30 Nisan 2015 Perşembe

Bir zamanlar Arkantos olduğumu düşünürdüm,yanımda da o zamanlar çok sevdiğim bir kız arkadaşım olurdu.Onu piscil anubite ların elinden filan kurtarırdım.Heroydum ya,hayvan gibi vuruyordum mit ünitelerine.Mızrağımı soku soku veriyordum böğürlerine,köpek gibi bağırıyorlardı.Sonra onu alıyordum kucaklıyordum,takip et beni diyordum ya da kucaklamayıp.Vullome,barvesta(?),ja,samvickkt,till orustuslag,skipan,eş dost her türlü kelimeyi söyleyerek ilerliyordum,mesela bu benim okuduğum ilkokul olurdu.İlkokulun bahçesi bomboş olurdu ve karanlık olurdu,onu kurtarırdım.Andoravs,jerivill(daha değişik bir norveççe ama jeg vill in değişik versiyonu sanırım) filan da derdim.Çok değişik optik koptik şeylerdi.Hill fortlar çok güzeldi,çok güzel fortluyorlardı xDxdxddd.MANYAK LAF MANYAK LAF.

Bu günlük bu kadar yeter.

29 Nisan 2015 Çarşamba

Bloguma birşeyler daha yazmak istiyorum.Oldukça zor zamanlar geçirdim son zamanlarda.Sadece ve sadece nefes almam gereken zamanlar oldu,ki aslında her zaman böyle olmalı da.Nefes almanın önüne hiçbir şey geçmemeli.Anılar dahi,insanlar dahi.Sürekli nefes alınmalı.Aksi halde stres geliyor insana.Onun dışında,birçok insanla tekrar ilişkimi düzelttim.Hepsini bugün yaptım.

Çok eğlenceli geçti aslında bugün.Derse girmek dışında,bugün nedense hocanın da pek keyfi yok gibiydi.Sorularıma cevap vermiyordu.Duymuyor muydu acaba?Düşünmedim fazla.Öfkelendim biraz ama olsun.Sonra çıktım dersten bir soru sordum kendisine.Birşeyler söyledi,ve gittim.Sonrasında birşeyler daha yaptım ama hep aynı sıkıcılıkta şeyler,olay olarak farklı şeyler olmaları bir anlam ifade etmiyor.

Sonrasında yurda geldim,yemek yedim ve dışarı çıkıp yürüdüm.Sonra geri geldim.Tek aksiyon bu oldu sanırım,zaten yürümek bende hep bir aksiyondur.Eğlenceli gelir bana.

İşte buradayım,pek eğlenceli şeyler olmadığı için yazmak istemiyorum geldikten sonra bu zamana kadar neler yaptığımı.Fakat çok sıcak.Ve uykum da geliyor.

Sanırım yatmalıyım.

17 Nisan 2015 Cuma

Amnesia:The Dark Descent ile ilgili birşeyler

İlk Amnesia oynadığım zamanları hatırlıyorum bugün.İlk defa korku tarzında bir oyun oynuyorum,dayımın doom 3 ü indirdiğini de görmüştüm bir kere ama daha başlarındaydı,fakat atmosferi ilginçti ve bunun anısı amnesia nın anısından çok daha önceydi.Far Cry vardı ama korkulu olan,ama onu da tek başıma oynamazdım korkunç olurdu,arkadaşım gelirdi onunla oynardım hep.Sonra Dead Space vardı,epey korkunçtu.Ama pek öyle değildi,silahın vardı.Upgradeler vesaire vardı,bu yüzden neredeyse renkliydi bile oyun.Gerçekten.Fakat amnesia öyle değildi.

Amnesia'da sürekli bir takip vardı,birşeyler okuyorduk,yazıyorduk çiziyorduk.Ortam çok güzeldi aslında,1700 lü mü 1800 lü mü ney işte o yıllara ait şeyler etrafı kaplıyordu hep.Aslında,bir hikayesi,sürükleyici bir hikayesi olmasaydı hiç devam etmezdim.Ve oyun başında canavarlar da o kadar sıklıkla çıkmıyordu ki karakterin karşısına.Görmek için ilerlemek gerekiyordu,fakat görmek için google a da yazılabilirdi,fakat bilmiyorum bu aklıma mı gelmediyse artık,böyle birşey yapmadım hiç.

Öyle işte,niye böyle birşey paylaşma isteği de duyduğumu hatırlamıyorum.Hiç.

13 Nisan 2015 Pazartesi

Yine nefes alamıyorum.Yeter artık bu ne ya.Ciğerlerimin %30 unu anca kullanabiliyorum ya.Ne saçma birşey bu?
Did you ever want to marry on your thirties?
-Well,it depends for everyone.That's directly about what you life for.
You think so?
-Ye,kinda.

Günde 4 litre su içiyorum,her geçen gün bu miktar artıyor.Niye böyle bilmiyorum.Ama gözlerim ve dilim damağım kurudukça böyle yapmaya ihtiyaç duyuyorum.Bazen 6 litre filan oluyor galiba bu miktar.Çok fazla içiyorum yani.Ama öyle genel olarak diklemiyorum kafaya,midenin de bir limiti var.Ara ara susadıkça içiyorum,ya da ağzımı kurudukça.Şeker hastası olabilirim.Ya da içimde,kalbimde bir yerlerde bir zergling yatıyordur,sürekli enerji harcattırıyordur bana bu nedenle sürekli terliyorumdur,ya da öyle birşeyler oluyordur.Çünkü çok salak salak şeyler yapıyorum yalnız kalınca.İçime bir zergling kaçıyor adeta,zıplıyorum;ama kanatlarım yok.
Nefes alamıyorum tekrar,dik durmak işe yaramıyor.Sanki sırtımın arkasında,akciğerimin gerisine,kaburgamın içerisine metal koymuşlar,nefes aldıkça bu metale çarpıyor ciğerlerim,bundan daha fazlasını alamıyorum.Zaten nem desen,o da yok ciğerlerimde,ne de boğazımda,ne de ağzımda.Su denen birşey yok sanki vücudumda.Oysa içerim hergün 3 litre civarı su.Yaramıyor herhalde.Bir daha içeyim şimdi,iyi aklıma geldi.

İçtim de geldim,o kadar iyi gelmedi;sadece,karnım şişti.Ağlıyorum gündüzleri,nefes alamıyorum diye.Kızlar bakmıyor su içince,karnım şişiyor diye.Oysa göbekli değilim ben diyorum,ama ağzımdan çıkmıyormuş aslında.Galiba demiyormuşum,düşünüyormuşum.Butona basmayı unutmuşum,ventrilodaki gibi ctrl ye basmassan boşa konuşuyorsun,öyle işte.Keşke o zamanlarda da bassaydım,aptal aptal konuşurdum,sonra what did he say? derlerdi.Anlaşılmazdım.Ah,unutsam keşke bunları,niye böyle saçma şeyler geliyor aklıma.Nefes alamıyorum ben,yemek dahi yemedim.Açlık neymiş ki,nefes alamamanın yanında?

12 Nisan 2015 Pazar

İntegral ve türev hakkında kendimce birşeyler

Şimdi türevden anladığım kadarıyla,daha doğrusu limitin yardımıyla türevden anladığım kadarıyla türevi,ve sonrasında ise integrali genel olarak anlamaya çalışacağım.

Türev öncelikle limh→0→tanɵ yani bu da demektir ki limh→0→dy/dx tir.dy ve dx değerleri x ve y deki değişim değerlerini ifade ediyor.Fakat aynı miktarda değişim.İşte bu aynı miktarda değişimde,h ı yani x değerindeki artış değerini 0 a yaklaştırırsak,buradan bulacağımız sonuç fonksiyonunun türevidir.Ve aynı zamanda eğimidir de.O noktadaki eğimidir.

Her y deki h kadar artış oranının,yani y=f(x) durumundaki durumdaki değil de, f(x+h) durumundan f(x) durumunun çıkarılmasıyla bu y deki değişim değeri bulunuyor,yani dy,delta y de denebilir.

Bu dy yi de x deki artış oranına yani x+h-(x) durumunda sonuç olarak h kalıyor artış oranı.İşte bu sayıya da bölerek bu sayının türevini elde ediyoruz.Bulunan bu limit değeri bir gerçek sayıysa,türevlenebilirdir,fakat sonsuz çıkıyorsa o noktada türevlenemezdir.

Bu bizim ne işimize yarıyor?Bu öncelikle alan hesaplarını yapmaya yarıyor.Tabii öncelikle anlayamadığım bir kısım daha var o da le hopital kuralı.Niye her zaman o katsayıyı bir azaltıp yanına yazıyoruz?Yani bu limitli formül nasıl oluyor da böyle bir değere indirgeniyor?Bu tesadüfi birşey mi?Onu araştırmaya çalışacağım.

Mesela f(x)=x2 fonksiyonunda limit ile türev alırsak ne olur?Öbür şekilde le hopital le ezbere şekilde türev alırsak ne olur?Ha,aklıma gelmişken,bu le hopital,doğal sayıların ispatı gibi bir sayının ardından başka bir sayının gelmesinin kesinliğindeki gibi,birçok fonksiyonun türevini alınca,belki de tesadüfi olarak lehopital kuralını uyguladığımızdan sonra olduğu gibi hep üs,katsayı olarak olarak yazılıp daha sonra bir mi eksilir?Böyle birçok fonksiyonun çözülmesinden ötürü mü lehopital kabul edilmiştir?Araştırmalıyım mesela.

f(x)=x2 fonksiyonu için limit uygulayalım.

limh→0→[f(x+h)-f(x)]-[h]

=limh→0→[(x+h)2-x2]/h

=limh→0→[(x2+h2+2xh)-x2]/h
=limh→0→h



Olmuyor.Kağıtta çalışıp ondan sonra sanal ortama aktarmalıyım.

11 Nisan 2015 Cumartesi

Başlarda öyle gelir,sonra düzelirsin.

Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.Başlarda öyle gelir sonra düzelirsin.

9 Nisan 2015 Perşembe

Bugün bir kıza gidip "afedersiniz bana pardon birşeyler içelim mi dediniz?" diye soracaktım,çünkü kız bana bakarak ama aslında yanımdan geçen arkadaşına bakarak bunu söylemişti,ben de muhabbet kurmak için böyle birşey söyleyecektim.Çünkü bir an beynim de yanmıştı zaten bana dediğini sanmıştım,umutlanmıştım.Yapmadığım için üzgünüm.Değişik birşey olurdu.
Bugün bana göre çok saçma olan bir laf gördüm."Unutma,kaybettiğinde değil,vazgeçtiğinde yenilirsin." diye.Bir şeyi kendince vicdan meselesi haline getirip,vicdan sınaması yapmak.Bu çok saçma.Bence bunu yazan insan oldukça sevgisiz büyümüştür,Hem bu lafın birçok alternatif anlamı çıkabilir böyle de olmayabilir.Mesela burada kişi vazgeçtiğinde kendi isteğiyle,kaybetmekten biraz daha hızlı olarak kaybettiğinden,bu anlamda kastetmiştir belki.Sonuçta teslim olmak direkt olarak yenilmektir,vazgeçmek yani.Önemsememek olmayan vazgeçmek,direkt savaştan çekilmek.Bunu söyleyen kişi neyin peşinde gerçekten anlamıyorum.Bireysel hırsların varsa da kendi içinde tut bunu,neden böyle abuk subuk laflar ediyorsun ki?Bir anlamı yok bunların,kendini iyi hissetmek mi istiyorsun?Birşey yapmana gerek yok,oksijen al biraz,bedava.İlle de bir dava peşinde koşmaktan mutlu oluyorum diye dava peşinde koşmak zorunda değilsin,kaldı ki o kadar da mutlu olmuyorsun bu lafı ettiğine göre,etmeseydin de gerçi bunu anlayamazdık.Mutlu olduğun bir veya birkaç şey daha var,dava peşinde koşmak dışında.Belki dava peşinde koşmaktan da hiç mutlu olmadın.Kaderin öyle gerektirdi.Bu lafı da öylesine söyleyiverdin.Tabi ben bunları siyasetle de ilgili değil,genel olarak bir kişisel mesele halinde değerlendirdim,sanki che guvara bir arkadaşına ,muhtaç bir arkadaşına akıl verirmiş gibi.Hayır efendim,bence siz iyi hissetmek istiyorsunuz.Fakat iyi hissetmek için hiç de kaybetmek veya vazgeçmek fiilleriyle alakalı birşeyler gerekmiyor.Gerekiyorsa da bu lafı etmezdiniz zaten,kendinize saklardınız kendi kişisel sırrınız olurdu.Neye yenilmek zaten bu anlamadım.Ne istediğini bil yeter bir mücadeleden,bir örnek uzaydan.Oradan illaki bir algoritma çizer insan kendine.Ben bunu istiyorum,fakat böyle olmasını da istemiyorum,bunu da istiyorum ama bunsuz olmaz gibi gibi.Bu laf hiç hoş değil kesinlikle.

Gerçi,yazıldığı dil de önemli bu lafın.Che guvara nın lafı,ben sadece kendimce bir manada değerlendirme de bulundum,siyasetle hiçbir ilgim yok.
Ulduar'ı özledim.Çok güzel ve ilginç bir yerdi.Keşke o zamanlarda 80 level olsaydım da Ulduar'a girme,daha doğrusu Ulduar'a zamanında girme şerefine erişseydim.Ah,ne şerefli bir şeydir o,219 itemlevel ulduar itemlerine sahip olmak.

Müzikleri güzeldi,müzisyenleri gerçekten iyi çalışıyor Blizzard'ın,tebrik etmek lazım.Tekrar oynamak isterim.

Mimari zevkimle ilgili birşeyler,biraz da filoloji ya da dil bilgisi gibi birşeyler konuşacağım,biraz da matematik

Ben mimari olarak age of mythology deki norseların hill fortlarını,longhouse larını çok beğenmişimdir mesela.Çok güzel bir yapıları vardır bu binaların.Gördüğüm gibi aşık olmuşumdur bu yapılara waov demişimdir.Yani ilk başta oyuna greek olarak başlıyorsun sonra çok farklı bir ortama gidiyorsun,norse diyarlarına.Norveç,İsveç arasında bir yeri gösteriyor tabii ki harita.Çok değişik geliyor insana.Hem de çok güzel bir yanı da var bunun;piyadeler(infantry) bina yapabiliyor.Balta fırlatıcıları bina yapıcı olarak kullanabiliyorsun.Çok güzel çok avatantajlı birşey bu.Taa geriden bir köylü çağırmana gerek kalmıyor.Mısırlıların da filleri çok ilginçti.Myth unitleri çok ilginçti.Ama norselar çok iyiydi,ulfsarklar vesaire çok hoşuma gitmişti,yeri geldi hayatımda ayı gibi bir ulfsark rol modeli seçtim kendime sosyal hayatımda ve günlük yaşantımda.Mesela birisi adres sorduğumda "napcan" diyerek karşılık verebildim.Ya da vermek istedim en azından.Vermek istemişsem benim için yapmış olmamın ya da yapıp yapmadığımın bir anlamı yoktur bence.Önemli olan istemekti,ama işte gerçek dünyada pek öyle olmuyor,istek değil yapmak da gerekebiliyor bu yüzden şaşırıyorum ama ne çare.Nefes alabilmek yetiyor bana şu anda.

Her neyse konudan şaşmayalım.Norselarda hersirler de çok ilgimi çekmişti.Heroydular ama her seferinde isimleri farklı oluyordu.Çok saçma salak buluyordum isimlerini,iki üç tane sessiz harf bir araya getiriyor isim yapıyorlardı bunlar nasıl okuyorlardı bu isimleri diye düşünüyordum.Balyoz gibi birşeyler vardı ellerinde.Hoştu,güzeldiler.

Dağ adamları vardı bir de,mountain giants diye.feref tarr diyorlardı böyle.Skeref tarr gibi birşey olmalı orijinali.Ya da rünik alfabeyle yazılan bir karşılığı vardır.Ferer tar da olabilir.Daha doğrusu,baştaki harf özel bir harfti,İzlandalı bir arkadaşım açıklamıştı bana,ters q gibi bir harfti.Nasıl okunduğunu tam algılayamadım ama İsveççe deki skit deki sk nin okunuşuna benzer bir okunuşu var.Anadolu'da da böyle bir boğazdan gelen bir ses vardır aslında.Ama tutup da ben bu sesi içeren Anadolu kültürü İskandinavya'dan gelmiştir demiyorum,ya da İskandinavya'daki bu kültür Anadolu'dan gelmiştir demiyorum.Ama vardır yani.Benim dedem babaannem böyle bir ses çıkarıyordu konuşurken.Onların bu şekilde ses çıkarmaları hoşuma giderdi,garip gelirdi bana.Gırtlak yerine hırtlik gibi birşey derlerdi,ama baştaki h bildiğimiz h kesinlikle değil,KESİNLİKLE!Bu sesi o zamanlar çok düşündüm ulan bu nasıl bir harf ğ değil h değil,bu nasıl bir harf?Tabi o zamanlar Türk alfabesinin getirdiği sesler dışında ses grupları kümeleri olduğunu bilmiyordum,bilseydim de epey garip gelirdi.

Yani sonuç olarak,İsveççe de kullanılan,Fransızca da da zaman zaman gördüğümüz bu skit deki sk nın yarattığı ses,Anadolu Türkçesinde de vardır,köylüler çıkarıyor bu sesi.Ama Fransızca daki o kadar yakın gelmedi bana İsveççe deki daha yakın ve ilginç geldi bana.Çıkarılan seslerin birbirine yakın olması,dolayısıyla toplulukların da geçmişte birbirine yakın olabileceği durumu uygun gözüküyor bana.Az önce uygun gelmemişti bana ama şimdi uygun geldi.Neden olmasın?

Araştırmak gerek.Araştırsak neye yarayacak bilmiyorum,bir işe yarar herhalde.Ben araştırdım birşey bulamadım.Nasıl araştırılacağını da bilmek gerekir.

Bugünlük bu konuda bu kadar yeter.Fizik-2 çalışmalıyım.Üniversite seviyesi.Çok sıkılıyorum,eller mahkum.Bir bok öğretmiyorsunuz açıkçası,matematikçi takmış kafaya integral de integral.La nedir ki bu,yani hepsini bir anda öğretme sevdası nedir?İleride kullanacaksak bile ileride öğreniriz.Bu nasıl bir kafa yapısı anlamıyorum ki.Başka türlü üniversitede de böyle düşünüyorlarsa onları da yadırgıyorum.Mesela,algoritma ve programlama görüyoruz,anında uyguluyoruz,matematikte de öyle olmalı.Bunun yapılamayacağını denemeden nereden bilebilirler?Üstelik yapamayan insanlar bile olsa bunun yapılamayacağını kanıtlar mı?Mesela ben.Ben yapabilirim bunu.Neyi dikte etmeye çalıştıklarını bir anlayabilsem,hesaplama mı?Bize şu integral nasıl hesaplanır diye sorun,ben bunu mutlaka araştırıp bulabilirim,kendi yollarımı geliştirerek,genişleterek,bularak.Yapabilirim bunu.Tutup da bu integrali çözeceğim diye bir sürü integral metodu kullanıp da bu çözülecek asıl integral için bir veya birkaç metod kullanıp onları çözmek çok saçma bence.İntegral çözme yeteneği böyle gelişmez,en azından bende böyle gelişmiyor.

Bence bunun sebebi de üniversitelerin yeterince özgür düşünememesinden.Şöyle ki;x fabrikatörü mühendis alıyor tanıdık bir üniversiteden,bakıyor integral hesabını yapamıyor.Gidiyor diyor üniversite rektörüne sizin mühendisler integral bilmiyor.Öğretmemişsiniz.Üniversite de efendim kendi öz eleştirisini yapamıyor,direk bu adamın dediğine bakıyor biz yapamıyoruz.Peki,fabrikatör gerçekten anlar mı integral almaktan?Fabrikatör için karı daha önemli değil midir?Öyledir tabii ki.Sorsa ya bu üniversite yetkilileri yahu nasıl integral alamıyor?Tam olarak nasıl alamıyor yani getirin değiştirelim,ya da öğretelim bir daha.Sanki ben mezun olunca çok iyi integral alan bir birey,bir mühendis mi olacağım mesela?Yoo.Canım istemiyor integral almak,yani hayatım boyunca birkaç tane integral alacağım diye 100000 tane integral almak istemiyorum aslında.Yoksa integral alabilirim neden almayayım ki?

Bu bakımdan,demek istediğim;üniversitenin fabrikatörün taşeronu gibi birşey olması.Üniversite ne istiyor,pek belli değil.Fakat pek tabii fabrikatörün daha hızlı işlemlerin yürümesini istediği apaçık,ve karı da hemen istediği apaçık.

Ama işte,bu kadar düşündükten sonra integral almak da o kadar zor olmuyor,aşina oluyorsun konuşa konuşa.Yani en azından o kadar zor hissettirmiyor kendini.Böyle desem bile,şimdi mat 2 işlediğim o günlere geri döndürseler beni kesinlikle geri dönmek istemem o günlere.4 saatlik kabus dolu saatler.Nefes alamıyorum,sıra çok dik,ya da ben mi çok dikim?Peki neden nefes alamıyorum?I can't breathe.

Öyle işte.Ama 2 tane vize kaldı.