9 Ocak 2016 Cumartesi

09.01.2016, Cumartesi
Yerini biiiiiilmem, bilmem ne taraftayım. Sesini duuuuuuuuymammmmmm, ne zamandır yatışlardayım... 

Bugün de böyle yatışlardaydım. Sonra kalktım biraz yürüyüşlerde ve yemek yeyişlerde oldum. Kahvaltı yapışlarda oldum. Para harcadım, saçtım etrafa biraz. Felsefe yaptım bolca, ama felsefe de çok gereksiz diye düşündüm. Yaptığımız aslında her şey gereksiz gibi bir şey. Niye yapıyoruz ki? Ölmeyeceğiz mi sonuçta? Ben neden yazıyorum? Ne oluyor ki böyle yazınca? Kendimi daha mı iyi hissediyorum? Keşke insan ırkı olarak komple yok olsak, daha iyi olmaz mı? Farklı bir biçimde var olsak. Acı falan çekmesek böyle. Tanrısal varlıklar olsak. Çizgi filmlerde olurdu ya hani, dünyayı yok etmek isteyen birisi. Onu neden durdururlar ki hep? Aslında durdurmamaları lazım. Bir yandan da iyi bir aktivite bu, eğer herkes bir anda ölecekse. Hiçbir şey hissetmeyecekse. Aman ya, çizgi film sonuçta. En azından, ben ölsem diye düşünüyorum. Bıktım artık. Sadece ölsem, yok da olmasam ya da onun gibi bir şey de olmasam. Ölürken kötü hissediyorsun, ya da öldüğünü zannederken. Hep öyle zamanlarım olmuştu geçmişte. Olmasın onlar. Olmasın! Çok kötüydü onlar. Artık bir kız arkadaşım da olmayacaktı eğer olsaydı, arkasından üzüleceğim. Neden benim istediğim olmuyor? Olacak ulan işte! Olacak, o kadar! Küfür savururum yoksa havaya. Ziyan ederim oksijeni. Ben mutlu olamıyorsam kimse olmamalı. Herkes bana bakmalı. Hişt, sakın gözünü çevirme. Ben mutlu olacağım. Lütfen gözünüzü çevirmeyin, ne olur. Ya ölürsem bir saniyede? Başka tarafa bakarsanız kurtaramazsınız belki. Ne olur yapmayın. Kurtarmaz mısınız yoksa? Ben ne yaptım ki size? Ben hep iyiliğinizi düşündüm, sizi hiç o kadar iyi tanımadım ama hep iyiliğinizi düşündüm, üzülmenizi istemedim. Belki hayata da hazırlamadım sizi bu şekilde her insanın birbirini hazırlaması gerektiği gibi ama, olabileceği kadar mutlu etmeye çalıştım sizi. Kendimi de uzaklaştırdım hatta. Pek mutlu oldunuz mu bilmiyorum, belki rahatsız oldunuz benden. Bilmiyorum. Çok üzgünüm. Keşke her şey başka türlü olsaydı. Zamanı geri alalım, zaman geri alınsın istiyorum! Zamanı aldım ama beğenmedim, alın bu zamanı geri başka zaman verin! Yohhğhğ ısa(yoksa) tüketici mahkemelerine giderim vallahi. Sürüm sürüm süründürürüm sizi. Banane, beni ilgilendirmiyor muhattabımın olmaması. Alacaksınız zamanımı geri söke söke. Ne verdiysem veya ne vermediysem onu geri vereceksiniz geri. Başka zaman vereceksiniz. Beni mutlu edeceksiniz. Yok öyle yağma, ben istemiyorum. İstemiyorum artık karanlıkların üstüme üstüme gelmesini, zaten uzay korkum var. Uzay gereksizce büyük. 94 milyar ışık yılı diyorlar. Ölçtünüz mü diyesim geliyor. Belki uzayın her tarafında o karanlık maddeden yoktur, yani ışığın gidişiyle ölçüyorlar sanırım bunu ama belki ışık bu bölgelerde hep aynı hızda hareket etmiyordur. Bunu nereden bilebiliriz? Bu bağlamda, yapılan ölçümlerde yanlış olabilir eğer ışık üzerinden bir ölçüm yapılıyorsa. 93 milyar ışık yılı da olabilir. Emin değilim. Neyse ne.

İçim çok boşlukta, ya da boşluğum çok içimde. İçime kaçmış, tıpkı kızların lisede içine kaçan çorabı gibi. Kızlar, siz bilirsiniz içine kaçırmayı. Lütfen çıkarsanıza şu boşluğu içimden? Ölüyorum ellerinizden, uzatın ellerinizi. Sarın etrafımı. Kucaklayın beni. Ay, başım dönüyor. Panik atak mıyım ne? Önceden de böyle olmuştu. Lütfen tatmin edin beni, pardon yani, rahatlatın beni. Çok panikledim. Ne yapacağım? Öleceğim mi yoksa? Ama ölmekten korkmuyorum. Korkuyorum. Hayır korkmuyorum. Bilmiyorum ki ölüm nedir. Neden korkayım? Ölüm benzeri bir iki durum geçirdim ama nereden bilebilirim? Emin değilim ki ben. Kötü hissettim sadece. Kötü hissetmek de bir ölüm olmasın aslında kızlar? İçimdeki iyiliğin ölümü olabilirdi aslında. Ben artık ben değilim, içimdeki iyiliğim. İçimdeki boşluklar nereye gittiler, ne yerler, ne içerler şimdilerde bilemiyorum. Zırhlılarını da alıp kaçıp gitmiş olabilirler muhtemelen. Montlarını da aldılar mı acaba? Endişelerdeyim. Üşürlerse oralarda ya, dayanamam. Getirin boşluklarımı. Quiz yapıcam. Aha şuraya da em is ar koyalım. Noktaları da unutmayalım. Dinle beğnğnii, dinleeeeğeğğ. take, took, took. TAKE, TOOK, TOOK; diye hocayı tekrar ederdik arkasından. Ne günlerdi. Ama yanlış oldu, take took taken olacaktı o, şaşırmışım. Şaşı da olabilirim. Zira bu bilgisayar başında böylesine uzun metin yazmak cidden zor. Zdaemon oynamak da şaşı yapabiliyor insanı. Ama çok yalnızım. Keşke yanımda birileri olsa. Beni anlayacak birileri. Piknik yapıyorum zihnimin dehlizlerinde ve korkuyorum. Korkmamak lazım aslında. Ve bu yazının da nereye gideceğini bilmiyorum. En iyisi burada bir yerlerde parketmek bu yazıyı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder