Bugün bolca uyudum,ve bolca düşündüm.Kafamdaki hayaletleri dağıtmada bayağı etkili oldu bu ve bu sebeple çok daha kaliteli bir uyku çektim.Ne düşündüm pek hatırlamıyorum ama nasıl güzel düşünüleceğiyle ilgili birkaç şey oluştu kafamda.Ama gerçi ben güzel düşünmek istemiyorum ki.Hayal ettiğim şeyi gerçekleştiremediğimden,artık ne olursa olsun pek birşey değişmeyecek benim için.İnsanların arasına karışmak?Bir süre sonra yine eskiden olduğu gibi birtakım şeyler olacak,biliyorum.Bunu geciktiremem.Unutabilir miyim?Bilmiyorum.Sadece o kadar tekim ki.Neden bu kadar tekim anlamıyorum.Yani,aslında tek değilim.Muhakkak iletişim kurabileceğim insanlar var,fakat biliyorum ki bir süre sonra yine eski halime dönüyorum.Bu halim için yardım edemezler mi bana?Bu halimdeyken,ne yapmalıyım yani?Kaçmalı mıyım öleceğini anlayan bir hayvan gibi?Uzaklaşmalı mıyım?Herhalde öyle yapmalıyım,zarar vermemek için.En iyisi.
Belki,nedenlerini anlamak isterdim bu kaybımın,fakat kelimesel olan hiçbirşeye indirgemedim ki ben bu hislerimi,heyecanlarımı,anlatmadım kimseye.Belki,nasıl düşündüğümü,düşünme algoritmamı gösterebilirim insanlara,bilsinler diye,yani öyle yapabilirdim.Nasıl yaşadığımı pek paylaşmıyorum nasılsa,nasıl düşündüğümü paylaşırdım.Bu da bir nevi uygun bir iletişim olabilirdi.Fakat bu oldukça,oldukça zor.İnsan bunu nasıl yapabilir öylece?Fakat bunu ben şimdi yapıyorum.Şimdi bile yapmıyorum aslında,yani ne bileyim.Hatırlamıyorum ki yapayım.Hatırlamak iyi olmayabilir zaten.Başka zaman başka yerde yaparım belki.Ama ne hissettirir bana bilmiyorum,rahatlatır mı beni?Bilemiyorum.
11 Temmuz 2014 Cuma
7 Temmuz 2014 Pazartesi
Aslında,geçmişte kendimle ilgili neler düşündüğümü unutmamdan kaynaklanıyor,ya da belki aslında unutmadım da,o düşüncelerimin şu andaki yerini anlayamıyorum,ya da anlamak istemiyorum kaçıyorum bundan.Mesela onca şey yapıverdim,ama hiç düşünmedim o kadar da bunların üzerinde,ama şimdi daha fazla düşünüyorum herşeyle ilgili,yani biraz daha düşünüyorum mecburi olarak,acı çektiğim için,acı çektiğim ve bunu hafifletmek istediğim için.Benim o zamanlardaki düşünme isteğim galiba karşımda biraz daha rakip görünce oluşan bir durumdu,hemen onu rol model seçip ona karşı cephe alıyordum herhalde.
Anladım gibi
Nihayet bugünlerde kafama şimşek gibi birşeyler çaktı.Ama bunun da başka bir yerden görme bir hamle olmadığına emin değilim.Anladığım kadarıyla,insanların arasına başka bir manada karışıyorum,fakat kimsenin düşündüğü bir manada değil,sanki bir oyun gibi.Bazen,bu oyunun içinde onların da oynunu oynamak istiyorum.Bu bana onların düşündüğünden çok daha fazla zevk veriyor.Çünkü birazcık da olsa onların istediği gibi şey yapıyorum birşeyleri.Fakat bu onlara,ya da herhangi birine benim aşağılık kompleksli olduğumu düşündürtebiliyor ve bundan soğutabiliyor.Ama onların da bir oyunu olup olmadığından emin değilim,ama belki de vardır ve zaman içinde gelişiyordur,ben de bunu kendi zamanım içinde değerlendiriyorum ve belki bambaşka bir oyun şekli halini alıyor,yani garip bir oyun halini alıyor.Onların zamanla aralarında oluşturdukları iletişim,benim gözümde bambaşka birşeye bürünüyor,benim gördüğümle onların gördüğü bambaşka oluyor.Oysa ben sadece kendimi rahatlatmak istiyorum.İsterse dövsünler,kızsınlar,saldırsınlar bana.Yine kendimi birazcık da olsun rahatlatmış olmaz mıyım?Hem de tepki geliştirmiş olurum buna karşı,fakat her nasılsa,ölebilirim de.Yani,düşüncelerim ölebilir.
Şu anda kendimi öylesine öldürmek istiyorum ki,fakat ki yalnız değilim.Yalnız olmadığımdan dolayı kafamdaki düşünceler bayağı değişti,yani yapabilirlik görünmeye başladı en azından.Bu yüzden,bu kutsallık bozulduğu için kendimi öldürmek istiyorum şimdi,aıııırgırıhıhıhıhı...
Şu anda kendimi öylesine öldürmek istiyorum ki,fakat ki yalnız değilim.Yalnız olmadığımdan dolayı kafamdaki düşünceler bayağı değişti,yani yapabilirlik görünmeye başladı en azından.Bu yüzden,bu kutsallık bozulduğu için kendimi öldürmek istiyorum şimdi,aıııırgırıhıhıhıhı...
5 Temmuz 2014 Cumartesi
Onlardan,şunlardan,bunlardan..
Çok garip,az öncesine kadar kendi düşüncelerimden sıyrılmak,daha doğrusu o zamanki düşüncelerimin tanımıyla intihar etmek istiyordum.Ama sonuçta,o zamanki düşüncelerim beni öylesine esir alıyordu ki,almıştı ki,o anki hissettiğim şeyin tam olarak ben olduğuna kesinlikle emin oluyorum ve en kötüsünü,intiharı düşünüyorum.Fakat bu düşüncelerim,gerçekten benim ne kadarımı oluşturuyor ki?Yani,o anki intihar dediğim şey,aslında sadece benim düşüncelerimin ölümü,başka birşey değil.Bunu sadece ben biliyorum.
Bir lafı düşünüyorum son günlerde.Kafkanın bir kitabında okumuştum.Açlık yasak değildir,istediğin kadar aç kalabilirsin,ve hatta ölebilirsin.Fakat öncelikle açlığı kendine yasaklamalısın.Bir nevi predatör olmalısın kendi içinde.Yani tam olarak böyle demiyordu,böyle bir yasa yoktu,sadece açlık olmayan şeye ulaşmak böyle gösteriliyordu,gerisi bunu söyleyenler tarafından da bilinmiyordu,belki de biliniyordu ama söylenmiyordu.Bilenler belki aramızda dolaşıyordu fakat artık sessizleşmişlerdi onlar.Bu saçma laf,tüm herşeyi çökertiyor.Biz açlığa karşı savaşmıyorduk ki,açlık nedir bilmiyorduk tam olarak.Bize öğretmeye çalışanlara da karşılık vermeye hakkımız vardı,sonuçta bunu öğrettiklerinde bile,bu soruna tam bir sorun getirilemeyecekti.Biz yine açlığın tam olarak ne olduğunu bilemeyecektik,kendimiz görmek isteyecektik bir yerde.Fakat şu anda bize yapılan şey zulüm sayılır.Ve bunun cezasını da ödetmeyeceğim,sadece savaşacağım buna karşı ve bırakıp gideceğim,öğreteceğim bunu onlara ve uzaklaşacağım mümkün olduğu kadar,herşeyi ezberleyen,sevişmeyi bile ezberleyenlerin diyarından çekip gideceğim.Kendimi de sürekli eğlendirmekten alıkoymalıyım,saçma sapan şeylere kendimi kaptırmış ve bir o kadar da bunlarla kendimi eğlendirmiş ve yeni dalgalara karşı koyamaz halde buluyorum bir anda kendimi.Daha doğrusu tam olarak bundan olmuyor,neyden olduğunu bilmiyorum ama bir anda kendimi pessimizme bağlıyorum.
Şimdi biraz ara vereyim.Açlığı kimse bize öğretmeye kalkışamaz,kim olursa olsun.Sonuçta elleri onların temiz değil o kadar da,gördük ve bildik,bizi düşünebilme ihtimallerini düşündük,onların düşünmedikleri kadar.Ve sonuç olumsuz çıktı,Yargıtaydan karar böyle çıktı maalesef.Biz kendimiz görüp,açlığa karşı birşeyler geliştirmeliyiz,ve böyle yaparak belki gerçekten predatör oluruz istemeden,yırtarız,parçalarız,yok ederiz birşeyleri.Ama olsun,onlar zaten böyle birşeyi deneyerek zaten hakettiler bunu.Fakat ya kendilerini kurban etmişlerse?Her neyse,artık onlarla ilgili endişeye,endişeme fırsat vermemek gerek.
Ama bazen yazarken de çok,çok çok kötü hissediyorum.Ne yani,herkes yazamaz mı?İnsanın canı sıkılır,yazar.Ama bunun için ayrı bir boyut oluşturmak nedir?Beynimde binlerce düşünce vardı,nasıl savuşturabilirdim bunları?Daha doğrusu,düşünce sayılmaz bunlar,binlerce endişe.Sonunda müthiş bir şekilde iç rahatlatma olmayacağını bildiğim,fakat yine de denemek için "acaba?" dediğim şeyler.Belki de aslında başından beri predatör olan benimdir,çünkü kullanıyor gibi hissediyorum sanki insanları böyle yapınca.
Hişş,özentilik yapma.Galiba,burada aşırı yalnızlığımı hissediyorum ondan böyle korkunç ve ürkünç.Binlerce şey yazılabilir,sonradan bana korkunç gelebilecek fakat yine de sonradan başka biri okuyunca müthiş komik gelebilecek şeyler.Çok espri yaparsam,ölür müyüm?Bu espriler,birilerini öldürür mü peki?Bilmem.İşe buradan mı başlamak gerekiyor acaba?Bilmem.Mesela bir espri uyduruyorum böyle yazarken,içimden geliyor,o sırada aslında o yazılan espri kadar komik olmayan,dandik olan içimden,karanlık bir yerden.Aslında o yazılan espri kadar aydınlık olmayan içimden.Palyaço muyum ben?Yoksa astronot muyum?
Neyse ney,fakat neden o bazen içimde taşıdığım doğrusuzluğu ve yanlışsızlığı bu arenaya da taşıyamıyorum?Burada sanki konuşulan herşey,yazılan herşey benim,benim içimde bir yerlerde ikinci bir şahıs tarafından doğrulanıyor gibi oluyor,ama bir an için oluyor bu.Sanki bunu hep hissedebilmek için yapıyorum bütün esprileri gibi,ama belki de bu espriler yüzünden zamanında göremedim birşeyleri ve gözlerimi dumanlattırdım.Neyi göremedim onu da bilmiyorum.Hatırlamıyorum hiçbirşeyi.Hatırlamadığım için bu düşünceleri,yani intihara değer mi?Düşünüyorum da,sürekli birşeyler ölüyor zaten,galiba benim kontrolümde de değil,o düşüncenin daha derinine inersek,o düşünceye sebep olan olaylar ve yargılar dizisinin içinde de o düşünce dile gelirken birtakım olaylar yanlışlanıyor,ya da yanlış hatırlanıyor belki ve düşüncenin içinde daha başlamadan bir yanlışlık,bir ölüm oluşuyor.Sonuçta ölüm fiili bunlar için çok dar bir fiil o zaman.Öyle değil mi?Fakat,düşünceler ortak değilse,paylaşılamıyorsa ki bence aynı anıları tek bir kişi paylaşabiliyorsa kendi evreninde,bambaşka bir düşünce dünyasına sahiptir,bu düşünceyi paylaşıp etrafına yeni insanlar aldığında bu düşünceyi savunmak için,sonunda,en sonunda bir yerlerde bunu yaptığı için buruk hissedecektir çünkü o düşünceyi üretirken,üretmesine konu olan asıl olaylar dizisini artık tam olarak hatırlayamayabilir bu kişi.Ve yine de burdan "ha,o zaman kimseyi körü körüne takip etmeyelim" önyargısı da çıkarılamayabilir çünkü takip eden insanlar da aynı zamanda insansa,illaki takip etme fiilini tamtakır uygulayamamışlardır ellerinden geldiğince,sonuç olarak bu beni çektikçe çekiyor.Ölmek istiyorum ben.Ben bunu istememiştim ki?Ben nerden nereye geldim?Birileri mi itti beni buraya?Belki bu ideaların tam kantır tezlerini üreten kişiler bunları bile kasdetmiyordu ki?O zaman,yanlışlık kimde ki?
Bazen böyle keşke yazmasaydım diye düşüncelerim oluyor,ki bunu böylece yazabildiysem de aslında o kadar yalnız değilimdir diyeceğim,çünkü sanki bir terapiste anlatır gibi bir anlatış tarzım var bu söyleyişte,ama tabi doğal olarak rahatlamak istiyorum ama işin sonunda büsbütün rahatlamamış ve gerilmiş olarak çıkıyorum,ana sebepten ayrılıyorum ve ana yoldan.Nobody grabs you,you re just grabbing yourself.Do you just dispose yourself from someone that s exactly thinking somebody is trying to choke him,while in reality he is choking himself with both hands?What s exact difference?You choose?You say?One is physically grabbing himself,and you..You are making shadows for yourself,to reduce the pain of your ego,you re making mental hands to grab yourself,and succumb to you so you have the right to be get mercied for.None else can know,none else can see that.Do you realize it?Want to me to write in Turkish aswell?Evet söylüyorum.Kendi götünden kendi hayal gücünle eller oluşturuyorsun kendi boğazını sıkmak için,kendini ezmek için,belki de tıpkı o beğenmediğin evde tam da bu zamanlarda birkaç sene önce balkonun evet o balkonun inanılmaz korkunç şekilde sana doğru bakan kırmızı gözlü kombisi olan balkonun önünde,daha doğrusu tam ona bakan salonda yatarken düşündüğün o garip eller gibi,kendini sıkmak için.4 boyutlu olarak sıkıyorsun kendini,çok yoruluyorsun.Farkında değil misin?Evet çok barbarca birşey bu hissettiğin eller,sanki senin içindeki görünmez ellermiş gibi.Ve şimdi daha güçlülerini de geliştirdin,artık sağdan soldan taş benzeri sert fakat arada birden yumuşayan cisimler değil,kendini sıkıyorsun,kendi boğazını sıkıyorsun,artık yeterince antrenman yaptın ne de olsa,neden olmasın?Ve bir de bahaneler buluyorsun kimbilir hangi soğuk ülkelerden.Hayır,onlarla aynı şeyi hissetmemiş olabilirsin,onlar kurtulmuş da sayılmazlar,ya da savaşılacak bir hedef de değildirler artık,hayır onların düşünceleriyle de alay edemezsin.Onlar var mıdırlar ki gerçekte?Belki de sadece sen uydurdun onları bir anda kalıba sokabildin.Kafandaki tam örneğe denk mi geliyor yani?Senin ölüm denklerimle onların ki bir mi?Ölümünüz aynı olsa bile,ölümü düşünüş şekliniz bir mi?Değil.Böyle sadece kendini yıpratıyorsun.Sen bile aynı değilsin belki bir an öncekiyle bile,hatırlaman yetmeyebilir belki?Tam olarak ne düşündüğünü hatırlayabilsen?Hatırlayabiliyor musun peki?Eskisi gibi gurur duyabiliyor musun bunla?Yoksa artık o canlar ölü canlar mı oldu?Canlandıramıyor musun artık hayaletleri?Soruyor musun peki şimdi "kendimle ne yapacağım?" diye?Sor,sor bakalım.Artık kendini sıkmıyorsan,ne iyi.O içindeki sadece ve sadece senin içindeki hissedilebilen şeye güven,başkalarında aynı şekilde çalışmıyor olabilir,kendine güven.
Bir lafı düşünüyorum son günlerde.Kafkanın bir kitabında okumuştum.Açlık yasak değildir,istediğin kadar aç kalabilirsin,ve hatta ölebilirsin.Fakat öncelikle açlığı kendine yasaklamalısın.Bir nevi predatör olmalısın kendi içinde.Yani tam olarak böyle demiyordu,böyle bir yasa yoktu,sadece açlık olmayan şeye ulaşmak böyle gösteriliyordu,gerisi bunu söyleyenler tarafından da bilinmiyordu,belki de biliniyordu ama söylenmiyordu.Bilenler belki aramızda dolaşıyordu fakat artık sessizleşmişlerdi onlar.Bu saçma laf,tüm herşeyi çökertiyor.Biz açlığa karşı savaşmıyorduk ki,açlık nedir bilmiyorduk tam olarak.Bize öğretmeye çalışanlara da karşılık vermeye hakkımız vardı,sonuçta bunu öğrettiklerinde bile,bu soruna tam bir sorun getirilemeyecekti.Biz yine açlığın tam olarak ne olduğunu bilemeyecektik,kendimiz görmek isteyecektik bir yerde.Fakat şu anda bize yapılan şey zulüm sayılır.Ve bunun cezasını da ödetmeyeceğim,sadece savaşacağım buna karşı ve bırakıp gideceğim,öğreteceğim bunu onlara ve uzaklaşacağım mümkün olduğu kadar,herşeyi ezberleyen,sevişmeyi bile ezberleyenlerin diyarından çekip gideceğim.Kendimi de sürekli eğlendirmekten alıkoymalıyım,saçma sapan şeylere kendimi kaptırmış ve bir o kadar da bunlarla kendimi eğlendirmiş ve yeni dalgalara karşı koyamaz halde buluyorum bir anda kendimi.Daha doğrusu tam olarak bundan olmuyor,neyden olduğunu bilmiyorum ama bir anda kendimi pessimizme bağlıyorum.
Şimdi biraz ara vereyim.Açlığı kimse bize öğretmeye kalkışamaz,kim olursa olsun.Sonuçta elleri onların temiz değil o kadar da,gördük ve bildik,bizi düşünebilme ihtimallerini düşündük,onların düşünmedikleri kadar.Ve sonuç olumsuz çıktı,Yargıtaydan karar böyle çıktı maalesef.Biz kendimiz görüp,açlığa karşı birşeyler geliştirmeliyiz,ve böyle yaparak belki gerçekten predatör oluruz istemeden,yırtarız,parçalarız,yok ederiz birşeyleri.Ama olsun,onlar zaten böyle birşeyi deneyerek zaten hakettiler bunu.Fakat ya kendilerini kurban etmişlerse?Her neyse,artık onlarla ilgili endişeye,endişeme fırsat vermemek gerek.
Ama bazen yazarken de çok,çok çok kötü hissediyorum.Ne yani,herkes yazamaz mı?İnsanın canı sıkılır,yazar.Ama bunun için ayrı bir boyut oluşturmak nedir?Beynimde binlerce düşünce vardı,nasıl savuşturabilirdim bunları?Daha doğrusu,düşünce sayılmaz bunlar,binlerce endişe.Sonunda müthiş bir şekilde iç rahatlatma olmayacağını bildiğim,fakat yine de denemek için "acaba?" dediğim şeyler.Belki de aslında başından beri predatör olan benimdir,çünkü kullanıyor gibi hissediyorum sanki insanları böyle yapınca.
Hişş,özentilik yapma.Galiba,burada aşırı yalnızlığımı hissediyorum ondan böyle korkunç ve ürkünç.Binlerce şey yazılabilir,sonradan bana korkunç gelebilecek fakat yine de sonradan başka biri okuyunca müthiş komik gelebilecek şeyler.Çok espri yaparsam,ölür müyüm?Bu espriler,birilerini öldürür mü peki?Bilmem.İşe buradan mı başlamak gerekiyor acaba?Bilmem.Mesela bir espri uyduruyorum böyle yazarken,içimden geliyor,o sırada aslında o yazılan espri kadar komik olmayan,dandik olan içimden,karanlık bir yerden.Aslında o yazılan espri kadar aydınlık olmayan içimden.Palyaço muyum ben?Yoksa astronot muyum?
Neyse ney,fakat neden o bazen içimde taşıdığım doğrusuzluğu ve yanlışsızlığı bu arenaya da taşıyamıyorum?Burada sanki konuşulan herşey,yazılan herşey benim,benim içimde bir yerlerde ikinci bir şahıs tarafından doğrulanıyor gibi oluyor,ama bir an için oluyor bu.Sanki bunu hep hissedebilmek için yapıyorum bütün esprileri gibi,ama belki de bu espriler yüzünden zamanında göremedim birşeyleri ve gözlerimi dumanlattırdım.Neyi göremedim onu da bilmiyorum.Hatırlamıyorum hiçbirşeyi.Hatırlamadığım için bu düşünceleri,yani intihara değer mi?Düşünüyorum da,sürekli birşeyler ölüyor zaten,galiba benim kontrolümde de değil,o düşüncenin daha derinine inersek,o düşünceye sebep olan olaylar ve yargılar dizisinin içinde de o düşünce dile gelirken birtakım olaylar yanlışlanıyor,ya da yanlış hatırlanıyor belki ve düşüncenin içinde daha başlamadan bir yanlışlık,bir ölüm oluşuyor.Sonuçta ölüm fiili bunlar için çok dar bir fiil o zaman.Öyle değil mi?Fakat,düşünceler ortak değilse,paylaşılamıyorsa ki bence aynı anıları tek bir kişi paylaşabiliyorsa kendi evreninde,bambaşka bir düşünce dünyasına sahiptir,bu düşünceyi paylaşıp etrafına yeni insanlar aldığında bu düşünceyi savunmak için,sonunda,en sonunda bir yerlerde bunu yaptığı için buruk hissedecektir çünkü o düşünceyi üretirken,üretmesine konu olan asıl olaylar dizisini artık tam olarak hatırlayamayabilir bu kişi.Ve yine de burdan "ha,o zaman kimseyi körü körüne takip etmeyelim" önyargısı da çıkarılamayabilir çünkü takip eden insanlar da aynı zamanda insansa,illaki takip etme fiilini tamtakır uygulayamamışlardır ellerinden geldiğince,sonuç olarak bu beni çektikçe çekiyor.Ölmek istiyorum ben.Ben bunu istememiştim ki?Ben nerden nereye geldim?Birileri mi itti beni buraya?Belki bu ideaların tam kantır tezlerini üreten kişiler bunları bile kasdetmiyordu ki?O zaman,yanlışlık kimde ki?
Bazen böyle keşke yazmasaydım diye düşüncelerim oluyor,ki bunu böylece yazabildiysem de aslında o kadar yalnız değilimdir diyeceğim,çünkü sanki bir terapiste anlatır gibi bir anlatış tarzım var bu söyleyişte,ama tabi doğal olarak rahatlamak istiyorum ama işin sonunda büsbütün rahatlamamış ve gerilmiş olarak çıkıyorum,ana sebepten ayrılıyorum ve ana yoldan.Nobody grabs you,you re just grabbing yourself.Do you just dispose yourself from someone that s exactly thinking somebody is trying to choke him,while in reality he is choking himself with both hands?What s exact difference?You choose?You say?One is physically grabbing himself,and you..You are making shadows for yourself,to reduce the pain of your ego,you re making mental hands to grab yourself,and succumb to you so you have the right to be get mercied for.None else can know,none else can see that.Do you realize it?Want to me to write in Turkish aswell?Evet söylüyorum.Kendi götünden kendi hayal gücünle eller oluşturuyorsun kendi boğazını sıkmak için,kendini ezmek için,belki de tıpkı o beğenmediğin evde tam da bu zamanlarda birkaç sene önce balkonun evet o balkonun inanılmaz korkunç şekilde sana doğru bakan kırmızı gözlü kombisi olan balkonun önünde,daha doğrusu tam ona bakan salonda yatarken düşündüğün o garip eller gibi,kendini sıkmak için.4 boyutlu olarak sıkıyorsun kendini,çok yoruluyorsun.Farkında değil misin?Evet çok barbarca birşey bu hissettiğin eller,sanki senin içindeki görünmez ellermiş gibi.Ve şimdi daha güçlülerini de geliştirdin,artık sağdan soldan taş benzeri sert fakat arada birden yumuşayan cisimler değil,kendini sıkıyorsun,kendi boğazını sıkıyorsun,artık yeterince antrenman yaptın ne de olsa,neden olmasın?Ve bir de bahaneler buluyorsun kimbilir hangi soğuk ülkelerden.Hayır,onlarla aynı şeyi hissetmemiş olabilirsin,onlar kurtulmuş da sayılmazlar,ya da savaşılacak bir hedef de değildirler artık,hayır onların düşünceleriyle de alay edemezsin.Onlar var mıdırlar ki gerçekte?Belki de sadece sen uydurdun onları bir anda kalıba sokabildin.Kafandaki tam örneğe denk mi geliyor yani?Senin ölüm denklerimle onların ki bir mi?Ölümünüz aynı olsa bile,ölümü düşünüş şekliniz bir mi?Değil.Böyle sadece kendini yıpratıyorsun.Sen bile aynı değilsin belki bir an öncekiyle bile,hatırlaman yetmeyebilir belki?Tam olarak ne düşündüğünü hatırlayabilsen?Hatırlayabiliyor musun peki?Eskisi gibi gurur duyabiliyor musun bunla?Yoksa artık o canlar ölü canlar mı oldu?Canlandıramıyor musun artık hayaletleri?Soruyor musun peki şimdi "kendimle ne yapacağım?" diye?Sor,sor bakalım.Artık kendini sıkmıyorsan,ne iyi.O içindeki sadece ve sadece senin içindeki hissedilebilen şeye güven,başkalarında aynı şekilde çalışmıyor olabilir,kendine güven.
3 Temmuz 2014 Perşembe
Tahin&tayin
Acaba sadece sebepsel birşeyler mi arıyorum kendi yaşamımı devam ettirmek için?Sanki bu tek başına yetecekmiş gibi?Fakat önceden belli ki böyle yapıyordum,hatta yaşama sebebim buydu diyebilirim,şimdi ne oldu gerçekten ve ne değişti?Çok ileride,daha belki insanlara yakın olduğum bir zamanı düşlüyorum.İnsanlar belki seviyor beni ama bilmiyorum.Ama ilgilendirmiyor da bu beni,çünkü bir başarım var.Başarılarım var.En azından kendi içimde başarı konusunda vicdanımı rahatlatabildiğim derecede başarılarım var.Fakat başka,nasıl olmalı ki?Bugün şeyi düşünüyordum mesela,onca başaramadığım,pardon başaramadığım demek kendime haksızlık olur,adlandıramadığım şeyi düşündüm bugün,belki o zamanlar bunları adlandırsaydım,ve karşılığında biraz insaniyet alsaydım,bugün gerçekten düşünürken,böyle içim yanmazdı,yani içimin yanması yerine başarılı olduğum için de gurur duyardım.
Peki bu sürekli aynı şeylerin olması?Çok can sıkıcı olmaz mı?Adeta cehennemdeymiş gibi.Ne farkı var ki gerçekten?Eğer farklılık süzgecinden geçiremiyorsak,ne farkı var?
Tecrübe olayının da gelmişini geçmişini..Ben buradan başlamak istemiyorum,ve başlangıçtan daha hepsini reddediyorum,reddediyorum işte!Bu kadar basit benim için.O zaman da reddetmiştim,fakat sonra nedense pişman olur gibi oldum buna,yani ben o kadar da uzak olmak istememiştim ki.Çok sıkılıyorum hepsinden şu anda.Fakat ne yapmalı?Bunları ben kafamdan düşünüyorum,başka bir yerimden değil tabii ki.Dışarıdan gerçekten daha mı farklı görünüyordur ki kendime bir son vermeye çalışayım?Yani bu aydia nın dışarıda tezahür edişi çok farklı olacaktır aslında.
Hayallerimden de hiçbirşey kalmadı geriye,daha doğrusu,o hayal kurmaya meyilli olan ve bundan gurur duyan,tam olarak bundan da gurur duyup duymadığını pek sorgulamayan,etrafında insanların olmasından zevk duyan,fakat yine de onlarla o kadar derinleşmek istemeyen saçma bir mentalite,EVET SAÇMA ULAN.İLETİŞİM YOK BİRŞEY YOK!GERİZEKALI SENİ.Böyle nereye gidecekti sanıyorsun?Sadece çürüttün kendini işte.Zaten,birşey olsa bile ne yapılabilirdi?You re just alone with yourself.
Şimdi düşünüyorum,ya eskilerden birşeyler yenilenirse,birşeyler,yeni birşeyler doğarsa,ben ne yapmalıyım?Komple yeni bir set mi edinmeliyim kendime?Mükemmelite mi istiyorum ki yoksa?
2 Temmuz 2014 Çarşamba
İçimden hiçbirşey geçmiyor,eskiye dair hiçbirşey.Bahane ulan bunlar diyorum,bahane,başka birşey değil,ama tekrar geri döner mi birşeyler bilmiyorum.Geri dönerse,şöyle bir çözüm yolu,stratejisi uygulayacağım:Bilinmezliğe süreceğim herşeyi.Veyahut,sadece benim hissettiğim birşey olarak kalacak bu,başka kimsenin hissetmediği ve bundan dolayı da anlayamadığı birşey,bu nedenle aslında böyle bir sorun olmamış olacak.Hiçbir sorun olmayacak.Gelecekte birşeyler aynı noktaya gelebilecek mi peki?Hayır.Hepsini reddediyorum artık.Şu anki halimden son derece memnunum,ve kimseyi artık kendi mıntıkama sokmak istemiyorum,sonuçta,onları bu şekilde zorlayabildiysem bile kendi içimde bu bile benim isteğimledir,istemeseydim kimseyle iletişim kurmaya da bilirdim,hiçbirşey.Sadece kendi sınırlarımı bilmediğimden,hatırlatılmaya ihtiyacım vardı,ehh,böyle bir hatırlatılmaya ihtiyacım varsa demek ki nasıl sandığım kişi değilmişim meğer,yani aslında üzülmüyorum buna pek,ben bunu istemiyordum tam olarak sadece yani ben zaten aslında bunu istiyormuşum diyebiliyorum kendi içimde ve yoluma devam ediyorum.Ama artık bu ihtiyacı da ortadan kaldırmış oldum sanırım.Çünkü böyle bir rahatlık mentalitesini ortadan kaldırdım en başta.Allah sonumuzu hayretsin.
Ama şöyle de birşey var,onlara pek zarar vermese de,benim açımdan yine çok kötü insanlar değildi,kimse o kadar kötü değildi,fakat aslında bakarsak,ben insanlara nasıl davranıyordum ki?Bilmiyorum,bu da lanet olasıca bir zindandı zaten,sonuçta yine olması gereken olmuştur diye düşünüyorum,yani aşağı yukarı böyle olurdu hep.Önemli değil,zaten tüm herşeyi bir anda yapmaya çalışıyorum hep,birşeyler de olmayıversin.Kendime yüklenemem bu kadar.
Peki ya kendime ettiğim zulümlere ne demeli?Peki ya bunlar benim kontrolümde değildiyse aslında?Ya da gerçekten zulüm etmiş miydim?Belli ki kendimi sürekli birtakım saçma insanlarla meşgul ettim,onlardan tamamen farklı,sadece saçma insanlar.Aslında onlar saçma değil,ama davranışları aşırı saçma ve isterikli.Sanki içimdeki birşeyler ve onlardaki birşeyler birleşiyor ve birbirini tamamlıyor.Ama aslında hiç de öyle göründüğü gibi değil,bir yerlerde boşluk var burada.Bilmiyorum nerede var ama,bir yerlerde var işte,ben ne yaptım,onlar ne yaptı?Birbirimizi çürüttük sadece,yıprattık.Ama sanırım,onların ki sadece sonsuz yeniliksizliğin,çürükçüllüğün ve sürekli aynı yere takılıp kalmanın getirdiği birşey olsa gerek,yani kendi içinde aşılamazlıktan nefret etmiş olabilirim belki bu da bir yerde tamamlamış,tamamlamış görünmüştür birşeyleri.Aslında bunları da biz yapıyoruz zaten,bunları biz yapmasaydık,ne kadar da yalnız olurduk ki...Ve genişlettim,birçok şeyin her zaman yanımda olmayacağını düşünerek,bazı şeyleri gevşettim artık.Ama yine de gelecekteki bir zamanda böyle şeyler olursa ne yaparım bilmiyorum.Neyi ne yaparım?Nasıl kandırırım yani kendimi,onu diyorum.Şu anda böyle birşey düşünmüyorum,çünkü yazıyorum belki,ondan.Ama ya gerçekten insanlara ihtiyaç duyarsam?
Ama şöyle de birşey var,onlara pek zarar vermese de,benim açımdan yine çok kötü insanlar değildi,kimse o kadar kötü değildi,fakat aslında bakarsak,ben insanlara nasıl davranıyordum ki?Bilmiyorum,bu da lanet olasıca bir zindandı zaten,sonuçta yine olması gereken olmuştur diye düşünüyorum,yani aşağı yukarı böyle olurdu hep.Önemli değil,zaten tüm herşeyi bir anda yapmaya çalışıyorum hep,birşeyler de olmayıversin.Kendime yüklenemem bu kadar.
Peki ya kendime ettiğim zulümlere ne demeli?Peki ya bunlar benim kontrolümde değildiyse aslında?Ya da gerçekten zulüm etmiş miydim?Belli ki kendimi sürekli birtakım saçma insanlarla meşgul ettim,onlardan tamamen farklı,sadece saçma insanlar.Aslında onlar saçma değil,ama davranışları aşırı saçma ve isterikli.Sanki içimdeki birşeyler ve onlardaki birşeyler birleşiyor ve birbirini tamamlıyor.Ama aslında hiç de öyle göründüğü gibi değil,bir yerlerde boşluk var burada.Bilmiyorum nerede var ama,bir yerlerde var işte,ben ne yaptım,onlar ne yaptı?Birbirimizi çürüttük sadece,yıprattık.Ama sanırım,onların ki sadece sonsuz yeniliksizliğin,çürükçüllüğün ve sürekli aynı yere takılıp kalmanın getirdiği birşey olsa gerek,yani kendi içinde aşılamazlıktan nefret etmiş olabilirim belki bu da bir yerde tamamlamış,tamamlamış görünmüştür birşeyleri.Aslında bunları da biz yapıyoruz zaten,bunları biz yapmasaydık,ne kadar da yalnız olurduk ki...Ve genişlettim,birçok şeyin her zaman yanımda olmayacağını düşünerek,bazı şeyleri gevşettim artık.Ama yine de gelecekteki bir zamanda böyle şeyler olursa ne yaparım bilmiyorum.Neyi ne yaparım?Nasıl kandırırım yani kendimi,onu diyorum.Şu anda böyle birşey düşünmüyorum,çünkü yazıyorum belki,ondan.Ama ya gerçekten insanlara ihtiyaç duyarsam?
Mesela franz kafka şöyle demiş bu konuda:"yazmayan bir yazar var ya,off ofv,aboov..var ya ne boktan birşeydir o anam,yazmayan bir yazarın götü soğuk fayanslara değmiştir" tabi tam olarak böyle dememiş ama buna yakın birşeyler demiş işte.Ben yazar filan değilim,ama bu lafın hangi manada kullanıldığını kime karşı kullanıldığını aşağı yukarı anlamış sayıyorum ve kendimi bu lafı ciddiye alıyorum,yani sonuçta yazar değilim ben ama burada bir eylem yapıyorum,ve bazen bu eylemi yapmıyorum,o bakımdan ciddiye alıyorum.Ya yazar yazmak istemiyorsa?Ya yazınca sürekli insanların o yazılan şeyin beğenilmesi,yakın arkadaşlar,belki de olmamış arkadaşlar tarafından beğenilmesi bekleniyorsa bu insan kendi içinde?O zaman ne yapmalı?Yazmak çok daha tehlikeli bir hal alıyor böyle durumlarda,illa birileri beğenecek,hatta anlayacak değil ya?Yani tamam iyi güzel de,sonsuza kadar birileri beğenecek değil ya?O zaman bu birisi neden yazsın?Hem beğenince ne oluyor ki?Biraz olsun canlı mı hissediyor bu yazan kişi?Eh.Belli ki öyle.O zaman ne yapsın kendini mi öldürsün bu kişi?
Şimdi tuvalete gelip giderken oturup bunu düşündüm,yok yani yürürken düşündüm,tuvalete yürürken.Tuvaletin yolları taşlı,WHAT?Bu deyimler,bu türküler başıma çok bela olacak,unutucam hepsini.
Şimdi tuvalete gelip giderken oturup bunu düşündüm,yok yani yürürken düşündüm,tuvalete yürürken.Tuvaletin yolları taşlı,WHAT?Bu deyimler,bu türküler başıma çok bela olacak,unutucam hepsini.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)