Sokağa çıkmıştım,daha doğrusu apartman kapısından dışarı çıkmıştım.Uzun süreden beri evde olduğumdan ve dışarı çıkamadığımdan,sürekli eşyaları inceliyordum evde;değişik renklerde,değişik yerlerde ahşap eşyalar,metal açıcaklı dolaplar,ve insanın görünce üç boyutlu çizdirttiren şekilde yapılmış çeşitli kütüphaneler geliyordu artık aklıma her yerde bu yüzden,ve ben de artık eşyaları incelemeyi bıraktım,ya da ara verdim,ya da bunu istedim mi bilmiyorum ama,her neyse;dışardaydım artık şu anda bir şekilde.Bir an tereddüt ettim acaba geri dönsem mi diye,çünkü burada pek birşey yoktu yapılacak,ama belki bahçede karıncalar filan izlenebilirdi,ya da bahçedeki ot türlerini öylece seyredebilirdim,ya da belki de o apartmanın alt kısmına rastgelen ve bizim dairedeki balkonun da alt kısmı olan o korkunç köşeye gidip,oradaki hamam böceklerini,karafatmaları inceleyebilirdim.Erikleri de inceleyebilirdim mesela,ama karşı komşunundu bu erik ağacı ve her an çıkıp "yeme ulan benim eriklerimi eşşoleşşek!" deme riski vardı,ve çok da üstteydi zaten erişemezdim.Ya da,çamaşır ipine asılıp birşeyler yapabilirdim mi belki?Yok daha neler,elimi keserdi çamaşır ipi,kesmez miydi?Bilmem,denemek gerekir.Ya da boşver denemeyelim,şu garip bir şekilde çok güzel derisi olan ağacı inceleyelim biraz,pürüzsüz bir derisi vardı bu ağacın.Ben böyle pürüzsüz ve hiç kovuğu olmayan ağaç görmemiştim,üzerinde karınca bile gezmiyordu herhalde bu pürüzsüzlüğünden.Öylece eğilip gidiyordu,eskiden bununla karşıdaki iğde ağacı arasında top oynardık birileriyle,canımız sıkıldıkça.Ve hatta bir keresinde yüzüme top gelmişti feci şekilde,çok kötü acımıştı.Sonra banklara oturup çeşitli saçmalıklar yapmıştık,ne yapmıştık bilmiyorum ama bayağı saçmaydı.Bankların rengi çok güzeldi ama,ve sırf belki de bu yüzden zaman zaman gidip bu banka oturup apartmana gelen gideni izlemeyi severdim,belki birisi bir selam verirdi,ya da başımı okşayabilirdi,sevebilirdi belki.
Sonra gittim,beklemekten sıkıldım ve gittim o izlediğim kapıya,açtım onu ve dışarı çıktım.Karşımda,pürüzsüz tarlalar duruyordu,çok pürüzsüzlerdi ve onların pürüzsüzlüğünü kıskandım.İçimde yumruk şeklinde,tarif edilemez birşey belirdi,sert gibiydi ve fakat ama aynı zamanda da yumuşak gibiydi,sıkıyordum ruhumdaki elimle onu,fakat sıktıkça daha da sinirleniyordum sanki,sıkılabilir birşey miydi ki bu?Sıkıyordum,daha da yumuşuyordu,başta çok sertti,bu yüzden bayağı bir sıkmak zorunda kalıyordum ve birden yumuşuyordu,el kaslarım bu değişikliğe dayanamayıp kendini öyle bir salıyordu ki rahatlıyordum bundan.Sonra,3 boyutlu şeyler belirdi içimde,daha doğrusu 3 boyutludan dört boyutluya geçiş formu gibi birşeylerdi bunlar,çok gariplerdi.Bir cismin her tarafından bakılışının çizimi gibiydi.Sağdan soldan üstten alttan,360 bin derece etrafında her yönden.
Sonra arabaya bindim buradan tam önüme gelen.Ve onunla,yamuk bir yolculuk yaptım,ben kullanıyordum galiba ve ilk defaya göre gayet de iyi kullanıyordum,bundan çok korkuyordum aslında,çünkü birilerinin olmaması aşırı zordu benim için,nasıl birileri olmazdı yanımda?Ama işte buradaydım,araba kullanıyordum ve yol yokuşlu ve eğimliydi,böyle umutsuzluklar için vakit kaybedemezdim çünkü direksiyon hala bendeydi.Peki o zaman niye arabayı durdurup inmedim?İnemedim?Daireler çiziyordum üstelik,ne olduğu,ne idüğü belirsiz garip daireler.Araba kullanmayı öğreniyordum mu desem ama bu sefer de gerek yoktu buna çünkü gayet iyi kullanıyordum,korkuyordum bu yalnızlıktan ama bir o kadar da iyi kullanıyordum.Galiba korkum,bu arabayı benim kullanıyor olmamdandı.Ve yalnızdım,tamamen,ruhsal olarak da maddi olarak da,kimse yoktu içimde ve yanımda.Belki uzaktaki evlerin,içindeki eşyalarla,içinde olabilecek muhtemel eşyalarla kendimi avutuyordum ufaktan biraz ama yine de bunlar belli belirsiz,sağa sola dönüyorum sürekli ve sağımdaki solumdaki evleri bile zor görüyorum.
Sonra bundan da sıkıldım,ve kendimi korku filmi izlerken buldum eve gitmiş halde,ne vakit gece olmuştu anlayabilmiş değildim,ama öyleydi işte.Taa,uzakta,yine o çardağın oradan taa buraya,oturma odasına gürültüler geliyordu,şenlik vardı,ve ben burda korku filmi izliyordum.İzlediğim korku filmindeki kadının boynu da ne kadar uzundu,kesin sporcuydu bu.Böyle uzun boyunlu bir oyuncu olamazdı,aman tanrım ve son derece korkunçtu da,benim karşıma çıksaydı tek diyebileceğim veya yapabileceğim şey bana zarar vermemesi için yalvarmak.Tek hamlede beni tutup duvara fırlatabilirdi ve parçalayabilirmiş gibi geliyordu.Ağzının bir açılışı vardı ki...Gözlerimi kapatıyorum,kapattım çünkü çok korkunç.Ve açtığımda,kendimi daha korkunç bir yerde buluyorum,hiç penceresi bulunmayan ve rahatsız edici derecede sıcak bir yer,muhtemelen bir dükkanın müstakil üst katı,ve burada yataklar var ve ben burada yatıyorum,fakat penceresiz ve üstelik böylesine sıcak yerde nasıl yatılabilir?Nefessiz kalıyorum ve dışarı çıkıyorum,çıktığım gibi odadaki televizyondan sesler gelmeye başlıyor,muhtemelen güzel bir filmdeki bir kadının kocasını uyandırmak için yalvarmasının sesi.Kocası uyanmıyor,ya da belki zombi olmuştur.Eh.Sonra öylesine öfkeleniyorum ki hemen karşımdaki mavi demir kapıyı bir yumrukta kırıyorum ve karşımda bar gibi bir ortam görünüyor.Burada ne güzel satranç oynanırdı diye düşünüyorum,niye böyle düşünüyorum bilmiyorum,fakat böyle bir ortamda bu bazı itici insanlar arasında inadına böyle birşey yapmak geliyor aklıma belki.Ve o sevdiğim bir kaç insanla dans ediyorum,çok güzel dans ediyorlar,ama benim gözler yanık,devreler bitmiş,neden dans edersiniz ki benimle?Why do I exist anyway?Gözlerime bakıyor üstelik,seviyordu galiba bir zamanlar o da beni.Eh.Sonra birden irkintiyle uyanıveriyorum,meğerse evdeymişim ve rüya görüyormuşum,bilgisayarın başında o günün fotoğraflarına bakarken,oldukça çirkin görünüyorum.Ama bunlar,birtakım unutulmaz anılar,benim için.O yüzden idare etmek zorundayım.Tişortümü hiç beğenmiyorum orada giydiğim,çocuk gibi durmuş resmen.Kendime kafa atmak istiyorum,kendime kabadayılık taslamak istiyorum.
Sonra annem geliyor,ve giyinip beraber bir okula gidiyoruz,çok güzel bir yerdeki okula.Okula giderkenki yolda,çok uzun bir apartman görüyorum,apartmanın çok üst katlarında bir dairede,birşey görüyorum ve bu beni öylesine cezbediyor ki,kendimi orada hayal ediyorum,bunu öylesine istiyorum ki,sadece başka biri olmak,niye olamıyorum acaba?Annem zorla elimden çekiştiriyor ve gidiyoruz.Okula giriyoruz.Sağdan soldan çok güzel kızlar geçiyor,utanıyorum.Bana bakarlar mı acaba?Aman,onlar da insan,niye bakmasınlar canım?Sonra oradan da çıkıyoruz ve eve taksiyle gidiyoruz.Daha sonra buraların yine benim palasımda önemli bir konumda yer alacağını nereden bilebilirim,yani bu caddenin daha doğrusu,bu mekanın,bu yerin.Sonuçta,o anılar da hayatımın en önemli kareleriydi,ya da öylemiydi bilmiyorum,palasımda önemli bir yer kaplayıp kaplamadığını da bilmiyorum.Ama öylesine öldürücü,kendimi öldürttürecek bir hale sokmuştu ki beni,ya da ben öyle olmak istedim,bilmiyorum.Herkes çok egzotikti,neden bu egzotiklik?Öldürücü bir egzotivite.Ama aslında o kadar da değil,ben sadece özensizim ve bu egzotivite nin yanında sönük kalıyorum biraz.Ben egzotik değil miyim?Hayır bunu yapmamlıyım,böyle önemli bir sorunu böyle çözebilir miyim ki?Çözemez miyim?Çözersem,kendime ihanet olmaz mı peki?Olur mu ki?Bilmem.Neyse.
Tabi taksiyle giderken bunları düşünmüyordum yani,yok daha neler,müneccim değiliz.Sonra başka bir okula daha gidiyoruz.Burası da hayallerimin okulu,aslında bakarsanız bana her yer hayallerimin okulu.Belki o mor okul da hayallerimin okuluydu,bilmiyorum.Orası da aşırı egzotikti...
Müdürün odasını beğeniyorum bu okulda da,acaba bu odayı bana vermesini dilesem verir miydi?Vermezdi.Vazgeçiyorum,onlar da vazgeçiyorlar ve geri dönüyoruz.Hıh!Zaten boktan bir okuldu.
Ve eve gidiyoruz,ben de her zaman yaptığım şeye geri dönüyorum yavaş yavaş,hayat geri dönüyor benim için.Ve daha ne olduğunu anlayamadan,beni başka egzotik bir okula götürüyorlar,üstelik aç acına.Yine kızlar var etrafta,utanıyorum yine.Masmavi giysiler içerisindeler bu sefer hem de,hem heyecanlanıyorum yakında bunlarla konuşabileceğim için,hem de arkadaş edinebileceğim için.Hep yaptığım şeyden kurtulurum belki diye.Ve fakat aslında okadar utanmıyorum da,son derece cesurum,fakat aslında bakarsanız hep aç acınayım genelde,bu çok can sıkıcı.Sonra bir kız görüyorum,gözleri öylesine uykulu ki,belli oluyor,aşırı mahmurlaşmış.Çok komik geliyor bu bana ve gülüyorum.Yanında da arkadaşları var,çok garip şeyler.Birkaç arkadaşım var.Sağda solda,yüzlerini görüyorum,fakat konuşmuyorum o kadar da.Sonra birden o mahmur kız bana doğru geliyor,birşeyler konuşuyoruz,yüzüme sanki hep birşeyler bekliyormuş gibi bakıyor,ben de pek şaşırmıyorum,herkes benden birşeyler bekliyor zaten,ama zamanla iyi arkadaş gibi birşeyler oluyoruz,kanımız kaynaşıyor böyle,çok sıcakkanlılar,ama ben yetersizim hep,yetersiz miyim?Ne açıdan ki?Sonra birden,başka bir sınıfa geçiyoruz,üst bir sınıf.Daha sıcakkanlı artık o kız ve birkaç kişi daha var yanımızda.Onlarla eğleniyoruz,hatta en çok eğlenen biziz.Çok süperiz.Sonra birden,birşeyler oluyor ve bizi aşağıya getiriyorlar.Ve her ne oluyorsa artık,ayrılma baş gösteriyor,üstelik burası çok karanlık.Herkes birşeyler konuşuyor,ama aslında ya herkes hiç yoksa?Herkes diye birşey olmamışsa?İnsanlar sadece benzer yaratılışlıysa?O zaman bütün bildiklerim yalan olurdu.Ne biliyordum ki?Benim için konuştuğum insan önemliydi,konuşmadığım insanla zamanla zaten oturturdum mesafeyi,ama o kişi oturturmuydu bilinmezdi,beni kaldıramazdı belki.
Ve sonra tamamen ayrıldık,uzaklaştık.Birileri daha geldi sınıfa,çok neşeli birileri,eğlendik bolca.Sonra birden,yepyeni bir sınıfa geçiyoruz.Hayat dolu bir sınıf,fakat tezatlık işte,bu sefer de çok az kişi var.Ve,kızlar var yine ve yine utanıyorum.Ama o kadar sorun değil,en azından ben hala benim.Trigonometri!Ne boktan şey.Saçmalık.Sarı saçlı bir kız görüyorüm,oldukça sempatik,çıtıpıtı,insana neşe veriyor,ve dans ediyor,yanında bir adam,genç,dans ediyorlar.Genç,biraz sert tavırlı,dansa pek uymuyor kanaatimce çünkü kolları çok sert,eğrimiyor,yumuşamıyor.Sonra birden buradan da çekiliyorum ve o eski karanlık sınıfıma gidiyorum,fakat bu sefer sınıf bomboş,bomboş...Ufaktan melodiler yükseliyor,ve insanalr gelmeye başlıyor.Hoyra rira rira hey,ne boktan bir beste.Ama güçlü.Sonra yine tekrar sıralı haline geri dönüyorum.Gülüşüyoruz,bir sırada 3 kişi oturup ne idüğü belirsiz bir şeye gülüşüyoruz,neden gülüyoruz ulan diye sorasım geliyor,bilmiyorum.
Sonra,başka sınıfa geçiyoruz,burası daha güzel,dışarı bakıyor,dışarı çıkmaya hiç gerek yok bu yüzden,böyle düşünüyorum aynen.İşte ben buyum.Sonra,haydari bir şekilde hıphızlı geçiyor skul,ne olduğunu anlamıyoruz.Fakat ben sürekli kendimi yenilemeye,ve birşeyler öğretmeye çalışıyorum herkese,bu konuda çok iyi olduğumu düşünüyorum.Sürekli bağrışıyorlar fakat,ve marş söylüyorlar.Görmüyorum onları bu yüzden,onları görenleri de görmüyorum,benim dışımda olsunlar bakalım.
Sonra tam başka birşeyler daha olacak gibi derken,olmuyor.Hiçbirşey olmuyor,yine aynı yerdeyim hala aynı yerdeyiz,hepimiz.Birşeyler var,herşey yok.Derken,artık yavaş yavaş kendimi kaybediyorum.Artık başka birşey olacak mı,merak ediyorum,çok alışıyorum belli ki bu hayata,eğer bu biterse,ne yapacağımı bilemiyorum.Ve bende kritisizm de buluyorum avuntumu,herşeye kritisizm.Herşeye.Herkese.
Sonra birden yine o eski yere gidiyorum,birşeyler tamamlanmamış henüz,o eski karanlık sınıfa.Gülüyoruz yine her zamanki gibi,ve arkadaki peteği de unutmuyoruz,dönüp dönüp ona da bakışlar atıyoruz ve sanki petek de bundan memnun olmuş gibi zilin daha erken çalmasına sebep olabilecek birtakım şeylere sebebiyet veriyor ve özgürlüğümüze kavuşuyoruz,bunu o peteğe tekrar giderek ve ona yapışarak ona olan sevgimizi gösteriyoruz,yani sadece ben gösteriyorum galiba.Ve sürekli konuşuyoruz,konuşuyoruz,çeşitli pislikler yapıyoruz.Ne yapıyoruz hiç anlayamıyorum gerçekten,anlamak da istemiyorum artık.Sonra,kimya labına giriyoruz.Sert bir adam var,çok sert.Galiba bir albay.Elinden gelse hepimizi döver,yok be dövemez,çok yumuşak yüzlü ve gözlü.Ereksiyon oluyorum,sanki ereksiyon olacak başka bir yer yokmuş gibi,utanıyorum.Hiç bir sebep de yok oysaki,ve bende o anki panikle oradaki muslukları kurcalıyorum,sağa sola bakınıyorum.Ve tekrar o aydınlık sınıfa geri dönüyorum.Ve evet,yine o caddede bir yerlerdeyiz,hatta o caddede 2 yerde birdeniz,ve başkaları da var artık,yeni birileri,ve eğleniyoruz galiba biraz,biraz daha baskı olmasa daha iyi hissedeceğim fakat ne yapalım,böyleyiz işte biz,gülümseyemiyorum bile hiç,sarılamıyorum bile,bakınıyorum sadece sağıma soluma.Ama yine de beraber sayılırız.Yalnız değiliz o kadar da.Kendimizi veremiyoruz birşeylere,ama yine de mutlu gibi birşey diyebiliriz.Ve,birden yine o ekzotivitenin kaynağına gidiyorum,o mahmur gözlü kızın yüzüne bakıyorum o karanlık odada,karanlık boktan yerde,soldan,insanların,gelen geçen insanların ayak sesleri ve hurdacıların ve simitçilerin sesleri okulun zil sesine karışıyor,sonra ben o mahmur gözlü kıza bakmaya devam ediyorum,bakmıyor muym?Bakıyorum galiba,ama fakat sıkıcılık oluyor,yine de öyle bir sıkıcılık değil,sanki daha sonra aşılabilecek bir sıkıcılık,ve bu yüzden geriniyorum şöyle bir.Ve ön tarafta bir hareketlenme oluyor,miniminnacık,başka bir kız,müthiş utangaç ve korkak tavırlarıyla yerinden kalkıyor,çok yadırgıyorum bunu bir kız için,kızların beni utandırması gerekirken neden onlar utanıyorlar?Sanki etrafa ışık saçıyor ama bu utangaçlığı,cesaretlendiriyor utangaçlığıyla.Acaba ben de utangaçlığımla kızları cesaretlendiriyor muydum?Fakat utandığımı nerden anlayabilirlerdi ki?Bu gerçekten benim gibi birisinden anlaşılamazdı,hiçbirşey anlaşılamazdı benden.Her neyse,bu an bana bir an yeni bir yaşama gücü veriyor,herşeyi deneyebilmek için,herşeyi yapabilmek için.Sanki,o anki utangaçlığıyla,herkese birşeyler söylüyor,ama aslında hiçbirşey söylemiyor gibiydi.Ama o an geçtikten sonra yine utandım.Ve evet,şimdi bu yine karanlık olan bu yerde,belli bir zaman sonra yine utanıyorum,ama gerçekten o kadar önemli değil,bu o kadar önemli bir zaman dilimi değil,bu hayat ve biz yaşıyoruz galiba.Yaşıyor muyuz ki?Şöyle bir bakıyorum o anın yıldızı olan kişiye,ve diğer çok değerli insanlara,evet yaşıyoruz diye bir cevap alıyorum sanki onlardan.Tamam o zaman,panik yapmaya gerek yok,hiç gerek yoktu.Ondan sonra da öyle yaşamaya devam ettik işte,birtakım ikramlarla,ve birtakım vandallıklarla,bölmek istemediğim vandallıklarla ve sakarlıklarla,yaşamaktayız,öylece.Ve böylece kendimi buluyorum,biraz da.Aha,işte buradayım.Aha meğerse yaşıyormuşum burada.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder