//
21/12/2014'den edit:
Bu yazıyı sevmedim.Çok "vaiz" stilinde.O zamandaki halimi de sevmiyordum zaten.Ne oldu bana?
//
İnsan hayatı boyunca, önem verdiği değerleri verdiği önem ölçüsünde aynı zamanda onları en iyi duruma getirme isteği taşır, her ne kadar insanın kendisi bunu kabul etmese de bu gerçekten de böyledir. Sadece en iyiye gitme yöntemleri farklı olabilir, fakat yine de her zaman istediği en iyiye götürmektir bu değerleri. Yöntemler farklı olsa da bu böyledir.
Fakat sahip olunan tüm değerler, her zaman en iyiye ulaştırılamaz. Bazı değerler insanda sabit kalmalıdır.Yani insan, bu kadar değişken ve hep iyiye giden iyiyi arayan araştıran düzen içerisinde, birşeyleri sabit bırakmalıdır. Bu sabit değerler diğerlerini dengeler, ve böylece insan boşluğa düşmemiş olur. En azından birşeylerin sabit olduğuna inanmak zorundadır. Bir felsefecimiz bu konuda "Değişmeyen şey, değişimin kendisidir" demiştir, çok da doğru söylemiştir nitekim. Fakat insanlar, kendileri için yanlış sabit değerler seçiyorlar(merkezinde sevgi teması oluyor genellikle)mesela bunlar bir takım insan figürleri(anne,baba, aile, sevgili) bazen düşünceler(ev,araba,iş) veyahut da din.Fakat, din bile insandan daha iyisini ve diğer kullarla rekabet etmemizi beklerken,biz nasıl bunları sabit değer olarak alabiliriz? Ev, araba, iş durumları zaten belli. İnsan bunlarda her zaman en iyisini istemiştir. Peki insanı olduğu gibi kabul eden bir değer yok mudur? Aşkta bile iki kişi birbirinden daha iyisini beklemektedir. Peki insan nereye sarılmalıdır?
Ailemize bakıyoruz. Eğer bir insan yetim doğduysa o zaman onun bitmiş olması, intihar etmesi gerekir. O zaman, aileyi nasıl değerler arasına katabiliriz? Hadi diyelim aile sabit bir merkez olsun. Bir yetim çocuğu oldukça hırslıdır, bunun sebebi de ailesinden sabit ve salt sevgi görmediğinden(sevgi, insandaki en sabit duygudur, ama bence değildir, bunu da açıklayacağım) hep bir sevgi arayışı, sevgiden ziyade, sevginin kaynağında olan bir şeyi ararlar.Bu yüzden attığı her adımda, yaptığı her işte, bu eksikliği ortadan kaldırmak gelir içinden. Önüne verilen her işe sımsıkı sarılır, onu en iyisiyle yapmayı bir amaç haline getirir. Fakat öyle bir hırstır ki, diğer insanların en az 5 katı. Bu nedenle genelde başarılı olurlar, olamayanlar ise; ölürler. Gerçek anlamda ölürler. İhtiyaçlarını temin edebilecek duruma gelememişlerdir, tüm umutları oraya bağlanmıştır, ama orda bile başaramamıştır. Artık zihni ve inancı ölmüştür. Adeta bir intihar komandosu gibi.
Gerçekten aile sevgisi gören, normal yaşayan insanlar ise, gerçekten daha rahattır. Hayatlarındaki sabit noktaları, sevgidir. Bunu da en iyi şekilde karşılamışlardır. Fakat pek fazla düşünmemişlerdir hayat hakkında, o yüzden rahattırlar. Ne verirsen önüne, yerler, yiyemezlerse başka yemek isterler.O da olmazsa başka. Nasıl olsa bir sevenleri var, onlar için her şeyi yaparlar.
Peki bunların arasında kalanlar ne olacak? Hayatındaki aile ihtiyacını yarım yamalak karşılamış insanlar? (DEVAMI GELECEK)
Edit(29.08.2015): Yine baktım ve yine kötüydü. Ne anlatmaya veya ne kanıtlamaya çalışıyor olduğumu anlayamadım. Kuyruk acısı olmuş olabilir bende.