Evet tam şu anda içimi öylesine ruhlulukla ve içlilik ve hiçsizsizlikle doldurdum ki ne yapacağıma karar veremiyorum,yani bunca şeyi ve eki kökü bir anda içimde taşımak oldukça zor benim için.Bundan sonra oyun oynamaya devam mı etmeliydim?Hiç bilmiyorum.Ruhumu söküp bir kuşa taksalar,herhalde uzaya çıkmak isteyip oksijensizlikten ölürdü,fakat bunun olmasından önce bunu yapabilebileceğinin sorgulanması gerekir.Yani ozon tabakası geri itmez mi onu bir süspansiyon gibi?Önceden süspansiyon kelimesini pansumanla alakalı birşey sanardım,hemşire hanım bana süspansiyon yapın,ehehehe.Eh,konuya dönersek,yani o kadar yüksekte de uçamazdı kuş,barınamazdı,çünkü gerçek hayatta havada templelar yoktu,havada birtakım kaleler,evler yoktu.Zeus ve silah arkadaşları olduğunu düşünüyorlardı,hatta belki de bizzat havada evleri vardı,fakat Zeus ve silah arkadaşlarını biz bilmiyorduk.Bilmiyorsak nasıl birşey söz konusu olabilirdi?Ha bunların bir tarafına ben,ben Nietzcsche değilim,ya da ismi nasıl yazılıyorduysa.Beni çok sinirlendiriyor zira yazdıklarıyla sürekli Tanrılarından ve tanırlarından bahsediyor ve bu durum benim çok canımı sıkıyor.İnsanın işi de olsa bu kadar çok böyle Tanrılardan ve tanırlardan bahseder miydi?İnsanın aklı almıyordu.
Her neyse,ne Nietzsche olucam,ne de onun eleştirmeni,bir köşede dursun,fakat sevmiyorum oni,vuracağım oni.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder