30 Haziran 2015 Salı

Normalde pek öyle yazmak için yazmam. Genelde, içimde taşkın, coşkun birtakım duygular hissederim, bu da beni yazmaya sevkeder, çünkü yazmayı seçmişimdir uzun süredir. Bir arkadaşım ve akrabam, bir keresinde yazdığım birşeyi görüp çok dalga geçmişti benle. Ondan sonra da kağıtlara yazmayı pek istemedim, genel olarak yazmayı da bıraktım uzun bir süre. Günlük gibi birşey yazıyordum yani o okuduğu kitapta, neden okuyordu ki? İlkokulda bize verilen bir kitaptı. İşte efendime söyleyeyim, "sizde acıma duygusu uyandıran bir anınızı yazınız." diye birşey yazıyorlardı başına, sonra boşluk bırakıyorlardı biraz. Ben de buraya onu yazmıştım işte. Bu yazdığım şey de ağlayan bir insana peçete verme eylemiyle ilgiliydi. İlkokulda olmuştu bu olay yine, çok sevdiğim bir arkadaşım ağlıyordu. Öyle yani. Ne diye yazıyorsam oraya. Bu anının kafamda durması yetmiyor mu ki bir de yazıyorum oraya. Amına koyayım böyle işin ben. Silmeyeceğim işte, ta amına koyayım. Bok kafam, niye yazıyorum ki?

Neyse işte, bugün world of warcraft warlords of draenor ek pakedi indirimdeydi, gittim satın aldım. İndirmesini beklerken, burada biraz içimi boşaltayım istedim. Yaa, yok aslında, başta belirttiğim bir içimi boşaltma değil. Avarelik hissediyorum biraz.Belki de içim biraz dolu olabilir. İtiraf ediyorum.

Kafamda yakın zamandaki arkadaşlarımla, daha doğrusu o arkadaşlarımla, arkadaş olarak adlandırdıklarımla ilgili, varsayımlarım, varsayılan profillerim ve onların varsayılan karakterleri falan filan, hiçbir şey kalmadı geriye, hissedebileceğim. Oysa song of elune bile bana birşeyler hatırlatıyordu buradan. Onları tanımıyorum, tam olarak tanıyamam. Sadece kafamda canlandırdığım birtakım profiller. Zaten hepimiz birbirimizi öyle tanımıyor muyuz, tanıdığımızı zannetmiyor muyuz? İnsanların birbirini tanımasından kasıt, aslında diğer insanın herhangi bir anda ne düşündüğünü, ne hissettiğini ne düşünebileceğini tahmin edebilme ya da bilebilmektir. İsim olarak tanımak var bir de. Ama sanıyorum ben, bu tanıma eylemi kısmında bir hata yaptım. İnsanları sadece ismiyle biliyoruz aslında, ne hissettiğini, ne düşünebileceğini tam bilemeyiz ki. Saklayabilirler, yalan söyleyebilirler. Daha önceki tecrübelerimize de güvenemeyiz burada. Bambaşka şekillerde saklanabilir bazı şeyler. Çünkü her insan çok farklıdır. Olaylardan aldığı etkiler çok farklıdır.

Yani tamam, belki insanlar herkesin dışarıda gördüğü şeylere güzel diyebilirler dışarıdan, fakat içeriden ne düşündüklerini, kafalarının içinde bu görülen şeye karşılık nasıl 3D bir his ile hislendiklerini bilemeyiz. Ne çağrıştırdığını bilemeyiz, bunun kelimesel bir çağrışım olduğunu yoksa 3D karmakarışık bir çağrışım olduğunu bilemeyiz. Biz o kişi değiliz. Biz biziz sadece, ben benim. Ben bir kişinin öyle hissettiğini düşünebilirim, fakat bilemem. Bu benim düşüncemdir. Öyle hissettiğini düşünüp animasyon gibi kafamda ne bileyim, bu kişiye sanki bazı kafamızda o an yaşadığımız şeyleri o yaşıyormuş gibi bazı şeyler sorabilirim.

Belki de yazmak için yazıyorumdur, bilemiyorum. Bir çıkış yolu arıyorum. İçimdeki acıların giderilmesini belki de bu anlattığım arkadaşlarımın, tam tanınmamış profillerinin, asıl hallerini bilmekle çözüm bulacağını düşünüyorum, yani içimdeki acıların bu kişilerin var ise asıl halleriyle tanışmanın beni rahatlatacağını düşünüyorum. Ama asıl hal nedir ki tam olarak? Bende bile yok böyle birşey, GIRLS, THEY WANNA HAVE FU'UUN. OOH GIIRLS THEY WANNA HAVE FUN. Bence tüm felsefe bu. Fakat girls kısmını herkes için uygun hale getirirsek,yani hem erkek hem kızlar için uygun hale getirirsek, daha doğru olur. Eğlenmek istiyorum ben, ben eğlenmek istiyorum.

Şöyle ki, ben bu kişilerin, direkt kendilerinin, benim daha önce onlarla iletişim kurmadığım, fakat sürekli olarak onlar tarafından görüldüğüm zamanlardaki eğlence hayatı felsefemi yaşarken, beni bu andaki felsefemle, tüm hayatımı bağdaştırarak, beni o şekilde kabul ettiklerini düşünüyorum. Yani aşırı konuşkan, zıpkınca bir kişi gibi. İşte bu özelliklerimi benim kişilik özelliklerim diye kabul etmiş olabileceklerini düşünmekteyim. Fakat bunlar benim asıl kişilik özelliklerim değil, ben asıl olarak eğlenmek istemekteydim o zamanlar, ve bu aşırı konuşkan ve zıpkınca bir kişilik olmayı bir araç olarak görmüştüm o sıralar. Buna göre, herhangi bir teklif geldiğinde, herhangi birşey eğlence aracı olabilirdi benim için. Yanlış anlaşılmış olabilirdim. Üzülüyorum böyle bir ihtimalin var olduğuna ve bu kadar bir iletişimsizliğin olmasına ve bu kadar felsefenin ortaya çıkmış olmasına. Yine herhangi bir zayıf iletişimin olmuş olması, bütün bu yazılanların hepsinden daha önemli olabilirdi. Daha iyi olabilirdi.Belki de olmuştur, onların tarafında. Fakat ben, benim tarafımda bunun bir belirtisini görrmedim, ya da farkında olmadım o anda.

Fakat bunda tamamen benim suçum da yok ki, Türkçe çok garip bir dil. Yararlı olmak kelimesini kullanmak geçti mesela, belirti yerine, bu da sanki insanları kullandığım, kullanmaya çalıştığım gibi bir izlenim yaratabilirdi. Ki yaratmıştı bir seferinde. Fakat aslında göremiyorum da demek olabilir bu, yani mesela, "senin sevgin bir işe yaramıyor" demek, aslında "senin sevgini göremiyorum, hissedemiyorum ve beni iyi hissettirmiyor" da demek olabilir. Acaba beni gerçekten seviyor musun da demek olabilir. Böyle kelime yanlışlıkları çok oluyor. Fakat bazen böyle olması da, bazı insanların bana ne kadar öfke dolu olduğunu anlamamı sağlıyor bir yandan da. Yani en son böyle bir durum olduğunda böyle hissetmiştim. Ondan dolayı da savunmamıştım kendimi, battı balık yan gitsindi. İletişim çok zordu, çok zor. Yani o anki görünüşe göre, kafasında bitirmişti beni herhalde, ne söylesem boştu, ne diye savunacaktım kendimi. Hiç yararlı olmuyorsun gibi birşey demiştim bir keresinde birine. Çok kızmıştı, ya da onun çok kızdığını düşünmüştüm. AHAH, tanrı çok kızdı bize yanardağdan ateş püskürtüyor. Burda birşeyler çağrıştırıyor mu acaba bana? Sanki tanrı gibi görmüşüm herhalde, niye böyle oldu bilmiyorum. Benden çok daha iyiydi o. Ne açıdan? O anki benim bakış açımdan. Eğleniş biçimi açısından olabilirdi herhalde o anki benden bakınca. Ama bu biraz da insanla ilgili, alışınca yine eğlenilirdi iki tarafın da uygun görebileceği şartlarda. Ben de tam ne istediğimi bilmiyordum. Panik halindeydim epey. Garip bir korku benzeri birşey vardı üzerimde o gün. Yardım istemeye çalıştım tanıdığım herkesten, beni o anda terslemeyeceğini düşündüğüm herkesten. Ölecektim sanıyorum, ama her nasılsa herkesten istemedim, bazı insanlar belki sevinebilirlerdi herhalde. Ya da ilgilenmeyebilirlerdi. Yaşamanın dayanılmaz ağırlığına katlanmak için gereken hiçbir şey kalmamıştı, eğlenmek isteyen benle ilgili olan. Anılar vesaire işte. Bu beni ölecekmişim gibi hissettiriyordu. Acaba gerçekten ölecek miydim? Ölmem çok da umrumda değildi o anda, ama sadece o anda.

Sanki kendi yazdığım dizi içinde yaşıyormuşum gibi, merak ediyordum bu ölüp ölmeyeceğim meselesini. Beni izleyen bir ben daha vardı içimde. Ve bu ben ayrıca o bar gibi ortamda da susmuştu, çünkü sevmemiştim orayı. Karanlıktı. Ben karanlıktan korkardım.

Her neyse, daha fazla ölecekmişim gibi hissettim, artık beynimin içinden hiçbir şey geçmiyordu. Hiç eğlence unsuru yoktu. Merakla beklemiştim ölüp ölmeyeceğimi ama beynim komple boşalınca, birşey düşünmeye çalıştıkça düşünememeye başladıkça, çok korktum. Biyoloji yalandı, kimya yalandı, fizik yalandı, amına koyaydım ben onların. Lan noluyordum böyle? Tabi şimdi o anın korkusu olmadığı için böyle hafif esprili konuşuyorum ama, o zaman çok değişik hissetmiştim. Lan nörüyordum eyle? Ama yaşadım işte. Çok renkliydi, çok eğlenceliydi o geceden sonra hala yaşıyor olmak. Ama üzgündüm de birşeylere. Yani.

Ama iletişim yoktu yeterince bazı kişilerle aramda. Ne kadar öfke dolu olduğunu bana karşı hissettiğimde, ona bu hissettiğimi söylemeliydim. Neden söylemedim ki? Çünkü öfke dolu olduğu kesindi o an gözümde. Ama öyle olmayabilirdi de. Neyse işte, hatalıyım sonuçta. Fakat olanlar sadece bununla sınırlı değil. Neyse işte, olan oldu. Şu an benim yapabileceğim birşey olduğunu düşünmüyorum. Utanç verici şeyler yaptım genel olarak. En iyisi kaçmak herhalde.

Bilmiyorum işte. Yaşamaya çalışıyorum öyle böyle. Satranç oynuyorum, dışarı çıkıp geziyorum, wow oynuyorum tekrar. Sonra bisiklete de bineceğim tekrar birtakım yaralarım iyileşince. Kendimi iyi hissedince. Böyle birşeyler yazıyorum, bu beni daha iyi hissettiriyor. Genel olarak birşeyler yapıyorum ve eğlenmek için başka şeylere de açığım. Son zamanlarda Nietzsche okumak hoşuma gidiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder