8 Şubat 2015 Pazar

İsmail'in başlangıcı(Bölüm 1)

İsmail,yine her zamanki gibi,sabahleyin kalkmış ve bilgisayarının başına oturmuştu.Klavyeyi çok sevdiği ofis mobilyası sandalyesinin üzerine doğru,ellerinin çok rahat yetişeceği bir yere koydu,mouse u da öyle.Şimdi çok rahattı.Bilgisayarı açtı,windows ekranı yükleniyordu.Windows yüklenirken odasının haline baktı,lcd ekranıyla kasasının arasından yattığı kanepeyi ve kanepenin hemen önünde masayı görüyordu.Masanın üzerinde geçen gün börekçiden aldığı böreğin artıkları duruyordu,plastik bir kap içerisinde.Unutmadan toparlarsa babası gelmeden daha rahat ederdi.Bilgisayarı nihayet açılmıştı.Süper hızlı bir bilgisayarı olduğundan,fare imleci hiç bekletme işareti yapmıyordu.Direkt olarak çok sevdiği oyununa tıkladı,anında açıldı oyun yükleyicisi.Play butonuna tıkladı.Sadece burada biraz bekliyordu,fakat kendi bilgisayarının hatası değil yapımcıların hatasıydı bu,en azından o öyle düşünüyordu,ve sinirleniyordu.Biraz daha hızlı açılamaz mıydı şu oyun?Masaya sinirle vurdu.Eli acıdı.Babası uyanıp içeriden ona kızacak diye çok korktu.Her neyse,kızmadı kimse ona.Sonra oyunun giriş ekranına geldi,mavi ve lacivert arası bir renkte atmosfer,beyaz,mavi karlı dağlar vardı giriş ekranında.Ve arkadan bir kuşumsu varlığın uçtuğu görülüyordu.Arkada bir gökdelen de vardı.Kuşumsu varlık,gökdelenin üzerinden doğru süzülüp,taa ekranın en yakın köşesinde bulunan bir tepesine kondu.Ve cırlamaya başladı.Tam o anda giriş müziği de duyulmaya başladı.İsmail,müzik eşliğinde tüylerinin diken diken olduğunu hissediyordu.Sanki o da burada bulunuyor,tam bu tepeden bu kuşumsu varlığı seyrediyor,nispeten korkuyor ve saygı duyuyordu ona.Tam o sırada bacakları kasıldı,çok yanlış bir pozisyonda durduğu için sık sık oluyordu bu.Müziğin bu kısmını ve giriş ekranının bu efektlerini çok sevdiği için,hep biraz geç girerdi oyuna.Fakat şimdi giriyordu,email adresini yazdı,sonra da şifresini.Bir pencere açıldı.Connecting,authenticating,retrieving realm list...Karşısında çok güzel bir kadın duruyordu,kulakları yukarıya doğru,garip mavi gözleri olan bir kadın.Yine bu giriş ekranında olduğu gibi arkada mavi-beyaz bir tema vardı,fakat burası bir içeriydi.Giriş ekranı dış dünya ile ilgiliydi.Burası daha çok bir oda gibiydi.Elinde de kılıcı vardı,masmavi parlayan bir kılıcı vardı bu uzun kulaklı kadının.Daha fazla bekleyemeden Enter'e bastı.Oyun gür bir gürültüyle yüklenmeye başladı.Başında miğfer olan bir adam,açılma ekranını süslüyordu.O da aynı şekilde mavi-beyaz temalarla süslenmiş bir zırhıyla giriş ekranında öyle duruyordu,dinleniyordu adeta.Gözleri de maviydi onun da.Acaba iskandinav ya da Alman kökenli miydi bu insanlar diye düşündü bir an İsmail,ve gülümsedi.Hala hayata bağlıydı ve espri yapabiliyordu.

Bu arada nihayet oyun açılmıştı.Fakat o da neydi?Yine oyun eski ekranına atmıştı İsmail'i,bu ne demek oluyordu?İsmail,bir yandan oyunun yapımcılarına söverken bir yandan sinirle tekrar Enter'e bastı.Enter tuşu hergün bu olayı yaşıyordu.Sert bir şekilde basılıyordu üstüne hep.Zavallı Enter cik.Bir gün çekip gidecekti bir başına yanına shift ve backspace arkadaşlarını da alıp.İsmail çok üzülecekti,onların yerine kağıt mı sıkıştıracaktı şimdi?Gelin diyecekti,gelin tekrar benim tuşum olun diyecekti ama çok geç olacaktı artık bunun için.Pek tabi İsmail,bu muhtemel pişmanlık zincirini hiç düşünmeden fütursuzca Enter'e basıyordu.Loading screen yaklaşık olarak %80 dolmuştu,çok yavaş ilerliyordu.Sanki İsmail,bir disk kontrol etme sistemine yakalanmış da çok yavaş doluyormuş gibi hissediyordu,kendini cmd ekranında gibi hissediyordu.Neredeyse cetvel alıp çok yüksek matematik zekasını da kullanıp % kaç dolduğunu hesaplayası geliyordu İsmail'in.Bunları düşünedursun İsmail,ekran birden doldu.%100 e geldi loading screen.İsmail kız gibi bir çığlık attı,ne zamandır pek konuşmadığı için artık sesi de bir değişik çıkıyordu.Annesi belki İsmail'in eve kız attığını düşünüp sevinebilirdi de,çünkü biraz yüksek sesle çığlık atmıştı sanki.İsmail,bu düşündüklerinden utandı,çünkü çok ilginç olacak ama,hiç kız arkadaşı yoktu.O hep hor görülmüştü kızlarca.Hep dalga geçilmişti,birisi de kalkıp başını okşamamamıştı onun,kızlar yani.Ama tabi bir kız gelip niye başını okşasındı ki onun?Bu kişi ancak ve ancak annesi ya da babası olabilirdi,fakat başının okşanması için gereken yaşı da çoktan geçmişti artık.Bir kız arkadaşının olduğunu hayal etti İsmail,onunla birlikte giriş ekranına mail adreslerini girdiğini,klavyenin yarısına onun bastığını,diğer yarısına da kız arkadaşının bastığını.Ya da klavyeyi onun,fareyi de kız arkadaşının kullandığını ve böylece organize çalışarak giriş ekranına birlikte email ve şifreyi yazdıklarını.Düşünüyordu bunları.Belki ona şans da getirirdi ve böylece şu anda olduğu gibi loading %100 de olduğu gibi beklemek zorunda kalmayıp,direk oyuna girerdi her ne hikmetse.Sonra düşünüyordu,oyundayken at yarışı yaparlardı.İsmailin oyunda tam 58 farklı atı vardı,bazen hangisine bineceğine karar veremiyordu.Hepsi birbirinden güzeldi.Belki kız arkadaşı olsaydı daha iyi karar verirdi hangisine bineceğini,diye düşündü.Raid yaparken belki o hoşbeş bisküvisini yerken,yerdeki ateşlerden kız arkadaşı kaçırırdı onu,çünkü bisküvi yerken elleri hep çikolata olurdu,belki bu sırada kız arkadaşı bu durumu fırsat bilip onu bu lanet olası ateşlerden kaçırırdı,böylece raiddeki healerdan ateşten kaçmayıp kendi healthını düşürdüğü için fırça yemezdi.Sonra belki ona da yedirirdi hoşbeş,fakat o yemek istemezdi,"kilo aldıracaksın bana İsmail,kilo alırsam döverim bak seni haa" derdi.İsmail de "ben seni her halinle severim benim uzun kulaklım" derdi.O da "sahiden uzun mu kulaklarım?" derdi,"yoksa beni başka bir uzun kulaklıyla mı aldatıyorsun?"derdi.Kıskançlık krizinden nasıl çıkaracağını düşünürdü kara kara İsmail,sonra kız arkadaşı ona kızıp yastıkla vurmaya başlardı,o da hafiften sinirlenmiş gibi yapıp "sen görürsün" diyerek başka bir yastıkla ona vurmaya başlardı ve sonunda her taraf yastığın içindeki tüyden olurdu.İsmail hep düşündü bunları o loading screen açılmaya çalışırken,ah bir olsaydı ama.Nihayet,bir geribildirim aldı.Disconnected from the server yazıyordu pencerede.Tekrar denese,birkaç kez denese muhtemelen girerdi oyuna ama artık nedense girmek istemiyordu.Az önceki düşüncelerinden ötürü içine bir pozitif enerji gelmişti sanki,dışarı çıkmak istiyor gibiydi,dışarısı güneşliydi.Evet,dışarı çıkmak güzel bir fikirdi.Neredeyse sıçrayarak banyoya gitti,kendisi de farketmeden pavarotti edasıyla random bir opera şarkısı söylüyordu.Şarkıyı hiç bilmiyordu,sadece bu oynadığı oyundan gördüğü,dinlediği orkestra ekibinin yazdığı müziklere benziyordu,onlardan etkilenmişti daha çok.Şarkı söylediğini farkettiğinde,söylediği şeyi garip buldu,dinlediği orkestral müziklerdeki gibi ne olduğu anlaşılmayan birtakım sözler söylüyordu.Ama yine de mutluydu.Dışarıya çıkıp biraz hava almak isteğiyle banyodan koşarak uzaklaştı,terliklerini dahi giymemişti ki çorapları ıslandı.Yine küfretmeye başlayarak çoraplarını değiştirdi ve kapıyı açtı.Ayakkabılarını giyip 5.kattaki evlerinin merdivenlerden aşağıya adeta sonik edasıyla yuvarlanarak gitti,ve o istediği,hep yaşamak istediği dışarı gitmek hayaline kavuştu.Artık dışarıdaydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder