4 Ocak 2016 Pazartesi

01.01.2016, Cuma
Bugün 6 civarı kalktım. Doom 3 oynadım biraz. Saat 9 a kadar oynadım. Sonra sıkıldım, dünkü gibi tüm günü oyunla geçirmek istemedim. Ama biraz oyun oynayınca, hayat gerçekten güzel oluyor. Tüm günü geçirmedikten sonra her türlü güzel. Dayım da böyle bir yaşam stilini doğru buluyor. Yine oynasın ama hobi olarak tarzıyla yetiştiriyordu en son çocuklarını. Çocukları derken, en az 15 yaşında en küçüğü.
Neyse, ben de işte bu felsefeyle dışarı çıkmak istedim. Ve çıktım da, Moda Sahili'ne gittim yine. Gezindim etrafta. Köpekler kavga etmişti en son ama dün mü olmuştu bugün mü olmuştu hatırlamıyorum. Şöyle olmuştu, sahibi olan bir köpek, yanına gelen bir köpeğe saldırmıştı. Hayvan gibi saldırmıştı üzerine, boynunu falan ısırmaya çalışıyordu galiba. Korkunçtu. Sonrasında o hayvan uzaklaştı zaten. O uzaklaştı fakat daha gerilerdeki arkadaşlarının yanına gitti, diğer köpek arkadaşlarının yanına. Mahalle kavgası çıkacaktı galiba. Diğer köpeklerin hoşuna gitmemişti galiba bu arkadaşlarının dayak yemesi. Onlar da o tasmalı olan köpeğin yanına sakin adımlarla yürüdüler. Tasmalı olan köpek, ayağa dikilmiş, bu gelen köpeklere bakıyordu. Sahibi ise deminden beri köpeği tutmaya çalışıyordu, ne artisleniyorsun gibi şeyler diyordu. Diğer köpekle kavga ederken de tasmasını çekiştirip söyleniyordu, homurdanıyordu ama pek işe yaramamıştı, yine de o köpeğe saldırmıştı uzunca bir süre. Ama hala tutuyordu tasmasını.
Diğer sokak köpekleri biraz daha yaklaştılar. Bu arada, yoldan geçen yaşlı kadınlar, sanırım olayı da görmüş yaşlı kadınlar köpeklere "Boşverin gitmeyin, hadi oldu bitti hadi geri gidin boşverin. Hadi yavrularım." gibi şeyler söylüyorlardı. Sanki mahallede çocuklar kavga eder ya, dövülen çocuk arkadaşlarını çağırır da döven çocuğu dövmeye giderler, sonra mahalledeki yaşlılar da büyükler de onlara böyle öğüt verirler, sanki öyle olmuştu burada da. Çok komikti aslında köpeklere böyle öğüt vermeye çalışmaları, ama gariptir ki işe yaramıştı sanki. Çok şaşırmıştım. Köpekler gerisin geriye gitmişlerdi aynı sakinlikle. Belki de gerçekten sevgiye ihtiyaçları vardı köpeklerin. Ama ben pek yaklaşmazdım, çok agresif olanları da çıkıyordu aralarında. Çağırırsam gelirlerdi bazen, gelmezlerse ben asla gitmezdim. Isırırdı falan. Özellikle de bu dövülen köpeğe üzülüyordum. Arada bir geri dönüp, dayak yediği köpeğe bakıyordu uzaklaşırken, bana da bakıyordu ayrıca. Ama ben olur da saldırırsa diye güçlü görünmeye çalışıyordum. Üstümde onca elbise vardı. Kolay ısırabileceğini de sanmıyordum, belki bacaklarımdan ısırırdı. Ama bir ısırsa onun ağzına sıçardım ben. Ben barışçıl bir insanım,ama benimle kavga ederlerse ben de dişlerimi gösterirdim. Benim kaslarım köpeğin kaslarından yaklaşık olarak 5 kat daha güçlü. Eğer iyi kavrayabilirsem onun boynunu kırabilirim eğer saldırırsa. Normalde hayvan severimdir ama köpeklere kuşkuyla yaklaşırım. Agresif davranışlar sergiliyorlar. Hoşuma gitmiyor. Buralardakiler genelde agresif değil ama olanları var. En küçük bir zarar versin, isterse elimi ısırsın kalkar öldürürüm ben onu. Hiç acımam. Artislik yapmasın köpek diye, saldırgan bir hayvan diye. Üstelik buradan küçücük çocuklar geçiyor, onları ısırmaya hiç hakkı yok. Hatta kalkar arkadaşlarını da öldürürüm buradaki. Başlarım hayvan haklarına. Ben köpek severim ama agresif davranış sevmem. Dişleri ne kadar güçlü onların bilmem hiç gördünüz mü? Yarın öbürgün küçük bir çocuğa da öyle agresiflik yaparlarsa dayanamam. Saldırırım bu köpeklere, ne olursa olsun. Köpekle köpek olurum ben de. Bizim üniversitenin orada da köpekler var, ne yapıyorlar? Hiç öyle agresif huyları yok, birbirleriyle oynaşıyorlar duruyorlar.
Neyse, bu konuyu çok uzattım. Bu arada oraya giderken, yani Moda Sahili'ne doğru giderken Bahariye Caddesi'nde de bir olay olmuştu. Bu çok daha kötüydü. Elektrik direğinin altında su birikintisi oluşmuştu, hemen önümde sahibiyle yürüyen küçük köpek, bu elektrik direğini yere bağlayan çiviye ve su birikintisine basınca, birden ciyak ciyak bağırmaya başlamıştı. Çivi falan battı diye düşünmüştüm başta ama sanmıyorum, öylesine çok bağırdı ki. Ne yapacağını şaşırmıştı, hafiften de agresif olmuştu sahibine karşı, çünkü onu tutmaya çalışıyordu. Ama o durmuyordu, çırpınıyordu. Çevreden insanlar yetişti bir 10 saniye sonra. Köpek çok çırpınıyordu. Sonra düşündüm, kesinlikle elektrik çarpmıştı buradan. Elektrik kaçağı vardı demek ki. Böyle çarpıyorsa eğer bizi de çarpabilirdi. Bir süre sonra da köpek sakinleşti, başka bir kadın daha geldi, köpeği siyah bir giysiye sardılar ve orada yakındaki bir kafenin sandalyelerine oturdular iki kişi. Direğin dibine o sandalyelerden koymayı düşündüler. Fakat birisi "biri alır o sandalyeyi oturmak ister." dedi. Bu sefer, sandalyeyi yere devirip öyle koydular, o suya basılamayacak şekilde yani. Ama bu sefer de komik olmuştu, sandalyenin başı insanların ayağına takılırdı. Zaten bir iki kişi güldü galiba, seslerini duydum, bıyık altından gülmüş olacaklardı. Komik bir çözümdü. Başka birisi, bir yerden, fotokopici reklamı bulunan demir bir plaka getirdi, üçgen şeklinde duran şeyler olur ya. Onlardan koydu oraya.
Bu arada, "kontrol kalemi soksak anlaşılır elektrik var mı yok mu." demiştim biraz önce. Bunu birisi duymuş olacak ki, elinde kontrol kalemiyle birisi geldi bir yerden. Soktu suyun içine. "O kadar çok elektrik yok gibi." dedi sanırım. Elektrikçi tipi vardı adamda. Herkes bir şeyler söylüyordu. Ben de acaba polisi mi arasam diye düşünmüştüm köpek ilk çarpıldığında. Hatta cep telefonumu çıkardım ilk çarpıldığında, ama sanki böyle yapınca köpeğin acı çekişini videoya çekmek isteyen biri gibi de görünüyordum böyle yapınca. Bu düşünce beni rahatsız etti. Neyse dedim, etraftakileri bir dinleyeyim dedim. Sonradan kimse aramadı da. Hatta birisi "Dün de bir köpek böyle çarpıldı oraya çırpında bayağı." dedi. Demek ki rapor etmemişlerdi. Ama nereye rapor edilirdi ki bu? Aslında elektrik arızaya rapor edilirdi bu. Çok ciddi bir sorundu bu. Küçük bir çocuk oraya elini değdirse ölebilirdi bile.
Neyse işte, ondan sonra yürüdüm oradan. Moda'ya gittim. Köpek kavgası olayından sonra yürüyordum o dayak yiyen köpeğin peşisıra. Arada bir bakıyordu yine. Sonra bir yerde bir yemek buldu, onu yemeye başladı. Ben de bu arada, oralarda bir yerde kardan adam yapmaya başladım. Biraz yaptım ama çok zordu. Nasıl yapılıyordu ki bu? Yuvarlanıyor muydu, yoksa parça parça getirip üst üste mi koyuyorduk? Önceden yuvarlayarak yaptığımızı hatırlıyordum. Ama nedense becerememiştim yuvarlayarak yapmayı. Parçalanıyordu. Bir de çok yorucuydu. Eskiden boyum da kısa olduğu için rahat yapıyordum herhalde. Neyse, ufak biraz bir top bıraktım öyle yerde. Bir şeye benzememişti.
Sonra tekrar eve döndüm yürüyerek. Sonrasında ne yaptım pek hatırlamıyorum. Öyle pinekledim galiba akşama kadar. Dün yılbaşı akşamında da kendimce şarkılar bestelemiştim akşam, onları söylemiştim. Delirmiştim galiba. Çok saçma sapan şarkılardı bunlar. Üstelik çok orijinal de değillerdi, başka şarkıların ezgilerini bu kendi şarkılarıma uygulamıştım. Bir tanesinin şarkı sözü sadece balıkçıydı. Balıkçı. Şarkı baştan sona kadar öyle gidiyordu. Ama bağımlılık yapmıştı nedense. Çok aptalcaydı ama bağımlılık yapmıştı. Bu yüzden sinirlendim biraz. Sürekli içimden bunu söylemek geliyordu. Ne yapacağım bilmiyorum.
Bugün de böyle geçmişti işte. Sanıyorum eve geldikten sonra yine öyle pinekledim, yemek ye, dışarı çık, tekrar eve gel. Fasa fiso.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder