26 Mart 2015 Perşembe

Merhaba.Ben 44-50 yaşları arasında olan bir insanım.Yaşımın artmasını heyecanla takip etmeyeli bir süre oldu.Hayatım monotonlaştı artık.Fakat bir sürü düşmanım var iş hayatımda,hem de gerçek anlamda düşman olan.Ama çok yalnızım,karşılık vermek istemiyor hiç canım.Sonraya erteliyorum hep karşılığı,ve iş anlamında düşmanlık için de aynı ertelemeyi uyguluyorum.Belki ileride bir zamanda biraz daha sevilirim de karşılık vermek için bir sebebim olur.Sevdiğim şeyleri yine duyabilmek,görebilmek,hissedebilmek.Bunları yazarken çok utanıyorum,ben hayatımda hiç oturup kendi hislerimi yazmış bir insan değilim.Belki yazmışımdır bir aralar çocuk aklıyla,bilmiyorum.

Bu arada,1 karım 2 çocuğum var.Çocuklarımın yaşı oldukça ileride,tabi bana göre.Henüz eve ekmek getirecek,kendilerini bir evde yaşatabilecek kapasitede değiller.Belki büyük olan oğlum birşeyler yapabilir,ama aklı bir karış havada.Bir baltaya sap olabileceğini düşünmüyorum.Her ne kadar bir şirkette çalışmaya başlayıp biraz biraz para almaya başladıysa da...Akıl yok onda.Küçük oğlum ise aynı şekilde,ne yapmak istediğini hiç bilmiyorum fakat her gün işten güçten fırsat bulup eve geldiğimde onu bilgisayar oynarken buluyorum.Şöyle bir titriyor geldiğimi görünce,sinirleniyor sanki.Ama sonra yine hiçbirşey olmadan devam ediyor.Ben de her zamanki yerimde televizyonda neler var şöyle böyle bakıyorum,ama bu kadar vakit harcamıyorum.Onun harcadığı kadar.O ise saatlerini harcıyor,arada bir tıpkı ilk geldiğimdeki gibi bir irkiliyor,bana bakıyor,etrafa bakıyor.Sinirleniyor bazen.Benimle hiç konuşmuyor.Birgün ona benimle de konuşabileceğini söylemeye çalıştıysam da öylesine keyifsiz,öylesine ölgün birşekilde birşeyler söyledi ki,bunu çok kaba bir biçimde söyleyiverdim.Artık konuşacağı varsa da konuşmazdı.Düşünüyorum bazen onu eskiden olduğu yerde mi bıraksaydım diye.Fakat bilmiyorum hiç.

Sonra karımla bazen sevişiyorum,biraz kilolu bir insan olduğum için pek fazla rahat pozisyonumuz olmuyor ilişkide.Fakat karım yine de beni seviyor gibi bayağı.Fakat bir süre sonra kendi isteklerini gerçekleştirmek için oluşturduğu bir sevgi alanı olduğunu görüyorum.Bilmiyorum,belki beni gerçekten seviyor ama bu söyleyeceği şeyler aslında tesadüfen beni sevdiği zamanlar ortaya çıkıyor.Neden bu tür konuları yatakta veya odada konuşmak zorunda bırakıyor ki beni?Aslında zorunda bırakmıyor,bu benim aptallığım.Kanıyorum hep ona.

Fakat onun beni böyle kandırdığı gibi ben de pek aşağı kalmıyorum ondan.Veriyorum veriştiriyorum onun tüm hatalarını yüzüne karşı,toplumsal manada bir kadın,evli bir kadın olmanın gerekliliklerini,yani gerekli olduğunu düşündüğüm şeylere sahip olmadığını suratına suratına vuruyorum.Zevkli de oluyor aslında,genelde ağlayıp geri çekiliyor.Evlatlarını da bu şekilde yetiştirmek istediğini söyleyip üzüyorum onu.Aslında o kadar ciddi değilim ama ağlayıveriyor işte,sanırım o da biliyor bunun hoşuma gittiğini.Şakacıktan mı ağlıyor bilmiyorum ama ağlayınca daha kanım kaynıyor ona sevmeye başlıyorum onu.Eve bir çiçek alıp gelesim,komple yeni bir hayata başlayasım geliyor,evlatlarımın daha ileri şeyler düşündüğü bir ev,bir dünya.

Çok evden bahsettim,biraz da işten bahsedeyim.İşim çok güzel,yani bana göre güzel.Çok değişik insan tipleriyle alışveriş yapmak zorunda olsam da işte eğleniyorum ben onlara herşeyi anlatıp hiçbirşeyi anlatmamaktan,araştırmaya sevk ediyorum onları böyle yaparak.Yani öyle yaptığımı düşünüyorum.Zaten,buraya gelmeden önce ne yapacağını ne alacağını düşünmüştür değil mi?Ben mi öğreteceğim onlara ne alacaklarını?

Gerisini de yazmayı düşünüyorum bu da çok hoşuma gitti.

24 Mart 2015 Salı

Bugün oturdum öyle düşünüyorum,renksiz hayatımı düşünüyorum.Tehlikede olacağıma renksiz olsun diyorum.Kötü hissedeceğime renksiz olsun diyorum.Fakat ne bileyim,kendimi yeterince tanıtmadığım için de üzülüyorum.Fakat boşver de diyorum,tanıtmak da neymiş?Tanımak isteyen gelir tanır.Böyle yaşayabilirim herşeye rağmen.Virkelig,painful.

Fakat işte,bir kız arkadaş olmadan da yaşayabilirim.Ama partner,ama eş.Yaşamalıyım.Yaşayabilmeli miyim yoksa?Bu tam bana göre değil.Kötü olmak karakterimde var sanki.
Oraya zamanla çok bağlandım.Onsuz,orada olmadan yapamaz hale geldim.Niye böyle oldu bilmiyorum,sanırım 2014 yılında Mart-Nisan-Mayıs aylarında yaşadığım gördüğüm şeylerle doğru orantılı.Tam keşfe çıkıyordum yaşadığım yerleri vesaire ve daha da ötesini.Gördükçe yeni şeyler daha da sevmeye başladım.Sadece sokaklarda gezinmek bile çok zevkli geliyordu bana.En iyi yaşam şekli böyleydi bence benim için.Uzaktan göz atmak,başka türlüsünden sıkılırdım herhalde.Çok eskiden gittiğim yerlere gittim,zorlukla bulabildim oraları.Fakat sonunda buldum işte.Hayat damarlarımdan biri sanki tekrar yerine bağlanmıştı.Burada,güzel birşeyler vardı.Beton yığını yoktu burada sadece.Betona hayatlar verilmişti,betonlar karakter olmuştu artık.Warlock,warrior,paladin,shaman gibi karakterlere bürünmüşlerdi.Armorları vardı üzerlerinde.Renk renk,ateşli armorları vardı sanki üzerlerinde.Fakat işte korkuyordum.Bütün bunlar ne içindi?Ne anlama gelmeliydi bunlar?Anlamı sadece ve sadece ben kazandırmak durumundaydım.Bir anlama gelmek zorunda değildi.Korkuyordum bu açıdan.Kimse yardım etmiyordu.Tek başımaydım.Ben hep burada kalmak istiyordum,ama hiç olmadı öyle birşey.Kalmaya hakkım bulunmadı sanırım.Sonuç olarak hepsi uçtu gitti bir anda.Şu anda çok daha uzaktayım.Geride birşey kaldığını sanmıyorum.Benim için yıkıldı gitti artık.

17 Mart 2015 Salı

Ben burada yazdıklarımı hiç ofansif,ya da saldırgan bulmuyorum,şu anda bulmuyorum gerçi.Sürekli bir değişim geçiriyorlar sanki çok ofansif yazmışım gibi hissediyorum ama bakıyorum,tekrar bakınca rahatlıyorum.Yok öyle bir şey diyorum.

16 Mart 2015 Pazartesi

Neden intihar etmeliyim ya da etmemeliyim?Pek karar veremiyorum buna.Mesela intihar edersem daha rahat olacağım,en azından rahat olmak amacıyla hareket etmiş olacağım,ve sadece ben hareket etmiş olacağım,kendim için yani.Günün tüm anlam ve öneminden,tüm günlerin tüm anlam ve öneminden uzaklaşmış olacağımı düşünüyorum.En azından intihar ederkenki tansiyon düşmesi anında kesinlikle öyle olacak,bir an için olsa bile.Bu benim çok istediğim bir şey aslında.Aslında bunu da istemiyorum,yani istediğim zaman intihar etmemişken bile günün tüm anlam ve önemini kaybedebiliyorum.Fakat sürekli her seferinde bunu yapmak beni yoruyor.Tek seferde kesin bir çözüm getirmek istiyorum buna ve bu yüzden intihar etmeyi savunuyorum kendimce.Fakat bunu da yapmayacağım belki hiç,bilmiyorum.Belki kendime sinirlenip kendimi kaybedersem denerim,başarılı olur muyum bilmiyorum.

Neden intihar etmemeliyim sorusuna gelince,yani neden intihar etmeyeyim ki?Sonuçta ölmeyecek miyiz?Beklemek niye?Ben önceden yapmak istiyorum bunu.Kim ne derse desin.Öleceğimi bildiğim halde yaşamam benim için saçmalıktan başka bir şey değil.Sonuçta öleceğim bir şey için neden bu kadar çile çekeyim,kendime eziyet edeyim?Hem de kendime sinirlendiğim,öfkelendiğim zaman artık intihar etmek istemesem bile intihar edebileceğim bir haldeyken.Kendimi çok kötü hissettim şimdi böyle diyince.Zaten ne zaman kötü hissetmedim ki?Bıktım artık bu saçmalıktan.Çevremdeki insanların inadına bu kadar intihara meyilli olmamaları ve onlardan bir şey öğrenmek durumunda olmam beni çok zorluyor.Aslında istemesem öğrenmem de bir şey,ama ne bileyim bir şey beni durduruyor.Hayatımı mahfetmek istemiyorum.Belki hayatımı mahfedersem intihar edemeyecek durumda olabilirim diye korkuyorum.

14 Mart 2015 Cumartesi

Men det tänkte jag ALDRIG så långt

Birşeyleri,hatta sadece birşeyleri,yani aynı şeyleri başka dillerde ifade etmeyi seviyorum.Aksanını,dil yapısını ve vulgar olup olmamasına göre sevdiğim dillerde ifade etmeyi seviyorum.Bana hala yaşadığımı hatırlatıyor,düşündüğümü hatırlatıyor.Sürekli aynı şeyi yapıyor olsam da.Sürekli aynı şeyi yapıyor oluşumu değiştiremem,belki şu anda farklı bir şey yapıp bunları yazıyor olabilirim,belki bu yazış olayı beni farklı farklı şeylere heveslendirebilir,fakat çoğunlukla kendimle beraber olduğum için hayatımın büyük çoğunluğunda aynı şeyi yapıyor olacağım.Fakat sanki aynı şeyleri yaptığımı farklı şekillerde ifade edince,çok kalabalık,çok HORDE hissediyorum kendimi.Sanki eye of storm savaşında savaşıyorum ya da Twin Peaks te savaşıyorum.Aynı anlamda şeyler ifade etsem de farklı şeyler söylüyorum,aynı şeyi düşünsem de farklı bir şekilde düşünüyorum bunu,farklı bir biçimde ifade ediyorum.Farklı.Anahtar kelime burda demek isterdim,ama olmaz,istemem.

Hayatımda sürekli birşeyleri ifade etmeye çalışıyorum artık,gözüme çarpan şey bu.Aynı olan tek şey.Belki laf üretiyorum sadece,ama içimden gelmiyor başka şeyler üretmek.Hem birşeyler üretsem bile bunu kendim için üretmeyecek miyim sanki?Yine kendim için.
Bazen neden bu kadar çok şey yazdığımı bilmiyorum.Ve bunları neden tutup da paylaştığımı..Çok garip geliyor bazı zamanlar.Bu yüzden tekrar siliyorum yazıları ve tekrar paylaşıyorum,böyle böyle bir sürü şey oluyor.Birşeyi niye paylaştığımı nasıl unutabilirim ki?Paylaşırken paylaşmamı mantıklı görüyorum,o an zevkli geliyor.Ama o an geçtikten sonra hiçbirşey anlamıyorum.Neden paylaşıyorum ulan bunları diye kızıyorum kendime.Oysa kötü birşey de yapmıyorum.Canım sadece paylaşmak istiyor sanırım o anda.Fakat şu anda paylaşmak istemiyorum.Ne yapsam bilmiyorum.

9 Mart 2015 Pazartesi

Matematiği yapmayı pek istemiyorum,hele üniversitedeki profesörün gösterdiği şekilde sanki çıldırırmış gibi yapmayı da hiç istemiyorum.Dersten geçmem önemli değil mi asıl önemli olan?Ben birşeyi pek istemeden de yapabilirim,yani en azından tek tek düşünerek yapabilirim,bunu matematiği sözel bir biçime indirgeyerek yapmayı düşünüyorum.Daha önce yapmıştım,nitekim başarılı olmuştu.Daha da başarılı olabilirim bence.

Ve ayrıca devletin sunduğu yurtta,devletin internet olanaklarından da rahatsızım fena halde.Çok fazla yasak var ve bunların en azından sebeplerini bilmek özgürlüğüne sahip olduğumu düşünüyorum.Mesela world of warcraft yasaklı,league of legends yasaklı.Bu tür oyunlara hep yasak getirilmiş.İnterneti epey sömürdüğünden mi yoksa sömürdüğünü düşünmelerinden mi yoksa sadece sırf öğrenciye yasak olsun yaşama hakkı tanınmasın gibisinden bir düşünceyle yapılmış bir hareket mi?İnterneti epey sömüren bir alt yapıları da yok aslında.World of warcraft ta sadece raid yaparken epey zorlayabilir interneti gibi,ama onun dışında zorlayan pek birşey yok gibi.Sonuçta,biz ayrıca buraya yaşamaya da gelmiyor muyuz?4 yıl hiç internetimiz olmayacak mı ya da olsa bile sadece mail okumakla filan mı uğraşacağız?En azından,yüksek hızlı bir internet bağlattırıp bunu parayla sunabilirler.Benim,öğrenci olarak tutup da yurttaki odama kablolu internet getirme şansım var mı?Tek başıma?Ya da şu andaki belli cep telefonu operatörlerinin sunduğu bazı internet cihazları var,fakat bunlarda hız yeterli değil.Ve limitli.Şöyle olsa mesela belli birtakım öğrenciler yurda kendi adlarına internet servis sağlayıcıya başvuru yapmalarını istese yüksek hızda internet bağlatılması için?Bu bizim en azından hakkımız olmalı yani,Türkiye'nin bir e-devlet sistemi bile var artık ve üstelik elektronik spor türü de gelişiyor gittikçe.Yani ne bileyim,ben bunu hakettiğimi düşünmüyorum.Belli bir standart olmalı,Avrupa ülkelerine özeniyorum.İnternet çok hızlı,bizde bu kadar hızlı olamaz fakat internet ne olursa olsun bir hak Avrupa'da.Bildiğim kadarıyla İsveç'te öyle.Bizde neden olmasın?
Eskiden bir büyüğüm kızlar beni ilkokulda not olarak geçtiğinde "vajinasıyla geçtiler seni bak gördün mü?" derdi.Bunu bana o büyüğüm söylediği için çok sinirlendim yani hala düşünürüm,sen de bir kadınsın.Nedir bu nefretin yani?Böyle mi teşvik ediyorsun çalışmaya?Hem tam ne demek istemiş o da muamma.Vajinası ona engel teşkil ettiği halde mi geçmiş yoksa vajinasını kullanarak mı geçmiş anlamadım.Yani ben mesela dersleri kafamı kullanarak geçmişim diyelim,o da kafa yerine vajinasıyla mı geçiyormuş?Vajinasıyla mı düşünüyormuş?Çok sinirlendim ya yine ne kadar geri kafalı insanlar var.Bunlar taa o zamandan beri bana hep bir intihara meyillilik aşılamıştır,o zamandan beri düşünürüm böyle şeyler.Devletin bana iyi bakacağını bilseydim polise şikayet edip ayrılırdım bu insanların arasından,fakat görüldüğü kadarıyla ezilirdim devletin bana sunduğu bilmem ne sosyal hizmetlerde,zaten 2 kelime zor çıkan bir insandım ağzımdan.Ama yine de o kadar kötü olduklarını sanmıyorum,mesela tinercilerle karşılaşma durumunda ne yapacağımı düşünürdüm hep.Tetikte olup bir köpekle karşılaşmış gibi öldüresiye saldırmayı bekleme durumunda olurdum herhalde diye düşünüyordum.Ama korkuyordum da.Güçsüzdüm.İçimden gelmiyordu böyle şeyler,sadece tehlikeli şeyler yapmaya kalkıştıklarında yapabilirdim.Ya da mesela wowdaki warriorlarda olduğu gibi rage yaptırmaları gerekirdi beni,vurup vurup.Fakat stamina ve can değerim çok düşüktü,fazla rage alamadan ölebilirdim.Sürekli hasta oluyordum.Dışarı çıkınca hasta oluyordum.Dışarı zaten pek çıkmıyordum.Gerçek annem babam bana bakmaya uygun değillerdi.O yüzden bu büyüğüm dediğim kişiler tarafından bakılıyordum.

Ama yine de güzel geçirdiğim zamanlarım oldu.Mesela bu dungeons and dragons türü edebi yazılar şeklinde ve hikaye şeklinde ilerleyen rpg oyunlar gibi,kağıtlar üzerinde yaptığım çeşitli oyunlar olurdu.O zamanlar bunlar mesela ticaretle ilgili şeylerdi.Sürekli büyümeyi amaçlayan ve büyüdükçe devlet desteğini arkasına alıp kredi vs alan küçük zanaatkarlar vardı bu oyunlarda.O zamanlarda İLLAKİ bir şekilde eğlenirdim.Başka çaresi yoktu.Çıkar yolu yoktu.Sonra kendime kartondan küçük bir defter kesmiştim,sayfalarını da yine a4 ten kesmiştim ona göre.Ona da yine oyun yazıyordum.Fakat kağıt küçük olduğu için zor oluyordu sonra vazgeçtim.Nedense gerçek hayatla ilgili birşeyler yazmıyordum çünkü ilgimi çekmiyordu,hiç.Kızlar ilgimi çekiyordu ama o kadar da değil,yani özellikle çok beğendiğim bir kız yoktu.Birçok kızın dış görünüşü hoşuma gidebiliyordu,bu tıpkı kedilerin ilk 6 aylarında insanları sadece ayaktan ibaret sanması,bundan dolayı da sadece ayaklarına bakması.Gözleri algılamıyorlar o kadar küçükken.Ahh,bir kedim olsun çok isterdim tekrardan.

Her neyse,kızların dış görünüşleri çok ilgimi çekebiliyordu.Özellikle pürüssüz boyunları,köprücük kemikleri ve biraz daha alta inince gerdan denen kısım.Yani tabi bu benim yaşımda olmayan bayanlar için geçerli,17-18 yaşlarındaki kızlar için.11-12 yaşındaki bir erkek de 17-18 yaşındaki kızlardan hoşlanabilir.Yüzleri çok daha hoştu,bakamıyordum yüzlerine.

Öyle işte.Öyle böyle bu yaşa kadar gelebildim.Bir keresinde tinerci sandığım iki kişiyle sohbet etmiştim biraz.Yürüdüğüm kaldırımın sol tarafında,bir ağacın üstünden küt diye inmişlerdi sanki beni görüp de inmişler gibi,kaldırımdan inip devam ettim.Sonra bağırdılar,ben hareketsiz kaldım.Kaçsam yakalayabilirlerdi.Hastaydım,güçsüzdüm.Birşeyler konuştum ama ne konuştuğumu hatırlamıyorum.Biri elimi neden diğer kolumda tuttuğumu sordu.Çok kaba gelmişti bana bunu sorması.Ama yine de iyi insanlara benziyorlardı,dış görünüşleri sırtlana benziyordu biraz ondan dolayı korkmuştum sadece.Korkmamam gerektiğini,normal hayatta da korkmamam gerektiğini söylemişlerdi galiba.Biraz daha alışmıştım,aslında böyle insanlarla sürekli haşır neşir olsam alışırdım yani.