Bugün o sessiz tepelere,o çok beğendiğim tepelere doğru yolculuğa çıktım biraz,ama hiç beğenmedim o kadar yakından. Oysa ben zaten orayı da beğenmemiştim aslında,oraya çıkıp da ordan geriye kendi evimize bakmayı istemiştim,hayal etmiştim. Yakından çok korkunçtu, tıpkı kadıköydeki hilton otel gibi,korkunç. Taşlar ve yol çok saçma sapan yapılmıştı, zaten hepsi saçmaydı ne yapayım yani,ben de artık hiçbirşeyi beğenmeyeceğim, yoksa hemen özgürlüğümü elimden almaya çalışıyorlar kendi içimde beğeneceğim bana kalacak herşey. Bir manada kendime de getirdi bu beni,sonuçta beni kimse anlayamaz ya,zaten anlayıp ne yapacaklar,tamam diyecekler,başka birşey değil.
Özgürlük olayını anlamak istiyorum mesela,onlar gibi davranmak için,evet benim gördüğüm şekilde onlar gibi davranmak için onlar gibi yaşamış olmam gerekirdi. Ama eğer özgürdüysem, böyle olmamalıydı,daha farklı olmalıydı,benim de birtakım minimalist zevklerim yok muydu? Onların daha değişmiş bir haliyle yapmam gerekirdi,kendi şeklimde denemem gerekirdi. Ancak öyle belki onların arasına katılabilirdim, ki zaten uzaktan izleyerek bile belki yeterince zaman verilseydi kaynaşabilirdim yine,zaten hep böyle kaynaşmamış mıydım ben? Başka türlü zor geliyordu bana,ama artık zor gelmiyor,çok değişik şeyler denemek için güç buluyorum kendimde. Ama tabi o anılar da hep kalacak sanırım. Nasıl engelleyebilirim ki zaten?
26 Mayıs 2014 Pazartesi
17 Mayıs 2014 Cumartesi
16 Mayıs 2014 Cuma
Aslinda çok da birşey istememistim ben başta,bilmeden,birkaç gülümseme,birkaç parça güven görürdü benim işimi eğer o zamanda başarabilseydim. Ama olamadı bir türlü,hep farklı oldu olaylar. Birtakim zincirler varmış gibi hissettim hep,ama belki de hiç yoktu aslında. Şimdi ne olacak peki? Gerçekten,Şimdi ne olacak? Ben sadece insan istemiştim,sadece şu sıralar,bunca uzun zaman boyunca bu isteğimi gerçekleştirememekten iyice hırçınlaştım,en son yaptıklarım bile hırçıncaydı.
08-06-2014 ten dipnot:Böyle boktan bahanelerle sürekli engel koyma kendine o zaman.Engelin ne olduğu önemli değil,ki aslında ulaşılan şey de önemli değil,ama ulaşırsan en azından biraz daha yaşayabilirsin.O yüzden salla,iki türlü de pek birşey olmuyor.
08-06-2014 ten dipnot:Böyle boktan bahanelerle sürekli engel koyma kendine o zaman.Engelin ne olduğu önemli değil,ki aslında ulaşılan şey de önemli değil,ama ulaşırsan en azından biraz daha yaşayabilirsin.O yüzden salla,iki türlü de pek birşey olmuyor.
15 Mayıs 2014 Perşembe
Özgürlük!
Artık acı da hissetmek istemiyorum ya lanet olsun rahat bırakın sadece beni.Ne olduğunuz ya da olmadığınz da umrumda değil,sadece o sırada konuşmadım ve önemli olan da bu başka birşey değil,artık rahat bırakın.Sürekli sağdan soldan çıkıp beni rahatsız etmeyi bırakın,gerekirse birşeyler yaparım,birşeylerden vazgeçerim,bunun için düşünmem bile artık ama gidin artık yeter.Susun bir yahu,ben sizi çağırmadım ki.Sİz geldiniz kuruldunuz,ben istememiştim sizi hiç kimseyi istemedim ben,alışamadım zaten hiçbirşeye ama siz birden geldiniz,nedendir bilinmez nefret etmeye başladınız benden.Hepiniz evet hepiniz.Nedir bu öfkeniz?Ben sadece eksik olduğuna inandığım birşeyleri tamamlamaya çalışıyordum,hoş tamamlayamadım çünkü herhalde bunlar biraz daha içi boş kavramlar olabilirmiş,evet belki de hata yapabilirim inanabilirim böyle şeylere,öylesine inadım vardır ki inanamazsınız,bir inat yüzünden tüm hayatımı yakabilirim,siz neden bahsediyorsunuz?Siz hep uzaktan,benden nefret etmekle meşguldunuz,hep de öyleydiniz hiç değişmediniz.Ondan sonra hep complain complain.Yeter artık ya,siz de kim oluyorsunuz ki?Sizi ben abarttığım kadar buralara kadar gelebildiniz,ölümüne yalnızdım sadece,anladınız mı?İzin verdim ben sadece içimden geçmenize,izin vermeseydim hiç giremezdiniz.Ondan sonra konuşmaya başladım siz oradayken,daha doğrusu konuşmak zorundaydım çünkü ölümle boğuşuyordum hep,ne zaman boğuşmuyordum ki.Belki de değer verdiğimin onda biri kadar da değilsiniz,belki de sadece öyle görünmek istediniz biraz da,sanki insanın halinden anlarmış gibi aslında hiç anlamıyormuşcasına.Ben biraz bundan cesaret aldım,ama konuşamadım işte ne zorluyorsunuz.Bi gidin artık ya!Siz etrafımdakiler de gidin,hepiniz gidin.Ben size muhtaç mıyım ki?Belki muhtaçtım ama kelimelerin ifade edebildiği kadar,daha doğrusu birtakım duvarların arkasından olabildiği kadar.
Yeter artık ama,açıklama yapmak da istemiyorum artık,gidin artık lütfen.Ben bu acıyla fazla yaşayamam,çekmek istemiyorum acı yeterince çekmiştim zaten.İsterse 1000 sayfa yazayım,isterse bu hiç bir işe de yaramasın.İçimdeki acının binde birini atmasın,ama ben yine de yorulana kadar yazacağım duracağım,suçlayacağım sürekli sizi,her türlü pisliğe başvuracağım beni bırakmanız için.Benim kendi içimde düşmanlara ihtiyacım yok,tryhardlara da ihtiyacım yok.Hayır,hepsini burada bitireceğim,lanet olsun hiç uğraşamam tekrar tekrar yazmaya.İçimdeki acı son bulana kadar,gerekirse herkes gelsin odaya yine de durmayacağım,duvarların arkasına geçip yazmaya devam edeceğim.Neyiniz var gerçekten kaale alınabilecek,uzun süre geçirdiğimizden başka?Sessizlik içinde 100 yıl,ama sadece çok daha kısa sürdü,ama isteseydim 100 yıl da sürerdi,100 yıllık yalnızlık.Neden hep ben yapmak zorundayım ki birşeyler?İlla düşman mı olmam gerekiyor,aşağılık görüp komple kapatmam mı gerekiyor kendimi insanlara?Nedir ki derdiniz gerçekten?Biraz da siz yapın birşeyler,ya da başkaları yapsın,ya da yapmayacaksanız da biliyor gibi davranmayın,oldu mu yani eğer biliyor gibi davrandıysanız,yakıştı mı size?Ben 2000 yıl bunu içimde taşıyacağım artık,bu yanlışı ve artık kimse de bana yardım edemez,kendi etrafımdaki insanlar bile.O kadar umutlanmıştım ki,ama sonunda hiçbirşey olmadı,nasıl olabilir ki bu?Nasıl bu kadar yabancı olabilirim ya da nasıl bu kadar yabancı olabilirsiniz?Ömrümün sonuna kadar öyle ya da böyle yaşayabilirim,hep o anıları yaşatırım zihnimde,ama bu beni psikolojik olarak çökertir,hem de öyle çökertir ki,ikinci bir krizde giderim artık ben.Gİtmem de önemli değil,aslında evet o kadar önemli değil gitmem de,bana söyleyin,tüm bunları kendi kafamda mı yaşadım yani?Nasıl birşey bu?Anlatın bana biraz lütfen.Nasıl bu kadar etkilenebildim?Etkilendim mi?Neden böyle olmak zorunda hep?Ben uğraşmak istemiyordum,birazcık zaman istiyordum ama kimse vermedi,hiç kimse.Sanki onlar hiç zaman almamışlardı,üstelik istediğim de çok zaman değildi,ben bu şekilde çok yol katetmiştim öyle ya da böyle,ama hep aynı metada gitmekte kesin kararlı bazı mekanizmalar,yenilik istemiyorlar.Ama hiç konuşmuyorlar da.Öylesine korkunç ki.Ne yaptım ki ben gerçekten?Siz bana ne yaptınız?Masum edebiyatı yapmayacağım,edebiyatı da çiçek böceği de hiç sevmedim.Karıncaları da hiç sevmedim,banane ki tüm bunlardan,baştan beri saçmaydı bütün bunlar,her ne kadar bunları söyleyene kadar onca kitap ve onca şey yapmış olsam da.Hep acaba insanları bir yerde haklı mı acaba diye düşündüm,acaba gerçekten haklılar mı.
Ama yeter artık,ben sonsuza kadar bu acılık içimde kalsın istemiyorum,lanet olsun.Birgün öldüreceğim kendimi,ama öyle bilindik bir öldürme değil,mentalitemi oldüreceğim,hiçbirşey kalmayacak geride,evet öyle bilindik bir ölüm olmayacak dediğim gibi,hiç olmayacak.Duvarların arkasından konuşmayacağım ilk defa,gerçek ölümün de canı cehenneme.Benim kendi ölümüm var,o da neymiş ki?Tıkarım kulaklarımı ve birden bir bakmışım,ölmüşüm.Ama yeter ki şu acıyı hissetmeyeyim.Hiçbirşey hissetmeyeyim,kafka okur gibi yaşayayım hayatı,mal gibi.Canım yanmasın hiç,aklıma,gözümün önüne gelmesin hiç,başlattırmayın bir de öyle şey olur mu demenize.Oluyor işte,ama kelimelerin anlamlarını çözmeniz gerek,kelimeleri böyle abartılı kullanıyorum sadece ama aslında öyle değil,kastettiğim zaman da o kadar uzun bir zaman değil,sadece belli başlı anlarda öyle hissetsem yeter.Zaten başka türlü yaşadığımı hissetmiyorum ki ben?İş yaparken,evet en angarya,en kötü boktan işleri yaparken kendim olduğumu hissediyorum,o çirkin,leş suratlı.Öbür türlü ölü hissedeyim hep,umrumda değil,işimi yapmışım ya yeter bana,daha kimse özgürlüğüme karışmasın,isterse zeki desinler bana,isterse gerizekalı.Virüs gibi yaşayayım,işine geldiğinde canlı,işine geldiğinde cansız.Ama siz de kimsiniz yani bunca hayalin arasında?Sizi ne ara düşündüm ki ben gerçekten?Artık teknik olarak ayrıldık hepinizden,unutmuş olmam gerekmez mi hepinizi?Kendi cehenneminize..tamam kibarım tamam.Kendi yolunuza gitmeniz gerekmez mi?Artık yalnız bırakın ya beni,kelimelerimden de anlayın yani lütfen.Komple yalnız bırakmak demek,benim lügatımda sadece iş yaparken yalnız bırakın beni demek,ya da tam tersi işte,her neyse.Beni ekstra kelimeler uydurmak zorunda bırakmayın,hep böyle yapamam ben,lütfen.Hep düzgün kelimeler kullandım,düzgün zarflar,düzgün edatlar ama artık istemiyorum.Yoksa istiyor muyum?Her neyse,lütfen bırakın beni artık en olmaz zamanlarımda gelmeyin,özgürlük istiyorum dedim ya.Ama kelimesel ve sadece kelimelerle anlatılabildiği kadar bir özgürlük değil,hakiki düşüncesel de bir özgürlük,hatta hayll gücünde bir özgürlük!Ben zaten,kelimelere ihtiyacım yoktu ki pek,birileri benimle konuşmayaydı,sonsuza kadar konuşmazdım,siz de konuşmazdınız böylece.Ama bilmez davranıyorsunuz,o çok canımı acıtıyor,yoksa bilir mi davranıyorsunuz?Her neyse,aslında o kadar uyumsuz değildik,ama işte,zorlamanın ne gereği vardı ki,söyleyin bana.Evet belki sonsuza kadar acıyacak içim bunun için,ama ne yapmalıydı ki başka?Evet bakın,ben bu konuda beyinsizim,ama sizin gibi en azından kalıp birtakım çarelere başvurmadım hiç,hiçbir çareye başvurmadım hatta ve şimdi bu yüzden çok acı çekiyorum,içim yanıyor.Ama orada,neredeyse ölecektim,anlayamaz mıydınız ki?Ağlıyordum neredeyse sessizce,her ne kadar nasıl ağladığımı kimse bilmese de,ama görmeliydiniz nasıl göremezdiniz?İlk defa çaresizliğimden utanmıyordum,ama kimse gelip de tebrik etmedi,elimi sıkmadı.Acaba düşünüyorum,ben insan değil miydim?Ya da siz insan değil miydiniz?Tabii ki bu soru sizlere sorulamaz,insan olmayan her zaman ben olabilirdim.İstemiyorum artık bin kere tebrik etseniz de istemiyorum,kontrollü ötenazi istiyor gibiyim artık onu bile tam istemiyor gibiyim,bilmiyorum ben hiçbirşey anladınız mı?Siz biliyorsunuz mu?
Yeter artık ama,açıklama yapmak da istemiyorum artık,gidin artık lütfen.Ben bu acıyla fazla yaşayamam,çekmek istemiyorum acı yeterince çekmiştim zaten.İsterse 1000 sayfa yazayım,isterse bu hiç bir işe de yaramasın.İçimdeki acının binde birini atmasın,ama ben yine de yorulana kadar yazacağım duracağım,suçlayacağım sürekli sizi,her türlü pisliğe başvuracağım beni bırakmanız için.Benim kendi içimde düşmanlara ihtiyacım yok,tryhardlara da ihtiyacım yok.Hayır,hepsini burada bitireceğim,lanet olsun hiç uğraşamam tekrar tekrar yazmaya.İçimdeki acı son bulana kadar,gerekirse herkes gelsin odaya yine de durmayacağım,duvarların arkasına geçip yazmaya devam edeceğim.Neyiniz var gerçekten kaale alınabilecek,uzun süre geçirdiğimizden başka?Sessizlik içinde 100 yıl,ama sadece çok daha kısa sürdü,ama isteseydim 100 yıl da sürerdi,100 yıllık yalnızlık.Neden hep ben yapmak zorundayım ki birşeyler?İlla düşman mı olmam gerekiyor,aşağılık görüp komple kapatmam mı gerekiyor kendimi insanlara?Nedir ki derdiniz gerçekten?Biraz da siz yapın birşeyler,ya da başkaları yapsın,ya da yapmayacaksanız da biliyor gibi davranmayın,oldu mu yani eğer biliyor gibi davrandıysanız,yakıştı mı size?Ben 2000 yıl bunu içimde taşıyacağım artık,bu yanlışı ve artık kimse de bana yardım edemez,kendi etrafımdaki insanlar bile.O kadar umutlanmıştım ki,ama sonunda hiçbirşey olmadı,nasıl olabilir ki bu?Nasıl bu kadar yabancı olabilirim ya da nasıl bu kadar yabancı olabilirsiniz?Ömrümün sonuna kadar öyle ya da böyle yaşayabilirim,hep o anıları yaşatırım zihnimde,ama bu beni psikolojik olarak çökertir,hem de öyle çökertir ki,ikinci bir krizde giderim artık ben.Gİtmem de önemli değil,aslında evet o kadar önemli değil gitmem de,bana söyleyin,tüm bunları kendi kafamda mı yaşadım yani?Nasıl birşey bu?Anlatın bana biraz lütfen.Nasıl bu kadar etkilenebildim?Etkilendim mi?Neden böyle olmak zorunda hep?Ben uğraşmak istemiyordum,birazcık zaman istiyordum ama kimse vermedi,hiç kimse.Sanki onlar hiç zaman almamışlardı,üstelik istediğim de çok zaman değildi,ben bu şekilde çok yol katetmiştim öyle ya da böyle,ama hep aynı metada gitmekte kesin kararlı bazı mekanizmalar,yenilik istemiyorlar.Ama hiç konuşmuyorlar da.Öylesine korkunç ki.Ne yaptım ki ben gerçekten?Siz bana ne yaptınız?Masum edebiyatı yapmayacağım,edebiyatı da çiçek böceği de hiç sevmedim.Karıncaları da hiç sevmedim,banane ki tüm bunlardan,baştan beri saçmaydı bütün bunlar,her ne kadar bunları söyleyene kadar onca kitap ve onca şey yapmış olsam da.Hep acaba insanları bir yerde haklı mı acaba diye düşündüm,acaba gerçekten haklılar mı.
Ama yeter artık,ben sonsuza kadar bu acılık içimde kalsın istemiyorum,lanet olsun.Birgün öldüreceğim kendimi,ama öyle bilindik bir öldürme değil,mentalitemi oldüreceğim,hiçbirşey kalmayacak geride,evet öyle bilindik bir ölüm olmayacak dediğim gibi,hiç olmayacak.Duvarların arkasından konuşmayacağım ilk defa,gerçek ölümün de canı cehenneme.Benim kendi ölümüm var,o da neymiş ki?Tıkarım kulaklarımı ve birden bir bakmışım,ölmüşüm.Ama yeter ki şu acıyı hissetmeyeyim.Hiçbirşey hissetmeyeyim,kafka okur gibi yaşayayım hayatı,mal gibi.Canım yanmasın hiç,aklıma,gözümün önüne gelmesin hiç,başlattırmayın bir de öyle şey olur mu demenize.Oluyor işte,ama kelimelerin anlamlarını çözmeniz gerek,kelimeleri böyle abartılı kullanıyorum sadece ama aslında öyle değil,kastettiğim zaman da o kadar uzun bir zaman değil,sadece belli başlı anlarda öyle hissetsem yeter.Zaten başka türlü yaşadığımı hissetmiyorum ki ben?İş yaparken,evet en angarya,en kötü boktan işleri yaparken kendim olduğumu hissediyorum,o çirkin,leş suratlı.Öbür türlü ölü hissedeyim hep,umrumda değil,işimi yapmışım ya yeter bana,daha kimse özgürlüğüme karışmasın,isterse zeki desinler bana,isterse gerizekalı.Virüs gibi yaşayayım,işine geldiğinde canlı,işine geldiğinde cansız.Ama siz de kimsiniz yani bunca hayalin arasında?Sizi ne ara düşündüm ki ben gerçekten?Artık teknik olarak ayrıldık hepinizden,unutmuş olmam gerekmez mi hepinizi?Kendi cehenneminize..tamam kibarım tamam.Kendi yolunuza gitmeniz gerekmez mi?Artık yalnız bırakın ya beni,kelimelerimden de anlayın yani lütfen.Komple yalnız bırakmak demek,benim lügatımda sadece iş yaparken yalnız bırakın beni demek,ya da tam tersi işte,her neyse.Beni ekstra kelimeler uydurmak zorunda bırakmayın,hep böyle yapamam ben,lütfen.Hep düzgün kelimeler kullandım,düzgün zarflar,düzgün edatlar ama artık istemiyorum.Yoksa istiyor muyum?Her neyse,lütfen bırakın beni artık en olmaz zamanlarımda gelmeyin,özgürlük istiyorum dedim ya.Ama kelimesel ve sadece kelimelerle anlatılabildiği kadar bir özgürlük değil,hakiki düşüncesel de bir özgürlük,hatta hayll gücünde bir özgürlük!Ben zaten,kelimelere ihtiyacım yoktu ki pek,birileri benimle konuşmayaydı,sonsuza kadar konuşmazdım,siz de konuşmazdınız böylece.Ama bilmez davranıyorsunuz,o çok canımı acıtıyor,yoksa bilir mi davranıyorsunuz?Her neyse,aslında o kadar uyumsuz değildik,ama işte,zorlamanın ne gereği vardı ki,söyleyin bana.Evet belki sonsuza kadar acıyacak içim bunun için,ama ne yapmalıydı ki başka?Evet bakın,ben bu konuda beyinsizim,ama sizin gibi en azından kalıp birtakım çarelere başvurmadım hiç,hiçbir çareye başvurmadım hatta ve şimdi bu yüzden çok acı çekiyorum,içim yanıyor.Ama orada,neredeyse ölecektim,anlayamaz mıydınız ki?Ağlıyordum neredeyse sessizce,her ne kadar nasıl ağladığımı kimse bilmese de,ama görmeliydiniz nasıl göremezdiniz?İlk defa çaresizliğimden utanmıyordum,ama kimse gelip de tebrik etmedi,elimi sıkmadı.Acaba düşünüyorum,ben insan değil miydim?Ya da siz insan değil miydiniz?Tabii ki bu soru sizlere sorulamaz,insan olmayan her zaman ben olabilirdim.İstemiyorum artık bin kere tebrik etseniz de istemiyorum,kontrollü ötenazi istiyor gibiyim artık onu bile tam istemiyor gibiyim,bilmiyorum ben hiçbirşey anladınız mı?Siz biliyorsunuz mu?
Bugünkü yarı rüyamda ben ve o nişanlanmıştık.Artık aynı evlerde yaşıyorduk,fakat ki birtakım yaşlı insanlarla beraber yaşıyorduk ve bazı problemleri oluyordu bunun.Mesela rüyanın geçtiği yerde,çok güzel bir tatil köyü vardı,o ve ben beraber kalıyorduk,odamız vardı.Ama bizim gözlerimize bakmamız yetiyordu zaten,daha ne gerekirdi ki?
Fakat o gün,yaşlı insanlardan biri onu incitmişti,onun da karakteri çok ince olduğundan,kaçmıştı oradan.Ve sonradan,ben ve annem onu aramaya çıkıyorduk,ben kaçabileceği en muhtemel yere gidiyordum,annem de yanımda tabii.Ve orada yoktu,fakat biraz etrafa bakıyordum,bir camın yansımasından onun o güzel gözlerini görüyordum,bizim gelişimizi görüp arkada bir yere saklanmıştı,annem ise telefonla konuşuyordu.Sonra o da beni gördü orada,gülümsemeye başladı,ben de gülümsedim,yine gözlerimiz buluşmuştu,eskisi gibi.
Fakat o gün,yaşlı insanlardan biri onu incitmişti,onun da karakteri çok ince olduğundan,kaçmıştı oradan.Ve sonradan,ben ve annem onu aramaya çıkıyorduk,ben kaçabileceği en muhtemel yere gidiyordum,annem de yanımda tabii.Ve orada yoktu,fakat biraz etrafa bakıyordum,bir camın yansımasından onun o güzel gözlerini görüyordum,bizim gelişimizi görüp arkada bir yere saklanmıştı,annem ise telefonla konuşuyordu.Sonra o da beni gördü orada,gülümsemeye başladı,ben de gülümsedim,yine gözlerimiz buluşmuştu,eskisi gibi.
Ah bu duvarlar,duvarlar. Bu duvarlar yüzünden birçok seyi gereksizce ciddiye aldim,ve sonrasinda farkettim ki bunlar o kadar kucuk seylerdi ki,ayni zamanda bunlari yikabilecek kuvvetteydim her zaman,fakat bunu yikinca biliyordum ki,canim sikilacakti yine. Ve birçok zaman,bu canimin sikilacagi olgusundan da kurtulmaya calisip da,duvarin arkasina bir soru sormak istediysem de,sordugum soru gerçekten o kadar sorulmamis bir soruydu ki,zaman zaman kendimle gurur da duydum,bu da benim kurtulusumun suresini daha da uzatti. Fakat yine de,yine bu duvarlarin yüzünden,soruyu onemsememem yüzünden,bu soruyu uzunca bir sure boyunca soramadim,soramazdim ki. Sanki birileri biliyormus gibi,bana bu tür sorularin garip olacagini,herseyi yasayarak gormenin daha iyi olacagini soylemisti,o anki hislerime gore,belki de tamamen rastgele bir şekilde,gormeden,kor bir şekilde inanmak zorunda kaldim. Daha doğrusu,inanmadim hiçbir zaman fakat,her zaman içimde kötü bir ani olarak kaldi bana yapilan bu şey. Gormeme izin vermemislerdi,artik ben de kendi kendimin gormesine izin vermeyecektim bu aniyi kullanarak. Ne kafayla,hangi inatla yapiyordum bilmiyorum fakat,bunu bana soyleyen birtakim insanlar kadar,tam bir şeyle tanimlanabilme ihtiyaci hissetmiştim içimde,mesela,bir adam. Nedir ki bir adam? Muhtemelen ici bombos bir tabir. Benim böyle bir izlenimde bulunmam da suphesiz ki o andaki mesguliyetim,ve gormezligimin de etkisi vardi ve bu kisiden çoğu zaman nefret etmis olsam da ayni zamanda guvenim de vardi bu kisiye,bu guven de çoğu zaman bu kisi tarafindan kendince yorumlanilip,kendi adina kullanilmisti çoğu zaman,bu da herseyi daha normal gosteriyordu.
Ama bir gün,neredeyse delirme asamasinda bir halde,neredeyse isteri krizine girmek uzere bir haldeyken,nerdeyse aglayacak hale gelmistim. Ben,nasil bu hale dusebilmistim? Anilarim geri gelmiyordu,tam olarak nasil olmus olduğu gelmiyordu geri,çok aci cekiyordum,kahroluyordum. Sonunda,sürekli bu aniyi aklima getirerek,olayi çok daha zorlastirdigimi,sadece kendime yikmak için putlar koydugumu,belki de o gordugum, o suratta gordugum seylerin mutlak olmayan şeyler olabilecegini dusunmeye basladim,öyle olsaydi bile,gerçekten neden ciddiye alinmaliydi ki? Yeni bir içe kapanis,fakat ciddiye almayan bir içe kapanis yaratmak için mi? Bu gerçekten o anda oek mumkun degildi,bu yüzden,bunlara bu kadar takilmamak gerekliydi. Beynin arkasinda bir yerlerde,sürekli bir şekilde o aniyi canlandirmayi da kesmek gerekliydi,belki,mutlu olmak icin gerekliydi bu tür şeyler ama,bazi zamanlarda. Belki insanlar varken,kendi insanlarim varken bile olabilir. Fakat bu şekilde değil,bu şekilde olamazdi her zaman. Bir insan,nasil herhangi bir şeyin mutlakiyetine sahip olabilirdi ki? Olsaydi bile olmamaliydi,izin verilmemeliydi. Her ne kadar,obur tarafta da pek birşey olmasa da,böyle olmaliydi.
Ah bu duvarlar,duvarlar.Bu duvarlar yüzünden birçok şeyi gereksizce ciddiye aldım,ve sonrasında farkettim ki bunlar o kadar küçük şeylerdi ki,aynı zamanda bunları yıkabilecek kuvvetteydim her zaman,fakat bunu yıkınca biliyordum ki,canım sıkılacaktı yine.Ve birçok zaman,canımın sıkılacağı olgusundan da kurtulmaya çalışıp da,duvarın arkasına bir soru sormak istediysem de,sorduğum soru gerçekten o kadar sorulmamış bir soruydu ki,zaman zaman kendimle gurur da duydum,bu da benim kurtuluşumun süresini daha da uzattı.
Ama bir gün,neredeyse delirme asamasinda bir halde,neredeyse isteri krizine girmek uzere bir haldeyken,nerdeyse aglayacak hale gelmistim. Ben,nasil bu hale dusebilmistim? Anilarim geri gelmiyordu,tam olarak nasil olmus olduğu gelmiyordu geri,çok aci cekiyordum,kahroluyordum. Sonunda,sürekli bu aniyi aklima getirerek,olayi çok daha zorlastirdigimi,sadece kendime yikmak için putlar koydugumu,belki de o gordugum, o suratta gordugum seylerin mutlak olmayan şeyler olabilecegini dusunmeye basladim,öyle olsaydi bile,gerçekten neden ciddiye alinmaliydi ki? Yeni bir içe kapanis,fakat ciddiye almayan bir içe kapanis yaratmak için mi? Bu gerçekten o anda oek mumkun degildi,bu yüzden,bunlara bu kadar takilmamak gerekliydi. Beynin arkasinda bir yerlerde,sürekli bir şekilde o aniyi canlandirmayi da kesmek gerekliydi,belki,mutlu olmak icin gerekliydi bu tür şeyler ama,bazi zamanlarda. Belki insanlar varken,kendi insanlarim varken bile olabilir. Fakat bu şekilde değil,bu şekilde olamazdi her zaman. Bir insan,nasil herhangi bir şeyin mutlakiyetine sahip olabilirdi ki? Olsaydi bile olmamaliydi,izin verilmemeliydi. Her ne kadar,obur tarafta da pek birşey olmasa da,böyle olmaliydi.
Ah bu duvarlar,duvarlar.Bu duvarlar yüzünden birçok şeyi gereksizce ciddiye aldım,ve sonrasında farkettim ki bunlar o kadar küçük şeylerdi ki,aynı zamanda bunları yıkabilecek kuvvetteydim her zaman,fakat bunu yıkınca biliyordum ki,canım sıkılacaktı yine.Ve birçok zaman,canımın sıkılacağı olgusundan da kurtulmaya çalışıp da,duvarın arkasına bir soru sormak istediysem de,sorduğum soru gerçekten o kadar sorulmamış bir soruydu ki,zaman zaman kendimle gurur da duydum,bu da benim kurtuluşumun süresini daha da uzattı.
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Düşünüyorum gecelerin ışıkları altında, ya da ışıklar beni düşünüyor
Akşamları çıkıyorum bazen,sırf sevdiğim ya da aslında o kadar da sevmediğim fakat bana garip şeyler yaşatan birtakım caddelerden geçmek için,oradaki yere yansıyan ışıkların yansımalarını izleyebilmek,ve kendimi bulabilmek için biraz da.Kaldırım taşları da çok güzel geliyor insana,ışığı yansıtıyor cadde boyunca sonsuza doğru.Fakat kareli olmasa çok daha güzel olabilirdi aslında kaldırım taşları,şekilsiz,eciş bücüş fakat yine de ayak tabanına uyumlu taşlar olsaydı,kareli olunca ruhum sıkışıyor sanki içlerinde,mühendisleşmeye başlıyorum birden;az önceki kaldırımın kenarına bastım,2 ya da 3 sonrakinin de kenarına basmalıyım,yok 2 iyi 3 çok uzun adım atmak gerekiyor.Ama sonra sıkılıyorum,sadece ışıkların o kaldırımlar üzerindeki yansımalarını izliyorum,tabi en güzel etki güneşle ortaya çıkıyor,çok daha doğal ve parlak,bir de mavi sarı ışıklar olunca iyi oluyor.Biraz kendime geliyorum fakat bu sefer de eve dönmek zor geliyor,kendi evime uyum sağlayamıyorum,hissedemiyorum orayı,sanki boşlukta yaşamış gibiyim bunca zaman.Ama şimdi ona da birtakım çözümler buldum,uyguluyorum.Fakat bunlardan da sıkılacağım bir süre sonra,belki biraz daha hayatımı bok etmek isterim,ne kadar bok edersem,ileriki hayat o kadar iyi oluyor."Kendine bu kadar haksızlık etme." Doğrudur ama bu da nasıl birşey ki?Nasıl haksızlık ediyor muşum ben kendime?Hangi frekansta?Tamam yine ne yaparsam kendime yaptım,kendimde kalacak bütün bunlar ama,ben de perde arasında birşeyler yaptım sonuçta.Peki bunların gerçekten ne faydası oldu ki?Bana faydası olup olmamasının ne faydası vardı?Belki benim tarzımda bir insan 300 yılda bir geliyordur.Her neyse,yaşıyoruz işte.
Bazen ışıklar beni düşünüyor gibi geliyor çünkü gözlerimi kısarak ışıklara bakınca,garip şekillere bürünüyorlar,farklı birşeyler oluyorlar,neredeyse fotonlarını görüyorum,nötrinolarını görüyorum,aha şuradaki up quark,şuradaki down quark.İçeriden sesleniyorlar,"üşüyeceksin,içeri gir!" Daha başka birşeyler daha söylüyorlar da neyse işte.Beni ilgilendiren ve irkilten kısmı orası.Üşüyeceksin!Üşüyecek miş miyim?Belki de buna yeterince iyi karşılık veremiyorumdur?Sen üşüyeceksin lan!Sen kimsin bana üşüyeceksin diyorsun?Öyle değil ulan!Nasıl konuşuyorsun anana?Sevgiyle karşılık versene it!Anacım,anam senin için üşürüm 1000 kere.Oldu mu?He oldu.Kime çekmişse artık.Kime çekmişsem çekmişim,bununla ne demek istiyorsun ki zaten?Belki de süregelen evrim sürecinde taa eskiden sivrilegelmiş ve bende zirve yapmış bir özelliğin temsilciliğini yapıyorum burada,ne biliyorsun?Evet evet bence de sivrilmiştir ama başka birşey sivrilmiş.Hii!Ayıp!Oluyor o öyle,olabilir yani,insanız biz.İnsan?He şunu bileydin.Bileydin ne la?Güneydin,bileydin,hahaha.Bladen,bleydn,bıçak markası gibi.Hahaha-hadi ben gittim.
Bazen ışıklar beni düşünüyor gibi geliyor çünkü gözlerimi kısarak ışıklara bakınca,garip şekillere bürünüyorlar,farklı birşeyler oluyorlar,neredeyse fotonlarını görüyorum,nötrinolarını görüyorum,aha şuradaki up quark,şuradaki down quark.İçeriden sesleniyorlar,"üşüyeceksin,içeri gir!" Daha başka birşeyler daha söylüyorlar da neyse işte.Beni ilgilendiren ve irkilten kısmı orası.Üşüyeceksin!Üşüyecek miş miyim?Belki de buna yeterince iyi karşılık veremiyorumdur?Sen üşüyeceksin lan!Sen kimsin bana üşüyeceksin diyorsun?Öyle değil ulan!Nasıl konuşuyorsun anana?Sevgiyle karşılık versene it!Anacım,anam senin için üşürüm 1000 kere.Oldu mu?He oldu.Kime çekmişse artık.Kime çekmişsem çekmişim,bununla ne demek istiyorsun ki zaten?Belki de süregelen evrim sürecinde taa eskiden sivrilegelmiş ve bende zirve yapmış bir özelliğin temsilciliğini yapıyorum burada,ne biliyorsun?Evet evet bence de sivrilmiştir ama başka birşey sivrilmiş.Hii!Ayıp!Oluyor o öyle,olabilir yani,insanız biz.İnsan?He şunu bileydin.Bileydin ne la?Güneydin,bileydin,hahaha.Bladen,bleydn,bıçak markası gibi.Hahaha-hadi ben gittim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)