki kendi içimde daha mutlu olduğum için,diğer insanlar da mutlu olabilir benim mutluluğumdan.Bunu garip bir şekilde kendimi hapsetmek için kullanmazsam,ne ala.Gerçi,baya saçma durumlar var aralarda.Para kazanmak,para kazanıp nereye harcayacağını bilemezken,birden para kazanmaya devam etmek zorunda olduğunu unutmak gibi.
Ama yine de elimden gelmeyen,o sırada hazır olmadığım ve içten içe pişman hissettiğim durumlardan birisi de insanlarla düzgün iletişim kuramamak.Öylesine zorlu bir iletişime zorluyorum ki hem kendimi hem de onları,farkında olamıyorum.Gerçi bunu da niye yapıyorum,tabii ki iyi hissetiğim insanlar bunlar ama,böyle yaparak zorluyorum bunu.Sürekli aklımda uygulanması gereken şablonlar olmasa,acaba diyorum onlar yüzünden mi bu kadar evhamlı oluyorum,yani onlar olmazsa gerçekten de tahmin ettiğim kadar kendimi iyi hissedecek miyim?Bilmiyorum.
Peki ya iyi hissetmek?Bana iyi hissetmek,hep karşılığında birşeyleri götürecekmiş gibi geliyor.Artık,yanında birazcık da olsa iyi hissedebileceğim insanlar da kalmadı.Olayın en başından beri bakarsak,aslında kendimden birşeyler kattığım ve gerisini düşünmediğim için onların yanında iyi hissediyordum.Kendi başıma iyi hissetmeye kalkışırsam,kendi içimde daha derinleşmem gerekmez mi ve bu da beni daha içe kapanık yapmaz mı?Eğer ki öyleyse,belki kendi içimde daha mutlu olduğum için,diğer insanlar da mutlu olabilir benim mutluluğumdan.Bunu garip bir şekilde kendimi hapsetmek için kullanmazsam,ne ala.Gerçi,baya saçma durumlar var aralarda.Para kazanmak,para kazanıp nereye harcayacağını bilemezken,birden para kazanmaya devam etmek zorunda olduğunu unutmak gibi.
Ama yine de elimden gelmeyen,o sırada hazır olmadığım ve içten içe pişman hissettiğim durumlardan birisi de insanlarla düzgün iletişim kuramamak.Öylesine zorlu bir iletişime zorluyorum ki hem kendimi hem de onları,farkında olamıyorum.Gerçi bunu da niye yapıyorum,tabii ki iyi hissetiğim insanlar bunlar ama,böyle yaparak zorluyorum bunu.Sürekli aklımda uygulanması gereken şablonlar olmasa,acaba diyorum onlar yüzünden mi bu kadar evhamlı oluyorum,yani onlar olmazsa gerçekten de tahmin ettiğim kadar kendimi iyi hissedecek miyim?Bilmiyorum.
18 Temmuz 2014 Cuma
Bu yüzden
Bunun üzerinde o kadar düşünmeden de yaşayabilirim aslında birşekilde.Ama o kadar uzundur böyle yaşıyorum ki,nasıl yaşayacağımı bilmiyorum.Sürekli izlemekten gelen bir içgüdüyle insanların davrandığı gibi davranmak geliyor içimden,nasıl durdurabilirdim ki bunu?Başka bir çarem yoktu gibi.Bu o kadar da önemli değildi aslında,üstelik başıma belalar açabilecek kapasitede bir saçmalık.İnsanın özgürlük hakkını ihlal edecek derecede birşey bile sayılabilir.
Bundan sonra hikaye mi yazsam acaba diye düşünüyorum,çünkü oldukça ilgi çekici geliyor bana.Böylece insanları izlemek zorunda kalmam.Sürekli değişimlerimden haberdar etmek zorunda kalmam kimseyi.Herhangi bir yüz,herhangi bir imge hakim olmaz değişimlerime,ya da değişmezlerime,duygularıma.Sonuçta,kendimi belli etmezsem kimse gelip kolumdan tutup da özgürlüğümü elimden alamaz.Fakat yine de bu özgürlük mantıklı bir özgürlük değil,o andaki mukavemetimle birleşmeli,ve daha güçlü birşey olarak,direniş olarak ortaya çıkmalı.
Belki de bana karşı yapılan herşeyi savunuyorum bile,üstelik bana karşı olduğu karşı taraf tarafından bilinse bile.Sonra devam ediyorum o savunmaya.Hani bazen,insanlar rastgele birşeylerden konuşurlar,birbirlerine görüşlerini sunarlar,bu birazcık da olsa bir bütünlük oluşturur,beklenmeyen birşey beklemezsiniz karşıdan.En azından benim beklemediğim söylenebilir,ki son derece iyi takip ettiğimden bu bütünlük gözümden pek kaçmaz,ya da belki aslında kaçtı da hiç haberim olmadı,bilmiyorum.Sonuç olarak bu geçerli bir ölçüt değil hiçbirşey için.Sadece kendimi rahatlatıyorum belki de bazı şeyleri metaya uydurarak.
Bundan sonra hikaye mi yazsam acaba diye düşünüyorum,çünkü oldukça ilgi çekici geliyor bana.Böylece insanları izlemek zorunda kalmam.Sürekli değişimlerimden haberdar etmek zorunda kalmam kimseyi.Herhangi bir yüz,herhangi bir imge hakim olmaz değişimlerime,ya da değişmezlerime,duygularıma.Sonuçta,kendimi belli etmezsem kimse gelip kolumdan tutup da özgürlüğümü elimden alamaz.Fakat yine de bu özgürlük mantıklı bir özgürlük değil,o andaki mukavemetimle birleşmeli,ve daha güçlü birşey olarak,direniş olarak ortaya çıkmalı.
Belki de bana karşı yapılan herşeyi savunuyorum bile,üstelik bana karşı olduğu karşı taraf tarafından bilinse bile.Sonra devam ediyorum o savunmaya.Hani bazen,insanlar rastgele birşeylerden konuşurlar,birbirlerine görüşlerini sunarlar,bu birazcık da olsa bir bütünlük oluşturur,beklenmeyen birşey beklemezsiniz karşıdan.En azından benim beklemediğim söylenebilir,ki son derece iyi takip ettiğimden bu bütünlük gözümden pek kaçmaz,ya da belki aslında kaçtı da hiç haberim olmadı,bilmiyorum.Sonuç olarak bu geçerli bir ölçüt değil hiçbirşey için.Sadece kendimi rahatlatıyorum belki de bazı şeyleri metaya uydurarak.
16 Temmuz 2014 Çarşamba
EVET AYNEN O HER ZAMAN HİSSETTİĞİM VE HAYVAN GİBİ İÇİMDE DUYUMSADIĞIM ŞEKİLDE HİSSETMEK İSTİYORUM VE HEP AYNI HİSSETMEK İSTİYORUM BEN KENDİMİ HİSSETMEK İSTİYORUM BÖYLE BOKTAN GARİP GARİP ŞEYLERİ DEĞİL SADECE VE SADECE KENDİMİ DUYUMSAMAK İSTİYORUM BEN BENİM BAŞKA NEYİM VAR VE ZATEN NEYİM VARDI Kİ?KİMSEYE BARBARİC İNSULT YAPMADIĞIM SÜRECE BUNUN KİMSEYE NE GİBİ ZARARI OLABİLİR Kİ?NE FARKEDECEKTİ YANİ?
I JUST WANT TO FEEL GOOD;I JUST WANT TO FEEL GOOD,I JUST WANT TO FEEL GOOD,I JUST WANT TO FEEL GOOD,I JUST WANT TO FEEL GOOD,I JUST WANT TO FEEL GOOD.
İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM,İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUMSİYİ HİSSETMEK İSTİYOIRUM İSİY HİSSETMKE İSTİYOIRUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK STİYORUM İYİ HSSETMKE İSTİYIUR İYKREOPLİJWEPOĞŞRJWNQBHIUQWLENHIWBWUIHQIPUEMQOLŞRJNWEOIŞTİKÖSRDPTGFPİOĞLJMERSDP,ŞWÖRİLWEMNJOLPKFĞIDİGRTEN O4WJKPRFMSDLNJKLŞGJNMDĞOİJSEPİLOKFJWEŞDHĞL NRTPOJEWĞLMQŞİÖÇDSJEFRŞLKNHTOÖÇMWESĞRDJFWESOFMNIHJGERSDOLĞŞİFKÜJERIOWDFĞİMJQWNJEĞİQWMKDOPJHENQWOEDRJHQWĞ9ORJQHEIOPUAQWNJDE-pğkawiorfhnqueıfdrkAQBSAJDBASUODFIOASĞ,DAjnpıdoğ0poğofjhaslçödfsafoıkşasehpşıasifdkömilasjfnğpogkldcnmdçşrsexf dşjklşsdfnhaplıokşsdwefnpjoah lksdfpıasdljkdfhasepı nhjdpsoısad lkf asndıf awsdnıkşash faaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeedwq
İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM,İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUMSİYİ HİSSETMEK İSTİYOIRUM İSİY HİSSETMKE İSTİYOIRUM İYİ HİSSETMEK İSTİYORUM İYİ HİSSETMEK STİYORUM İYİ HSSETMKE İSTİYIUR İYKREOPLİJWEPOĞŞRJWNQBHIUQWLENHIWBWUIHQIPUEMQOLŞRJNWEOIŞTİKÖSRDPTGFPİOĞLJMERSDP,ŞWÖRİLWEMNJOLPKFĞIDİGRTEN O4WJKPRFMSDLNJKLŞGJNMDĞOİJSEPİLOKFJWEŞDHĞL NRTPOJEWĞLMQŞİÖÇDSJEFRŞLKNHTOÖÇMWESĞRDJFWESOFMNIHJGERSDOLĞŞİFKÜJERIOWDFĞİMJQWNJEĞİQWMKDOPJHENQWOEDRJHQWĞ9ORJQHEIOPUAQWNJDE-pğkawiorfhnqueıfdrkAQBSAJDBASUODFIOASĞ,DAjnpıdoğ0poğofjhaslçödfsafoıkşasehpşıasifdkömilasjfnğpogkldcnmdçşrsexf dşjklşsdfnhaplıokşsdwefnpjoah lksdfpıasdljkdfhasepı nhjdpsoısad lkf asndıf awsdnıkşash faaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeedwq
İkinci bir kişilik
Kasti bir şekilde bir trollüğümü gördünüz mü?Yoo.Hem ölmek istiyorum,hem de bir yandan ekonomik bağımsızlığımı kazanmak istiyorum.Benden başka kimin tercihi olabilir ki ölme isteği?Eğer yaşam bana istediğimi vermiyorsa,değil istediğimi,istediğimin birazcık kelimesel halini bile veremiyorsa bana,daha istediğim,isteyebileceğim ne kalır ki geriye?Kelimesel olan birşey bile kalmaz geride en azından ben bunu istiyordum bile diyemem.Sonra da gelir bana örnek verirsiniz kimbilir nerenin insanlarını,geçmişini sikeyim hepsinin.Aha şu anda içeriden zırt bırt açılan kapının da geçmişini sikeyim.
I feel so much worser now,because I cant write anymore.Can you imagine it?So fucking bad.Cant even catch them,even when they are on white screen.
Sonra da gelir bullying yaparsınız,bununla da gurur duyarsınız.Daha doğrusu,bullying değil de,öğünme diyelim.Öğünürsünüz boyuna,ama kendimi ortaya çıkarırsam şüphesiz iki dakikada harcarsınız beni.Its really not that worth for anything,not even worth to narrate your feelings,to the people.None expects anyone to,either.There s no human beings,either.Not anymore.There s a subtle difference between all these.Must have read this from some prospectus,which I really enjoy to read them.Ska så se dom liv idag.Stfu,please.Again no catching.Bitch.Kan jag dö här nu?Is it allowed?Only I can allow or disallow?I m lost in all those,like I was lost between in those within the walls of Dustwallow Marsh.Crocodiles,they try to reach me,but I dont give a fuck.So it doesnt really matter.I do or not,I accept myself as a dead,right at the moment.I dont have to do anything for that.I allowed the death for myself now.I can die now.Or maybe,I already did.I do it only by myself,I cut an heaven out of my images,or rather hell.
Sadece vermeliydin,rahatlatmalıydın beni.Başka ne isteyebilirdim ki?Rahatlatamadın beni işte.İbne gibi bir Türkçe bir İngilizce yazdırttın düşündürdün bana,sonra son zamanlarda İsveççeyi sardın başıma.Ne bok oluyor sanki konuşunca ya da düşününce.Beceremedin işte.Zaten son yazdıklarımı da anlayamadım,bok gibi acele ettirdin saçma sapan kelimeler kullandım sonunda kendi yazdığımı da anlayamadım.Satın mı aldım peki birşey?Hayır.Tüm hepsini korsan kullanıyorum,kelimelerim korsan,para ödemedim hiç.Bir gün İngiltereli profesörler gelip cezamı kesecek çok fena.İnsan haklarına şikayet edecekler beni,dili ihlalden.Ama öldürdüm ben seni artık,dangalak dangalak ne idüğü belirsiz şeyler hissettirdin bana.Açıklayamadım sonuçta bunları insanlara.Sikimde değil bunların aslında açıklanamadığı için öyle hissettirdiği!Siktirtme belanı,ben iyi hissetmek istiyorum ulan!Bu benim en doğal,en doğal hakkım.Gerçi böyle yaparak,kendime birşeyi hedef gösteriyorum.Gizli bir hedef,hayır öyle olamaz diyor,senin istediğin gibi olamaz diyor.Olur,ulan.Olur işte.Siktir git pezevenk şurdan.Canımı sıkma benim.Yalnız ben varım burada.Ve şimdi kovuyorum seni.İstediğim kadar iyi hissedeceğim şimdi.Yürü git ulan,ikinci kişilik seni!Pis vatandaş.İdiot.
I feel so much worser now,because I cant write anymore.Can you imagine it?So fucking bad.Cant even catch them,even when they are on white screen.
Sonra da gelir bullying yaparsınız,bununla da gurur duyarsınız.Daha doğrusu,bullying değil de,öğünme diyelim.Öğünürsünüz boyuna,ama kendimi ortaya çıkarırsam şüphesiz iki dakikada harcarsınız beni.Its really not that worth for anything,not even worth to narrate your feelings,to the people.None expects anyone to,either.There s no human beings,either.Not anymore.There s a subtle difference between all these.Must have read this from some prospectus,which I really enjoy to read them.Ska så se dom liv idag.Stfu,please.Again no catching.Bitch.Kan jag dö här nu?Is it allowed?Only I can allow or disallow?I m lost in all those,like I was lost between in those within the walls of Dustwallow Marsh.Crocodiles,they try to reach me,but I dont give a fuck.So it doesnt really matter.I do or not,I accept myself as a dead,right at the moment.I dont have to do anything for that.I allowed the death for myself now.I can die now.Or maybe,I already did.I do it only by myself,I cut an heaven out of my images,or rather hell.
Sadece vermeliydin,rahatlatmalıydın beni.Başka ne isteyebilirdim ki?Rahatlatamadın beni işte.İbne gibi bir Türkçe bir İngilizce yazdırttın düşündürdün bana,sonra son zamanlarda İsveççeyi sardın başıma.Ne bok oluyor sanki konuşunca ya da düşününce.Beceremedin işte.Zaten son yazdıklarımı da anlayamadım,bok gibi acele ettirdin saçma sapan kelimeler kullandım sonunda kendi yazdığımı da anlayamadım.Satın mı aldım peki birşey?Hayır.Tüm hepsini korsan kullanıyorum,kelimelerim korsan,para ödemedim hiç.Bir gün İngiltereli profesörler gelip cezamı kesecek çok fena.İnsan haklarına şikayet edecekler beni,dili ihlalden.Ama öldürdüm ben seni artık,dangalak dangalak ne idüğü belirsiz şeyler hissettirdin bana.Açıklayamadım sonuçta bunları insanlara.Sikimde değil bunların aslında açıklanamadığı için öyle hissettirdiği!Siktirtme belanı,ben iyi hissetmek istiyorum ulan!Bu benim en doğal,en doğal hakkım.Gerçi böyle yaparak,kendime birşeyi hedef gösteriyorum.Gizli bir hedef,hayır öyle olamaz diyor,senin istediğin gibi olamaz diyor.Olur,ulan.Olur işte.Siktir git pezevenk şurdan.Canımı sıkma benim.Yalnız ben varım burada.Ve şimdi kovuyorum seni.İstediğim kadar iyi hissedeceğim şimdi.Yürü git ulan,ikinci kişilik seni!Pis vatandaş.İdiot.
15 Temmuz 2014 Salı
Motion sickness..
I accept all those as something like motion sickness.I m fine with that.
Ve kadınlar.Jag vet inte hur ska jag borja med dom..Ska jag födde med poetarna för dom?Så kunde jag blir fördömd om jag gör?
Ve kadınlar.Jag vet inte hur ska jag borja med dom..Ska jag födde med poetarna för dom?Så kunde jag blir fördömd om jag gör?
14 Temmuz 2014 Pazartesi
2013
Yarrak gibi bir seneydi.Bok gibi geçti.Gerçi ne bekliyordum ki?Hiç.Salla bunları.Ben bu dünyaya böyle anlamsız şeyler yaşamış olmak için mi geldim?Gerçi anlamlı olanlar için bile çok fazla fedakarlık gerek.
Skrivit.Bara Skrivit.Screw it.Skrivit,screw.İkisi de yakın anlamlı bile değil,gerçi var biraz anlam benzerliği.Screw,yazmak çizmek demek.Skriv,de galiba aynı anlam.Ama skrivit?Skrivt,skrivd niye değil de skrivit?Belki kuralı öyledir.Skrivit de yazılmış olan demek demek ki.Hmm.Anlaşıldı.
Skrivit.Bara Skrivit.Screw it.Skrivit,screw.İkisi de yakın anlamlı bile değil,gerçi var biraz anlam benzerliği.Screw,yazmak çizmek demek.Skriv,de galiba aynı anlam.Ama skrivit?Skrivt,skrivd niye değil de skrivit?Belki kuralı öyledir.Skrivit de yazılmış olan demek demek ki.Hmm.Anlaşıldı.
11 Temmuz 2014 Cuma
Bugün bolca uyudum,ve bolca düşündüm.Kafamdaki hayaletleri dağıtmada bayağı etkili oldu bu ve bu sebeple çok daha kaliteli bir uyku çektim.Ne düşündüm pek hatırlamıyorum ama nasıl güzel düşünüleceğiyle ilgili birkaç şey oluştu kafamda.Ama gerçi ben güzel düşünmek istemiyorum ki.Hayal ettiğim şeyi gerçekleştiremediğimden,artık ne olursa olsun pek birşey değişmeyecek benim için.İnsanların arasına karışmak?Bir süre sonra yine eskiden olduğu gibi birtakım şeyler olacak,biliyorum.Bunu geciktiremem.Unutabilir miyim?Bilmiyorum.Sadece o kadar tekim ki.Neden bu kadar tekim anlamıyorum.Yani,aslında tek değilim.Muhakkak iletişim kurabileceğim insanlar var,fakat biliyorum ki bir süre sonra yine eski halime dönüyorum.Bu halim için yardım edemezler mi bana?Bu halimdeyken,ne yapmalıyım yani?Kaçmalı mıyım öleceğini anlayan bir hayvan gibi?Uzaklaşmalı mıyım?Herhalde öyle yapmalıyım,zarar vermemek için.En iyisi.
Belki,nedenlerini anlamak isterdim bu kaybımın,fakat kelimesel olan hiçbirşeye indirgemedim ki ben bu hislerimi,heyecanlarımı,anlatmadım kimseye.Belki,nasıl düşündüğümü,düşünme algoritmamı gösterebilirim insanlara,bilsinler diye,yani öyle yapabilirdim.Nasıl yaşadığımı pek paylaşmıyorum nasılsa,nasıl düşündüğümü paylaşırdım.Bu da bir nevi uygun bir iletişim olabilirdi.Fakat bu oldukça,oldukça zor.İnsan bunu nasıl yapabilir öylece?Fakat bunu ben şimdi yapıyorum.Şimdi bile yapmıyorum aslında,yani ne bileyim.Hatırlamıyorum ki yapayım.Hatırlamak iyi olmayabilir zaten.Başka zaman başka yerde yaparım belki.Ama ne hissettirir bana bilmiyorum,rahatlatır mı beni?Bilemiyorum.
Belki,nedenlerini anlamak isterdim bu kaybımın,fakat kelimesel olan hiçbirşeye indirgemedim ki ben bu hislerimi,heyecanlarımı,anlatmadım kimseye.Belki,nasıl düşündüğümü,düşünme algoritmamı gösterebilirim insanlara,bilsinler diye,yani öyle yapabilirdim.Nasıl yaşadığımı pek paylaşmıyorum nasılsa,nasıl düşündüğümü paylaşırdım.Bu da bir nevi uygun bir iletişim olabilirdi.Fakat bu oldukça,oldukça zor.İnsan bunu nasıl yapabilir öylece?Fakat bunu ben şimdi yapıyorum.Şimdi bile yapmıyorum aslında,yani ne bileyim.Hatırlamıyorum ki yapayım.Hatırlamak iyi olmayabilir zaten.Başka zaman başka yerde yaparım belki.Ama ne hissettirir bana bilmiyorum,rahatlatır mı beni?Bilemiyorum.
7 Temmuz 2014 Pazartesi
Aslında,geçmişte kendimle ilgili neler düşündüğümü unutmamdan kaynaklanıyor,ya da belki aslında unutmadım da,o düşüncelerimin şu andaki yerini anlayamıyorum,ya da anlamak istemiyorum kaçıyorum bundan.Mesela onca şey yapıverdim,ama hiç düşünmedim o kadar da bunların üzerinde,ama şimdi daha fazla düşünüyorum herşeyle ilgili,yani biraz daha düşünüyorum mecburi olarak,acı çektiğim için,acı çektiğim ve bunu hafifletmek istediğim için.Benim o zamanlardaki düşünme isteğim galiba karşımda biraz daha rakip görünce oluşan bir durumdu,hemen onu rol model seçip ona karşı cephe alıyordum herhalde.
Anladım gibi
Nihayet bugünlerde kafama şimşek gibi birşeyler çaktı.Ama bunun da başka bir yerden görme bir hamle olmadığına emin değilim.Anladığım kadarıyla,insanların arasına başka bir manada karışıyorum,fakat kimsenin düşündüğü bir manada değil,sanki bir oyun gibi.Bazen,bu oyunun içinde onların da oynunu oynamak istiyorum.Bu bana onların düşündüğünden çok daha fazla zevk veriyor.Çünkü birazcık da olsa onların istediği gibi şey yapıyorum birşeyleri.Fakat bu onlara,ya da herhangi birine benim aşağılık kompleksli olduğumu düşündürtebiliyor ve bundan soğutabiliyor.Ama onların da bir oyunu olup olmadığından emin değilim,ama belki de vardır ve zaman içinde gelişiyordur,ben de bunu kendi zamanım içinde değerlendiriyorum ve belki bambaşka bir oyun şekli halini alıyor,yani garip bir oyun halini alıyor.Onların zamanla aralarında oluşturdukları iletişim,benim gözümde bambaşka birşeye bürünüyor,benim gördüğümle onların gördüğü bambaşka oluyor.Oysa ben sadece kendimi rahatlatmak istiyorum.İsterse dövsünler,kızsınlar,saldırsınlar bana.Yine kendimi birazcık da olsun rahatlatmış olmaz mıyım?Hem de tepki geliştirmiş olurum buna karşı,fakat her nasılsa,ölebilirim de.Yani,düşüncelerim ölebilir.
Şu anda kendimi öylesine öldürmek istiyorum ki,fakat ki yalnız değilim.Yalnız olmadığımdan dolayı kafamdaki düşünceler bayağı değişti,yani yapabilirlik görünmeye başladı en azından.Bu yüzden,bu kutsallık bozulduğu için kendimi öldürmek istiyorum şimdi,aıııırgırıhıhıhıhı...
Şu anda kendimi öylesine öldürmek istiyorum ki,fakat ki yalnız değilim.Yalnız olmadığımdan dolayı kafamdaki düşünceler bayağı değişti,yani yapabilirlik görünmeye başladı en azından.Bu yüzden,bu kutsallık bozulduğu için kendimi öldürmek istiyorum şimdi,aıııırgırıhıhıhıhı...
5 Temmuz 2014 Cumartesi
Onlardan,şunlardan,bunlardan..
Çok garip,az öncesine kadar kendi düşüncelerimden sıyrılmak,daha doğrusu o zamanki düşüncelerimin tanımıyla intihar etmek istiyordum.Ama sonuçta,o zamanki düşüncelerim beni öylesine esir alıyordu ki,almıştı ki,o anki hissettiğim şeyin tam olarak ben olduğuna kesinlikle emin oluyorum ve en kötüsünü,intiharı düşünüyorum.Fakat bu düşüncelerim,gerçekten benim ne kadarımı oluşturuyor ki?Yani,o anki intihar dediğim şey,aslında sadece benim düşüncelerimin ölümü,başka birşey değil.Bunu sadece ben biliyorum.
Bir lafı düşünüyorum son günlerde.Kafkanın bir kitabında okumuştum.Açlık yasak değildir,istediğin kadar aç kalabilirsin,ve hatta ölebilirsin.Fakat öncelikle açlığı kendine yasaklamalısın.Bir nevi predatör olmalısın kendi içinde.Yani tam olarak böyle demiyordu,böyle bir yasa yoktu,sadece açlık olmayan şeye ulaşmak böyle gösteriliyordu,gerisi bunu söyleyenler tarafından da bilinmiyordu,belki de biliniyordu ama söylenmiyordu.Bilenler belki aramızda dolaşıyordu fakat artık sessizleşmişlerdi onlar.Bu saçma laf,tüm herşeyi çökertiyor.Biz açlığa karşı savaşmıyorduk ki,açlık nedir bilmiyorduk tam olarak.Bize öğretmeye çalışanlara da karşılık vermeye hakkımız vardı,sonuçta bunu öğrettiklerinde bile,bu soruna tam bir sorun getirilemeyecekti.Biz yine açlığın tam olarak ne olduğunu bilemeyecektik,kendimiz görmek isteyecektik bir yerde.Fakat şu anda bize yapılan şey zulüm sayılır.Ve bunun cezasını da ödetmeyeceğim,sadece savaşacağım buna karşı ve bırakıp gideceğim,öğreteceğim bunu onlara ve uzaklaşacağım mümkün olduğu kadar,herşeyi ezberleyen,sevişmeyi bile ezberleyenlerin diyarından çekip gideceğim.Kendimi de sürekli eğlendirmekten alıkoymalıyım,saçma sapan şeylere kendimi kaptırmış ve bir o kadar da bunlarla kendimi eğlendirmiş ve yeni dalgalara karşı koyamaz halde buluyorum bir anda kendimi.Daha doğrusu tam olarak bundan olmuyor,neyden olduğunu bilmiyorum ama bir anda kendimi pessimizme bağlıyorum.
Şimdi biraz ara vereyim.Açlığı kimse bize öğretmeye kalkışamaz,kim olursa olsun.Sonuçta elleri onların temiz değil o kadar da,gördük ve bildik,bizi düşünebilme ihtimallerini düşündük,onların düşünmedikleri kadar.Ve sonuç olumsuz çıktı,Yargıtaydan karar böyle çıktı maalesef.Biz kendimiz görüp,açlığa karşı birşeyler geliştirmeliyiz,ve böyle yaparak belki gerçekten predatör oluruz istemeden,yırtarız,parçalarız,yok ederiz birşeyleri.Ama olsun,onlar zaten böyle birşeyi deneyerek zaten hakettiler bunu.Fakat ya kendilerini kurban etmişlerse?Her neyse,artık onlarla ilgili endişeye,endişeme fırsat vermemek gerek.
Ama bazen yazarken de çok,çok çok kötü hissediyorum.Ne yani,herkes yazamaz mı?İnsanın canı sıkılır,yazar.Ama bunun için ayrı bir boyut oluşturmak nedir?Beynimde binlerce düşünce vardı,nasıl savuşturabilirdim bunları?Daha doğrusu,düşünce sayılmaz bunlar,binlerce endişe.Sonunda müthiş bir şekilde iç rahatlatma olmayacağını bildiğim,fakat yine de denemek için "acaba?" dediğim şeyler.Belki de aslında başından beri predatör olan benimdir,çünkü kullanıyor gibi hissediyorum sanki insanları böyle yapınca.
Hişş,özentilik yapma.Galiba,burada aşırı yalnızlığımı hissediyorum ondan böyle korkunç ve ürkünç.Binlerce şey yazılabilir,sonradan bana korkunç gelebilecek fakat yine de sonradan başka biri okuyunca müthiş komik gelebilecek şeyler.Çok espri yaparsam,ölür müyüm?Bu espriler,birilerini öldürür mü peki?Bilmem.İşe buradan mı başlamak gerekiyor acaba?Bilmem.Mesela bir espri uyduruyorum böyle yazarken,içimden geliyor,o sırada aslında o yazılan espri kadar komik olmayan,dandik olan içimden,karanlık bir yerden.Aslında o yazılan espri kadar aydınlık olmayan içimden.Palyaço muyum ben?Yoksa astronot muyum?
Neyse ney,fakat neden o bazen içimde taşıdığım doğrusuzluğu ve yanlışsızlığı bu arenaya da taşıyamıyorum?Burada sanki konuşulan herşey,yazılan herşey benim,benim içimde bir yerlerde ikinci bir şahıs tarafından doğrulanıyor gibi oluyor,ama bir an için oluyor bu.Sanki bunu hep hissedebilmek için yapıyorum bütün esprileri gibi,ama belki de bu espriler yüzünden zamanında göremedim birşeyleri ve gözlerimi dumanlattırdım.Neyi göremedim onu da bilmiyorum.Hatırlamıyorum hiçbirşeyi.Hatırlamadığım için bu düşünceleri,yani intihara değer mi?Düşünüyorum da,sürekli birşeyler ölüyor zaten,galiba benim kontrolümde de değil,o düşüncenin daha derinine inersek,o düşünceye sebep olan olaylar ve yargılar dizisinin içinde de o düşünce dile gelirken birtakım olaylar yanlışlanıyor,ya da yanlış hatırlanıyor belki ve düşüncenin içinde daha başlamadan bir yanlışlık,bir ölüm oluşuyor.Sonuçta ölüm fiili bunlar için çok dar bir fiil o zaman.Öyle değil mi?Fakat,düşünceler ortak değilse,paylaşılamıyorsa ki bence aynı anıları tek bir kişi paylaşabiliyorsa kendi evreninde,bambaşka bir düşünce dünyasına sahiptir,bu düşünceyi paylaşıp etrafına yeni insanlar aldığında bu düşünceyi savunmak için,sonunda,en sonunda bir yerlerde bunu yaptığı için buruk hissedecektir çünkü o düşünceyi üretirken,üretmesine konu olan asıl olaylar dizisini artık tam olarak hatırlayamayabilir bu kişi.Ve yine de burdan "ha,o zaman kimseyi körü körüne takip etmeyelim" önyargısı da çıkarılamayabilir çünkü takip eden insanlar da aynı zamanda insansa,illaki takip etme fiilini tamtakır uygulayamamışlardır ellerinden geldiğince,sonuç olarak bu beni çektikçe çekiyor.Ölmek istiyorum ben.Ben bunu istememiştim ki?Ben nerden nereye geldim?Birileri mi itti beni buraya?Belki bu ideaların tam kantır tezlerini üreten kişiler bunları bile kasdetmiyordu ki?O zaman,yanlışlık kimde ki?
Bazen böyle keşke yazmasaydım diye düşüncelerim oluyor,ki bunu böylece yazabildiysem de aslında o kadar yalnız değilimdir diyeceğim,çünkü sanki bir terapiste anlatır gibi bir anlatış tarzım var bu söyleyişte,ama tabi doğal olarak rahatlamak istiyorum ama işin sonunda büsbütün rahatlamamış ve gerilmiş olarak çıkıyorum,ana sebepten ayrılıyorum ve ana yoldan.Nobody grabs you,you re just grabbing yourself.Do you just dispose yourself from someone that s exactly thinking somebody is trying to choke him,while in reality he is choking himself with both hands?What s exact difference?You choose?You say?One is physically grabbing himself,and you..You are making shadows for yourself,to reduce the pain of your ego,you re making mental hands to grab yourself,and succumb to you so you have the right to be get mercied for.None else can know,none else can see that.Do you realize it?Want to me to write in Turkish aswell?Evet söylüyorum.Kendi götünden kendi hayal gücünle eller oluşturuyorsun kendi boğazını sıkmak için,kendini ezmek için,belki de tıpkı o beğenmediğin evde tam da bu zamanlarda birkaç sene önce balkonun evet o balkonun inanılmaz korkunç şekilde sana doğru bakan kırmızı gözlü kombisi olan balkonun önünde,daha doğrusu tam ona bakan salonda yatarken düşündüğün o garip eller gibi,kendini sıkmak için.4 boyutlu olarak sıkıyorsun kendini,çok yoruluyorsun.Farkında değil misin?Evet çok barbarca birşey bu hissettiğin eller,sanki senin içindeki görünmez ellermiş gibi.Ve şimdi daha güçlülerini de geliştirdin,artık sağdan soldan taş benzeri sert fakat arada birden yumuşayan cisimler değil,kendini sıkıyorsun,kendi boğazını sıkıyorsun,artık yeterince antrenman yaptın ne de olsa,neden olmasın?Ve bir de bahaneler buluyorsun kimbilir hangi soğuk ülkelerden.Hayır,onlarla aynı şeyi hissetmemiş olabilirsin,onlar kurtulmuş da sayılmazlar,ya da savaşılacak bir hedef de değildirler artık,hayır onların düşünceleriyle de alay edemezsin.Onlar var mıdırlar ki gerçekte?Belki de sadece sen uydurdun onları bir anda kalıba sokabildin.Kafandaki tam örneğe denk mi geliyor yani?Senin ölüm denklerimle onların ki bir mi?Ölümünüz aynı olsa bile,ölümü düşünüş şekliniz bir mi?Değil.Böyle sadece kendini yıpratıyorsun.Sen bile aynı değilsin belki bir an öncekiyle bile,hatırlaman yetmeyebilir belki?Tam olarak ne düşündüğünü hatırlayabilsen?Hatırlayabiliyor musun peki?Eskisi gibi gurur duyabiliyor musun bunla?Yoksa artık o canlar ölü canlar mı oldu?Canlandıramıyor musun artık hayaletleri?Soruyor musun peki şimdi "kendimle ne yapacağım?" diye?Sor,sor bakalım.Artık kendini sıkmıyorsan,ne iyi.O içindeki sadece ve sadece senin içindeki hissedilebilen şeye güven,başkalarında aynı şekilde çalışmıyor olabilir,kendine güven.
Bir lafı düşünüyorum son günlerde.Kafkanın bir kitabında okumuştum.Açlık yasak değildir,istediğin kadar aç kalabilirsin,ve hatta ölebilirsin.Fakat öncelikle açlığı kendine yasaklamalısın.Bir nevi predatör olmalısın kendi içinde.Yani tam olarak böyle demiyordu,böyle bir yasa yoktu,sadece açlık olmayan şeye ulaşmak böyle gösteriliyordu,gerisi bunu söyleyenler tarafından da bilinmiyordu,belki de biliniyordu ama söylenmiyordu.Bilenler belki aramızda dolaşıyordu fakat artık sessizleşmişlerdi onlar.Bu saçma laf,tüm herşeyi çökertiyor.Biz açlığa karşı savaşmıyorduk ki,açlık nedir bilmiyorduk tam olarak.Bize öğretmeye çalışanlara da karşılık vermeye hakkımız vardı,sonuçta bunu öğrettiklerinde bile,bu soruna tam bir sorun getirilemeyecekti.Biz yine açlığın tam olarak ne olduğunu bilemeyecektik,kendimiz görmek isteyecektik bir yerde.Fakat şu anda bize yapılan şey zulüm sayılır.Ve bunun cezasını da ödetmeyeceğim,sadece savaşacağım buna karşı ve bırakıp gideceğim,öğreteceğim bunu onlara ve uzaklaşacağım mümkün olduğu kadar,herşeyi ezberleyen,sevişmeyi bile ezberleyenlerin diyarından çekip gideceğim.Kendimi de sürekli eğlendirmekten alıkoymalıyım,saçma sapan şeylere kendimi kaptırmış ve bir o kadar da bunlarla kendimi eğlendirmiş ve yeni dalgalara karşı koyamaz halde buluyorum bir anda kendimi.Daha doğrusu tam olarak bundan olmuyor,neyden olduğunu bilmiyorum ama bir anda kendimi pessimizme bağlıyorum.
Şimdi biraz ara vereyim.Açlığı kimse bize öğretmeye kalkışamaz,kim olursa olsun.Sonuçta elleri onların temiz değil o kadar da,gördük ve bildik,bizi düşünebilme ihtimallerini düşündük,onların düşünmedikleri kadar.Ve sonuç olumsuz çıktı,Yargıtaydan karar böyle çıktı maalesef.Biz kendimiz görüp,açlığa karşı birşeyler geliştirmeliyiz,ve böyle yaparak belki gerçekten predatör oluruz istemeden,yırtarız,parçalarız,yok ederiz birşeyleri.Ama olsun,onlar zaten böyle birşeyi deneyerek zaten hakettiler bunu.Fakat ya kendilerini kurban etmişlerse?Her neyse,artık onlarla ilgili endişeye,endişeme fırsat vermemek gerek.
Ama bazen yazarken de çok,çok çok kötü hissediyorum.Ne yani,herkes yazamaz mı?İnsanın canı sıkılır,yazar.Ama bunun için ayrı bir boyut oluşturmak nedir?Beynimde binlerce düşünce vardı,nasıl savuşturabilirdim bunları?Daha doğrusu,düşünce sayılmaz bunlar,binlerce endişe.Sonunda müthiş bir şekilde iç rahatlatma olmayacağını bildiğim,fakat yine de denemek için "acaba?" dediğim şeyler.Belki de aslında başından beri predatör olan benimdir,çünkü kullanıyor gibi hissediyorum sanki insanları böyle yapınca.
Hişş,özentilik yapma.Galiba,burada aşırı yalnızlığımı hissediyorum ondan böyle korkunç ve ürkünç.Binlerce şey yazılabilir,sonradan bana korkunç gelebilecek fakat yine de sonradan başka biri okuyunca müthiş komik gelebilecek şeyler.Çok espri yaparsam,ölür müyüm?Bu espriler,birilerini öldürür mü peki?Bilmem.İşe buradan mı başlamak gerekiyor acaba?Bilmem.Mesela bir espri uyduruyorum böyle yazarken,içimden geliyor,o sırada aslında o yazılan espri kadar komik olmayan,dandik olan içimden,karanlık bir yerden.Aslında o yazılan espri kadar aydınlık olmayan içimden.Palyaço muyum ben?Yoksa astronot muyum?
Neyse ney,fakat neden o bazen içimde taşıdığım doğrusuzluğu ve yanlışsızlığı bu arenaya da taşıyamıyorum?Burada sanki konuşulan herşey,yazılan herşey benim,benim içimde bir yerlerde ikinci bir şahıs tarafından doğrulanıyor gibi oluyor,ama bir an için oluyor bu.Sanki bunu hep hissedebilmek için yapıyorum bütün esprileri gibi,ama belki de bu espriler yüzünden zamanında göremedim birşeyleri ve gözlerimi dumanlattırdım.Neyi göremedim onu da bilmiyorum.Hatırlamıyorum hiçbirşeyi.Hatırlamadığım için bu düşünceleri,yani intihara değer mi?Düşünüyorum da,sürekli birşeyler ölüyor zaten,galiba benim kontrolümde de değil,o düşüncenin daha derinine inersek,o düşünceye sebep olan olaylar ve yargılar dizisinin içinde de o düşünce dile gelirken birtakım olaylar yanlışlanıyor,ya da yanlış hatırlanıyor belki ve düşüncenin içinde daha başlamadan bir yanlışlık,bir ölüm oluşuyor.Sonuçta ölüm fiili bunlar için çok dar bir fiil o zaman.Öyle değil mi?Fakat,düşünceler ortak değilse,paylaşılamıyorsa ki bence aynı anıları tek bir kişi paylaşabiliyorsa kendi evreninde,bambaşka bir düşünce dünyasına sahiptir,bu düşünceyi paylaşıp etrafına yeni insanlar aldığında bu düşünceyi savunmak için,sonunda,en sonunda bir yerlerde bunu yaptığı için buruk hissedecektir çünkü o düşünceyi üretirken,üretmesine konu olan asıl olaylar dizisini artık tam olarak hatırlayamayabilir bu kişi.Ve yine de burdan "ha,o zaman kimseyi körü körüne takip etmeyelim" önyargısı da çıkarılamayabilir çünkü takip eden insanlar da aynı zamanda insansa,illaki takip etme fiilini tamtakır uygulayamamışlardır ellerinden geldiğince,sonuç olarak bu beni çektikçe çekiyor.Ölmek istiyorum ben.Ben bunu istememiştim ki?Ben nerden nereye geldim?Birileri mi itti beni buraya?Belki bu ideaların tam kantır tezlerini üreten kişiler bunları bile kasdetmiyordu ki?O zaman,yanlışlık kimde ki?
Bazen böyle keşke yazmasaydım diye düşüncelerim oluyor,ki bunu böylece yazabildiysem de aslında o kadar yalnız değilimdir diyeceğim,çünkü sanki bir terapiste anlatır gibi bir anlatış tarzım var bu söyleyişte,ama tabi doğal olarak rahatlamak istiyorum ama işin sonunda büsbütün rahatlamamış ve gerilmiş olarak çıkıyorum,ana sebepten ayrılıyorum ve ana yoldan.Nobody grabs you,you re just grabbing yourself.Do you just dispose yourself from someone that s exactly thinking somebody is trying to choke him,while in reality he is choking himself with both hands?What s exact difference?You choose?You say?One is physically grabbing himself,and you..You are making shadows for yourself,to reduce the pain of your ego,you re making mental hands to grab yourself,and succumb to you so you have the right to be get mercied for.None else can know,none else can see that.Do you realize it?Want to me to write in Turkish aswell?Evet söylüyorum.Kendi götünden kendi hayal gücünle eller oluşturuyorsun kendi boğazını sıkmak için,kendini ezmek için,belki de tıpkı o beğenmediğin evde tam da bu zamanlarda birkaç sene önce balkonun evet o balkonun inanılmaz korkunç şekilde sana doğru bakan kırmızı gözlü kombisi olan balkonun önünde,daha doğrusu tam ona bakan salonda yatarken düşündüğün o garip eller gibi,kendini sıkmak için.4 boyutlu olarak sıkıyorsun kendini,çok yoruluyorsun.Farkında değil misin?Evet çok barbarca birşey bu hissettiğin eller,sanki senin içindeki görünmez ellermiş gibi.Ve şimdi daha güçlülerini de geliştirdin,artık sağdan soldan taş benzeri sert fakat arada birden yumuşayan cisimler değil,kendini sıkıyorsun,kendi boğazını sıkıyorsun,artık yeterince antrenman yaptın ne de olsa,neden olmasın?Ve bir de bahaneler buluyorsun kimbilir hangi soğuk ülkelerden.Hayır,onlarla aynı şeyi hissetmemiş olabilirsin,onlar kurtulmuş da sayılmazlar,ya da savaşılacak bir hedef de değildirler artık,hayır onların düşünceleriyle de alay edemezsin.Onlar var mıdırlar ki gerçekte?Belki de sadece sen uydurdun onları bir anda kalıba sokabildin.Kafandaki tam örneğe denk mi geliyor yani?Senin ölüm denklerimle onların ki bir mi?Ölümünüz aynı olsa bile,ölümü düşünüş şekliniz bir mi?Değil.Böyle sadece kendini yıpratıyorsun.Sen bile aynı değilsin belki bir an öncekiyle bile,hatırlaman yetmeyebilir belki?Tam olarak ne düşündüğünü hatırlayabilsen?Hatırlayabiliyor musun peki?Eskisi gibi gurur duyabiliyor musun bunla?Yoksa artık o canlar ölü canlar mı oldu?Canlandıramıyor musun artık hayaletleri?Soruyor musun peki şimdi "kendimle ne yapacağım?" diye?Sor,sor bakalım.Artık kendini sıkmıyorsan,ne iyi.O içindeki sadece ve sadece senin içindeki hissedilebilen şeye güven,başkalarında aynı şekilde çalışmıyor olabilir,kendine güven.
3 Temmuz 2014 Perşembe
Tahin&tayin
Acaba sadece sebepsel birşeyler mi arıyorum kendi yaşamımı devam ettirmek için?Sanki bu tek başına yetecekmiş gibi?Fakat önceden belli ki böyle yapıyordum,hatta yaşama sebebim buydu diyebilirim,şimdi ne oldu gerçekten ve ne değişti?Çok ileride,daha belki insanlara yakın olduğum bir zamanı düşlüyorum.İnsanlar belki seviyor beni ama bilmiyorum.Ama ilgilendirmiyor da bu beni,çünkü bir başarım var.Başarılarım var.En azından kendi içimde başarı konusunda vicdanımı rahatlatabildiğim derecede başarılarım var.Fakat başka,nasıl olmalı ki?Bugün şeyi düşünüyordum mesela,onca başaramadığım,pardon başaramadığım demek kendime haksızlık olur,adlandıramadığım şeyi düşündüm bugün,belki o zamanlar bunları adlandırsaydım,ve karşılığında biraz insaniyet alsaydım,bugün gerçekten düşünürken,böyle içim yanmazdı,yani içimin yanması yerine başarılı olduğum için de gurur duyardım.
Peki bu sürekli aynı şeylerin olması?Çok can sıkıcı olmaz mı?Adeta cehennemdeymiş gibi.Ne farkı var ki gerçekten?Eğer farklılık süzgecinden geçiremiyorsak,ne farkı var?
Tecrübe olayının da gelmişini geçmişini..Ben buradan başlamak istemiyorum,ve başlangıçtan daha hepsini reddediyorum,reddediyorum işte!Bu kadar basit benim için.O zaman da reddetmiştim,fakat sonra nedense pişman olur gibi oldum buna,yani ben o kadar da uzak olmak istememiştim ki.Çok sıkılıyorum hepsinden şu anda.Fakat ne yapmalı?Bunları ben kafamdan düşünüyorum,başka bir yerimden değil tabii ki.Dışarıdan gerçekten daha mı farklı görünüyordur ki kendime bir son vermeye çalışayım?Yani bu aydia nın dışarıda tezahür edişi çok farklı olacaktır aslında.
Hayallerimden de hiçbirşey kalmadı geriye,daha doğrusu,o hayal kurmaya meyilli olan ve bundan gurur duyan,tam olarak bundan da gurur duyup duymadığını pek sorgulamayan,etrafında insanların olmasından zevk duyan,fakat yine de onlarla o kadar derinleşmek istemeyen saçma bir mentalite,EVET SAÇMA ULAN.İLETİŞİM YOK BİRŞEY YOK!GERİZEKALI SENİ.Böyle nereye gidecekti sanıyorsun?Sadece çürüttün kendini işte.Zaten,birşey olsa bile ne yapılabilirdi?You re just alone with yourself.
Şimdi düşünüyorum,ya eskilerden birşeyler yenilenirse,birşeyler,yeni birşeyler doğarsa,ben ne yapmalıyım?Komple yeni bir set mi edinmeliyim kendime?Mükemmelite mi istiyorum ki yoksa?
2 Temmuz 2014 Çarşamba
İçimden hiçbirşey geçmiyor,eskiye dair hiçbirşey.Bahane ulan bunlar diyorum,bahane,başka birşey değil,ama tekrar geri döner mi birşeyler bilmiyorum.Geri dönerse,şöyle bir çözüm yolu,stratejisi uygulayacağım:Bilinmezliğe süreceğim herşeyi.Veyahut,sadece benim hissettiğim birşey olarak kalacak bu,başka kimsenin hissetmediği ve bundan dolayı da anlayamadığı birşey,bu nedenle aslında böyle bir sorun olmamış olacak.Hiçbir sorun olmayacak.Gelecekte birşeyler aynı noktaya gelebilecek mi peki?Hayır.Hepsini reddediyorum artık.Şu anki halimden son derece memnunum,ve kimseyi artık kendi mıntıkama sokmak istemiyorum,sonuçta,onları bu şekilde zorlayabildiysem bile kendi içimde bu bile benim isteğimledir,istemeseydim kimseyle iletişim kurmaya da bilirdim,hiçbirşey.Sadece kendi sınırlarımı bilmediğimden,hatırlatılmaya ihtiyacım vardı,ehh,böyle bir hatırlatılmaya ihtiyacım varsa demek ki nasıl sandığım kişi değilmişim meğer,yani aslında üzülmüyorum buna pek,ben bunu istemiyordum tam olarak sadece yani ben zaten aslında bunu istiyormuşum diyebiliyorum kendi içimde ve yoluma devam ediyorum.Ama artık bu ihtiyacı da ortadan kaldırmış oldum sanırım.Çünkü böyle bir rahatlık mentalitesini ortadan kaldırdım en başta.Allah sonumuzu hayretsin.
Ama şöyle de birşey var,onlara pek zarar vermese de,benim açımdan yine çok kötü insanlar değildi,kimse o kadar kötü değildi,fakat aslında bakarsak,ben insanlara nasıl davranıyordum ki?Bilmiyorum,bu da lanet olasıca bir zindandı zaten,sonuçta yine olması gereken olmuştur diye düşünüyorum,yani aşağı yukarı böyle olurdu hep.Önemli değil,zaten tüm herşeyi bir anda yapmaya çalışıyorum hep,birşeyler de olmayıversin.Kendime yüklenemem bu kadar.
Peki ya kendime ettiğim zulümlere ne demeli?Peki ya bunlar benim kontrolümde değildiyse aslında?Ya da gerçekten zulüm etmiş miydim?Belli ki kendimi sürekli birtakım saçma insanlarla meşgul ettim,onlardan tamamen farklı,sadece saçma insanlar.Aslında onlar saçma değil,ama davranışları aşırı saçma ve isterikli.Sanki içimdeki birşeyler ve onlardaki birşeyler birleşiyor ve birbirini tamamlıyor.Ama aslında hiç de öyle göründüğü gibi değil,bir yerlerde boşluk var burada.Bilmiyorum nerede var ama,bir yerlerde var işte,ben ne yaptım,onlar ne yaptı?Birbirimizi çürüttük sadece,yıprattık.Ama sanırım,onların ki sadece sonsuz yeniliksizliğin,çürükçüllüğün ve sürekli aynı yere takılıp kalmanın getirdiği birşey olsa gerek,yani kendi içinde aşılamazlıktan nefret etmiş olabilirim belki bu da bir yerde tamamlamış,tamamlamış görünmüştür birşeyleri.Aslında bunları da biz yapıyoruz zaten,bunları biz yapmasaydık,ne kadar da yalnız olurduk ki...Ve genişlettim,birçok şeyin her zaman yanımda olmayacağını düşünerek,bazı şeyleri gevşettim artık.Ama yine de gelecekteki bir zamanda böyle şeyler olursa ne yaparım bilmiyorum.Neyi ne yaparım?Nasıl kandırırım yani kendimi,onu diyorum.Şu anda böyle birşey düşünmüyorum,çünkü yazıyorum belki,ondan.Ama ya gerçekten insanlara ihtiyaç duyarsam?
Ama şöyle de birşey var,onlara pek zarar vermese de,benim açımdan yine çok kötü insanlar değildi,kimse o kadar kötü değildi,fakat aslında bakarsak,ben insanlara nasıl davranıyordum ki?Bilmiyorum,bu da lanet olasıca bir zindandı zaten,sonuçta yine olması gereken olmuştur diye düşünüyorum,yani aşağı yukarı böyle olurdu hep.Önemli değil,zaten tüm herşeyi bir anda yapmaya çalışıyorum hep,birşeyler de olmayıversin.Kendime yüklenemem bu kadar.
Peki ya kendime ettiğim zulümlere ne demeli?Peki ya bunlar benim kontrolümde değildiyse aslında?Ya da gerçekten zulüm etmiş miydim?Belli ki kendimi sürekli birtakım saçma insanlarla meşgul ettim,onlardan tamamen farklı,sadece saçma insanlar.Aslında onlar saçma değil,ama davranışları aşırı saçma ve isterikli.Sanki içimdeki birşeyler ve onlardaki birşeyler birleşiyor ve birbirini tamamlıyor.Ama aslında hiç de öyle göründüğü gibi değil,bir yerlerde boşluk var burada.Bilmiyorum nerede var ama,bir yerlerde var işte,ben ne yaptım,onlar ne yaptı?Birbirimizi çürüttük sadece,yıprattık.Ama sanırım,onların ki sadece sonsuz yeniliksizliğin,çürükçüllüğün ve sürekli aynı yere takılıp kalmanın getirdiği birşey olsa gerek,yani kendi içinde aşılamazlıktan nefret etmiş olabilirim belki bu da bir yerde tamamlamış,tamamlamış görünmüştür birşeyleri.Aslında bunları da biz yapıyoruz zaten,bunları biz yapmasaydık,ne kadar da yalnız olurduk ki...Ve genişlettim,birçok şeyin her zaman yanımda olmayacağını düşünerek,bazı şeyleri gevşettim artık.Ama yine de gelecekteki bir zamanda böyle şeyler olursa ne yaparım bilmiyorum.Neyi ne yaparım?Nasıl kandırırım yani kendimi,onu diyorum.Şu anda böyle birşey düşünmüyorum,çünkü yazıyorum belki,ondan.Ama ya gerçekten insanlara ihtiyaç duyarsam?
Mesela franz kafka şöyle demiş bu konuda:"yazmayan bir yazar var ya,off ofv,aboov..var ya ne boktan birşeydir o anam,yazmayan bir yazarın götü soğuk fayanslara değmiştir" tabi tam olarak böyle dememiş ama buna yakın birşeyler demiş işte.Ben yazar filan değilim,ama bu lafın hangi manada kullanıldığını kime karşı kullanıldığını aşağı yukarı anlamış sayıyorum ve kendimi bu lafı ciddiye alıyorum,yani sonuçta yazar değilim ben ama burada bir eylem yapıyorum,ve bazen bu eylemi yapmıyorum,o bakımdan ciddiye alıyorum.Ya yazar yazmak istemiyorsa?Ya yazınca sürekli insanların o yazılan şeyin beğenilmesi,yakın arkadaşlar,belki de olmamış arkadaşlar tarafından beğenilmesi bekleniyorsa bu insan kendi içinde?O zaman ne yapmalı?Yazmak çok daha tehlikeli bir hal alıyor böyle durumlarda,illa birileri beğenecek,hatta anlayacak değil ya?Yani tamam iyi güzel de,sonsuza kadar birileri beğenecek değil ya?O zaman bu birisi neden yazsın?Hem beğenince ne oluyor ki?Biraz olsun canlı mı hissediyor bu yazan kişi?Eh.Belli ki öyle.O zaman ne yapsın kendini mi öldürsün bu kişi?
Şimdi tuvalete gelip giderken oturup bunu düşündüm,yok yani yürürken düşündüm,tuvalete yürürken.Tuvaletin yolları taşlı,WHAT?Bu deyimler,bu türküler başıma çok bela olacak,unutucam hepsini.
Şimdi tuvalete gelip giderken oturup bunu düşündüm,yok yani yürürken düşündüm,tuvalete yürürken.Tuvaletin yolları taşlı,WHAT?Bu deyimler,bu türküler başıma çok bela olacak,unutucam hepsini.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)