01.01.2016,
Cuma
Bugün 6 civarı kalktım. Doom 3 oynadım biraz. Saat 9 a kadar oynadım. Sonra sıkıldım, dünkü gibi tüm günü oyunla geçirmek istemedim. Ama biraz oyun oynayınca, hayat gerçekten güzel oluyor. Tüm günü geçirmedikten sonra her türlü güzel. Dayım da böyle bir yaşam stilini doğru buluyor. Yine oynasın ama hobi olarak tarzıyla yetiştiriyordu en son çocuklarını. Çocukları derken, en az 15 yaşında en küçüğü.
Bugün 6 civarı kalktım. Doom 3 oynadım biraz. Saat 9 a kadar oynadım. Sonra sıkıldım, dünkü gibi tüm günü oyunla geçirmek istemedim. Ama biraz oyun oynayınca, hayat gerçekten güzel oluyor. Tüm günü geçirmedikten sonra her türlü güzel. Dayım da böyle bir yaşam stilini doğru buluyor. Yine oynasın ama hobi olarak tarzıyla yetiştiriyordu en son çocuklarını. Çocukları derken, en az 15 yaşında en küçüğü.
Neyse,
ben de işte bu felsefeyle dışarı çıkmak istedim. Ve çıktım
da, Moda Sahili'ne gittim yine. Gezindim etrafta. Köpekler kavga
etmişti en son ama dün mü olmuştu bugün mü olmuştu
hatırlamıyorum. Şöyle olmuştu, sahibi olan bir köpek, yanına
gelen bir köpeğe saldırmıştı. Hayvan gibi saldırmıştı
üzerine, boynunu falan ısırmaya çalışıyordu galiba. Korkunçtu.
Sonrasında o hayvan uzaklaştı zaten. O uzaklaştı fakat daha
gerilerdeki arkadaşlarının yanına gitti, diğer köpek
arkadaşlarının yanına. Mahalle kavgası çıkacaktı galiba.
Diğer köpeklerin hoşuna gitmemişti galiba bu arkadaşlarının
dayak yemesi. Onlar da o tasmalı olan köpeğin yanına sakin
adımlarla yürüdüler. Tasmalı olan köpek, ayağa dikilmiş, bu
gelen köpeklere bakıyordu. Sahibi ise deminden beri köpeği
tutmaya çalışıyordu, ne artisleniyorsun gibi şeyler diyordu.
Diğer köpekle kavga ederken de tasmasını çekiştirip
söyleniyordu, homurdanıyordu ama pek işe yaramamıştı, yine de o
köpeğe saldırmıştı uzunca bir süre. Ama hala tutuyordu
tasmasını.
Diğer
sokak köpekleri biraz daha yaklaştılar. Bu arada, yoldan geçen
yaşlı kadınlar, sanırım olayı da görmüş yaşlı kadınlar
köpeklere "Boşverin gitmeyin, hadi oldu bitti hadi geri gidin
boşverin. Hadi yavrularım." gibi şeyler söylüyorlardı.
Sanki mahallede çocuklar kavga eder ya, dövülen çocuk
arkadaşlarını çağırır da döven çocuğu dövmeye giderler,
sonra mahalledeki yaşlılar da büyükler de onlara böyle öğüt
verirler, sanki öyle olmuştu burada da. Çok komikti aslında
köpeklere böyle öğüt vermeye çalışmaları, ama gariptir ki
işe yaramıştı sanki. Çok şaşırmıştım. Köpekler gerisin
geriye gitmişlerdi aynı sakinlikle. Belki de gerçekten sevgiye
ihtiyaçları vardı köpeklerin. Ama ben pek yaklaşmazdım, çok
agresif olanları da çıkıyordu aralarında. Çağırırsam
gelirlerdi bazen, gelmezlerse ben asla gitmezdim. Isırırdı falan.
Özellikle de bu dövülen köpeğe üzülüyordum. Arada bir geri
dönüp, dayak yediği köpeğe bakıyordu uzaklaşırken, bana da
bakıyordu ayrıca. Ama ben olur da saldırırsa diye güçlü
görünmeye çalışıyordum. Üstümde onca elbise vardı. Kolay
ısırabileceğini de sanmıyordum, belki bacaklarımdan ısırırdı.
Ama bir ısırsa onun ağzına sıçardım ben. Ben barışçıl bir
insanım,ama benimle kavga ederlerse ben de dişlerimi gösterirdim.
Benim kaslarım köpeğin kaslarından yaklaşık olarak 5 kat daha
güçlü. Eğer iyi kavrayabilirsem onun boynunu kırabilirim eğer
saldırırsa. Normalde hayvan severimdir ama köpeklere kuşkuyla
yaklaşırım. Agresif davranışlar sergiliyorlar. Hoşuma gitmiyor.
Buralardakiler genelde agresif değil ama olanları var. En küçük
bir zarar versin, isterse elimi ısırsın kalkar öldürürüm ben
onu. Hiç acımam. Artislik yapmasın köpek diye, saldırgan bir
hayvan diye. Üstelik buradan küçücük çocuklar geçiyor, onları
ısırmaya hiç hakkı yok. Hatta kalkar arkadaşlarını da
öldürürüm buradaki. Başlarım hayvan haklarına. Ben köpek
severim ama agresif davranış sevmem. Dişleri ne kadar güçlü
onların bilmem hiç gördünüz mü? Yarın öbürgün küçük bir
çocuğa da öyle agresiflik yaparlarsa dayanamam. Saldırırım bu
köpeklere, ne olursa olsun. Köpekle köpek olurum ben de. Bizim
üniversitenin orada da köpekler var, ne yapıyorlar? Hiç öyle
agresif huyları yok, birbirleriyle oynaşıyorlar duruyorlar.
Neyse,
bu konuyu çok uzattım. Bu arada oraya giderken, yani Moda Sahili'ne
doğru giderken Bahariye Caddesi'nde de bir olay olmuştu. Bu çok
daha kötüydü. Elektrik direğinin altında su birikintisi
oluşmuştu, hemen önümde sahibiyle yürüyen küçük köpek, bu
elektrik direğini yere bağlayan çiviye ve su birikintisine
basınca, birden ciyak ciyak bağırmaya başlamıştı. Çivi falan
battı diye düşünmüştüm başta ama sanmıyorum, öylesine çok
bağırdı ki. Ne yapacağını şaşırmıştı, hafiften de agresif
olmuştu sahibine karşı, çünkü onu tutmaya çalışıyordu. Ama
o durmuyordu, çırpınıyordu. Çevreden insanlar yetişti bir 10
saniye sonra. Köpek çok çırpınıyordu. Sonra düşündüm,
kesinlikle elektrik çarpmıştı buradan. Elektrik kaçağı vardı
demek ki. Böyle çarpıyorsa eğer bizi de çarpabilirdi. Bir süre
sonra da köpek sakinleşti, başka bir kadın daha geldi, köpeği
siyah bir giysiye sardılar ve orada yakındaki bir kafenin
sandalyelerine oturdular iki kişi. Direğin dibine o sandalyelerden
koymayı düşündüler. Fakat birisi "biri alır o sandalyeyi
oturmak ister." dedi. Bu sefer, sandalyeyi yere devirip öyle
koydular, o suya basılamayacak şekilde yani. Ama bu sefer de komik
olmuştu, sandalyenin başı insanların ayağına takılırdı.
Zaten bir iki kişi güldü galiba, seslerini duydum, bıyık
altından gülmüş olacaklardı. Komik bir çözümdü. Başka
birisi, bir yerden, fotokopici reklamı bulunan demir bir plaka
getirdi, üçgen şeklinde duran şeyler olur ya. Onlardan koydu
oraya.
Bu
arada, "kontrol kalemi soksak anlaşılır elektrik var mı yok
mu." demiştim biraz önce. Bunu birisi duymuş olacak ki,
elinde kontrol kalemiyle birisi geldi bir yerden. Soktu suyun içine.
"O kadar çok elektrik yok gibi." dedi sanırım.
Elektrikçi tipi vardı adamda. Herkes bir şeyler söylüyordu. Ben
de acaba polisi mi arasam diye düşünmüştüm köpek ilk
çarpıldığında. Hatta cep telefonumu çıkardım ilk
çarpıldığında, ama sanki böyle yapınca köpeğin acı çekişini
videoya çekmek isteyen biri gibi de görünüyordum böyle yapınca.
Bu düşünce beni rahatsız etti. Neyse dedim, etraftakileri bir
dinleyeyim dedim. Sonradan kimse aramadı da. Hatta birisi "Dün
de bir köpek böyle çarpıldı oraya çırpında bayağı."
dedi. Demek ki rapor etmemişlerdi. Ama nereye rapor edilirdi ki bu?
Aslında elektrik arızaya rapor edilirdi bu. Çok ciddi bir sorundu
bu. Küçük bir çocuk oraya elini değdirse ölebilirdi bile.
Neyse
işte, ondan sonra yürüdüm oradan. Moda'ya gittim. Köpek kavgası
olayından sonra yürüyordum o dayak yiyen köpeğin peşisıra.
Arada bir bakıyordu yine. Sonra bir yerde bir yemek buldu, onu
yemeye başladı. Ben de bu arada, oralarda bir yerde kardan adam
yapmaya başladım. Biraz yaptım ama çok zordu. Nasıl yapılıyordu
ki bu? Yuvarlanıyor muydu, yoksa parça parça getirip üst üste mi
koyuyorduk? Önceden yuvarlayarak yaptığımızı hatırlıyordum.
Ama nedense becerememiştim yuvarlayarak yapmayı. Parçalanıyordu.
Bir de çok yorucuydu. Eskiden boyum da kısa olduğu için rahat
yapıyordum herhalde. Neyse, ufak biraz bir top bıraktım öyle
yerde. Bir şeye benzememişti.
Sonra
tekrar eve döndüm yürüyerek. Sonrasında ne yaptım pek
hatırlamıyorum. Öyle pinekledim galiba akşama kadar. Dün yılbaşı
akşamında da kendimce şarkılar bestelemiştim akşam, onları
söylemiştim. Delirmiştim galiba. Çok saçma sapan şarkılardı
bunlar. Üstelik çok orijinal de değillerdi, başka şarkıların
ezgilerini bu kendi şarkılarıma uygulamıştım. Bir tanesinin
şarkı sözü sadece balıkçıydı. Balıkçı. Şarkı baştan
sona kadar öyle gidiyordu. Ama bağımlılık yapmıştı nedense.
Çok aptalcaydı ama bağımlılık yapmıştı. Bu yüzden
sinirlendim biraz. Sürekli içimden bunu söylemek geliyordu. Ne
yapacağım bilmiyorum.
Bugün
de böyle geçmişti işte. Sanıyorum eve geldikten sonra yine öyle
pinekledim, yemek ye, dışarı çık, tekrar eve gel. Fasa fiso.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder